bugün
- aleksey batrakov21
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı17
- queen ravennanın aşırı güzel olması14
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- the elder scrolls vi3
- tanımadığı kadına tokat atan adam15
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- yagmurcu çık açıkla10
- değişik meslekler2
- dedenize sahip çıkar mısınız5
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- durkheimın intihar teorisi6
- atatürk düşmanı5
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı2
- sözlük dedeleri6
- ismet gürbüz'ün almanyada doğması2
- öylesine bir şeyler yaz4
- kablosuz mouse13
- melis babadağ'ın ayakları2
- cevheri güven4
- arda güler'in ankara da doğması2
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- arap götü9
- ormanda orman kebabı yemek2
- belözoğlu'nun fenerbahçe teknik direktörü olması2
- fenerbahçe11
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak2
- iskilipli atıf hoca20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- susualsuspects4
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- doların 50 tl olması7
- kadınlar3
- favlayan yazarın asıl amacı12
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- sözlük kürdü55
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- nükleer bomba2
- camgöz balık ekmek4
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- tren4
- kırıkkaleli olmak istemek4
- ismeti çekemeyen yazar2
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- ünal erkan2
(bkz: salt maruz kalma etkisi)
maruz kalma etkisi olarak adlandırılan ilk başta sevilmeyen bir şeye maruz kaldıkça zamanla sevmeye verilen isimdir.
karar verme süreçleri, bilişsel bilim ve davranışsal karar verme alanlarında listelenen bilişsel yanılgılar* içerisinde özel bir yere sahip olması gerektiğini düşündüğüm yanılgı. konuyla ilgili ilk çalışmayı yapan Zajonc kardeşimize tüm saygı ve sevgilerimi gönderir, terazisine tıklar, +rep vermeyi bir borç bilirim. emeğine sağlık, yüreğine sağlık.
giriş notu: ingilizcesi daha karizma olduğu için, şaka len şaka, türkçeye çevirirken anlam kaybolmasına yol açmamak ve konuyla ilgili arkadaşların internet aramalarında daha şanslı olmalarına yardımcı olabilmek için orijinal haliyle bıraktım konu başlığı. yoksa, tdk'nın sözleşmeli kadrosunda yer alan bir elemanım.
ne diyor bu yanılgı: şüphesiz ki, bir şeye ne kadar fazla aşina ('familiarity') olduysanız, etkisi altında kaldıysanız ('exposure') o şeyi daha fazla sevme, beğenme eğiliminde bulunursunuz. bu tercih profili seçimlerinize de yansır.
varsayım: nötr ya da olumlu bir maruz kalma söz konusu.
güncel örnekler üzerinden bir girizgâh yapayım, sonra ölümcül darbeyi vurayıp uzaklaşayım olay yerinden.
- benetton ve nike gibi firmaların reklamlarını izlediğinizde hangi ürünün reklamı olduğu hakkında hiçbir fikriniz olmaz. Çünkü ortada bir ürün yoktur. bu iki firmanın bu reklamlarda öncelikli amaç markaya aşinalık kazandırmaktır. seyirciye yüksek dozda marka yüklemesi yapar. bilinçaltına yerleştirir. mere exposure effect dahilinde konuya döndüğümüzde, bir alışveriş merkezine gittiğinizde benetton ve diğerleri, nike ve diğerleri şeklinde bir önceden tanımlanmış tercih profili ile gidersiniz.
- küçük bir kasabada veya ilçede uzunca bir süre yaşadıktan sonra başka bir yere, büyük bir yere taşındığınızı düşünelim. Yıllar sonra o ilçeye yanınızda başka biriyle tekrar ziyaret ediyorsunuz. gelişmemiş, yıkık, dökük bu kasaba yanınızdaki kişi için olumsuz bir takım özellikler çağırıştırmasına rağmen, sizin için aksine olumlu özellikler çağrıştırır. bunun nedeni oradaki anılarınız, tecrübeleriniz süresince bu ekolojiye maruz kalmış olmanız. maruz kaldıkça bir süre sonra aşinalık neticesinde sevmeye başlıyorsunuz.
- amerika'da doğan, büyüyen biri için beyzbol önemlidir. çok büyük ihtimalle küçük yaştan itibaren oynamaya başlar. maçları takip eder. beyzbol'u sever. televizyonda beyzbol maçı ile futbol maçı aynı saatte yayınlandığında beyzbol'u tercih etme eğilimi gösterir. öte yandan, türkiye'de yaşayan birine ise beyzbol hiçbir aşinalık çağırıştırmaz. dolayısıyla bir bağ kurması zorlaşır. çünkü beyzbol'a maruz kalacağı bir ekolojide yetişmemiştir. ingiltere için de kriket'i örnek verebiliriz.
evet. can alıcı noktaya geldik: dini inanç tercihi. bu tercih çok büyük bir oranda bulunulan ekoloji ile alakalı bir tercih. islamiyete aşina olan bir bölgede 'varsayılan' tercih müslüman olmak. türkiye'de doğan bir kişi %99'u müslüman olan bir ülkede * otomatik olarak müslüman oluyor. küçük yaştan itibaren islami geleneklerle süslenmiş bir çevrede yetiştikten sonra dini kanıksıyor, olduğu gibi alıyor, yeri geliyor üzerine toz kondurmuyor. sorsan, "nasıl müslüman oldun sen e be yiğidim" diye "sanane, saman ye, yemezsen beni ye" şeklinde cevap vermesi muhtemeldir. şimdi burada üzerine düşünülmesi gereken 2 soru ortaya çıkıyor:
1. tercihlerimiz, dolayısıyla hayatımız ne kadar bizim kontrolümüzde ? varsayılan olarak digitürk paketi içerisinde bize sunulmuş olanlara mutlak biat edip, bir süre sonra da aşinalık sonucu, yüksek dozda maruz kalmak neticesinde başka bir tercihe geçişi çok daha zor hale getirmek bize ne kadar kaliteli bir hayat sunuyor?
2. varsayılan bir şekilde yaptığımız tercihlere, kendi irademizle yaptığımız tercihler kadar sahip çıkmıyoruz. Dolayısıyla nüfus cüzdanında müslüman gözükse de çoğu insan, dini vecibeleri yerine getirmek konusunda pek de hevesli olmuyorlar. soru şu: "varsayılan tercih" dayatması neticesinde bu işten, işin kaymağını yemesi gerektiği düşünülen din aslında bu işten zararlı çıkmış olmuyor mu? dinin toplum yaşamında güç kazanıldığından bahsediliyor her yerde. ben ise, bu şekilde dinlerin sistematik bir şekilde zayıflatıldığına inanıyorum. elbette din kelimesinden ne anladığımızla, içini neyle doldurduğumuzla da alakalı bir şey aslında bu.
gerisi ev ödevi olsun. çok sabırsız olanlar için ise, reha muhtar'la doğruların zamanı başlayıncaya kadar vakit geçirmek amacıyla mahalle baskısına göz atabilirler.
giriş notu: ingilizcesi daha karizma olduğu için, şaka len şaka, türkçeye çevirirken anlam kaybolmasına yol açmamak ve konuyla ilgili arkadaşların internet aramalarında daha şanslı olmalarına yardımcı olabilmek için orijinal haliyle bıraktım konu başlığı. yoksa, tdk'nın sözleşmeli kadrosunda yer alan bir elemanım.
ne diyor bu yanılgı: şüphesiz ki, bir şeye ne kadar fazla aşina ('familiarity') olduysanız, etkisi altında kaldıysanız ('exposure') o şeyi daha fazla sevme, beğenme eğiliminde bulunursunuz. bu tercih profili seçimlerinize de yansır.
varsayım: nötr ya da olumlu bir maruz kalma söz konusu.
güncel örnekler üzerinden bir girizgâh yapayım, sonra ölümcül darbeyi vurayıp uzaklaşayım olay yerinden.
- benetton ve nike gibi firmaların reklamlarını izlediğinizde hangi ürünün reklamı olduğu hakkında hiçbir fikriniz olmaz. Çünkü ortada bir ürün yoktur. bu iki firmanın bu reklamlarda öncelikli amaç markaya aşinalık kazandırmaktır. seyirciye yüksek dozda marka yüklemesi yapar. bilinçaltına yerleştirir. mere exposure effect dahilinde konuya döndüğümüzde, bir alışveriş merkezine gittiğinizde benetton ve diğerleri, nike ve diğerleri şeklinde bir önceden tanımlanmış tercih profili ile gidersiniz.
- küçük bir kasabada veya ilçede uzunca bir süre yaşadıktan sonra başka bir yere, büyük bir yere taşındığınızı düşünelim. Yıllar sonra o ilçeye yanınızda başka biriyle tekrar ziyaret ediyorsunuz. gelişmemiş, yıkık, dökük bu kasaba yanınızdaki kişi için olumsuz bir takım özellikler çağırıştırmasına rağmen, sizin için aksine olumlu özellikler çağrıştırır. bunun nedeni oradaki anılarınız, tecrübeleriniz süresince bu ekolojiye maruz kalmış olmanız. maruz kaldıkça bir süre sonra aşinalık neticesinde sevmeye başlıyorsunuz.
- amerika'da doğan, büyüyen biri için beyzbol önemlidir. çok büyük ihtimalle küçük yaştan itibaren oynamaya başlar. maçları takip eder. beyzbol'u sever. televizyonda beyzbol maçı ile futbol maçı aynı saatte yayınlandığında beyzbol'u tercih etme eğilimi gösterir. öte yandan, türkiye'de yaşayan birine ise beyzbol hiçbir aşinalık çağırıştırmaz. dolayısıyla bir bağ kurması zorlaşır. çünkü beyzbol'a maruz kalacağı bir ekolojide yetişmemiştir. ingiltere için de kriket'i örnek verebiliriz.
evet. can alıcı noktaya geldik: dini inanç tercihi. bu tercih çok büyük bir oranda bulunulan ekoloji ile alakalı bir tercih. islamiyete aşina olan bir bölgede 'varsayılan' tercih müslüman olmak. türkiye'de doğan bir kişi %99'u müslüman olan bir ülkede * otomatik olarak müslüman oluyor. küçük yaştan itibaren islami geleneklerle süslenmiş bir çevrede yetiştikten sonra dini kanıksıyor, olduğu gibi alıyor, yeri geliyor üzerine toz kondurmuyor. sorsan, "nasıl müslüman oldun sen e be yiğidim" diye "sanane, saman ye, yemezsen beni ye" şeklinde cevap vermesi muhtemeldir. şimdi burada üzerine düşünülmesi gereken 2 soru ortaya çıkıyor:
1. tercihlerimiz, dolayısıyla hayatımız ne kadar bizim kontrolümüzde ? varsayılan olarak digitürk paketi içerisinde bize sunulmuş olanlara mutlak biat edip, bir süre sonra da aşinalık sonucu, yüksek dozda maruz kalmak neticesinde başka bir tercihe geçişi çok daha zor hale getirmek bize ne kadar kaliteli bir hayat sunuyor?
2. varsayılan bir şekilde yaptığımız tercihlere, kendi irademizle yaptığımız tercihler kadar sahip çıkmıyoruz. Dolayısıyla nüfus cüzdanında müslüman gözükse de çoğu insan, dini vecibeleri yerine getirmek konusunda pek de hevesli olmuyorlar. soru şu: "varsayılan tercih" dayatması neticesinde bu işten, işin kaymağını yemesi gerektiği düşünülen din aslında bu işten zararlı çıkmış olmuyor mu? dinin toplum yaşamında güç kazanıldığından bahsediliyor her yerde. ben ise, bu şekilde dinlerin sistematik bir şekilde zayıflatıldığına inanıyorum. elbette din kelimesinden ne anladığımızla, içini neyle doldurduğumuzla da alakalı bir şey aslında bu.
gerisi ev ödevi olsun. çok sabırsız olanlar için ise, reha muhtar'la doğruların zamanı başlayıncaya kadar vakit geçirmek amacıyla mahalle baskısına göz atabilirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar