bugün

/141
90. bölümünde yaklaşık 2 dakikalık kuran-ı kerim okutma sahnesiyle beni dine getirmeyi başarmış dizidir. zaten hürrem ve diğer teşhirci harem üyelerinin meme çatallarının patchwork gibi kumaşlarla kapatılmasıyla "allahım ben meğer diziyi hiç izleyememişim çatala bakmaktan" dedirtip dünyevi memelerden uzaklaşmama vesile olmuştu önceleri. şakalar komiklikler bir yana; olm hanımla bira çekirdek eşliğinde izliyorduk diziyi. çat diye kuran okunmaya başlandı. ne biliyim bi oturuşumu düzeltmeye, birayı yavaşça aldığım yere koymaya kalkıştım gayri ihtiyari. hiç bir dine sevgi beslemeyen halimle beni utandırdılar lan. bunlar inşallah maşallah falan değil bizzat allah'ın kelamı değil mi? böyle paldır küldür okutulması bizzat dininize saygısızlık değil miydi? öyleydi sanki.
bali bey ile ilgili okuduğum hikayelere göre, genelde akıncılar sınır bölgelerinde devriye halinde imiş ve at üzerinde günleri geçermiş o sebeple bali bey karakterine sempati ile baktığım dizi.

hayır her ne kadar bali bey karakteri pek kitaplarda anlatıldığı gibi olmasa da bu karakter için izlenir.

tanım: bazı hataları olsa da iyi bir dönem dizisi. olsun arkadaş diziler kurgu ile harman oluyor zaten.
elveda rumeli dizisindeki eşkiya dimitri'nin şu'an rumeli beylerbeyini canlandırdığı dizidir.
hala izleyebilen insan evladı varsa alıkoyulup göz çukuru lobotomisi yapılması gereklidir.
bölum 90 ve 91 uzerine....

--spoiler--
the rise of the ağa's 1
the revolt of the paşa's 1
the sorrow of mustafa
--spoiler--
mematinin de diziye mimar sinan olarak girmesiyle iyice çığırından çıkan yüzyıldır.
sultan suleyman'dan gelsin.

--spoiler--
haremi sen idare ediyorsun her şey senin elinde buna rağmen hadiseler eksik olmuyor hurrem.
--spoiler--
Önce pargalıyı kaybettik şimdi de mustafanın kaybedicez ne var sanki tarih tekerrür etmese.
kurgusal olarak önceki bölümlere göre daha sağlam giden dizi. bu hafta özellikle izlenmeli diye düşünüyorum. süleyman mustafa'yı isyankar biri olarak yargılayacak.
gelen malumat diyo, giden malumat diyo bu dizide. ne malumatmış arkadaş.
mehmet özgür köksel , lütfi paşa performansıyla dikkat çekmektedir.
zinhar,inşallah afiyette olmak, destur, malumat, haşa, sultanım kelimeleriyle bunaltan dizi. son 1 aydır senaryo ayrıntılarında, dialoglarda ve dizinin işlenişinde ciddi bir düşüş var. kadın dialogları ve oyunculuk abartıları adamın beynini yoruyor. bir de şu yabancı papaz, vatikan, roma ve haçlı dünyası dialoglarında dublaj kullanmayın kardeşim ya, ya da gerçekten italyanca konuşturup altyazı verin bu ne saçmalık. tuhaf bir aksan ne dili olduğu belli değil.
izleyici kitlesi 250 milyona ulaşmış en son italya satın almış, der medya.
ozan güven'in söylediğine göre bu sezon sonunda bitecek diziymiş.
+ bir malumatım yok sultanım.
+ zinhar kabul edilemez.
+ zira bu gidişe bir dur demek gerekir.

cümlelerinin aşırı derece kullanıldığı dizi.
hele şu zinhar kelimesinden gına geldi.
ozan güven'in ne kadar boş boğazlı olduğunu göstermiş dizidir.
iyice saçmalamaya başladı artık.bitmeye de niyeti yok gibi. sürekli yeni kişiler ortaya çıkıyor.
izleyenler için allahtan akıl fikir ve bol sabır dilediğim yersiz yerli dizi. dizi de iki kelime geçiyorsa birisi "hünkarım" , diğeri " sultanım". dizinin oyuncu kadrosunda olmayıp ta bu diziyi takip edenleri akıl ve mantığa davet ediyorum.
dizide rüstem paşa diyarbakır beylerbeyi olduğu halde bir türlü diyarbakır'a uğrayamamıştır.
görsel
şu haremi kim yönetiyorsa yönetsin de bitirin şu diziyi amk. şampiyonlar ligi maçları için 10 lira bayılıyoruz sağa sola, bize de yazık.
hızır hayrettin paşa olması lazım andrea doria' ile deniz savaşı yapacak ama rüzgar ters yönden esiyor, paşa iki sakalını sıvazlıyor ve aklına bir fikir geliyor; gemiden suya kuran ayetleri yazılı kağıtlar atıyor ve allahın izniyle rüzgar üç saniye içinde dönüyor gökyüzünü bile göstermiyor kameralar ama düşman donanması yeniliyor.

böyle bir dizi işte osmanlının en büyük deniz savaşı toplamda beş saniye sürüyor sonra yine hürrem'in götüne dönüyoruz. tuhaf.
sadece bir dizidir. ne iki saatte tarihin sadece iki saatini anlatır, ne de her şeyi olduğu gibi anlatır. nitekim tarih dizisi değil, tarihten ilham alınarak kurgulanan hürrem ve süleyman dizisidir. ya izleyeceksin, ya beğenmeyip izlemeyeceksin ki iki seçenek de saygıdeğerdir. üzerine tarih yorumu yapmak ise oldukça gereksizdir. zira bir deniz zaferi de yazılıp duaların denize atılınca rüzgarın dinip de kazanılan böyle büyük bir sefer olmadığı da aşikar. ama oturup yorumlamaya hiç gerek yok, dizi işte. geçen günkü arka sokaklar dizisinde ameliyata alınan polisin ameliyatında hiç solunum cihazına bağlanmamış olması gibi bir şey yani.
Hürrem'in kanuni'ye yazdığı 4-5 satırlık mektubu Kanuni'nin yarım saat okuya okuya bitiremediği dizidir.
Hatice'nin son bölümde astral seyahat yaptığı dizidir.
Bir de koskoca Preveze'yi denize ayetler atıp,rüzgar durması netcesinde kazandığımızı gözler önüne sermişir.
Tamam nihayetinde çıtır çerezdir,eğlenceliktir,diziden tarih öğrenilmez..
Ama madem bütçen yok Preveze'yi çekecek,o zaman en kolayından 'zafer kazanılmıştır' diye bir mektup okut olsun bitsin.
© copyright 2005 - 2026