bugün
- kanadalı ünlüler6
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak3
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- beni kaybettin diyen erkek14
- felsefe mezunu öğretmen olmak3
- tecrübe edilen en korkunç şey6
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması4
- ekşiye gidiyorum ben10
- mazotun litresi 101 lira35
- arkadaşlar bir şey danışacağım10
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- iç sıkıntısı5
- sadece filistin'i önemsemek15
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz16
- sevilen hitap şekilleri3
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı12
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
- kahve falı bakabilen muhteşem fevkalade yazarlar8
- sevgiliyi kediye onaylatmak7
- gocu38
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- mia khalifa denince akla gelen ilk şey3
- bir erkeğin wp aile grubuna alınma kriterleri6
- iblis'in sesini duymak11
- witcher 32
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa7
- 28 bine çalışmak8
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları34
- güne almanca bir cümle bırak3
- gecenin korkunç yaratıkları3
- kürdü sevin10
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- israil11
- hangi şehrin erkeği meşhurdur5
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- g i l d e d l i l y27
- anın görüntüsü24
- yaşlılığı kabullenemeyen insan10
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı7
- kadikoy psikolog4
- beşiktaş'ın marsilya'yı gol manyağı yapması5
- arkadaşlar bakar mısınız16
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek5
- aslan burcu3
- yazarların fobileri20
Sözlü geleneğe göre adını bir amazon olan Myrina'dan alan kent, Batı Anadolu'da, Çandarlı körfezinin en son koyunda, doğa ile iç içe yaşayan bir antik kenttir. izmir - Çanakkale karayolu üzerinde Aliağa'dan sonra Güzelhisar (pythikos) çayı üzerindeki köprü geçildikten sonra deniz yönüne dönüldüğünde küçük bir tepenin yamacındadır. Efsaneye göre amazon ordularının başındaki Myrina, pek çok zafer kazandıktan sonra, kendi ismini verdiği kentin yanı sıra Kyme, Pitane ve Gryneio'a da yardımcılarının isimleri ile yaşamalarını sağlamıştır.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
tarihçiler tarafından sadece bir efsane olarak kabul edilen libya, yani dönemin kuzey afrika'sının amazon kraliçesi. anlatılana göre 30 bin amazon savaşçısı vardı ve ege kıyılarına kadar olan bölgelerde savaştı.
efsaneye göre bu kadınlar rastgele erkeklerle cinsel ilişkiye sadece çiftleşme amaçlı giriyorlardı. ayrıca bekaretlerini kaybetme hakkı kazanabilmek için savaşta en az bir erkek öldürmeleri gerekiyormuş.
(bkz: mor çatı)
efsaneye göre bu kadınlar rastgele erkeklerle cinsel ilişkiye sadece çiftleşme amaçlı giriyorlardı. ayrıca bekaretlerini kaybetme hakkı kazanabilmek için savaşta en az bir erkek öldürmeleri gerekiyormuş.
(bkz: mor çatı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar