bugün
- akrabalarla ilişkiyi kes11
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı7
- erdogan'a suikast timi itirafı5
- evde tek başınayken sessiz konuşmak3
- erkekte bıyık çok önemli3
- süreç bittiğinde olacak 10 şey2
- erdoğan ın dünya lideri olması4
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay5
- 5 ağustos 2026 mallorca paris saint germain maçı2
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı16
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- yazarların bildiği en kötü küfür5
- mikrodalgaya sucuk koymak5
- renault 9 broadway8
- clemence baptista4
- penise dövme yaptırmak3
- nihoşun ölümü15
- memduh bashgan14
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- kezoların burada kibirlenmesi5
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- meal kuran değildir26
- futbol3
- saç dökülmesi5
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- arkadaşlar bugün kavga yok mu5
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- yazın yorganla yatan insan5
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması5
- artı oy alma yolları5
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- çaylak olunca hissedilenler5
- avusturya3
- asteğmen7
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek11
- mason greenwood5
- simko39
- hangi şehrin neyi meşhur4
- en hakiki mürşitteki ilim4
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- rambo ariel ortega8
- tuba büyüküstün7
- gecenin şiiri5
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- ekonomi13
- tavsiye4
- moderatörlere sesleniş5
- özgür özel'in tutuklanması9
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
dünyayı tek bir anlatımda açıklamaya çalışan hikayeleri temsil eder ve bunlar bize söylenen yalanlar olarak görür Lyotard.
Bunlara Grand-narratives de demiştir.
Tarih
ilerleme
Aydınlanda
Özgürlük
marxism
gibi şeyleri meta-narrative olarak görmüş ve sorgulamıştır. ben Burada kendisini Descartes akımından görüyorum zira kendisinden önce var olan her düşünceyi tekrar bağımsız bir şekilde ele alıp yorumlamaya çalışmıştır ( şu an bu akımın adını hatırlayamıyorum). Kendisi burjuvazinin bir MiT olduğunu dahi iddia etmiştir.
Bunlara Grand-narratives de demiştir.
Tarih
ilerleme
Aydınlanda
Özgürlük
marxism
gibi şeyleri meta-narrative olarak görmüş ve sorgulamıştır. ben Burada kendisini Descartes akımından görüyorum zira kendisinden önce var olan her düşünceyi tekrar bağımsız bir şekilde ele alıp yorumlamaya çalışmıştır ( şu an bu akımın adını hatırlayamıyorum). Kendisi burjuvazinin bir MiT olduğunu dahi iddia etmiştir.
dünyayı tek bir çerçeveye sığdırmaya çalışan büyük hikâyeler. sana baştan bir anlam paketi sunuyor tarih şöyle akar, ilerleme böyledir, özgürlük şudur gibi. jean françois lyotard tam burada frene basanlardan. diyor ki, bu büyük hikâyeler aslında sandığımız kadar evrensel ya da “doğru” değil. daha çok, bize uzun zamandır anlatılagelen, kabul edilmiş paketler. aydınlanma, marksizm, tarihin sonu, ilerleme… hepsi “işte gerçek bu” diye konuşuyor ama gerçek hayat o kadar düzgün, tek çizgili değil ki. hayat daha çok parçalı, yerel, küçük hikâyelerden oluşuyor. bir yerden sonra o büyük çerçeveler çatırdamaya başlıyor.
bazı insanlar lyotard’ı descartes’a benzetiyor, “her şeyi şüpheyle sorgula” tarafı yüzünden. haklılar da bir yere kadar. descartes “düşünüyorum, öyleyse varım”a varmak için her şeyi yakıp yıkmıştı, ama en azından sağlam, tartışılmaz bir temel arıyordu. lyotard ise o “tek ve sağlam temel” fikrine bile mesafeli duruyor. ona göre böyle bir temel bile bir tür yeni büyük anlatı olabilir. şüphe et, ama şüphenin de sonsuza kadar yeni bir büyük hikâye üretmesine izin verme.
aslında en rahatsız edici yanı da bu bence, tek bir büyük hikâyeye inanmak gerçekten rahatlatıcı. her şeyi açıklıyor, nereye gittiğini gösteriyor, ahlaki bir pusula bile veriyor. ama o hikâyenin dışına bir adım attığında dünya birdenbire çok daha dağınık, çok daha karmaşık ve parçalı görünüyor. hiçbir şey o kadar net değil. her şey yerel, geçici, bağlamsal hale geliyor. o zaman insan ister istemez “peki şimdi neye inanacağım?” diye soruyor kendine.
lyotard’ın eleştirisi tam da bu rahatlığı bozmak üzerine. büyük anlatılar çöktükten sonra geriye ne kalıyor? küçük anlatılar, dil oyunları, farklı toplulukların kendi kurallarıyla oynadığı oyunlar… belki de asıl mesele, o parçalılığı kabul edip içinde yaşamayı öğrenmek.
bazı insanlar lyotard’ı descartes’a benzetiyor, “her şeyi şüpheyle sorgula” tarafı yüzünden. haklılar da bir yere kadar. descartes “düşünüyorum, öyleyse varım”a varmak için her şeyi yakıp yıkmıştı, ama en azından sağlam, tartışılmaz bir temel arıyordu. lyotard ise o “tek ve sağlam temel” fikrine bile mesafeli duruyor. ona göre böyle bir temel bile bir tür yeni büyük anlatı olabilir. şüphe et, ama şüphenin de sonsuza kadar yeni bir büyük hikâye üretmesine izin verme.
aslında en rahatsız edici yanı da bu bence, tek bir büyük hikâyeye inanmak gerçekten rahatlatıcı. her şeyi açıklıyor, nereye gittiğini gösteriyor, ahlaki bir pusula bile veriyor. ama o hikâyenin dışına bir adım attığında dünya birdenbire çok daha dağınık, çok daha karmaşık ve parçalı görünüyor. hiçbir şey o kadar net değil. her şey yerel, geçici, bağlamsal hale geliyor. o zaman insan ister istemez “peki şimdi neye inanacağım?” diye soruyor kendine.
lyotard’ın eleştirisi tam da bu rahatlığı bozmak üzerine. büyük anlatılar çöktükten sonra geriye ne kalıyor? küçük anlatılar, dil oyunları, farklı toplulukların kendi kurallarıyla oynadığı oyunlar… belki de asıl mesele, o parçalılığı kabul edip içinde yaşamayı öğrenmek.
Gündemdeki Haberler