bugün
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak5
- kızlar naber5
- askeri ücretle evlenebilir mi11
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek10
- yağmurcu neden akpli3
- smallville'deki konuk oyuncular6
- arıların biraz mallaşmış olması4
- isana3
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- erdal beşikçioğlu13
- taşaklardan birinin kayıp olması9
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- en son gelen mesaj2
- komşuya kahveye gitmek2
- ateizm2
- galatasaray10
- iş hayatı4
- ali vefa10
- bacanak2
- yazıp yazıp silmek2
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- en tehlikeli insan tipleri3
- bir şeyler söyle5
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- doruklara sevdalanmak2
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- en boktan on yıl7
- çaya şeker atan erkek5
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- dönmek istenilen yıl2
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- yunanistan29
- menemen9
- hırvatistan14
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- kalem4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
Sözlü geleneğe göre adını bir amazon olan Myrina'dan alan kent, Batı Anadolu'da, Çandarlı körfezinin en son koyunda, doğa ile iç içe yaşayan bir antik kenttir. izmir - Çanakkale karayolu üzerinde Aliağa'dan sonra Güzelhisar (pythikos) çayı üzerindeki köprü geçildikten sonra deniz yönüne dönüldüğünde küçük bir tepenin yamacındadır. Efsaneye göre amazon ordularının başındaki Myrina, pek çok zafer kazandıktan sonra, kendi ismini verdiği kentin yanı sıra Kyme, Pitane ve Gryneio'a da yardımcılarının isimleri ile yaşamalarını sağlamıştır.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
tarihçiler tarafından sadece bir efsane olarak kabul edilen libya, yani dönemin kuzey afrika'sının amazon kraliçesi. anlatılana göre 30 bin amazon savaşçısı vardı ve ege kıyılarına kadar olan bölgelerde savaştı.
efsaneye göre bu kadınlar rastgele erkeklerle cinsel ilişkiye sadece çiftleşme amaçlı giriyorlardı. ayrıca bekaretlerini kaybetme hakkı kazanabilmek için savaşta en az bir erkek öldürmeleri gerekiyormuş.
(bkz: mor çatı)
efsaneye göre bu kadınlar rastgele erkeklerle cinsel ilişkiye sadece çiftleşme amaçlı giriyorlardı. ayrıca bekaretlerini kaybetme hakkı kazanabilmek için savaşta en az bir erkek öldürmeleri gerekiyormuş.
(bkz: mor çatı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar