bugün
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi15
- kurtar bizi müsavat10
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi8
- nervio11
- devran dönecek5
- garip başlıklar5
- ülke gündemini umursamamak6
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız5
- idam cezasının geri gelmesi6
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı26
- yeni parti7
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- lan ın ingilizcesi4
- cumartesi pazarı4
- meme gerdirme operasyonu8
- sabah yürüyüşü8
- baharın uzayıp yazın gelmemesi2
- bakırköy4
- ayakkabıları ters giymek4
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken5
- dem seçmeni erdoğan'a oy verir mi2
- sözlükteki galatasaraylılar7
- kemal kılıçdaroğlu4
- okan buruk11
- victor osimhen16
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak2
- ahmet baran yazgan8
- karpuzcu libos panda2
- patates sulusu2
- hayat seks yemek kültür ve sanattır2
- meczubun peşinden gitmek4
- rahatın hiç uğramadığı kalp4
- yahudi cesaret madalyalı lider mi olur sorunsalı2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak5
- jinekomasti olmuş erkeğin göğüsleriyle oynamak3
- ona bir şey söyle4
- 13 ağustos 2026 süleymancılara operasyon yapılması2
- trabzonspor2
- biranın üstüne rakı içmek6
- kuşbaşılı pide3
- jinekomasti yaptıran sözlük erkekleri3
- dursun özbek4
- 1 euro 55 33 tl2
- z kuşağı5
- kıyma çeken kasaba nasıl kıydın diye sitem etmek2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- anın görüntüsü32
- toprağı öpen gözyaşları3
- yaratılmışların en üstünü3
1880'lerden beri kara yani siyah rengi anarşi ile özdeşleştirilmiştir. birçok anarşist grup isimlerinde "kara" kelimesini kullanmıştır. kara bayrak isimli çeşitli anarşist periyodik yayınlar da çıkmıştır.
bayrağın tek renkli karalığı, her türlü ezici ve baskıcı yapının inkarını temsil etmektedir. tamamen siyah ve sadece siyah rengi barındıran bir bayrak, neredeyse bir anti-bayraktır. ayrıca, dünya genelinde beyaz bayrak (tamamen beyaz renginde olan) daha büyük bir güce teslim olmak anlamına gelir ki bu açıdan da kara bayrak anlam olarak beyaz bayrağın tam tersi olarak görülebilir. ayrıca bazıları kara bayrağın direniş sırasında ölen şehitler için ağıt niteliği taşıdığını, bunu sembolize ettiğini düşünmüştür.
kara bayrak ayrıca şia müslümanları tarafından da taşınır ve semboliktir.*
bayrağın tek renkli karalığı, her türlü ezici ve baskıcı yapının inkarını temsil etmektedir. tamamen siyah ve sadece siyah rengi barındıran bir bayrak, neredeyse bir anti-bayraktır. ayrıca, dünya genelinde beyaz bayrak (tamamen beyaz renginde olan) daha büyük bir güce teslim olmak anlamına gelir ki bu açıdan da kara bayrak anlam olarak beyaz bayrağın tam tersi olarak görülebilir. ayrıca bazıları kara bayrağın direniş sırasında ölen şehitler için ağıt niteliği taşıdığını, bunu sembolize ettiğini düşünmüştür.
kara bayrak ayrıca şia müslümanları tarafından da taşınır ve semboliktir.*
(bkz: korsan bayrağı)
siyah'ın gerçekte bir renk olmaması sebebiyle tercih edilmiş olabilir.
hiç bir otorite insancıl değildir ilkesinden yola çıkan anarşistlerin bayrağıdır.
şiirlere veya edebiyata yakın olduğunu düşündüğüm yazar.
sözlüğe molotof atacak diye korktuğum yazar. *
(bkz: #21162091) tam da şu anda gelip de küfretseydi, bu kadar koymazdı.
şu anda yan odada uyuduğunu düşündüğüm küçük kuzenim olmasından şüphelendim bir an.
vay arkadaş, sağol ve varol, bir canımı daha gömdüm bir anda hem de.
şu anda yan odada uyuduğunu düşündüğüm küçük kuzenim olmasından şüphelendim bir an.
vay arkadaş, sağol ve varol, bir canımı daha gömdüm bir anda hem de.
(bkz: #21143197)
içinde bulunduğum duruma şahane bir şiirin şahane bir bölümüyle eşlik etmiş yazardır. devamı da benden kendisine gelsindir
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı.
içinde bulunduğum duruma şahane bir şiirin şahane bir bölümüyle eşlik etmiş yazardır. devamı da benden kendisine gelsindir
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı.
(#21163545) nickaltıma abdurrahman cahit zarifoğlundan güzel bir şiir yazmış sağolsun. Ben de okunduğunda insanı hapse sokan bir şiir yazmak istiyorum kendisine:
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat,
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat!
Yalnız seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Necip Fazıl Kısakürek
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat,
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat!
Yalnız seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Necip Fazıl Kısakürek
(#21169723) içinde olduğum durumu çok güzel anlatan bir şiir işlemiş nickaltıma. sağolsun, varolsun, teşekkürler.
içimin de dışımın da olmadığı, ya da içimi de dışımı da bilmediğim bir
dünya zamanıydı; sanırım 8-9 yaşlarındaydım.
acıyı, kederi, neşeyi henüz ayrıştırmamıştım.
hayattı; yekpareydi. her şey, bir şeydi.
sokağın sonuna doğru uzayıp giden bir tepenin ağzına oturmuştu.
yüzünde yaz esmerliği, ağzını rüzgara karşı açmış; mırıldanıyor muydu
yoksa rüzgarı mı yalamaya çalışıyordu? anlamamıştım.
beyaz bir yaz günüydü. ilk o gün görmüştüm onu.
mevsimler birinden öbürüne devrilirken, elimizi arı sokarken, bisikletten
düşüp dizlerimizi kanatırken canımıza bir şey olurdu; hissederdim. ama
acıya dahil değildi yine de bunlar.
hayattı, yekpareydi işte.
zaman, hayatı parçalara ayırıp, parça parça görmeye başladığımızda,
acı o yekpareliği yitirdiğimizde oluşacaktı.
Birhan Keskin
entry'lerini genellikle pek sevdiğim yazar kişisi.
yaz dostum,
bu da küçük bir armağan olsun.
dünya zamanıydı; sanırım 8-9 yaşlarındaydım.
acıyı, kederi, neşeyi henüz ayrıştırmamıştım.
hayattı; yekpareydi. her şey, bir şeydi.
sokağın sonuna doğru uzayıp giden bir tepenin ağzına oturmuştu.
yüzünde yaz esmerliği, ağzını rüzgara karşı açmış; mırıldanıyor muydu
yoksa rüzgarı mı yalamaya çalışıyordu? anlamamıştım.
beyaz bir yaz günüydü. ilk o gün görmüştüm onu.
mevsimler birinden öbürüne devrilirken, elimizi arı sokarken, bisikletten
düşüp dizlerimizi kanatırken canımıza bir şey olurdu; hissederdim. ama
acıya dahil değildi yine de bunlar.
hayattı, yekpareydi işte.
zaman, hayatı parçalara ayırıp, parça parça görmeye başladığımızda,
acı o yekpareliği yitirdiğimizde oluşacaktı.
Birhan Keskin
entry'lerini genellikle pek sevdiğim yazar kişisi.
yaz dostum,
bu da küçük bir armağan olsun.
Anarşi Doğanın Kanunudur, Düzen insanın rüyası.
Onuncu nesil yazardır. Bize göre de elinde şiirler var mıdır diye düşündürür.
gezi mağdurlarını tanıtan yazarımız. hoş gelmiş, hiç bozmasın çizgisini.
şiir âşığı olduğunu düşündüğüm edebiyat müptelası yazar.
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."
Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
Rimbaud
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."
Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
Rimbaud
Küçük kara bir şey karlar arasından,
Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle!
"Nerededir senin annen&baban? söyle?"
"Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye."
Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde,
Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında,
Onlar giydirdi bana ölümün giysisini,
Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi.
"Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum,
Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında,
Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala,
Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara."
Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle!
"Nerededir senin annen&baban? söyle?"
"Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye."
Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde,
Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında,
Onlar giydirdi bana ölümün giysisini,
Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi.
"Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum,
Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında,
Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala,
Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara."
(#21878981) ideolojisi adam akıllı bir yazar.
çok memnun oldum.
çok memnun oldum.
kendisini hiç tanımadığım halde sevdiğim yazar.
özellikle şiirsokakta başlığındaki entryleri ile başardı sanırım bunu.
vesselam hep yazsın.
özellikle şiirsokakta başlığındaki entryleri ile başardı sanırım bunu.
vesselam hep yazsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar