bugün
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir7
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi4
- uludağ itiraf12
- s'i l v'e r m'i s t28
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- sikişirken sigara içen kadın6
- yörük kızı15
- afd'nin saksonya anhalt'ı kazanması3
- kız düşürmenin kısa yolu15
- uludağ sözlük size ne kattı24
- zorunlu eğitim11
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- command and generals2
- mercimek çorbası içen kadın14
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sözlüğün en masum yazarları16
- devlet bahçeli9
- fusya semsiyeli yabanci26
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- pankek mi pişi mi10
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- sarapci koala43
- arkadaşlar larissa kim12
- pum pum çorbası6
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- nervio21
- sarımsak yiyen kız6
- yemeğe bulyon koyan insan7
- reenkarnasyon2
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- pandela 38
- serhat kılıç22
- mesleki yaşama merkezi denetleme2
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması6
- türkiye13
- ismail kartal12
- tavuk budu2
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- tai lung45
- pizza6
- saraca098
- hoşçakal uludağ sözlük7
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- hamarat kadın5
- şarapçının birden tayyipçi olması10
melankolisi doğuştan değildir elbet bu insanın..
mutsuzdur, çünkü mutsuz edilmiştir zamanında. hayır o zamanlar dünyaya daha saf daha temiz bakıyordu. doğuştan getirdiği bir melankolisi yoktu. belki hiç olmayacaktı.
zamanla yediği her bir darbe, her bir üzüntü bu insanı daha da güçlü yapmadı. daha da üzdü. daha da karamsar oldu.
güldü belki sahte bir gülücük. ağlamayı yakıştıramadı. doluydu. normal-anormal ayrımı yoktu artık.. iç içe geçmişti hepsi.. sözler kelimeler inandırıcılığını kaybetmiştir. artık.
hayatın güzel olmadığını düşünür bu insan. insanların masumiyetini kaybettiğini belki de hiç o masumiyetten nasibini almadıklarını düşünür. insanlara güveni kalmamıştır çünkü.. yolda iki liseli arkadaşı yan yana görse dalmak ister, "eşşoleşşekler defolun gidin karşımdan" dememek için zor tutar kendini..
"allahın belası ortamınızı da alın başınıza çalın " diye haykırmak ister, kızlı erkekli ortamlara.. bu ortamların ne mal olduğunu zamanında acı bir şekilde tecrübe etmiş, türlü yavşaklıklara birinci elden şahit olmuştur..
o güne kadar yapılan her güzel şeyin içindeki kötülükleri düşünür. asıl güzelliği bozan da bunlardır. illa ki güzel anlarınızda olaylar çıkmayacaktır. olaylar illa ki insanın içinde de olacaktır. işte o güzel anı acılaştıran, üzen, mahveden, -hiç olmamış olsa dahi- aklına getirdiği işin iç yüzüdür. yani bu kadar gülünüyor, eğleniliyor ama.. ya yüzüme gülünürken..
of neyse..
neyse değil!. böyle düşünür bu adam işte!..
dayanaksızdır bu düşünceleri, şüphedir, paranoyadır, obsesyondur her ne ise..
kendi de bilir mantıksız olduğunu ama aklından çıkaramaz.. üzer kendini boş yere, bomboş yere..
keşke kendisini üzmekle kalsa! karşısındakini de üzer. üzdüğü için artık sevilmediğini düşünür. düşünür işte.. dayanağı üzmesidir..
her türlü zarardadır kısaca.. sonra bir de " ne olursa olsun destek çıkacağım " sözlerinin samimiyetsizliğini görür.. üzüntüsüne üzüntü katar.. daha çok üzer, daha çok üzülür.. dedik ya kelimelere sözlere olan inancını yitirmiştir biraz.. kısaca zordur demek kelimeyi karşılamaz. yaşanmadan anlanmaz. anlıyorum seni demeyin! anlayamazsınız...
bu güçsüzlüğü yine karşının sevgisini yitirme nedeni olur mu?
olsa şaşırmaz...
mutsuzdur, çünkü mutsuz edilmiştir zamanında. hayır o zamanlar dünyaya daha saf daha temiz bakıyordu. doğuştan getirdiği bir melankolisi yoktu. belki hiç olmayacaktı.
zamanla yediği her bir darbe, her bir üzüntü bu insanı daha da güçlü yapmadı. daha da üzdü. daha da karamsar oldu.
güldü belki sahte bir gülücük. ağlamayı yakıştıramadı. doluydu. normal-anormal ayrımı yoktu artık.. iç içe geçmişti hepsi.. sözler kelimeler inandırıcılığını kaybetmiştir. artık.
hayatın güzel olmadığını düşünür bu insan. insanların masumiyetini kaybettiğini belki de hiç o masumiyetten nasibini almadıklarını düşünür. insanlara güveni kalmamıştır çünkü.. yolda iki liseli arkadaşı yan yana görse dalmak ister, "eşşoleşşekler defolun gidin karşımdan" dememek için zor tutar kendini..
"allahın belası ortamınızı da alın başınıza çalın " diye haykırmak ister, kızlı erkekli ortamlara.. bu ortamların ne mal olduğunu zamanında acı bir şekilde tecrübe etmiş, türlü yavşaklıklara birinci elden şahit olmuştur..
o güne kadar yapılan her güzel şeyin içindeki kötülükleri düşünür. asıl güzelliği bozan da bunlardır. illa ki güzel anlarınızda olaylar çıkmayacaktır. olaylar illa ki insanın içinde de olacaktır. işte o güzel anı acılaştıran, üzen, mahveden, -hiç olmamış olsa dahi- aklına getirdiği işin iç yüzüdür. yani bu kadar gülünüyor, eğleniliyor ama.. ya yüzüme gülünürken..
of neyse..
neyse değil!. böyle düşünür bu adam işte!..
dayanaksızdır bu düşünceleri, şüphedir, paranoyadır, obsesyondur her ne ise..
kendi de bilir mantıksız olduğunu ama aklından çıkaramaz.. üzer kendini boş yere, bomboş yere..
keşke kendisini üzmekle kalsa! karşısındakini de üzer. üzdüğü için artık sevilmediğini düşünür. düşünür işte.. dayanağı üzmesidir..
her türlü zarardadır kısaca.. sonra bir de " ne olursa olsun destek çıkacağım " sözlerinin samimiyetsizliğini görür.. üzüntüsüne üzüntü katar.. daha çok üzer, daha çok üzülür.. dedik ya kelimelere sözlere olan inancını yitirmiştir biraz.. kısaca zordur demek kelimeyi karşılamaz. yaşanmadan anlanmaz. anlıyorum seni demeyin! anlayamazsınız...
bu güçsüzlüğü yine karşının sevgisini yitirme nedeni olur mu?
olsa şaşırmaz...
biri benden mi söz etti...
melankolik insan her an hüzün doludur...nefret...kin..tüm olumsuzlukları çeker üzerine...
melankolik insan her an hüzün doludur...nefret...kin..tüm olumsuzlukları çeker üzerine...
hüzünden zevk alandır, hayatı sevmedikleri sanılır lâkin aksine hayatı "aşırı" ve "hüzünle" sevenlerdir.
kendisini de çevresini de yoran insan, herşeyde bir olumsuzluk bulmayı başaran, nadiren birşeyleri olumlu bulsa da her an tüketebilme kapasitesi olan, hayatı kendine olduğu kadar diğerlerine de çekilmez hale getiren, çoğu zaman bunun farkında olan ama elinden bir türlü birşey gelmeyen insandır.
elbette melankoli bir süreçtir, kışın ardından gelen bahar gibi, psişe de tohum verip çiçek açacaktır. fakat mesele belki de iklim değişikliği sebebi ile doğada olan gibi bir yaz bir kış bir sonbahar sonra yine yaz gibi aslında insan eliyle bozulmuş dengesiz döngüler olması gibidir. çünkü yine insan kendi kalp elleri ile seçimler yapar ve psişesinin iklimini değiştirir. ruhunda bazen çiçek açar ama bazen de fırtınalar eser, karanlık bulutlar kaplar zihnini, yüreğini. bu düzensizlik ve kış hali uzun sürdükçe ruhun da melankolik hali katmerlenir, hiç çıkamayacak içinden sanır, hep böyle olacak, hiç bahar gelmeyecek, hep korunması gerekecek sert esen rüzgarlardan sanır.
oysa ki teslimiyet önemli, doğal olana teslimiyet, iniş çıkışların hayatın bir parçası olduğunu kabullenme teslimiyeti. tersi oldukça, baş kaldırdıkça insan, kafa tuttukça yaşanan tecrübelere, melankolik hal de kafa tutar. hani kaçan kovalanır misali.
elbette melankoli bir süreçtir, kışın ardından gelen bahar gibi, psişe de tohum verip çiçek açacaktır. fakat mesele belki de iklim değişikliği sebebi ile doğada olan gibi bir yaz bir kış bir sonbahar sonra yine yaz gibi aslında insan eliyle bozulmuş dengesiz döngüler olması gibidir. çünkü yine insan kendi kalp elleri ile seçimler yapar ve psişesinin iklimini değiştirir. ruhunda bazen çiçek açar ama bazen de fırtınalar eser, karanlık bulutlar kaplar zihnini, yüreğini. bu düzensizlik ve kış hali uzun sürdükçe ruhun da melankolik hali katmerlenir, hiç çıkamayacak içinden sanır, hep böyle olacak, hiç bahar gelmeyecek, hep korunması gerekecek sert esen rüzgarlardan sanır.
oysa ki teslimiyet önemli, doğal olana teslimiyet, iniş çıkışların hayatın bir parçası olduğunu kabullenme teslimiyeti. tersi oldukça, baş kaldırdıkça insan, kafa tuttukça yaşanan tecrübelere, melankolik hal de kafa tutar. hani kaçan kovalanır misali.
ölü gibi ve ciddi bir yüz ifadesi.
Çekilmeyen insan modelidir.
-nasılsın
-şu bulutlar kadar tel tel dağılıyorum, ya sen nasılsın.
-nasılsın
-şu bulutlar kadar tel tel dağılıyorum, ya sen nasılsın.
Depresyona çok yatkın olan insan türü. Kendimden biliyorum, kurtulmak da sanılan kadar basit olmuyor.
Içimin kaldırmadığı, yanımda yöremde yaşatmadığım insandır.
Sadece kendilerinin dert çektiğini zanneden, uzun metrajlı ergen tiplerdir.
Sadece kendilerinin dert çektiğini zanneden, uzun metrajlı ergen tiplerdir.
bir ara bendim sonra değiştim. değişmek isteyene de tavsiye vermiş olayım. ilk önce playlistinizi değiştirin. teşekkürler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar