bugün
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil9
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak13
- sözlük kürdü54
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- arkadaş edinme yolları4
- kurban kesip halloween'a laf etmek3
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti4
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler29
- ismail kartal25
- cadılar bayramı kutlayan kız7
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması2
- badoo4
- hayata dair iç burkan detaylar3
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi7
- türklerin ırkçı olması8
- annenin ölmesi5
- happn5
- osman pamukoğlu14
- ali koç2
- durkheimın intihar teorisi3
- askerlik anıları5
- millette manyak para var5
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- ebru eroğlu2
- boğaziçi üniversitesi5
- sözlükteki çiftçi yazarlar8
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı6
- sonbahar pikniği2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- ileri dönüşüm4
- kartoncu abi ırkçı mı3
- içtim şarabı siktim arabı2
- cam açık uyumak3
- nick'i üç harfl olan yazar muamması2
- bir şey söyle2
- tek adam rejimi3
- kahve2
- nar suyu2
- geri dönüşüm4
- iş görüşmesi2
- seni nerden gördüm nerden sevdim2
- simko323
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- bira kadın içeceğidir2
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- etnik köken20
- apart otelde arap şeyhleri vardı2
Sözlü geleneğe göre adını bir amazon olan Myrina'dan alan kent, Batı Anadolu'da, Çandarlı körfezinin en son koyunda, doğa ile iç içe yaşayan bir antik kenttir. izmir - Çanakkale karayolu üzerinde Aliağa'dan sonra Güzelhisar (pythikos) çayı üzerindeki köprü geçildikten sonra deniz yönüne dönüldüğünde küçük bir tepenin yamacındadır. Efsaneye göre amazon ordularının başındaki Myrina, pek çok zafer kazandıktan sonra, kendi ismini verdiği kentin yanı sıra Kyme, Pitane ve Gryneio'a da yardımcılarının isimleri ile yaşamalarını sağlamıştır.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
tarihçiler tarafından sadece bir efsane olarak kabul edilen libya, yani dönemin kuzey afrika'sının amazon kraliçesi. anlatılana göre 30 bin amazon savaşçısı vardı ve ege kıyılarına kadar olan bölgelerde savaştı.
efsaneye göre bu kadınlar rastgele erkeklerle cinsel ilişkiye sadece çiftleşme amaçlı giriyorlardı. ayrıca bekaretlerini kaybetme hakkı kazanabilmek için savaşta en az bir erkek öldürmeleri gerekiyormuş.
(bkz: mor çatı)
efsaneye göre bu kadınlar rastgele erkeklerle cinsel ilişkiye sadece çiftleşme amaçlı giriyorlardı. ayrıca bekaretlerini kaybetme hakkı kazanabilmek için savaşta en az bir erkek öldürmeleri gerekiyormuş.
(bkz: mor çatı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar