bugün
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- velvet25
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey8
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım8
- mor semsiyeli yabanci8
- kendini değersizleştiren insan3
- dünyanın en değerli şeyi5
- the crow2
- amedspor2
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- nude var mı3
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek5
- evliliğin anlamı13
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- cehalet mutluluktur2
- kürtsüz türkiye11
- evde yoğurt yapmak5
- çoluk çocuk işler peşinde koşan tipler3
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- türk ile kürt'ü rakip sanmak5
- bütün gece sokaklarda seri katilin izini sürmek5
- bana onu sormayin7
- neden bu kadar yakışıklıyım2
- sözlük yetkilisi2
- eskiden hayalini kurduğunuz2
- halife olacağım7
- unfollow2
- beyazconverse nickli yazar erkek mi5
- mehdi cennet vatanda3
- ismet gürbüz8
- her şeyden anlayan adam edası5
- selahattin eyyubi türktü4
- peugeot 404 ile total benzinliğine girmek2
- arabaları yan yana park edip öpüşmek2
- anın görüntüsü33
- 2000 yıl önce doğsan ne olurdun2
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- tarım teknolojisinin gerekliliği2
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi8
- fenerbahçe15
- hilafet gelsin mi6
- 0 0 72
- tarım teknolojisi2
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- ülkücülük vs atsızcılık vs atatürkçülük7
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- golden rose velvet matte ruj 162
- ülkücülerin gerçek yüzleri6
1880'lerden beri kara yani siyah rengi anarşi ile özdeşleştirilmiştir. birçok anarşist grup isimlerinde "kara" kelimesini kullanmıştır. kara bayrak isimli çeşitli anarşist periyodik yayınlar da çıkmıştır.
bayrağın tek renkli karalığı, her türlü ezici ve baskıcı yapının inkarını temsil etmektedir. tamamen siyah ve sadece siyah rengi barındıran bir bayrak, neredeyse bir anti-bayraktır. ayrıca, dünya genelinde beyaz bayrak (tamamen beyaz renginde olan) daha büyük bir güce teslim olmak anlamına gelir ki bu açıdan da kara bayrak anlam olarak beyaz bayrağın tam tersi olarak görülebilir. ayrıca bazıları kara bayrağın direniş sırasında ölen şehitler için ağıt niteliği taşıdığını, bunu sembolize ettiğini düşünmüştür.
kara bayrak ayrıca şia müslümanları tarafından da taşınır ve semboliktir.*
bayrağın tek renkli karalığı, her türlü ezici ve baskıcı yapının inkarını temsil etmektedir. tamamen siyah ve sadece siyah rengi barındıran bir bayrak, neredeyse bir anti-bayraktır. ayrıca, dünya genelinde beyaz bayrak (tamamen beyaz renginde olan) daha büyük bir güce teslim olmak anlamına gelir ki bu açıdan da kara bayrak anlam olarak beyaz bayrağın tam tersi olarak görülebilir. ayrıca bazıları kara bayrağın direniş sırasında ölen şehitler için ağıt niteliği taşıdığını, bunu sembolize ettiğini düşünmüştür.
kara bayrak ayrıca şia müslümanları tarafından da taşınır ve semboliktir.*
(bkz: korsan bayrağı)
siyah'ın gerçekte bir renk olmaması sebebiyle tercih edilmiş olabilir.
hiç bir otorite insancıl değildir ilkesinden yola çıkan anarşistlerin bayrağıdır.
şiirlere veya edebiyata yakın olduğunu düşündüğüm yazar.
sözlüğe molotof atacak diye korktuğum yazar. *
(bkz: #21162091) tam da şu anda gelip de küfretseydi, bu kadar koymazdı.
şu anda yan odada uyuduğunu düşündüğüm küçük kuzenim olmasından şüphelendim bir an.
vay arkadaş, sağol ve varol, bir canımı daha gömdüm bir anda hem de.
şu anda yan odada uyuduğunu düşündüğüm küçük kuzenim olmasından şüphelendim bir an.
vay arkadaş, sağol ve varol, bir canımı daha gömdüm bir anda hem de.
(bkz: #21143197)
içinde bulunduğum duruma şahane bir şiirin şahane bir bölümüyle eşlik etmiş yazardır. devamı da benden kendisine gelsindir
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı.
içinde bulunduğum duruma şahane bir şiirin şahane bir bölümüyle eşlik etmiş yazardır. devamı da benden kendisine gelsindir
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı.
(#21163545) nickaltıma abdurrahman cahit zarifoğlundan güzel bir şiir yazmış sağolsun. Ben de okunduğunda insanı hapse sokan bir şiir yazmak istiyorum kendisine:
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat,
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat!
Yalnız seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Necip Fazıl Kısakürek
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat,
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat!
Yalnız seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Necip Fazıl Kısakürek
(#21169723) içinde olduğum durumu çok güzel anlatan bir şiir işlemiş nickaltıma. sağolsun, varolsun, teşekkürler.
içimin de dışımın da olmadığı, ya da içimi de dışımı da bilmediğim bir
dünya zamanıydı; sanırım 8-9 yaşlarındaydım.
acıyı, kederi, neşeyi henüz ayrıştırmamıştım.
hayattı; yekpareydi. her şey, bir şeydi.
sokağın sonuna doğru uzayıp giden bir tepenin ağzına oturmuştu.
yüzünde yaz esmerliği, ağzını rüzgara karşı açmış; mırıldanıyor muydu
yoksa rüzgarı mı yalamaya çalışıyordu? anlamamıştım.
beyaz bir yaz günüydü. ilk o gün görmüştüm onu.
mevsimler birinden öbürüne devrilirken, elimizi arı sokarken, bisikletten
düşüp dizlerimizi kanatırken canımıza bir şey olurdu; hissederdim. ama
acıya dahil değildi yine de bunlar.
hayattı, yekpareydi işte.
zaman, hayatı parçalara ayırıp, parça parça görmeye başladığımızda,
acı o yekpareliği yitirdiğimizde oluşacaktı.
Birhan Keskin
entry'lerini genellikle pek sevdiğim yazar kişisi.
yaz dostum,
bu da küçük bir armağan olsun.
dünya zamanıydı; sanırım 8-9 yaşlarındaydım.
acıyı, kederi, neşeyi henüz ayrıştırmamıştım.
hayattı; yekpareydi. her şey, bir şeydi.
sokağın sonuna doğru uzayıp giden bir tepenin ağzına oturmuştu.
yüzünde yaz esmerliği, ağzını rüzgara karşı açmış; mırıldanıyor muydu
yoksa rüzgarı mı yalamaya çalışıyordu? anlamamıştım.
beyaz bir yaz günüydü. ilk o gün görmüştüm onu.
mevsimler birinden öbürüne devrilirken, elimizi arı sokarken, bisikletten
düşüp dizlerimizi kanatırken canımıza bir şey olurdu; hissederdim. ama
acıya dahil değildi yine de bunlar.
hayattı, yekpareydi işte.
zaman, hayatı parçalara ayırıp, parça parça görmeye başladığımızda,
acı o yekpareliği yitirdiğimizde oluşacaktı.
Birhan Keskin
entry'lerini genellikle pek sevdiğim yazar kişisi.
yaz dostum,
bu da küçük bir armağan olsun.
Anarşi Doğanın Kanunudur, Düzen insanın rüyası.
Onuncu nesil yazardır. Bize göre de elinde şiirler var mıdır diye düşündürür.
gezi mağdurlarını tanıtan yazarımız. hoş gelmiş, hiç bozmasın çizgisini.
şiir âşığı olduğunu düşündüğüm edebiyat müptelası yazar.
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."
Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
Rimbaud
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."
Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
Rimbaud
Küçük kara bir şey karlar arasından,
Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle!
"Nerededir senin annen&baban? söyle?"
"Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye."
Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde,
Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında,
Onlar giydirdi bana ölümün giysisini,
Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi.
"Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum,
Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında,
Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala,
Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara."
Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle!
"Nerededir senin annen&baban? söyle?"
"Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye."
Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde,
Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında,
Onlar giydirdi bana ölümün giysisini,
Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi.
"Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum,
Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında,
Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala,
Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara."
(#21878981) ideolojisi adam akıllı bir yazar.
çok memnun oldum.
çok memnun oldum.
kendisini hiç tanımadığım halde sevdiğim yazar.
özellikle şiirsokakta başlığındaki entryleri ile başardı sanırım bunu.
vesselam hep yazsın.
özellikle şiirsokakta başlığındaki entryleri ile başardı sanırım bunu.
vesselam hep yazsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar