bugün
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak12
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- sözlük kürdü54
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler28
- türklerin ırkçı olması8
- happn4
- ismail kartal23
- askerlik anıları5
- tek adam rejimi3
- cadılar bayramı kutlayan kız5
- osman pamukoğlu14
- 30 liraya satılan tavuk döner4
- sözlükteki çiftçi yazarlar8
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi6
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- bira kadın içeceğidir2
- kartoncu abi ırkçı mı2
- annenin ölmesi4
- apart otelde arap şeyhleri vardı2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- taha duymaz2
- ukab2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı5
- tbt2
- sürdürülebilirlik2
- dağa çıkıp barış istiyoruz demek4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- simko323
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak6
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- sözlük türk ü2
- etnik köken20
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil2
- ileri dönüşüm3
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- hastası olunan sözler3
- ananınkiii diyen karı3
- aykolik nerede4
- rahiple ciddi ciddi konuşan yavıdi3
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- boğaziçi üniversitesi4
- ırkçılık yapmayın12
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak4
- akp den savcı sayan'a uyarı4
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- sefardi mi mizrahi yemekleri mi3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda2
Sözlü geleneğe göre adını bir amazon olan Myrina'dan alan kent, Batı Anadolu'da, Çandarlı körfezinin en son koyunda, doğa ile iç içe yaşayan bir antik kenttir. izmir - Çanakkale karayolu üzerinde Aliağa'dan sonra Güzelhisar (pythikos) çayı üzerindeki köprü geçildikten sonra deniz yönüne dönüldüğünde küçük bir tepenin yamacındadır. Efsaneye göre amazon ordularının başındaki Myrina, pek çok zafer kazandıktan sonra, kendi ismini verdiği kentin yanı sıra Kyme, Pitane ve Gryneio'a da yardımcılarının isimleri ile yaşamalarını sağlamıştır.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
Herodot ve onu izleyen antik çağ tarihçileri buradaki bir Hellen yerleşmesi üzerinde nedense pek durmamışlardır. Bununla beraber kentin i.ö. 1000 yıllarında kuzey Yunanistan'dan gelen topluluklarca kurulmuş olacağı da düşünülmelidir. Myrina, ilk kez Delos birliği'ne talent ödemesiyle ismini tarihte duyurmuştur. ne var ki, Lemnos (Limni) adasındaki aynı ismi taşıyan bir başka kent ile isminin karışmış olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Myrina i.ö. 560'dan sonraki yıllarda Lydia Kralı Kroisos'un egemenliğini tanımış, i.Ö. 454-425'de Atina konfederasyonu içerisinde ismi geçmiştir. Anadolu'nun Pers istilasına uğradığı yıllarda, i.Ö. 475 de Xerkes bu kenti Gongylos'a vermiştir. Myrina i.Ö. 334' de bütün Aiol devletleri gibi Büyük iskender'in egemenliğini kabul etmek zorunda kalmış, onun ölümünden sonra M.Ö. 188'de Bergama Krallığı'na katılmıştır. III.Attalos'un ölümü ve onun vasiyeti uyarınca da bütün Bergama topraklarıyla birlikte Roma yönetiminin As ya eyaleti içerisinde kalmıştır. M.S. 17'de diğer Aiol kentleriyle birlikte büyük bir deprem felaketine uğramış ve imparator Tiberius'un yardımlarıyla yeniden kurulurken yeni yapılarla değişik bir görünüm kazanmıştır. Bundan ötürü bir ara Myrina'ya imparatorun kenti anlamında "Sebastopolis" denmişse de bu durum çok kısa sürmüştür. i.S,. 106'da Myrine ikinci bir depremle harap olmuş,yeniden onarılmış,ancak hıristiyanlığın yayılmasıyla önemini yitirmiş ve ortadan kalkmıştır.
Myrina'nın toprak üstü kalıntılarının büyük çoğunluğu yüzyıllar boyunca yakınındaki diğer kentlerin yapımında kullanılmış ve şehir bütünüyle yok edilmiştir. Bu yüzden de günümüze liman taşları dışında kentin mimari parçaları pek gelememiştir. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık keramik parçaları ve terrakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu araştırmacıların dikkatini buraya çekmeye neden olmuştur. Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır.
M.E. Baltezzi isimli bir araştırmacı 1874'de yaptığı sondajlarda beş bine yakın mezarı ortaya çıkarmıştır. Bunu masklar,figürinler ve özellikle dansöz heykelcikleri izlemiştir. Myrina,tarihinin her döneminde soyguna uğramış,talihsiz bir kent olma özelliğini her zaman korumuştur. Günümüzde Myrina'dan çıkarılmış toprak heykelciklerin oluşturduğu koleksiyonlar British Museum başta olmak üzere dünyanın pek çok müzesinde,özel koleksiyonlarda görülmektedir.
Myrina kentinin bir zamanlar yaşadığı tepelere yayılmış, çanak çömlek parçaları, figürinler, mimari frizler, lahit kapakları kentin zengin düzeydeki kültürünü kanıtlamaktadır.
Fransız arkeologları E.Pottier ile A.J.Reinach yalnızca nekropolde kazı yapmışlardır. Son yıllarda burada çalışan Doç. Dr.Vedat idil ve Prof.S.Lagona'nın yapmış oldukları kazılarda çıkan terrakotalar istanbul Arkeoloji Müzesi ile Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir.
Myrina'daki yerleşme Birki (Beriki) ve Öteki tepe ile onların yamaçlarında olmuştur. Kentin nekropolü Birki tepenin kuzey eteğinden kuzeye doğru yayılmıştır. Özellikle Güzelhisar Çayı'nın, antik Titnaios veya Pythikos'un ağzındaki yerleşim ve mezarlık alanı sürekli ekilip biçildiğinden antik kalıntılara ulaşabilmek çok zordur. Bununla beraber Myrina akropolünün 750 m. kuzeydoğusundaki tepede,kayalıkta tonozlu bir oda mezar bulunmuştur. Çevredeki tepelerde de bunun dışında kaya mezar odalarına rastlanmaktadır. Taşa oyulmuş bu mezarların yanı sıra ilk çağ ve Bizans sur parçalarının yanında kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri de kendisini belli etmektedir.
Myrina'nın yakınındaki (Apollon Mabedi ile ünlü) Gryneion kentinin de buraya bağlı olduğu sanılmaktadır.
i.s 17 ve 106 yıllarındaki depremlerden zarar gördüğü bilinen Güzelhisar Çayı'Nın ağzına konumlanmış kentin surları ve iskelesi kısmen günümüze ulaşabilmiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar