bugün
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri4
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir7
- ürdün6
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- aykolik'in size istanbul'u gezdirmesi3
- filistin5
- hilafetin türklere faydası18
- ismet gurbuz'e tavsiyeler3
- yumurta turşusu2
- almanya da yaşayan yazarlar3
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- kız sanılan yazarlar11
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- kibarhergele14
- nervioya talip olmak5
- barney stinson2
- öleceğin günü bilmek4
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- 2026 2027 süper lig şampiyonu galatasaray2
- ismet gürbüz ile almanya da sosisli yemek3
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- istanbul da cirit atmak5
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması2
- çin2
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- mustafa kemal atatürk2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- sözlüğün kırbacı10
- türkiye6
- sözlükte sevap işlemek2
- futbol9
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz12
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- sorusormayin7
- yuvarlak masa şövalyelerinin meeting set etmesi2
- çorapla ıslak bir yere basmak2
- siyatik2
- hangi yazarla çift olursunuz28
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- ucan tekme atan hipopotam45
- güllü davası nda tuğyan'ın savunması2
- arda turan2
- gocu8
ilk kez yetmişli yılların ortalarında trt için hazırlanan oyun treni adındaki çocuk programında köksal engür'le birlikte karşımıza çıkan jön komik.
demode komedyen.
saygı duyulması gereken insan,sanatçı,oyuncu,eğitmen
ustaların ustası televizyonun vazgeçilmezidir.
(bkz: seneye beklediğimiz olacak o kadar ismi)
(bkz: yepisyeni olacak o kadar)
(bkz: seneye beklediğimiz olacak o kadar ismi)
(bkz: yepisyeni olacak o kadar)
hep aynı tarz komdiler yapan yanında çalışanların hakkını düşüneceğine kendi cebini düşünen yanındaki insanları üç kuruşa çalıştırıp başka işlerde çalışmalarını engelleyip kendine bağımlı duruma getiren kişidir. kadrosundaki hiç kimsenin kendinden öne çıkmasını istemez öne çıkanı harcar.
sinir krizi,miğde ağrısı. ''yeter artık bi sus'' dedirten pos bıyıklı gudik insan
(bkz: oya Başar)
artık emekli olması gereken büyük usta...
bir tiyatro kurmanın ve devam ettirmeni zorlukları tüm ünlü baba tiyatrocular tarafından anlatılırken kendisi koca bir çadırı kapaklamış kendince komikçilik yapan zengin palyaço.
hep benim adaşım bir oğlu olduğu için hatırladığım komedyen..
en son yaptığı programla artık "eşeğin genital organına" su kaçırdığı ve yaşlandığı anlaşılan komikçi amca!şu sıralar piyasada yok !
o tuhaf mizansenlerin sonunda, oyunu oyunculuğu filan bırakıp ani bir harektle kameraya dönerek "anlayın işte lan" havalarında verdiği yüce mesajlar tadında kendisine seslenmek vardı buradan: ey levent kırca! söylemediler sana ama yeryüzünde yapılacak başka işler de vardı!
ama ne mümkün. dili tutulur böyle bir şeye yeltenenin, taş olur o anda. levent kırca, şimdi anımsanması akla ziyan nice teknikler ve hatta icatlarla mizah yaparak yüzyıllardır ayakta kalmayı başarabilmiş bir insandır. (bkz: mucize) bütünüyle gerçek, sapasağlam ve her an yeni bir olacak o kadar başlatacak kadar yakında...
o açlık grevleri, boşanıp yeniden evlenme yeniden boşanma merasimleri, o mankenler, televole'ler gibi saymakla bitmez komiklikleriyle sonsuza kadar da yer alacaktır hafızalarda. *
ama ne mümkün. dili tutulur böyle bir şeye yeltenenin, taş olur o anda. levent kırca, şimdi anımsanması akla ziyan nice teknikler ve hatta icatlarla mizah yaparak yüzyıllardır ayakta kalmayı başarabilmiş bir insandır. (bkz: mucize) bütünüyle gerçek, sapasağlam ve her an yeni bir olacak o kadar başlatacak kadar yakında...
o açlık grevleri, boşanıp yeniden evlenme yeniden boşanma merasimleri, o mankenler, televole'ler gibi saymakla bitmez komiklikleriyle sonsuza kadar da yer alacaktır hafızalarda. *
ne olursa olsun türkiye'yi yıllarca güldürmüş sanatçı.
bir skecinde, oya başar işitme engelliler için haber bültenini sunarken, (zam haberi esnasında) arkadaki küçük ekranda yumruklarını sıkıp, kollarını kendine çekerek yaptığı hareket hala insanın aklına geldikçe güldürür.
bir de türk sanat müziği korosunda söyleyen, söylerken de yanındakilere kıllanan tiplemesi müthiştir.
bir skecinde, oya başar işitme engelliler için haber bültenini sunarken, (zam haberi esnasında) arkadaki küçük ekranda yumruklarını sıkıp, kollarını kendine çekerek yaptığı hareket hala insanın aklına geldikçe güldürür.
bir de türk sanat müziği korosunda söyleyen, söylerken de yanındakilere kıllanan tiplemesi müthiştir.
"Şan, şöhret ve para benim de başımı döndürdü. Kendime LK (Levent Kırca) plakalı cipler aldım. Üç kere bindim, sattım. Şımarıklık yaptım. Her şeyi alabiliyordum, bu güç beni yanılttı ve yozlaşma getirdi. Özür dilerim."
http://tr.wikiquote.org/wiki/Levent_K%C4%B1rca
http://tr.wikiquote.org/wiki/Levent_K%C4%B1rca
tv programın da sadece devletle polis le belediyecilik ile espri yapabilen bunu yaparkende eline yüzüne bulaştıran adam. son zamanlarında kendisini kaybetmiş ekranda manken bir kızımızı küçük düşürmüş ağlatmayı başarmış düşük kişilik.
oradaydım belgeseline konuk olmuş, olacak o kadar adlı reyting rekorları kıran programın sahibi usta oyuncu, televizyoncu.
mizahın izahını taşlama sanatı şeklinde yapan ve bunu en iyi şekilde uygulayan büyük üstad
dünya üzerinde onun kadar sarhoş rolünü gerçekçi canlandıran bir insan yok.
10 yaşımda izlemeyi bırakmakla iyi yaptığım program hep aynı konu ve tema üzerinde geçen skeçler demode espriler ve daha aptalca şeyler ve arkasındaki yeteneksizler ordusuyla iğrenç bir program ama jet ski esprisi vasatı aşmıştır.
--spoiler--
Geçen haftanın magazin gündeminde kaybolan bir açıklama Levent Kırca'dan geldi. Belki kendisini toplumsal belleğimizden tamamen silmek isteyenlerin sayısı az olmadığı için kimse üzerinde durmadı, ama bir zamanların en önemli şovmeni televizyonda artık iş bulamamasının sebebini açıklıyordu. AKP iktidarı kendisine karşıymış, o yüzden hangi kapıyı çalarsa çalsın Olacak O Kadar'ı yapamıyormuş...
Sahiden öyle mi, durup bir düşünmek lazım. Düşmüş şovmenlerde sık görülen bir hastalıktır bu. Kendilerine dışarıdan bakamadıkları için yıllar süren şaşaanın ardından bugün düştükleri durumun sorumlusu olarak birini ararlar. Levent Kırca da birden muhalif kimliğini hatırlayıp hazır ulusalcı tepkiler çoğalırken iktidara karşı cephenin yanında yer almayı uygun görmüş belli ki.
Halbuki kendisi bu ülke iktidarlarının belki de en çok kremasını yiyen isimlerden biri. Bugün ekranlarda değilse, bunun Türkiye'nin büyümüşlüğüyle, gözünün açılmışlığıyla daha çok ilgisi var. AKP’nin gündeminde bile olduğu düşünülemez.
Her toplumda olduğu gibi, Türkiye'de de popüler kültürde kimi uyanış anları vardır. Zamanında çok sevdiğiniz, bağımlısı olduğunuz figürlere karşı aklın başına gelmesidir, uykudan uyanma anıdır. Kimi zaman birileri tetikler ya da toplumlar kollektif bir kararla bir sabah uyanırlar ve birilerini artık sevmediklerine, ona artık gülmediklerine karar verirler.
Bazıları kendi sonlarını Güner Ümit gibi getirir. Bazılarının, mesela Hülya Uğur’un miadı dolmuştur çünkü ondan çok daha fantastik uzay figürleri çıkmıştır ekrana. Yahut Okan Bayülgen bir gece yarısı bize Cem Özer'in aslında ne kadar beceriksiz olduğunu söyleyerek sarsmış, gözümüzü açmıştır.
Levent Kırca'nın sonu da benzer oldu: Bir sabah uyandık ve onun artık komik olmadığını fark ettik hepimiz. Nasıl ki bir anda yıllar süren Bizimkiler'e ilgi kaybolduysa Levent Kırca da artık güldürmüyordu.
Bu noktaya gelinmesinde Kırca'nın kendi payı büyük tabii ki. Kendi sonunu kendi hazırladı, denebilir.
Her şeyden önce, yıllarca sahte bir kimlik yansıtmaya çalıştı hepimize; fakir edebiyatı, halk adamlığı rolleri arasında lüks villalarda oturduğunu, lüks arabalarla gezdiğini gizlemeye çalıştı. Bunlar ayıp değildi elbette, hakkıydı da, ama gizlemeye çalışmanın da bir anlamı yoktu.
Yahut, bir açıklık grevi tertiplemeye çalıştı ki kendisinin sonunu getiren belki de son skeç buydu. RTÜK'e karşı tepki adına hiç kimseyi inandıramadığı bir açlık grevi girişimi tezgahlamaya kalktı, ama sonra da yoğun istek üzerine bundan vazgeçti.
Mesela kalktı Belediye'yle kavga etti, Dolmabahçe’de çadır kurup tiyatro yapmak için kampanyalar düzenledi. Sonra o çadırı sattı, orası bugün G-Mall adıyla bilinen sinema, spor salonu, süpermarket kompleksine dönüştü. Hani sanat için onca kavga edilmişti, sanat için izinler alınmıştı, nasıl birden ticari bir satışa dönüşüverdi o tiyatro?
Ekranın önünde ise meşhur ayyaş tiplemesinden bir öteye gidemedi. Onun dilini konuştuğu, taklit edebildiği, dönemin rengine adapte olduğu siyasiler sahneden çekilmişti artık. Özal ölmüştü, Demirel artık renkli ve gündemde değildi. Yeni malzeme bulamadı, Küçük Hüsamettin de ilginç olmaktan çıkmıştı. Çoğunluğun Küçük Hüsamettin'e geçip, zamanında küçümsediği bu lumpen kültürünün egemenliğini ilan ettiğini hesaplayamadı, göremedi. 80'li yıllardaki diskurla idare edeceğini sandı ama yeni televizyon izleyicisi ona adapte olamadı...
Ama en büyük günahı ısrar etmesiydi: Biraz daha fazla para uğruna o kanaldan bu kanala zıplayıp durdukça tekrarlarıyla aslı birbirinden ayrılmaz oldu, habire ekranda görününce yüzünü eskitti. Bir an bile durmayı bilemedi, köşesine çekilip bekleyemedi, yeni malzeme için çalışacak zamanı yaratmadı. Daha çok para kazanmak, daha çok sözleşme yapmak kendini yenilemekten hep daha önemli oldu.
Eğer dursaydı... Bugün belki 80'lerde ilk patladığı TRT günlerindeki kadar fenomen olmayabilirdi, ama kesinlikle daha saygın olurdu. Dursaydı, biraz kendine dışarıdan baksaydı, biraz eleştirilere kulak assaydı çok daha kıymetli hatırlanırdı...
Ama bakıyorum, şimdi hâlâ durmamakta direniyor... Oysa insan emekliliğe de alışmalı.
oray egin
--spoiler--
Geçen haftanın magazin gündeminde kaybolan bir açıklama Levent Kırca'dan geldi. Belki kendisini toplumsal belleğimizden tamamen silmek isteyenlerin sayısı az olmadığı için kimse üzerinde durmadı, ama bir zamanların en önemli şovmeni televizyonda artık iş bulamamasının sebebini açıklıyordu. AKP iktidarı kendisine karşıymış, o yüzden hangi kapıyı çalarsa çalsın Olacak O Kadar'ı yapamıyormuş...
Sahiden öyle mi, durup bir düşünmek lazım. Düşmüş şovmenlerde sık görülen bir hastalıktır bu. Kendilerine dışarıdan bakamadıkları için yıllar süren şaşaanın ardından bugün düştükleri durumun sorumlusu olarak birini ararlar. Levent Kırca da birden muhalif kimliğini hatırlayıp hazır ulusalcı tepkiler çoğalırken iktidara karşı cephenin yanında yer almayı uygun görmüş belli ki.
Halbuki kendisi bu ülke iktidarlarının belki de en çok kremasını yiyen isimlerden biri. Bugün ekranlarda değilse, bunun Türkiye'nin büyümüşlüğüyle, gözünün açılmışlığıyla daha çok ilgisi var. AKP’nin gündeminde bile olduğu düşünülemez.
Her toplumda olduğu gibi, Türkiye'de de popüler kültürde kimi uyanış anları vardır. Zamanında çok sevdiğiniz, bağımlısı olduğunuz figürlere karşı aklın başına gelmesidir, uykudan uyanma anıdır. Kimi zaman birileri tetikler ya da toplumlar kollektif bir kararla bir sabah uyanırlar ve birilerini artık sevmediklerine, ona artık gülmediklerine karar verirler.
Bazıları kendi sonlarını Güner Ümit gibi getirir. Bazılarının, mesela Hülya Uğur’un miadı dolmuştur çünkü ondan çok daha fantastik uzay figürleri çıkmıştır ekrana. Yahut Okan Bayülgen bir gece yarısı bize Cem Özer'in aslında ne kadar beceriksiz olduğunu söyleyerek sarsmış, gözümüzü açmıştır.
Levent Kırca'nın sonu da benzer oldu: Bir sabah uyandık ve onun artık komik olmadığını fark ettik hepimiz. Nasıl ki bir anda yıllar süren Bizimkiler'e ilgi kaybolduysa Levent Kırca da artık güldürmüyordu.
Bu noktaya gelinmesinde Kırca'nın kendi payı büyük tabii ki. Kendi sonunu kendi hazırladı, denebilir.
Her şeyden önce, yıllarca sahte bir kimlik yansıtmaya çalıştı hepimize; fakir edebiyatı, halk adamlığı rolleri arasında lüks villalarda oturduğunu, lüks arabalarla gezdiğini gizlemeye çalıştı. Bunlar ayıp değildi elbette, hakkıydı da, ama gizlemeye çalışmanın da bir anlamı yoktu.
Yahut, bir açıklık grevi tertiplemeye çalıştı ki kendisinin sonunu getiren belki de son skeç buydu. RTÜK'e karşı tepki adına hiç kimseyi inandıramadığı bir açlık grevi girişimi tezgahlamaya kalktı, ama sonra da yoğun istek üzerine bundan vazgeçti.
Mesela kalktı Belediye'yle kavga etti, Dolmabahçe’de çadır kurup tiyatro yapmak için kampanyalar düzenledi. Sonra o çadırı sattı, orası bugün G-Mall adıyla bilinen sinema, spor salonu, süpermarket kompleksine dönüştü. Hani sanat için onca kavga edilmişti, sanat için izinler alınmıştı, nasıl birden ticari bir satışa dönüşüverdi o tiyatro?
Ekranın önünde ise meşhur ayyaş tiplemesinden bir öteye gidemedi. Onun dilini konuştuğu, taklit edebildiği, dönemin rengine adapte olduğu siyasiler sahneden çekilmişti artık. Özal ölmüştü, Demirel artık renkli ve gündemde değildi. Yeni malzeme bulamadı, Küçük Hüsamettin de ilginç olmaktan çıkmıştı. Çoğunluğun Küçük Hüsamettin'e geçip, zamanında küçümsediği bu lumpen kültürünün egemenliğini ilan ettiğini hesaplayamadı, göremedi. 80'li yıllardaki diskurla idare edeceğini sandı ama yeni televizyon izleyicisi ona adapte olamadı...
Ama en büyük günahı ısrar etmesiydi: Biraz daha fazla para uğruna o kanaldan bu kanala zıplayıp durdukça tekrarlarıyla aslı birbirinden ayrılmaz oldu, habire ekranda görününce yüzünü eskitti. Bir an bile durmayı bilemedi, köşesine çekilip bekleyemedi, yeni malzeme için çalışacak zamanı yaratmadı. Daha çok para kazanmak, daha çok sözleşme yapmak kendini yenilemekten hep daha önemli oldu.
Eğer dursaydı... Bugün belki 80'lerde ilk patladığı TRT günlerindeki kadar fenomen olmayabilirdi, ama kesinlikle daha saygın olurdu. Dursaydı, biraz kendine dışarıdan baksaydı, biraz eleştirilere kulak assaydı çok daha kıymetli hatırlanırdı...
Ama bakıyorum, şimdi hâlâ durmamakta direniyor... Oysa insan emekliliğe de alışmalı.
oray egin
--spoiler--
mübalağa sanatını ustalıkla yapan komedyen.
silik ve iç sıkıcı komedyenlik hayatının gitgide dibe vurması sonrası kafayı cem yılmaz'a takmış durumda. sürekli lüzumsuz kıyaslamalar ve posta koymalar. durmaksızın konuşuyor. yahu kendi de bilmiyor mu, cem yılmaz'ın cebinden 40 tane levent kırca çıkaracağını.
an itibariyle dobra dobra programını "ben nası geldim bu programa" diyerek terketmiş kişidir.
Cem Yilmaz'i duelloya davet eden komedyen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar