bugün
- dinlerin yalan olması9
- sarapci koala75
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı14
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz6
- ilkay gündoğan5
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası6
- muslettin amca3
- anayasa değişikliği2
- acı kıyaslamak5
- dudağın içinde çıkan beyaz yaralar5
- dinsizlik modası3
- nervio5
- soğan yiyen kız6
- motor yağı6
- pazar akşamları2
- zengin olsanız ne yaparsınız3
- 30 ağustos zafer bayramı17
- incil vahiy9
- tüm gün sözlükte ırkçılık yapan yazarlar3
- üç nokta yerine dört nokta kullanan insan4
- pekmez bey birader dönsün kampanyası2
- türklerin türkiye de asimile olması8
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı9
- çanta6
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı29
- üç harflilerin size gösterdiği vizyonlar6
- chp değişecek mi3
- tai lung44
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- ismet gurbuz 2024 mübarek bir zattır3
- nervio hamferdi11
- seri eksiciyi tenhada yakalamak2
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- seri eksici ezik3
- rafael leao34
- erecto bay birader bey yazar2
- kötüyü beteriyle aklama çabası2
- trt türkü2
- 0 0 713
- galatasaray11
- anın görüntüsü20
- bira ve nirvana2
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- israil'in ateşkese rağmen lübnan'ı vurması2
- almanya6
- diamond bey birader elmas beydir4
- eksilemeyi hobi haline getirmek4
- seda sayan'ın olduğu eğitim platformu reklamı2
- winsley boteli3
bilge karasu'nun metis yayınlarından çıkartılan okunması gereken güzel bir kitabıdır.
"Nar kentinde bir incir buldum. Narı da inciri de, övmek isterim. Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine... Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. Bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırtı duyduğum olurdu ayağımın altında. Ne kadar dağılmışsa nar taneleri, o kadar iyiydi. Topladıktan sonra söylerdim anneme, sevinsin diye." *
(bkz: Bilge Karasu)
"Nar kentinde bir incir buldum. Narı da inciri de, övmek isterim. Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine... Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. Bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırtı duyduğum olurdu ayağımın altında. Ne kadar dağılmışsa nar taneleri, o kadar iyiydi. Topladıktan sonra söylerdim anneme, sevinsin diye." *
(bkz: Bilge Karasu)
insanlar kitabı bölümünden
Gide Döne, çok girip çıktık bu ulu kapıdan... Öyle demiştik bir zamanlar. Ulu kapının taşları çözülmeğe başlar gibiydi, bu kapıdan bir daha geçmemeği de geçirmişiz usumuzdan o sıra. Taşları başımıza düşer diye değil, uzun sürebilecek bir can çekişmenin vereceği acıdan kaçmak istediğimiz için... Ölümün yaklaştığını seziyorduk.
Oysa, sevdiklerimizin can çekişmesini sonuna dek yaşamamız, onlarla birlikte ölmeği yaşamamız gerektiğini sonraları öğrenecek, iyice anlayacaktık.
Her tümce yaşamla biter.
Gide Döne, çok girip çıktık bu ulu kapıdan... Öyle demiştik bir zamanlar. Ulu kapının taşları çözülmeğe başlar gibiydi, bu kapıdan bir daha geçmemeği de geçirmişiz usumuzdan o sıra. Taşları başımıza düşer diye değil, uzun sürebilecek bir can çekişmenin vereceği acıdan kaçmak istediğimiz için... Ölümün yaklaştığını seziyorduk.
Oysa, sevdiklerimizin can çekişmesini sonuna dek yaşamamız, onlarla birlikte ölmeği yaşamamız gerektiğini sonraları öğrenecek, iyice anlayacaktık.
Her tümce yaşamla biter.
--spoiler--
Seni, lavanta kokulu bir sabunda; bir kavun diliminde, açık, uçuk gümüş rengi bir çorapta; bir yasemin dalında; adını bilmediğim, bilmemekten utanç duyduğum halde öğrenmek istemediğim sabun kokulu, el büyüklüğünde, fildişi rengi bir çiçeğin açışında; yıkık kemerlerde uyuklayan kedilerde; gecenin soğumuş kumunu döven, patlayan dalgaların sesinde; günün ilk ağartısında karanlık saatler boyunca dağıtıp durduğun yatağında sabahın serinliği çıplaklığına işlemeğe başlarken uyanmaksızın, omuzlarına doğru çektiğin, örtündüğün bir çarşafın ılık, ak mutluluğunda bulacağım; dirim içimden çekilesiye Kokularım, seslerim, görüntülerim, anılarımsın sen benim. Dokunduğum, okşadığım, en gizli tadını tattığımsın. Kahvaltının üçüncü çayı bittiğinde Uyanamadın mı daha? dediğim zaman Ne gereği var? diyen ilk insansın bana.
--spoiler--
Seni, lavanta kokulu bir sabunda; bir kavun diliminde, açık, uçuk gümüş rengi bir çorapta; bir yasemin dalında; adını bilmediğim, bilmemekten utanç duyduğum halde öğrenmek istemediğim sabun kokulu, el büyüklüğünde, fildişi rengi bir çiçeğin açışında; yıkık kemerlerde uyuklayan kedilerde; gecenin soğumuş kumunu döven, patlayan dalgaların sesinde; günün ilk ağartısında karanlık saatler boyunca dağıtıp durduğun yatağında sabahın serinliği çıplaklığına işlemeğe başlarken uyanmaksızın, omuzlarına doğru çektiğin, örtündüğün bir çarşafın ılık, ak mutluluğunda bulacağım; dirim içimden çekilesiye Kokularım, seslerim, görüntülerim, anılarımsın sen benim. Dokunduğum, okşadığım, en gizli tadını tattığımsın. Kahvaltının üçüncü çayı bittiğinde Uyanamadın mı daha? dediğim zaman Ne gereği var? diyen ilk insansın bana.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar