bugün
- gocu22
- bu koyden olsam ne olacak18
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- şu an hissedilen duygu6
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- s'i l v'e r m'i s t7
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- 15 temmuz yalanı5
- çaylak yapın beni11
- sarı torba3
- soğan yiyen kız11
- çocukluğunuz nasıl geçti3
- sarapci koala77
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- dinlerin yalan olması13
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- ama ben bipolarım10
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- geceye bir şiir bırak5
- 30 ağustos zafer bayramı19
- dünyanın en kötü hissi2
- damdan düşer gibi3
- safiyenin kocası faik5
- ay kavga var galiba6
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- trafikte sinirlenip bağırmak6
- bkono5
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- yalnızlık4
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- enayimiknatisii4
- gecenin şarkısı3
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak2
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- katatespizartmasi10
- sözlük kızları adam mıdır5
- sihirli annem izleyen erkek4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- kavga eden yazarlar5
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- istatistiklerin yenilenmemesi3
- türkiye savaşa girecek5
- sözlükte artı eksi dengesinin normal olmaması3
- yazım hataları4
1880'lerden beri kara yani siyah rengi anarşi ile özdeşleştirilmiştir. birçok anarşist grup isimlerinde "kara" kelimesini kullanmıştır. kara bayrak isimli çeşitli anarşist periyodik yayınlar da çıkmıştır.
bayrağın tek renkli karalığı, her türlü ezici ve baskıcı yapının inkarını temsil etmektedir. tamamen siyah ve sadece siyah rengi barındıran bir bayrak, neredeyse bir anti-bayraktır. ayrıca, dünya genelinde beyaz bayrak (tamamen beyaz renginde olan) daha büyük bir güce teslim olmak anlamına gelir ki bu açıdan da kara bayrak anlam olarak beyaz bayrağın tam tersi olarak görülebilir. ayrıca bazıları kara bayrağın direniş sırasında ölen şehitler için ağıt niteliği taşıdığını, bunu sembolize ettiğini düşünmüştür.
kara bayrak ayrıca şia müslümanları tarafından da taşınır ve semboliktir.*
bayrağın tek renkli karalığı, her türlü ezici ve baskıcı yapının inkarını temsil etmektedir. tamamen siyah ve sadece siyah rengi barındıran bir bayrak, neredeyse bir anti-bayraktır. ayrıca, dünya genelinde beyaz bayrak (tamamen beyaz renginde olan) daha büyük bir güce teslim olmak anlamına gelir ki bu açıdan da kara bayrak anlam olarak beyaz bayrağın tam tersi olarak görülebilir. ayrıca bazıları kara bayrağın direniş sırasında ölen şehitler için ağıt niteliği taşıdığını, bunu sembolize ettiğini düşünmüştür.
kara bayrak ayrıca şia müslümanları tarafından da taşınır ve semboliktir.*
(bkz: korsan bayrağı)
siyah'ın gerçekte bir renk olmaması sebebiyle tercih edilmiş olabilir.
hiç bir otorite insancıl değildir ilkesinden yola çıkan anarşistlerin bayrağıdır.
şiirlere veya edebiyata yakın olduğunu düşündüğüm yazar.
sözlüğe molotof atacak diye korktuğum yazar. *
(bkz: #21162091) tam da şu anda gelip de küfretseydi, bu kadar koymazdı.
şu anda yan odada uyuduğunu düşündüğüm küçük kuzenim olmasından şüphelendim bir an.
vay arkadaş, sağol ve varol, bir canımı daha gömdüm bir anda hem de.
şu anda yan odada uyuduğunu düşündüğüm küçük kuzenim olmasından şüphelendim bir an.
vay arkadaş, sağol ve varol, bir canımı daha gömdüm bir anda hem de.
(bkz: #21143197)
içinde bulunduğum duruma şahane bir şiirin şahane bir bölümüyle eşlik etmiş yazardır. devamı da benden kendisine gelsindir
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı.
içinde bulunduğum duruma şahane bir şiirin şahane bir bölümüyle eşlik etmiş yazardır. devamı da benden kendisine gelsindir
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı.
(#21163545) nickaltıma abdurrahman cahit zarifoğlundan güzel bir şiir yazmış sağolsun. Ben de okunduğunda insanı hapse sokan bir şiir yazmak istiyorum kendisine:
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat,
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat!
Yalnız seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Necip Fazıl Kısakürek
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat,
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat!
Yalnız seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Necip Fazıl Kısakürek
(#21169723) içinde olduğum durumu çok güzel anlatan bir şiir işlemiş nickaltıma. sağolsun, varolsun, teşekkürler.
içimin de dışımın da olmadığı, ya da içimi de dışımı da bilmediğim bir
dünya zamanıydı; sanırım 8-9 yaşlarındaydım.
acıyı, kederi, neşeyi henüz ayrıştırmamıştım.
hayattı; yekpareydi. her şey, bir şeydi.
sokağın sonuna doğru uzayıp giden bir tepenin ağzına oturmuştu.
yüzünde yaz esmerliği, ağzını rüzgara karşı açmış; mırıldanıyor muydu
yoksa rüzgarı mı yalamaya çalışıyordu? anlamamıştım.
beyaz bir yaz günüydü. ilk o gün görmüştüm onu.
mevsimler birinden öbürüne devrilirken, elimizi arı sokarken, bisikletten
düşüp dizlerimizi kanatırken canımıza bir şey olurdu; hissederdim. ama
acıya dahil değildi yine de bunlar.
hayattı, yekpareydi işte.
zaman, hayatı parçalara ayırıp, parça parça görmeye başladığımızda,
acı o yekpareliği yitirdiğimizde oluşacaktı.
Birhan Keskin
entry'lerini genellikle pek sevdiğim yazar kişisi.
yaz dostum,
bu da küçük bir armağan olsun.
dünya zamanıydı; sanırım 8-9 yaşlarındaydım.
acıyı, kederi, neşeyi henüz ayrıştırmamıştım.
hayattı; yekpareydi. her şey, bir şeydi.
sokağın sonuna doğru uzayıp giden bir tepenin ağzına oturmuştu.
yüzünde yaz esmerliği, ağzını rüzgara karşı açmış; mırıldanıyor muydu
yoksa rüzgarı mı yalamaya çalışıyordu? anlamamıştım.
beyaz bir yaz günüydü. ilk o gün görmüştüm onu.
mevsimler birinden öbürüne devrilirken, elimizi arı sokarken, bisikletten
düşüp dizlerimizi kanatırken canımıza bir şey olurdu; hissederdim. ama
acıya dahil değildi yine de bunlar.
hayattı, yekpareydi işte.
zaman, hayatı parçalara ayırıp, parça parça görmeye başladığımızda,
acı o yekpareliği yitirdiğimizde oluşacaktı.
Birhan Keskin
entry'lerini genellikle pek sevdiğim yazar kişisi.
yaz dostum,
bu da küçük bir armağan olsun.
Anarşi Doğanın Kanunudur, Düzen insanın rüyası.
Onuncu nesil yazardır. Bize göre de elinde şiirler var mıdır diye düşündürür.
gezi mağdurlarını tanıtan yazarımız. hoş gelmiş, hiç bozmasın çizgisini.
şiir âşığı olduğunu düşündüğüm edebiyat müptelası yazar.
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."
Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
Rimbaud
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."
Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
Rimbaud
Küçük kara bir şey karlar arasından,
Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle!
"Nerededir senin annen&baban? söyle?"
"Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye."
Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde,
Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında,
Onlar giydirdi bana ölümün giysisini,
Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi.
"Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum,
Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında,
Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala,
Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara."
Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle!
"Nerededir senin annen&baban? söyle?"
"Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye."
Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde,
Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında,
Onlar giydirdi bana ölümün giysisini,
Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi.
"Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum,
Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında,
Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala,
Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara."
(#21878981) ideolojisi adam akıllı bir yazar.
çok memnun oldum.
çok memnun oldum.
kendisini hiç tanımadığım halde sevdiğim yazar.
özellikle şiirsokakta başlığındaki entryleri ile başardı sanırım bunu.
vesselam hep yazsın.
özellikle şiirsokakta başlığındaki entryleri ile başardı sanırım bunu.
vesselam hep yazsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar