bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri74
- akplisin yani11
- aykirikadin13
- duanın bir şeye yaramaması22
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- traveler of secret moments adamlığı6
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- neden 50 tane arap devleti var11
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü6
- kaynana donu yakma geleneği4
- fon vurgunu49
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- kürtaj hak mıdır sorunsalı5
- akşamki tantana15
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest5
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü5
- bugün uyuyakalmışım11
- 9 5 çalışan ipneler12
- gazanfer metin nickli vitaminsiz2
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- terlikle döven anne13
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları6
- fatma betül sayan kaya18
- bismillahirahmanirahim4
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- anonim yazar olmak3
- yapay zeka moderatörü5
- arap neferler9
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması6
- 25 yıldır hebele hubele akepe gidiyeeee2
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti3
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- türküm doğruyum çalışkanım16
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- dolarla sigarasini yakan ogrenci4
- sözlük kızlarının pek azgın olması3
- sevgili nedir7
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- karın seni çok üzüyor diyen metres3
- karısını aldatan yazarlar4
- güne yulaf ezmesi ve kahve ile başlamak4
- laf yetistirmek2
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- uludede ile camiye gitmek5
- müşekkel3
- ideal koca4
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
haydari,yaprak sarması,mantar sote,tarator gibi türleriyle alkollü yiyeceklere yarenlik edilmesi için hazırlanan aperatif çeşidi.
içkinin anasıdır. içki içmeyenlerin yemek gibi yedikleri lezzetli yiyeceklerdir.
bu konuda yunan tavernalarinin ustune tanimam. adamlar bizim mezelerden daha fazla meze cesidini daha lezzetli yapiyor.
Bütün alkollü içeceklerin yanında gitmediğini düşündüğüm, özellikle rakı ile çok iyi gittiği söylenen bir aperatif çeşidi.
bazı toplumlarda kadındır.
+ bir sormacam var balalar.
- haydi kaptır kaptır.
+ hangi toplumlar acep bunlar?
- ehe. mehe. vieeee, mırrrr...
+ bir sormacam var balalar.
- haydi kaptır kaptır.
+ hangi toplumlar acep bunlar?
- ehe. mehe. vieeee, mırrrr...
değildir her zaman peynir, üzüm. ve değildir illâ ki bir yiyecek!
beyaz peynir kimine göre
kimine göre üzüm tanesi
bazısına erdek kirazı
bazısına edincik beyazı.
he gülüm.
,
eskidendi. ne çocuktuk ne de genç. çalıştığımız işyerinin elektrik süpürgesinin kablosuyla ip atlayacak kadardık işte be canım, de haydi sen getir üstünü. bitirebildiğimiz en yüksek okul olan liseyi bitirdikdi o sıra, o kadarını bitirmemiz icap ediyordu. çok eşelemedik, "nasıl istersen.." demek eski huyumuz senin anlayacağın. öyle dediler, öyle sandık. inandık, zorundaydık buna. evet.
çalıştığımız işyerinde bi ahmet abi vardı. öğretmendi ahmet abi, felsefe öğretmeni.. okumadığı kitap yok gibiydi, abimizdi, o anlatır biz dinlerdik öğrenmeye açılmış gözlerle. hayata kimselerle aynı pencereden bakmazdı. haa, baktımı da anasını satardı bakışın; sadece ağacı gören gözlere inat yaprağın çizgilerini ettiği hatimle. atamasını bekliyordu, beklerken de çalışıyordu hammaliye işinde. incedendi, uzunca falan hatta. abimizdi. kasaba çocuğuydu ya, o yüzdendi konuşurkenki kitap türkçesini reddi, en bi samimisinden. yedi yabancıya "kardeşim" derdi, bizeyse "karşimm". candı işte be.
falan.
bi de sevdiği vardı abimizin, adı ayşe'ydi. beyaz hatunmuş, çakır gözleri varmış. biz hiç görmedik ayşe'yi, gıyabında tanıdık hep. sayardı ayşe'sini, saydırırdı bize de.
içkiden söz açıldı bi gün. içmekten, sarhoşluktan, rakıdan, mezeden, şundan bundan yani. ahmet abi başladı anlatmaya, biz hemen sus pus ne kaparsak kârdır niyetiyle, masal dinler gibi..
" bakın şimdi karşim.. meze dediğin ayşe'dir bana göre, içki dediğin ise otuşbeşlik.
ben alsam bi otuzbeşlik şindi, desem ayşe'ye 'yürü kız, hasretleşek azcık'. ayşe gelse bi akşamüstü, edincik mezarlığının altındaki bayıra otursak şöyle dizdize, karşımıza alsak erdek körfezini. en afillisinden bi kartal kanadı yapsam hatuna.
ayşe'm cilveli hatundır, hakikatli hatundur, sakınmaz kendini benden. ayaklarımın arasında dolaşır hep, itelesem bile inatla kendini sevdiren arsız kedi misali. hani böyle sokulsa bana, yanağı dudağıma perver böyle hani. bi bakmışsın kadınım mezem olmuş be yahu. bi öpsem ayşe'den, bi içsem şişeden."
dedi.
dinledik. güldük anlattıklarına, anlam veremedik tam olarak. çocukluk alameti işte anlayamamamız. zira o sıra ne ayşe'den haberimiz var bizim, ne de şişeden. büyüyünce anladık. anladık.
yıllar geçti. ben ahmet abiyi çoook uzun zamandır görmedim. ataması yapıldıydı ya hani, yılların felsefe öğretmenidir o şimdi. bu entry bitsin artık, ayşe'ye de kavuşamadı zaten hiçbir zaman garibim.
bi ayşe'den bi mezeden ha ahmet abi?
kat-i ve son tespit; meze ayşe'dir.
beyaz peynir kimine göre
kimine göre üzüm tanesi
bazısına erdek kirazı
bazısına edincik beyazı.
he gülüm.
,
eskidendi. ne çocuktuk ne de genç. çalıştığımız işyerinin elektrik süpürgesinin kablosuyla ip atlayacak kadardık işte be canım, de haydi sen getir üstünü. bitirebildiğimiz en yüksek okul olan liseyi bitirdikdi o sıra, o kadarını bitirmemiz icap ediyordu. çok eşelemedik, "nasıl istersen.." demek eski huyumuz senin anlayacağın. öyle dediler, öyle sandık. inandık, zorundaydık buna. evet.
çalıştığımız işyerinde bi ahmet abi vardı. öğretmendi ahmet abi, felsefe öğretmeni.. okumadığı kitap yok gibiydi, abimizdi, o anlatır biz dinlerdik öğrenmeye açılmış gözlerle. hayata kimselerle aynı pencereden bakmazdı. haa, baktımı da anasını satardı bakışın; sadece ağacı gören gözlere inat yaprağın çizgilerini ettiği hatimle. atamasını bekliyordu, beklerken de çalışıyordu hammaliye işinde. incedendi, uzunca falan hatta. abimizdi. kasaba çocuğuydu ya, o yüzdendi konuşurkenki kitap türkçesini reddi, en bi samimisinden. yedi yabancıya "kardeşim" derdi, bizeyse "karşimm". candı işte be.
falan.
bi de sevdiği vardı abimizin, adı ayşe'ydi. beyaz hatunmuş, çakır gözleri varmış. biz hiç görmedik ayşe'yi, gıyabında tanıdık hep. sayardı ayşe'sini, saydırırdı bize de.
içkiden söz açıldı bi gün. içmekten, sarhoşluktan, rakıdan, mezeden, şundan bundan yani. ahmet abi başladı anlatmaya, biz hemen sus pus ne kaparsak kârdır niyetiyle, masal dinler gibi..
" bakın şimdi karşim.. meze dediğin ayşe'dir bana göre, içki dediğin ise otuşbeşlik.
ben alsam bi otuzbeşlik şindi, desem ayşe'ye 'yürü kız, hasretleşek azcık'. ayşe gelse bi akşamüstü, edincik mezarlığının altındaki bayıra otursak şöyle dizdize, karşımıza alsak erdek körfezini. en afillisinden bi kartal kanadı yapsam hatuna.
ayşe'm cilveli hatundır, hakikatli hatundur, sakınmaz kendini benden. ayaklarımın arasında dolaşır hep, itelesem bile inatla kendini sevdiren arsız kedi misali. hani böyle sokulsa bana, yanağı dudağıma perver böyle hani. bi bakmışsın kadınım mezem olmuş be yahu. bi öpsem ayşe'den, bi içsem şişeden."
dedi.
dinledik. güldük anlattıklarına, anlam veremedik tam olarak. çocukluk alameti işte anlayamamamız. zira o sıra ne ayşe'den haberimiz var bizim, ne de şişeden. büyüyünce anladık. anladık.
yıllar geçti. ben ahmet abiyi çoook uzun zamandır görmedim. ataması yapıldıydı ya hani, yılların felsefe öğretmenidir o şimdi. bu entry bitsin artık, ayşe'ye de kavuşamadı zaten hiçbir zaman garibim.
bi ayşe'den bi mezeden ha ahmet abi?
kat-i ve son tespit; meze ayşe'dir.
bunu seçmek, bir restorandaki en korkunç işlemlerden biridir..
tüm sinirin stresin sebebi, mezelerin fiyatlarının restoranın herhangi bir noktasında bulunmamasıdır.
meze fiyatlarını görebileceğiniz tek yer, final hesaptır. final hesaba ulaştığınızda ise, çok büyük olasılıkla burnunuzun ucunu göremeyecek, garson 'domalın beyefendi' dese itiraz edemeyecek hale gelmişsinizdir.
ama ara sıra inat eder bakarsınız hesaba. eğer bu ilk deneyiminizse, meze seçerken hiç zorlanmamışsınızdır zira "ulan hepi topu 4 tane yaprak sarmadır, ne kadar kötü olabilir ki"dir. ama hesaba ilk göz attığınız günden sonra (ki genelde ortaokul-lise yıllarında çılgın bir heyecanla çiçek pasajına giden deli dolu gençler olarak yaparsınız bunu) her şey, ama her şey değişir.
aşağıdaki diyaloğu bir kez yaşadıktan sonra, mezelere çok farklı yaklaşırsınız ömür boyu:
(hesaba göz atılır)
yaprak sarma -- 15.000.-- (uzunca bir çizgi, sallapati yazılmış)
- evladım bi baksana kaç yazıyor burda?
- 15 milyon beyefendi.
- 4 tane yaprak sarma?
- evet efendim.
- ananın amı evladım.
özellikle ilerlemiş saatlerde, çağıldadığından emin olduğunuz hesabın yarattığı stres ile birlikte meze seçerken zihninizde dönenleri şöyle bir düşünürseniz ne demek istediğimi kolaylıkla anlarsınız:
"(karides.. severim.. ulan şu mezelerin fiyatlarını da yazmazlar ki.. neyse alalım bakalım.. ) ver aslan bi karides... (hah.. yaprak sarma.. ruhumu satarım ben bunun için) ver oğlum yaprak sarma (hmmm mantar sote.. ulan bunu yemezsem ölürüm) mantar sote! (haydari.. hm.. güzeldir.. ama almim şimdi zaten bi ton şey aldık... aha! kalamar!) kalamar! (ulan fena girecek götümüze ama battı balık yan gider zaten kırk yılda bi çıkıyoz dışarı, tam olsun bari.. bu neymiş?) evladım bu ne? --patlıcan musakka efendim-- (patlıcan sevmem, gitsin, barbunya... hmm) barbunya koy çocuum (allahhhh paçanga!) paçanga! (anam anam.. ulan hayır bi büyüğü de devirdik kafa güzel hiç hesap yapamıyoruz ama artık napalım, kart yanımızda olsa bari.. ) ver oğlum ezme salatayı da, ver.. hah şöyle.. masada yer kalmadı yahu biraz toparlayın ortalığı (ulan şimdi şu yer değiştirmelerle evrende amma çok şeyi değiştiriyorum ben.. topoğrafya.. matematik.. garson... hesap.. ) koy aslanım köz biberi de.. hanım sen de bişeyler söyle yahu? --ehuhu beyimdir-- rakılarımızı da tazele çocuum.. hah..
-klik-
tüm sinirin stresin sebebi, mezelerin fiyatlarının restoranın herhangi bir noktasında bulunmamasıdır.
meze fiyatlarını görebileceğiniz tek yer, final hesaptır. final hesaba ulaştığınızda ise, çok büyük olasılıkla burnunuzun ucunu göremeyecek, garson 'domalın beyefendi' dese itiraz edemeyecek hale gelmişsinizdir.
ama ara sıra inat eder bakarsınız hesaba. eğer bu ilk deneyiminizse, meze seçerken hiç zorlanmamışsınızdır zira "ulan hepi topu 4 tane yaprak sarmadır, ne kadar kötü olabilir ki"dir. ama hesaba ilk göz attığınız günden sonra (ki genelde ortaokul-lise yıllarında çılgın bir heyecanla çiçek pasajına giden deli dolu gençler olarak yaparsınız bunu) her şey, ama her şey değişir.
aşağıdaki diyaloğu bir kez yaşadıktan sonra, mezelere çok farklı yaklaşırsınız ömür boyu:
(hesaba göz atılır)
yaprak sarma -- 15.000.-- (uzunca bir çizgi, sallapati yazılmış)
- evladım bi baksana kaç yazıyor burda?
- 15 milyon beyefendi.
- 4 tane yaprak sarma?
- evet efendim.
- ananın amı evladım.
özellikle ilerlemiş saatlerde, çağıldadığından emin olduğunuz hesabın yarattığı stres ile birlikte meze seçerken zihninizde dönenleri şöyle bir düşünürseniz ne demek istediğimi kolaylıkla anlarsınız:
"(karides.. severim.. ulan şu mezelerin fiyatlarını da yazmazlar ki.. neyse alalım bakalım.. ) ver aslan bi karides... (hah.. yaprak sarma.. ruhumu satarım ben bunun için) ver oğlum yaprak sarma (hmmm mantar sote.. ulan bunu yemezsem ölürüm) mantar sote! (haydari.. hm.. güzeldir.. ama almim şimdi zaten bi ton şey aldık... aha! kalamar!) kalamar! (ulan fena girecek götümüze ama battı balık yan gider zaten kırk yılda bi çıkıyoz dışarı, tam olsun bari.. bu neymiş?) evladım bu ne? --patlıcan musakka efendim-- (patlıcan sevmem, gitsin, barbunya... hmm) barbunya koy çocuum (allahhhh paçanga!) paçanga! (anam anam.. ulan hayır bi büyüğü de devirdik kafa güzel hiç hesap yapamıyoruz ama artık napalım, kart yanımızda olsa bari.. ) ver oğlum ezme salatayı da, ver.. hah şöyle.. masada yer kalmadı yahu biraz toparlayın ortalığı (ulan şimdi şu yer değiştirmelerle evrende amma çok şeyi değiştiriyorum ben.. topoğrafya.. matematik.. garson... hesap.. ) koy aslanım köz biberi de.. hanım sen de bişeyler söyle yahu? --ehuhu beyimdir-- rakılarımızı da tazele çocuum.. hah..
-klik-
evde hemen hazirlamak icin ; yogurt bir kaba dokulur (tercihe gore suzme ya da normal yogurt) ustune biraz aci biber biraz nane biraz da zeytinyagi dokulur. afiyetle yenilir rakinin yaninda guzel gider.
biraya en güzel meze olacak şey tabiki sigaradır...
kişi o gün zenginse midye ile kendini ödüllendirebilir.
ama sigara da yeter yahu...
kişi o gün zenginse midye ile kendini ödüllendirebilir.
ama sigara da yeter yahu...
çilingir larousse adında dünyanın en çok meze tarifini* barındıran bir eser vardır.
alkollü içeçeklerin yanında yenen soguk ve sıcak olmak uzere ıkıye ayrılan leziz yiyeceklerdir.. meze en cokta rakının yanında yenır ve yakısır..
super meze tarıflerı ıcın
http://www.turkishpub.com/mezeler/mezeler.asp
super meze tarıflerı ıcın
http://www.turkishpub.com/mezeler/mezeler.asp
ermeni mezeleri cok meşhurdur,mesela topik,zeytinyağlı dolma,pilaki vs.olsada yesek yahu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar