bugün
- işiniz gücünüz yok mu11
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek7
- gocu43
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- bir bela geliyor29
- ölümden korkuyor musunuz4
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- fusya semsiyeli yabanci20
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- queen feristah4
- dizi izlemek4
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay2
- halil güneşli karizması4
- açık oylanınca vakko'dan gelinlik modeli göndermek2
- ilk kez böyle hissediyorum3
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- kimseyle dertleşememek4
- gecenin şarkısı14
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- heyt bea gocu mu5
- uludağ itiraf13
- uludağ sözlük evreni8
- özlenen kişiyi rüyada görmek4
- ametist moru2
- sözlüğün en bebiş yazarı2
- bak seri eksicim sana iki çift lafım var2
- geceleri gelen acaba mal mıyım hissi4
- ben sana ne yaptım2
- aşkın metafiziğinde toki kurasının önemi2
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- bir erkeği kibarca reddetmenin yolları2
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- bebişim diye hitap eden erkek2
- sözlüğün kırbacı5
- 195 kaslı pilot14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- apo'nun villası11
- başlık silebilme yetkisi3
- hasan atilla uğur14
- ktç'nin şemsiyeli olması4
- gocu'nun şemsiyeli olması4
- borsa istanbul daki fon krizi5
- ayakları üşüyen erkek2
- bugün sizi en mutlu eden an2
- gammazların sanki biraz şey olması3
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- göte giren şemsiye açılmaz3
- yahudiler vs çinliler3
- arkadaşlar ben diablo oynamaya gidiyorum2
*grekçe, misos (nefret) ve gyny-aiko (kadın) kelimelerinden türemiş, ingilizce, "kadın düşmanlığı" anlamına gelen terim. kadından nefretle ilgili en eski edebiyat belgesi m.ö. 7 yy. dan kalmadır. yunan yazarı amargoslu simonides, "kadınlara değin şiir"de kadınların erkekler gibi tanrıların soyundan gelmediklerinden bir işe yaramadıklarını ileri sürer.* * * * *
Y kromozomunun X kromozomundan nefret etmesi olayıdır. Ancak şu maço dominant olmaya çalışan Y kromozomu her zaman X kromozumuna muhtaç sefil bir durumdadır. Yani erkek memeli neslinin devamını sağlamak için o nefret ettiği dişi memelinin varlığına ihtiyaç duyar ki neticede misojini filan hikaye gazel kalır. Ha varsa ben üremeyeceğim , üremeyi engelleyeceğim diyenler o zaman düz duvara tırmanarak gerekli muhtevayı boşaltabilir ve rahatlayabilir. Zira gen geleceği düşünüp plan yapmaz ve insan bilincinin kontrolüyle hareket etmez. Durum kısaca erkek ve dişi arasında değil, farklı eşey hücreleri arasındaki genetik çatışmadan kaynaklanır. Ancak mikro-biyolojik platformda bu evrimsel çatışmanın sosyo-kültürel insan memelisinin ilişkilerini etkileyecek şekilde kodlanması insan zekasının acizliğinden öte bir anlam ifade etmemektedir.
Kadınları bir yaratıkmış gibi görürler, genellikle tramvatik olaylar sonucunda oluşur. Kadınlardan nefret etmenin sonucunda artık iğrenme, tiksinme gibi durumlar bile vardır.
kadından nefret eden insanlara verilen isim. Bir diğeri (bkz: misandri)
insan, şu kadın kollektiflerindeki sünger beyinli feminazileri görünce ister istemez buraya doğru meyil ediyor ama bu da doğru değildir. lütfen. kadın erkek bir olalım, diri olalım, güçlü olalım.
Gördüğü yerde öldürüyo mu napıo.
sosyal mecralar üzerinden anlatacak olursak; kendi ayakları üzerinde duran, üreten, konuşan veya sadece internette aktif olarak var olan kadınlara karşı duyulan önlenemez kuyruk acısıdır.
karşılarında kendilerinden bağımsız bir kadın figürü gördüklerinde, içlerindeki o narsisistik yaralanma ateşlenir. kadını kendi seviyelerine çekemedikleri veya onunla eşit şartlarda rekabet etmeyi beceremedikleri için başvurdukları tek bir ilkel yol kalır: o da kadını cinsel bir nesneye indirgeyerek, aklınca itibarsızlaştırmaya çalışmaktır.
bu durum derinlerde bastırılmış bir cinsel açlığın, inanılmaz ağır bir aşağılık kompleksinin ve kadının geniş alandaki varlığına tahammül edemeyen ilkel bir nefretin dışa vurumudur diyebiliriz. ewed.
karşılarında kendilerinden bağımsız bir kadın figürü gördüklerinde, içlerindeki o narsisistik yaralanma ateşlenir. kadını kendi seviyelerine çekemedikleri veya onunla eşit şartlarda rekabet etmeyi beceremedikleri için başvurdukları tek bir ilkel yol kalır: o da kadını cinsel bir nesneye indirgeyerek, aklınca itibarsızlaştırmaya çalışmaktır.
bu durum derinlerde bastırılmış bir cinsel açlığın, inanılmaz ağır bir aşağılık kompleksinin ve kadının geniş alandaki varlığına tahammül edemeyen ilkel bir nefretin dışa vurumudur diyebiliriz. ewed.
bir erkek olarak söylüyorum: kadın düşmanlığının erkeklikle değil, acizlikle ilgisi var.
neden böyle bir illet olmuş mizojini? şartlar mı onu bu hâle getirmiş, yoksa oldum olası böyle çekilmez bir musibet miydi? bilmiyorum. fakat şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki benim de mizojini hakkında söyleyeceğim birkaç şey var.
her şey bundan birkaç ay önce başlamıştı. soğuk bir mart gecesinde, kahvemi içip pencereden karanlığa bakarken bir entry gördüm. “kadınlar şöyle bok, böyle bok” diye başlayan klasik mizojini marşlarından biriydi. entry’yi okuduktan sonra zihnimde değerlendirmeye aldım; elimden geldiğince çözümlemeye çalıştım.
büyük üstatlar bile bu konuda sayfalar döşemişti. schopenhauer’ın kadınlar hakkında yazdıkları ve komşusu caroline marquet’ye karşı giriştiği o rezil hadise, insanın zehir gibi bir zekâya sahip olup yine de bazı konularda düpedüz götelek olabileceğini az çok gösteriyordu.
bakın, ben o entry’yi okuyana kadar mizojinin feodal ve baskıcı dönemlerden kalma bir tortu olduğunu sanıyordum. hayatta istediği hiçbir şey olmamış, sürekli ezilmiş ve bunun öfkesini kadınlara yöneltmiş erkeklerin isyanıydı benim gözümde. nereden bilebilirdim ki mizojini aynı zamanda yalancı bir düzenbaz, kendi başarısızlığını kadınlara fatura eden patates kafalıların da sığınağıymış? bu illet yalnızca sefaletin içinden çıkmamıştı. şaşanın ve ihtişamın göbeğine doğmuş, bir dediği iki edilmemiş, el bebek gül bebek büyütülmüş yavşakların elinde de gayet güzel şekillenmişti. eserlerindeki ve sözlerindeki o büyük nefretin altında da çoğu zaman entelektüel bir derinlik değil, dümdüz bir “götünü yiyeyim” hesabı yatıyordu.
bilmiyordum.
bir de yetmezmiş gibi x’te, reddit’te, sözlük’te dolaşıp “kırmızı hapı” yutmuş; “bütün kadınlar böyledir” diye klavyenin arkasından kahraman kesiliyorsun. hayırdır birader? kadınlar sana topluca ne yaptı? doğum gününe gelmeyip pastanı mı yediler? yoksa ilk sevgilin seni terk edip “seni anlamıyorum” mu dedi de o günden beri bütün kızları aynı kefeye mi koyuyorsun? lan dur bir, önce kendie aynada bak. o aynada gördüğün yavşak suratın sebebi kadınlar değil, senin o minik egon, o ezik özgüvenin, o “ben haklıyım” takıntın.
çüknot: bunu okuyan kadınlar hemen “helal olsun” demesin. belki de bütün bunları sırf yavşamak için yazmışımdır. mizojinist olmayabilirim ama pek matah bir herif olmadığım ihtimalini de yabana atmayın. *
neden böyle bir illet olmuş mizojini? şartlar mı onu bu hâle getirmiş, yoksa oldum olası böyle çekilmez bir musibet miydi? bilmiyorum. fakat şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki benim de mizojini hakkında söyleyeceğim birkaç şey var.
her şey bundan birkaç ay önce başlamıştı. soğuk bir mart gecesinde, kahvemi içip pencereden karanlığa bakarken bir entry gördüm. “kadınlar şöyle bok, böyle bok” diye başlayan klasik mizojini marşlarından biriydi. entry’yi okuduktan sonra zihnimde değerlendirmeye aldım; elimden geldiğince çözümlemeye çalıştım.
büyük üstatlar bile bu konuda sayfalar döşemişti. schopenhauer’ın kadınlar hakkında yazdıkları ve komşusu caroline marquet’ye karşı giriştiği o rezil hadise, insanın zehir gibi bir zekâya sahip olup yine de bazı konularda düpedüz götelek olabileceğini az çok gösteriyordu.
bakın, ben o entry’yi okuyana kadar mizojinin feodal ve baskıcı dönemlerden kalma bir tortu olduğunu sanıyordum. hayatta istediği hiçbir şey olmamış, sürekli ezilmiş ve bunun öfkesini kadınlara yöneltmiş erkeklerin isyanıydı benim gözümde. nereden bilebilirdim ki mizojini aynı zamanda yalancı bir düzenbaz, kendi başarısızlığını kadınlara fatura eden patates kafalıların da sığınağıymış? bu illet yalnızca sefaletin içinden çıkmamıştı. şaşanın ve ihtişamın göbeğine doğmuş, bir dediği iki edilmemiş, el bebek gül bebek büyütülmüş yavşakların elinde de gayet güzel şekillenmişti. eserlerindeki ve sözlerindeki o büyük nefretin altında da çoğu zaman entelektüel bir derinlik değil, dümdüz bir “götünü yiyeyim” hesabı yatıyordu.
bilmiyordum.
bir de yetmezmiş gibi x’te, reddit’te, sözlük’te dolaşıp “kırmızı hapı” yutmuş; “bütün kadınlar böyledir” diye klavyenin arkasından kahraman kesiliyorsun. hayırdır birader? kadınlar sana topluca ne yaptı? doğum gününe gelmeyip pastanı mı yediler? yoksa ilk sevgilin seni terk edip “seni anlamıyorum” mu dedi de o günden beri bütün kızları aynı kefeye mi koyuyorsun? lan dur bir, önce kendie aynada bak. o aynada gördüğün yavşak suratın sebebi kadınlar değil, senin o minik egon, o ezik özgüvenin, o “ben haklıyım” takıntın.
çüknot: bunu okuyan kadınlar hemen “helal olsun” demesin. belki de bütün bunları sırf yavşamak için yazmışımdır. mizojinist olmayabilirim ama pek matah bir herif olmadığım ihtimalini de yabana atmayın. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar