bugün
- queen feristah15
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- ölümden korkuyor musunuz11
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- hafızayı sildirmek6
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- sözlükten korkmak5
- işiniz gücünüz yok mu11
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
- bir bela geliyor29
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- bir kadından hoşlanmak2
- gocu43
- zalbert ramstein4
- fusya semsiyeli yabanci20
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- ben basit bir insanım2
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- nervio12
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- uludağ itiraf15
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- uludağ sözlük evreni8
- seninleyken kendim olabiliyorum2
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- apo'nun villası11
- kendin hakkında bir entry bırak9
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- duştan yeni çıkmış six packli erkek3
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- 195 kaslı pilot14
- erkekler neden evlenmek ister15
- pandela2
- gece dinlenen podcast te anırarak gülen adamlar3
- 7 aydır konuşulan kızın true çıkması3
- willem dafoe3
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- heyt bea gocu mu5
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- hasan atilla uğur14
*grekçe, misos (nefret) ve gyny-aiko (kadın) kelimelerinden türemiş, ingilizce, "kadın düşmanlığı" anlamına gelen terim. kadından nefretle ilgili en eski edebiyat belgesi m.ö. 7 yy. dan kalmadır. yunan yazarı amargoslu simonides, "kadınlara değin şiir"de kadınların erkekler gibi tanrıların soyundan gelmediklerinden bir işe yaramadıklarını ileri sürer.* * * * *
Y kromozomunun X kromozomundan nefret etmesi olayıdır. Ancak şu maço dominant olmaya çalışan Y kromozomu her zaman X kromozumuna muhtaç sefil bir durumdadır. Yani erkek memeli neslinin devamını sağlamak için o nefret ettiği dişi memelinin varlığına ihtiyaç duyar ki neticede misojini filan hikaye gazel kalır. Ha varsa ben üremeyeceğim , üremeyi engelleyeceğim diyenler o zaman düz duvara tırmanarak gerekli muhtevayı boşaltabilir ve rahatlayabilir. Zira gen geleceği düşünüp plan yapmaz ve insan bilincinin kontrolüyle hareket etmez. Durum kısaca erkek ve dişi arasında değil, farklı eşey hücreleri arasındaki genetik çatışmadan kaynaklanır. Ancak mikro-biyolojik platformda bu evrimsel çatışmanın sosyo-kültürel insan memelisinin ilişkilerini etkileyecek şekilde kodlanması insan zekasının acizliğinden öte bir anlam ifade etmemektedir.
Kadınları bir yaratıkmış gibi görürler, genellikle tramvatik olaylar sonucunda oluşur. Kadınlardan nefret etmenin sonucunda artık iğrenme, tiksinme gibi durumlar bile vardır.
kadından nefret eden insanlara verilen isim. Bir diğeri (bkz: misandri)
insan, şu kadın kollektiflerindeki sünger beyinli feminazileri görünce ister istemez buraya doğru meyil ediyor ama bu da doğru değildir. lütfen. kadın erkek bir olalım, diri olalım, güçlü olalım.
Gördüğü yerde öldürüyo mu napıo.
sosyal mecralar üzerinden anlatacak olursak; kendi ayakları üzerinde duran, üreten, konuşan veya sadece internette aktif olarak var olan kadınlara karşı duyulan önlenemez kuyruk acısıdır.
karşılarında kendilerinden bağımsız bir kadın figürü gördüklerinde, içlerindeki o narsisistik yaralanma ateşlenir. kadını kendi seviyelerine çekemedikleri veya onunla eşit şartlarda rekabet etmeyi beceremedikleri için başvurdukları tek bir ilkel yol kalır: o da kadını cinsel bir nesneye indirgeyerek, aklınca itibarsızlaştırmaya çalışmaktır.
bu durum derinlerde bastırılmış bir cinsel açlığın, inanılmaz ağır bir aşağılık kompleksinin ve kadının geniş alandaki varlığına tahammül edemeyen ilkel bir nefretin dışa vurumudur diyebiliriz. ewed.
karşılarında kendilerinden bağımsız bir kadın figürü gördüklerinde, içlerindeki o narsisistik yaralanma ateşlenir. kadını kendi seviyelerine çekemedikleri veya onunla eşit şartlarda rekabet etmeyi beceremedikleri için başvurdukları tek bir ilkel yol kalır: o da kadını cinsel bir nesneye indirgeyerek, aklınca itibarsızlaştırmaya çalışmaktır.
bu durum derinlerde bastırılmış bir cinsel açlığın, inanılmaz ağır bir aşağılık kompleksinin ve kadının geniş alandaki varlığına tahammül edemeyen ilkel bir nefretin dışa vurumudur diyebiliriz. ewed.
bir erkek olarak söylüyorum: kadın düşmanlığının erkeklikle değil, acizlikle ilgisi var.
neden böyle bir illet olmuş mizojini? şartlar mı onu bu hâle getirmiş, yoksa oldum olası böyle çekilmez bir musibet miydi? bilmiyorum. fakat şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki benim de mizojini hakkında söyleyeceğim birkaç şey var.
her şey bundan birkaç ay önce başlamıştı. soğuk bir mart gecesinde, kahvemi içip pencereden karanlığa bakarken bir entry gördüm. “kadınlar şöyle bok, böyle bok” diye başlayan klasik mizojini marşlarından biriydi. entry’yi okuduktan sonra zihnimde değerlendirmeye aldım; elimden geldiğince çözümlemeye çalıştım.
büyük üstatlar bile bu konuda sayfalar döşemişti. schopenhauer’ın kadınlar hakkında yazdıkları ve komşusu caroline marquet’ye karşı giriştiği o rezil hadise, insanın zehir gibi bir zekâya sahip olup yine de bazı konularda düpedüz götelek olabileceğini az çok gösteriyordu.
bakın, ben o entry’yi okuyana kadar mizojinin feodal ve baskıcı dönemlerden kalma bir tortu olduğunu sanıyordum. hayatta istediği hiçbir şey olmamış, sürekli ezilmiş ve bunun öfkesini kadınlara yöneltmiş erkeklerin isyanıydı benim gözümde. nereden bilebilirdim ki mizojini aynı zamanda yalancı bir düzenbaz, kendi başarısızlığını kadınlara fatura eden patates kafalıların da sığınağıymış? bu illet yalnızca sefaletin içinden çıkmamıştı. şaşanın ve ihtişamın göbeğine doğmuş, bir dediği iki edilmemiş, el bebek gül bebek büyütülmüş yavşakların elinde de gayet güzel şekillenmişti. eserlerindeki ve sözlerindeki o büyük nefretin altında da çoğu zaman entelektüel bir derinlik değil, dümdüz bir “götünü yiyeyim” hesabı yatıyordu.
bilmiyordum.
bir de yetmezmiş gibi x’te, reddit’te, sözlük’te dolaşıp “kırmızı hapı” yutmuş; “bütün kadınlar böyledir” diye klavyenin arkasından kahraman kesiliyorsun. hayırdır birader? kadınlar sana topluca ne yaptı? doğum gününe gelmeyip pastanı mı yediler? yoksa ilk sevgilin seni terk edip “seni anlamıyorum” mu dedi de o günden beri bütün kızları aynı kefeye mi koyuyorsun? lan dur bir, önce kendie aynada bak. o aynada gördüğün yavşak suratın sebebi kadınlar değil, senin o minik egon, o ezik özgüvenin, o “ben haklıyım” takıntın.
çüknot: bunu okuyan kadınlar hemen “helal olsun” demesin. belki de bütün bunları sırf yavşamak için yazmışımdır. mizojinist olmayabilirim ama pek matah bir herif olmadığım ihtimalini de yabana atmayın. *
neden böyle bir illet olmuş mizojini? şartlar mı onu bu hâle getirmiş, yoksa oldum olası böyle çekilmez bir musibet miydi? bilmiyorum. fakat şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki benim de mizojini hakkında söyleyeceğim birkaç şey var.
her şey bundan birkaç ay önce başlamıştı. soğuk bir mart gecesinde, kahvemi içip pencereden karanlığa bakarken bir entry gördüm. “kadınlar şöyle bok, böyle bok” diye başlayan klasik mizojini marşlarından biriydi. entry’yi okuduktan sonra zihnimde değerlendirmeye aldım; elimden geldiğince çözümlemeye çalıştım.
büyük üstatlar bile bu konuda sayfalar döşemişti. schopenhauer’ın kadınlar hakkında yazdıkları ve komşusu caroline marquet’ye karşı giriştiği o rezil hadise, insanın zehir gibi bir zekâya sahip olup yine de bazı konularda düpedüz götelek olabileceğini az çok gösteriyordu.
bakın, ben o entry’yi okuyana kadar mizojinin feodal ve baskıcı dönemlerden kalma bir tortu olduğunu sanıyordum. hayatta istediği hiçbir şey olmamış, sürekli ezilmiş ve bunun öfkesini kadınlara yöneltmiş erkeklerin isyanıydı benim gözümde. nereden bilebilirdim ki mizojini aynı zamanda yalancı bir düzenbaz, kendi başarısızlığını kadınlara fatura eden patates kafalıların da sığınağıymış? bu illet yalnızca sefaletin içinden çıkmamıştı. şaşanın ve ihtişamın göbeğine doğmuş, bir dediği iki edilmemiş, el bebek gül bebek büyütülmüş yavşakların elinde de gayet güzel şekillenmişti. eserlerindeki ve sözlerindeki o büyük nefretin altında da çoğu zaman entelektüel bir derinlik değil, dümdüz bir “götünü yiyeyim” hesabı yatıyordu.
bilmiyordum.
bir de yetmezmiş gibi x’te, reddit’te, sözlük’te dolaşıp “kırmızı hapı” yutmuş; “bütün kadınlar böyledir” diye klavyenin arkasından kahraman kesiliyorsun. hayırdır birader? kadınlar sana topluca ne yaptı? doğum gününe gelmeyip pastanı mı yediler? yoksa ilk sevgilin seni terk edip “seni anlamıyorum” mu dedi de o günden beri bütün kızları aynı kefeye mi koyuyorsun? lan dur bir, önce kendie aynada bak. o aynada gördüğün yavşak suratın sebebi kadınlar değil, senin o minik egon, o ezik özgüvenin, o “ben haklıyım” takıntın.
çüknot: bunu okuyan kadınlar hemen “helal olsun” demesin. belki de bütün bunları sırf yavşamak için yazmışımdır. mizojinist olmayabilirim ama pek matah bir herif olmadığım ihtimalini de yabana atmayın. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar