bugün
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay16
- nervio11
- sözlüğün yine 46 olması5
- mazotun litresi 96 lira10
- kürdü sevmek ruha iyi gelir11
- gokyuzunun silinen rengi16
- gammazların hepsinin yetkisi alınmalı8
- bu saatte hamburger yenir mi8
- hamas16
- yeni parti tüzüğünü baştan sona okumak8
- ekşide yazar olamayıp mecburen uludağda yazmak5
- arkadaşlar kavga etmeyin4
- mazot 100 tl olacak5
- ai moderatörün düzgün çalışmaması3
- alsana ulenn3
- akın gürlek'in market fiyatları operasyonu2
- gocu40
- deniz mevsimi bitti istanbul da3
- burcunu açıklamayan insan15
- arkadaşlar5
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz22
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı28
- 14 09 2026 denize girmiş olmam3
- sözlük yazarlarının normal kombinleri2
- bir bela geliyor21
- hayatımda aldığım en iyi karar4
- özelden yürünen kızın sıranı bekle demesi17
- silinen 13 süper entry2
- gammaz çeteleri3
- ekrem imamoğlu6
- true denen ahlaksız3
- iltica4
- laf atan erkeklere tepki göstermeyen kızlar8
- mahmut tuncer3
- çok uykum var2
- sabahları sevilen şeyler3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- liberteryan öğretmen olmak4
- sözlüğün çapkın erkekleri14
- gokyuzunun silinen rengi hamferdi2
- sokak köpekleri4
- film önerileri10
- cedidacer6
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- sözlükte herkesin birine yavşıyor olması10
- emret komutanim film muzigi2
- damarlı kol kası fetişi11
- tai lung'un yakışıklı olma ihtimali9
- sözlük yazarları ne zıkkımlanıyor2
- günün şarkısı8
iyi ki geçiyorsun zaman!... ya acının en derinime işlediği bir anda dursaydın. sözünün sahibi büyük şair.
onun betimlediği tanrı asla korkutucu bir güç değildir. üstün zekasını sonuna kadar zorlayarak, onun ne denli zeki, hoşgörülü ve bağışlayıcı olduğunu, kendisine adeta arkadaşıymışcasına bir alçak gönüllülükle yaklaştığını anlatır. onunla diyaloglarında mutlak galip daima tanrıdır fakat bunu öylesine zekice ve üstün beceriyle gerçekleştirir ki ortamdaki sıcaklık ve içtenlik asla kaybolmaz.
tanrıya olan aşkını dile getirdiği rubailerini okurken engin zekasını önce idrak sonra takdir eder ve kurguladığı dizelerdeki anlam derinliğinde kaybolup gidersiniz. ne vakit kendinizi yeniden bulduğunuzda ise kendinizi ona aşık hissedersiniz.
"ayrılmaz elim saçlarından; öyle esir!
vallahi mecaz değil bu bir gerçektir!
gönlüm düştü de saçının büklümlerine,
arzum; onu sevdikçe gönlümü sevmektir.
ruhum perişan senden uzakta, hiç sorma!
gönlümde bin âteş bu firak, hiç sorma!
"ah yapma n'olur!" diyecek oldum da ona,
"sen yapma ki ben yapmam" dedi, hiç sorma!
"duydum" dedi, "buse almak istiyorsun"
lakin, nedendir? "almaya yokmuş arzun"
"altın mı mukâbili?" dedim de istemedi,
"canımla" dedim, "yâ!" dedi "peki! olsun"
her sırrı bilen o ihtiyatlı âlimden,
hiç bir şeyi gizlemesin isterdim ben.
sessizce dün akşam gelerek "sorma!" dedi,
"söylenmeyecek şeyleri hisset ve öğren!"
mümkün mü bu; olsun ruhlarımız ilgisiz?
sen-bende, ben-sende doğar ve gizleniriz.
lakin, sen-ben deyişim, anlatabilmek için,
aramızda yok ki sen-ben; biz gerçekte biriz.
senden alamam gönlümü; imkânı mı var!
öyleyse tamamen senin olsun, ne zarar!
ben terk edemezsem onu aşk uğrunda,
gönlüm olacakmış ne olur, neye yarar!
her an eser başımda, aşkının hevesi.
her an beni mest etmede, aşkın badesi!
sarhoşların en çok humarı bir gündür,
benden ise bir an dahi gitmez neşesi.
âfet o şeker sözlü, dudaklarsa ateş,
bir fitne bakışlıdır ki; yoktur ona eş!
dün geldi güzel yüzlüm uyandırdı da beni,
"kalk, kalksana artık!" dedi "bak doğdu güneş!"
vuslat ümidim söndü o an, gelmeyecek!
aşktan el etek çekmeliyim, öyle gerek.
gönlüm buna "olmaz" dedi "asla olmaz!"
baktım ona, baş çevirdi gülümseyerek.
bağlarda menekşe, lale, gül; misk saçar,
güller gibi ay yüzlü güzeller de açar,
billur gibi zerre zerre sû, ırmaklar,
hep bahane hep, yalnız o, yalnız o var.
gök kubbemizin bir teki o eşsiz dilber,
dün istedi oynamak; kuluylâ beraber,
"tek çift oyununda tek misin çift mi?" dedi
"âlemde" dedim "tek! ikimiz çiftsek eğer."
hırsızlama, bahçesinden gül aldım ben!
korkuyla diyordum "beni yoktur ya gören!"
yükseldi kulağımda onun tatlı nefesi;
"olsun feda gülüm! bağı da al istersen."
dar goncasını terk ederek, gül sultan,
bin nazla açıldı, çıktı sarayından,
tahtında oturmuştu çemen ülkesinin,
hâsetle sarardı, gamzeni gördüğü an!
gel! gel! yine gel! her kim olursan yine gel!
kâfir ya mecûsî, ister puta tapan ol yine gel!
yoktur kapımızda hiç ümitsizlik, bilesin!
yüz kerre tövbeni bozsan da yine gel!
hep tortulu, hep safım, dinim hem küfürem,
hem pir olurum, hem çocuğum, gencim hem,
ben öldüğüm an "öldü" değil şöyle deyin;
"ölmüştü dirildi, geldi dost aldı o dem."
senden taze, senden yeşil olmaz bahar!
senden daha parlak olamaz mehtaplar,
senden güzel uyanan seher yoktur, yok!
senden daha tatlı bir şeker nerede var?
düşsün ona isterim, zalim bir dilber,
gördükçe cefâ-naz onu sevsin, bin beter,
âşıkların anlasın ve görsün hüznünü,
aşk ver ona rabbim! ona aşk ver! aşk ver!
gelsin bana fitne, güzel eş olsun,
yıldızlara hükmetsin o, güneş olsun.
kanlar dökecek alevli gönlün sahibi,
deryâda da sönmeyen bir âteş olsun.
bir bûse deyince, verdin altı öpücük,
bir usta çırağısın, bu besbelli küçük!
lütûf ve güzelliklere attın temeli,
senden geliyor dünyaya, binbir hürlük.
insanda hüner bilgi değil, meziyet,
ahdinde-vefasında oluşturasın kıymet.
mert insanı isteğince, gönlünce öv!
söz erleri; her övgüye lâyıktır elbet!
yükseldi mi aklıyla, yahut ilmi mi var?
darlıklara düşmüştür o, rızkını arar,
çok kimsede yok amma akıldan nasip,
akl yerleri malla dolmuş, olmuş anbar!
gök kubbeyi bir gözdeki bebek görürüm,
kudret görürüm o gözde; melek görürüm,
sen ey! şaşı; görmektesin amma teki çift,
tam tersine; ben çiftleri hep tek görürüm."
mevlana / rubailer
tanrıya olan aşkını dile getirdiği rubailerini okurken engin zekasını önce idrak sonra takdir eder ve kurguladığı dizelerdeki anlam derinliğinde kaybolup gidersiniz. ne vakit kendinizi yeniden bulduğunuzda ise kendinizi ona aşık hissedersiniz.
"ayrılmaz elim saçlarından; öyle esir!
vallahi mecaz değil bu bir gerçektir!
gönlüm düştü de saçının büklümlerine,
arzum; onu sevdikçe gönlümü sevmektir.
ruhum perişan senden uzakta, hiç sorma!
gönlümde bin âteş bu firak, hiç sorma!
"ah yapma n'olur!" diyecek oldum da ona,
"sen yapma ki ben yapmam" dedi, hiç sorma!
"duydum" dedi, "buse almak istiyorsun"
lakin, nedendir? "almaya yokmuş arzun"
"altın mı mukâbili?" dedim de istemedi,
"canımla" dedim, "yâ!" dedi "peki! olsun"
her sırrı bilen o ihtiyatlı âlimden,
hiç bir şeyi gizlemesin isterdim ben.
sessizce dün akşam gelerek "sorma!" dedi,
"söylenmeyecek şeyleri hisset ve öğren!"
mümkün mü bu; olsun ruhlarımız ilgisiz?
sen-bende, ben-sende doğar ve gizleniriz.
lakin, sen-ben deyişim, anlatabilmek için,
aramızda yok ki sen-ben; biz gerçekte biriz.
senden alamam gönlümü; imkânı mı var!
öyleyse tamamen senin olsun, ne zarar!
ben terk edemezsem onu aşk uğrunda,
gönlüm olacakmış ne olur, neye yarar!
her an eser başımda, aşkının hevesi.
her an beni mest etmede, aşkın badesi!
sarhoşların en çok humarı bir gündür,
benden ise bir an dahi gitmez neşesi.
âfet o şeker sözlü, dudaklarsa ateş,
bir fitne bakışlıdır ki; yoktur ona eş!
dün geldi güzel yüzlüm uyandırdı da beni,
"kalk, kalksana artık!" dedi "bak doğdu güneş!"
vuslat ümidim söndü o an, gelmeyecek!
aşktan el etek çekmeliyim, öyle gerek.
gönlüm buna "olmaz" dedi "asla olmaz!"
baktım ona, baş çevirdi gülümseyerek.
bağlarda menekşe, lale, gül; misk saçar,
güller gibi ay yüzlü güzeller de açar,
billur gibi zerre zerre sû, ırmaklar,
hep bahane hep, yalnız o, yalnız o var.
gök kubbemizin bir teki o eşsiz dilber,
dün istedi oynamak; kuluylâ beraber,
"tek çift oyununda tek misin çift mi?" dedi
"âlemde" dedim "tek! ikimiz çiftsek eğer."
hırsızlama, bahçesinden gül aldım ben!
korkuyla diyordum "beni yoktur ya gören!"
yükseldi kulağımda onun tatlı nefesi;
"olsun feda gülüm! bağı da al istersen."
dar goncasını terk ederek, gül sultan,
bin nazla açıldı, çıktı sarayından,
tahtında oturmuştu çemen ülkesinin,
hâsetle sarardı, gamzeni gördüğü an!
gel! gel! yine gel! her kim olursan yine gel!
kâfir ya mecûsî, ister puta tapan ol yine gel!
yoktur kapımızda hiç ümitsizlik, bilesin!
yüz kerre tövbeni bozsan da yine gel!
hep tortulu, hep safım, dinim hem küfürem,
hem pir olurum, hem çocuğum, gencim hem,
ben öldüğüm an "öldü" değil şöyle deyin;
"ölmüştü dirildi, geldi dost aldı o dem."
senden taze, senden yeşil olmaz bahar!
senden daha parlak olamaz mehtaplar,
senden güzel uyanan seher yoktur, yok!
senden daha tatlı bir şeker nerede var?
düşsün ona isterim, zalim bir dilber,
gördükçe cefâ-naz onu sevsin, bin beter,
âşıkların anlasın ve görsün hüznünü,
aşk ver ona rabbim! ona aşk ver! aşk ver!
gelsin bana fitne, güzel eş olsun,
yıldızlara hükmetsin o, güneş olsun.
kanlar dökecek alevli gönlün sahibi,
deryâda da sönmeyen bir âteş olsun.
bir bûse deyince, verdin altı öpücük,
bir usta çırağısın, bu besbelli küçük!
lütûf ve güzelliklere attın temeli,
senden geliyor dünyaya, binbir hürlük.
insanda hüner bilgi değil, meziyet,
ahdinde-vefasında oluşturasın kıymet.
mert insanı isteğince, gönlünce öv!
söz erleri; her övgüye lâyıktır elbet!
yükseldi mi aklıyla, yahut ilmi mi var?
darlıklara düşmüştür o, rızkını arar,
çok kimsede yok amma akıldan nasip,
akl yerleri malla dolmuş, olmuş anbar!
gök kubbeyi bir gözdeki bebek görürüm,
kudret görürüm o gözde; melek görürüm,
sen ey! şaşı; görmektesin amma teki çift,
tam tersine; ben çiftleri hep tek görürüm."
mevlana / rubailer
denizi bir testiye döksen ne kadar sığar? bir günlük kısmet! harislerin göz testileri dolmaz; halbuki sedef kanaat etmedikçe içi inci dolu olmaz. hayvan otla semirir, insan da yücelikle, şerefle gelişir. güzel ne iyi suret; bil ki kötü huyla beraber olunca bir kalp, akça bile etmez. aşk o yalımdır ki, parladı mı sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar.
asıl adı celaleddin rumi'dir.
twitter kullanıcılarının tükenmez kaynağı oldu artık. öyle ki insan mevlana yazısını gördüğünde okumayıp geçiyor ve mevlana hazretleri bunu haketmiyor. bak sinirlendim yine.
şemsin ölümünden duyduğu üzüntü sonrası yazmış olduğu "etme" şiiriyle gönlümü fethetmiş beni kendisine aşık etmiş gönül dostu, büyük zat, muhterem insan...
sorsan şimdi gidenler ne zaman döner?
üzülme der mevlana ve devam eder.
kaybettiğin her şey bir gün başka bir suretle geri döner.
üzülme der mevlana ve devam eder kaybetiğin her şey bir gün başka bir suretle geri döner geri döner geri döner...
mevlanayı anlamanın yolu şems-i anlamaktan geçer şemsi-i anlamadan mevlanayı bilemezssiniz bu da uzun bir maratondur mevlanayı anlamak, mevlanayı sevmek onu anlamaktan geçer... onu anlamakta şemsi bilmekten geçer kuru kuru iki sema izleyim, mesneviyi okuyayım bunlar yetmez...
sorsan şimdi gidenler ne zaman döner?
üzülme der mevlana ve devam eder.
kaybettiğin her şey bir gün başka bir suretle geri döner.
üzülme der mevlana ve devam eder kaybetiğin her şey bir gün başka bir suretle geri döner geri döner geri döner...
mevlanayı anlamanın yolu şems-i anlamaktan geçer şemsi-i anlamadan mevlanayı bilemezssiniz bu da uzun bir maratondur mevlanayı anlamak, mevlanayı sevmek onu anlamaktan geçer... onu anlamakta şemsi bilmekten geçer kuru kuru iki sema izleyim, mesneviyi okuyayım bunlar yetmez...
bir aşkın adıdır. ne okumak yeter ne dinlemek sadece hissetmek gerekir. evet.
şems onu dmt ile tanıştırmış, on bin yıllık, belkide daha uzun zamandır süregelen bir sırrı ve devam ettirilmesi gerektiğini empoze ederek onu "'iyiler''arasına katmıştır. insanlar harbi robotlaştırılmış be hacı. kötü tarafı şu ki sırra sadece hâk edenler vâkıf olabilir. biz bu kafayla daha çook döner dururuz!
onu hangi kelime hangi cümle tanımlamaya yeter ki;
mevlanayı anlamak için sema edip dönmek yetmez.
mevlanayı anlamak için "ismini anmak" yetmez.
mevlanayı anlamak için okumak yetmez.
( mesneviyi okumak, divan-ı kebiri okumak, yedi meclisi okumak, malakatı okumak yetmez.)
yetmez arkadaşım! yetmez... bunların hiçbiri onu anlamaya yetmez...
mevlanayı anlamak için önce şemsi anlamalısın sonra mevlana olmalısın...
mevlanayı anlamak için " o olmalısın"
bedenini yakıp öze inmelisin...
mevlanayı anlamak için sema edip dönmek yetmez.
mevlanayı anlamak için "ismini anmak" yetmez.
mevlanayı anlamak için okumak yetmez.
( mesneviyi okumak, divan-ı kebiri okumak, yedi meclisi okumak, malakatı okumak yetmez.)
yetmez arkadaşım! yetmez... bunların hiçbiri onu anlamaya yetmez...
mevlanayı anlamak için önce şemsi anlamalısın sonra mevlana olmalısın...
mevlanayı anlamak için " o olmalısın"
bedenini yakıp öze inmelisin...
"Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır;
Dilinle söylediğini kalbinle de söyle.
Kalbinden geçmeyeni diline değdirme."
diyerek olması gerekeni çok güzel özetlemiş Allah dostudur.
Dilinle söylediğini kalbinle de söyle.
Kalbinden geçmeyeni diline değdirme."
diyerek olması gerekeni çok güzel özetlemiş Allah dostudur.
(bkz: Halil inalcık) gibi Türkiye'nin en büyük tarihçisi Devlet-i Aliyye adlı eserinde kendisinin Moğollarla iş birliği yaptığını söylemektedir ve bu gerçek (bkz: Mikail Bayram) tarafından "sosyal ve siyasal boyutlarıyla ahi evran ve Mevlana mücadelesi" adlı kitabında kaynaklarıyla kanıtlanmıştır.
Zaten bu gerçeğin halil inalcık gibi biri tarafından dile getirilmesi yeterince kanıt teşkil etmektedir ki ek olarak yıllardan beri sorgulayan çevre tarafından dincileri yerin dibine sokan her gerçek gibi bu gerçek de geçmişin Türkçüleri tarafından pek çok kez dile getirilmişti.
"Gel,ne olursan ol yine gel." sözünün kendisine ait olmadığı meselesini saymıyorum bile.beleşe konmak yerine ya da mahallede gittikleri cemaatten bilgi almak yerine,kaynaklarıyla sorgulayan bir nesil için araştırılması elzemdir.
sonuç ne mi ? Kendisi Fars'tır,Fars edebiyatının bir yazarıdır,Moğollarla iş birliği yapmıştır,kendisine ait olmayan sözler kendisine atfedilmiştir,Ahi Evren gibi Anadolu Müslümanlığının en önemli önderiyle çatışma içindedir ve bir iranlının yanında kendisine Türk demek o iranlının ömür boyu size gülmesi demektir aman diyim dikkatli olun.
Zaten bu gerçeğin halil inalcık gibi biri tarafından dile getirilmesi yeterince kanıt teşkil etmektedir ki ek olarak yıllardan beri sorgulayan çevre tarafından dincileri yerin dibine sokan her gerçek gibi bu gerçek de geçmişin Türkçüleri tarafından pek çok kez dile getirilmişti.
"Gel,ne olursan ol yine gel." sözünün kendisine ait olmadığı meselesini saymıyorum bile.beleşe konmak yerine ya da mahallede gittikleri cemaatten bilgi almak yerine,kaynaklarıyla sorgulayan bir nesil için araştırılması elzemdir.
sonuç ne mi ? Kendisi Fars'tır,Fars edebiyatının bir yazarıdır,Moğollarla iş birliği yapmıştır,kendisine ait olmayan sözler kendisine atfedilmiştir,Ahi Evren gibi Anadolu Müslümanlığının en önemli önderiyle çatışma içindedir ve bir iranlının yanında kendisine Türk demek o iranlının ömür boyu size gülmesi demektir aman diyim dikkatli olun.
düşündüğünüz gibi biri olmayabilir.
Bunu yazan büyük adamdır. Mecnun değilim dost; lakin çağırırsan çöllere gelirim. Sana yalan halde gelmem, toplarım özümü yalın halde gelirim. Kapıyı çaldığımda kim o dersen, ben olmam kapında sen olur gelirim. Sen gel de yeter ki, yola yük olmam, yol olur gelirim
gereğinden çok fazla abartılan müslüman.
''seni seveni zehir olsa da yut, seni sevmeyeni bal olsa da unut''
bir aynada seyrettim alemin cümlesini...
aynam nokta
sırrım nokta
umduğum kadar büyük değilmiş,
dünya nokta
ben nokta
öyle uzaklaşmışım ki menzilden,
sıla nokta
gurbet nokta
döndüm baktım aldığım yol nokta
üstünde nokta
gelen geçti,giden gitti
sağım nokta
solum nokta
menzil-i maksuda varmış erenler
söyleyen yok...
susan nokta...
rumi
aynam nokta
sırrım nokta
umduğum kadar büyük değilmiş,
dünya nokta
ben nokta
öyle uzaklaşmışım ki menzilden,
sıla nokta
gurbet nokta
döndüm baktım aldığım yol nokta
üstünde nokta
gelen geçti,giden gitti
sağım nokta
solum nokta
menzil-i maksuda varmış erenler
söyleyen yok...
susan nokta...
rumi
adıyla üniversite kurulan muhterem. ama kendisine sorsalardı büyük ihtimalle selçuk varken gerek yok boşa masraf etmeyin derdi.
Babannemin "melvane" diye tabir ettiği , şems yoldaşı büyük zat.
sevginin, kardeşliğin ve barışın vücud bulmuş hali.
özü değil, sözü kalmıştır.
yerine göre büyük düşünür, yerine göre kıymalı pide markası.
''Bir can vardır canında o canı ara, beden dağındaki gizli mücevheri ara, ey yürüyüp giden dost bütün gücünle ara amma dışarda değil,aradığını kendi içinde ara..''
Aldırma söylenenlere! Varsın, görenler seni bir ot sansın
Sen gül ol da, senin uğruna ötmeyen bülbül utansın
Sen gül ol da, senin uğruna ötmeyen bülbül utansın
gönül öyle yol geçen hanı değildir,
dergahtır...
öyle paldır küldür girilip çıkılmaz,
günahtır...
dergahtır...
öyle paldır küldür girilip çıkılmaz,
günahtır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar