bugün
- kalp krizi7
- hiçbir servet zamanı satın alamaz10
- sebahattin şirin7
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle5
- terörist mecliste konuşma mı yapar4
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek3
- ümmetçilerin vatan sevgisi4
- romelu lukaku5
- profilini gizli tutma nedeni9
- çerçeve yasa19
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı5
- apo piçtir piç kalacak10
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları4
- arapça isimlerin iticiliği2
- türk milletine kurulan pusu6
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür5
- mel melin palavra sıkması9
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet7
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi8
- eski türkiye2
- nihavent kardeşimizin sözlüğe teşrif etmesi4
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- ismet gürbüz2
- büyük oyunu görmek4
- intihar edenler hiç korkmuyor mu5
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- ihtiyar yazar6
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- en güzel reçel6
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- suudi arabistan'a saldırılırsa türkiye de savaşta3
- güzel kızlara kötü davranmak3
- güzel kızlara bakmanın mutluluk vermesi2
- herkesle iyi geçinmek6
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- galatasaray ın yeni transferi2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li4
- nihoş4
- bugün çok felsefik ve derin şeyler söylemem2
- nihavent gerizekalısı3
- tai lung13
- ifşalanmak2
- israil den lübnan'a yoğun saldırılar2
- kapak yapmak2
Bunca özenti ve çalıntı diziden sonra gayet başarılı bir yapım olan bir dizidir. Umarım bozmadan boyle devam eder. (ayrıca orda atıf vaaar ! )
özgü namal'ın küçüklüğünü oynayan elif ceren balıkçı dizi de en beğendiğim oyunculuğu sergilemekte. senaryo ve diğer oyunculuklar da gayet başarılı ama elif ceren hanım ileride inşallah iyi bir sanatçı olacak.
Yürektedir. asil bir duygunun yaşattığı eylemdir.
Kavgada can yakan, dövüş sporlarında ise yenilgiye yol açabilecek duygudur. Onun dışında insanım diyen herkesin hissetmiş olması gereken şeydir.
Yazın okuduğum Hande Altaylı'nın Kahperengi adlı romanından uyarlanan dizi. Tabi dizide kitapta olmayan kişi ve olaylar da var. Ama şu var ki yazın kitap bittiğinde çok üzülmüştüm; çünkü çok keyifli bir kitaptı ve çok ilginç bir sonla bitti.
galinayla sermetin sempati uyandırdığı dizidir.
Güneş merhamet buyuruyor
ve güneş merhamet buyuruyor
ama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali,
boydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetler
kurbağa gibi zıplar füzeler,
çocuklar haritalarını çıkarır
iğnedenliğe çevirir ayı,
eski çürük peynir,
orda hayat yok
ama dünyada fazlasıyla;
yıkanmamış Hintli çocuklarımız
bacak bacak üstüne atıp flüt çalarak,
göbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken,
açlık kokan havada yılanların
şuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek;
füzeler zıplar,
avcıları ve sürüyü geride bırakırken
yabani tavşanlar gibi zıplar
günü geçmiş kurşunların yerine;
Çinliler hala yeşim işlerler,
sessizce açlıklarına pirinç tıkarak,
bir açlık ki bin yaşında,
ateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri,
istemsiz beklemenin sürüklenen
direkleri iter mavnaları
yüzen evleri;
Türkiye'de kilimlerinin üstünde
kıbleye dönüp
sigara içerek gülen
ve parmaklarını gözlerine sokup kör eden
mor bir tanrıya dua okurlar,
tanrılar böyle işte, yaparlar;
ama füzeler hazırlar: her nedense
değersizdir artık barış,
küçük bir göldeki nilüfer yaprağı
misali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek;
kırmızı yeşil ve sarılarına batırıp
resim yapar ressamlar,
şairler uyaklara döker yalnızlıklarını,
müzisyenler her zamanki gibi açtır
ve romancılar kaçırır meselenin özünü,
ama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz;
pelikanlar dalıp dalıp yükselir
şok geçiren yarı ölü radyoaktif balıkları
gagalarında sallayarak;
evet, gerçekten de
sümükle yıkar kayaları sular;
ve Wall Street'te
anahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa;
ah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyle
tekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine,
ya da şanslıysak eğer,
katalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek,
maden çukurunun içinde
kırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinde
resim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek;
çatırdayarak girer şimşek
pencereden içeri ve bir milyon odada
aşıklar yatar kenetlenmiş, yitik
ve barış gibi hastalıklı;
kırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzü
ressamlar için -ve aşıklar için,
her daim açtıkları gibi açar çiçekler
açar ama üzerlerinde
füze yakıtlarının ve mantarların,
zehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü,
bulantılı bir zaman -perde,
III. sahne, sadece ayakta yer var,
SATILDI, SATILDI, SATILDI yine,
tanrı tarafından, birileri ya da birşeyler,
füzeler generaller ve liderler tarafından,
şairler doktorlar komedyenler
sabun ve bisküi üreticileri
ve iki yüzlü seyyar satıcılar tarafından
kendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı;
şimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiş
tarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz,
safra, yanardağ taşı, sığ sularda
bir-üç balık, kaynağımızın
ve gözlerimizin yergisi...
daha önce hiç olmuş muydu bu?
kendini kuyruğundan yakalayan
bir daire mi tarih,
bir rüya, bir kabus mu,
bir generalin hayali, bir başkanın,
bir diktatörün hayali mi yoksa...
uyanamaz mıyız?
yoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden?
uyanamaz mıyız? sevgili dostlar,
uykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?
Charles Bukowski
ve güneş merhamet buyuruyor
ama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali,
boydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetler
kurbağa gibi zıplar füzeler,
çocuklar haritalarını çıkarır
iğnedenliğe çevirir ayı,
eski çürük peynir,
orda hayat yok
ama dünyada fazlasıyla;
yıkanmamış Hintli çocuklarımız
bacak bacak üstüne atıp flüt çalarak,
göbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken,
açlık kokan havada yılanların
şuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek;
füzeler zıplar,
avcıları ve sürüyü geride bırakırken
yabani tavşanlar gibi zıplar
günü geçmiş kurşunların yerine;
Çinliler hala yeşim işlerler,
sessizce açlıklarına pirinç tıkarak,
bir açlık ki bin yaşında,
ateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri,
istemsiz beklemenin sürüklenen
direkleri iter mavnaları
yüzen evleri;
Türkiye'de kilimlerinin üstünde
kıbleye dönüp
sigara içerek gülen
ve parmaklarını gözlerine sokup kör eden
mor bir tanrıya dua okurlar,
tanrılar böyle işte, yaparlar;
ama füzeler hazırlar: her nedense
değersizdir artık barış,
küçük bir göldeki nilüfer yaprağı
misali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek;
kırmızı yeşil ve sarılarına batırıp
resim yapar ressamlar,
şairler uyaklara döker yalnızlıklarını,
müzisyenler her zamanki gibi açtır
ve romancılar kaçırır meselenin özünü,
ama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz;
pelikanlar dalıp dalıp yükselir
şok geçiren yarı ölü radyoaktif balıkları
gagalarında sallayarak;
evet, gerçekten de
sümükle yıkar kayaları sular;
ve Wall Street'te
anahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa;
ah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyle
tekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine,
ya da şanslıysak eğer,
katalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek,
maden çukurunun içinde
kırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinde
resim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek;
çatırdayarak girer şimşek
pencereden içeri ve bir milyon odada
aşıklar yatar kenetlenmiş, yitik
ve barış gibi hastalıklı;
kırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzü
ressamlar için -ve aşıklar için,
her daim açtıkları gibi açar çiçekler
açar ama üzerlerinde
füze yakıtlarının ve mantarların,
zehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü,
bulantılı bir zaman -perde,
III. sahne, sadece ayakta yer var,
SATILDI, SATILDI, SATILDI yine,
tanrı tarafından, birileri ya da birşeyler,
füzeler generaller ve liderler tarafından,
şairler doktorlar komedyenler
sabun ve bisküi üreticileri
ve iki yüzlü seyyar satıcılar tarafından
kendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı;
şimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiş
tarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz,
safra, yanardağ taşı, sığ sularda
bir-üç balık, kaynağımızın
ve gözlerimizin yergisi...
daha önce hiç olmuş muydu bu?
kendini kuyruğundan yakalayan
bir daire mi tarih,
bir rüya, bir kabus mu,
bir generalin hayali, bir başkanın,
bir diktatörün hayali mi yoksa...
uyanamaz mıyız?
yoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden?
uyanamaz mıyız? sevgili dostlar,
uykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?
Charles Bukowski
Asıl adı Kahperengi olan Hande Altaylı romanından Merhamet olarak uyarlanan, Atıf'ın aşkının Fırat'ın yakışıklılığının önüne geçtiği TV dizisidir.
merhamet asil bir duygu değildir, zayıflığın sembolüdür. acımasız bir dünyada merhametli olmakla neyi ispatlıyorlar anlamıyorum. allah mısınız nesiniz siz?
son zamanlar da malesef oldukça özlenen ve aranan duygu.
berbat bir türk dizisidir. burada yabancı dizi izleyin türk dizileri öğğk demek istemiyorum fakat bugüne kadar gerçekten başarılı bir türk dizisi görmedim. olaylar genelde birbirini tekrarlıyor ve bir süreklilik yok. olay bittiği zaman dizi de biteceğinden, her şey çok ayrıntılı işleniyor. yeter artik zap yaparken 5 saniye dayanamadığım bu iğrenç şeyleri bitene kadar izlemeyin. sonra neden türk kadınları böyle..
daha iyi anlamak için reis bey başyapıtının izlenmesi gereken kavram.
siz yinede bakınız ki kahperengi.
flashbackin bokunu çıkaran dizi.
hayatıma bir adet babür istememe neden olmuştur.
izlerken ders çalışasımın geldiği dizi.
kanal d dizisi. hayatta bu kadar tesadüfün bir araya gelmesi merhametsizliktir.
kadrosu oldukça iyi dizi. seyrettiriyor kendisini. evet.
çatalla gider yapılan dizidir.
her şey tamam ama o mehmet ile bahar nasıl birbirine düşmüş anlamadım? Bu senaristler nasıl bir dünyada yaşıyor amk.
Sürprizler ile dolu dizi.
Sürprizler ile dolu dizi.
tatil sabahlarında 10 da kalkmamın sebebi olmuş dizidir. Geçmişe dönüş sahneleriyle birlikte oldukça sürükleyiciydi.
narin ve fırat isimleriyle babasının narini okutmamasıyla bana doğu dizisi gibi gelen dizi.*
güzel başlamış sonradan boka sarmış dizi. ne ara kardeş çıktı lan bunlar. evet.
akşam akşam beni mutlu eden dizi. özgü namal yıllar sonra yeditepe istanbulda oynadığı evde tekrar çekim yapmış. 2000 yılındada üniversite öğrencisini oynuyordu, 2013 tede öğrenci rolünde.
izlediğim iki türk dizisinden biri.yönetmenin çekimleri harika (bkz: suskunlar) ayrıca dizideki oyunculuklar ibrahim Çelikkol'u saymazsak çok iyi,dizinin müzikleri de ayrı etkileyici.dizinin senaryosu da iyi denilebilir flashbackli bir dizi bu da diziye daha sürükleyicilik katıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar