bugün
- ateistlerin nursuz olması12
- ahbap16
- türkiye'nin en güvenilir siyasetçileri6
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak11
- kürtlerin tekelinde olan meslekler8
- yurtdışında arap mısın diye sorulması12
- haluk levent'e bile devletten daha çok güvenmek10
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar12
- yurtdışında hintli misin diye sorulması9
- karışık kızartma10
- kemalim yapmaz öyle şey3
- ülkenin çilesi3
- yavudi yuzır8
- bağırarak telefonla konuşan garip varlıklar2
- garanti bankası4
- vahidettin hainse neden yargılanmadı2
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- arkadaşlar bu nedir8
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu10
- haluk levent in tutuklanması8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı8
- uludağ sözlük bitti mi8
- 16 temmuz 2026 gece selası9
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak9
- bulgara gitmek8
- aşırı mühendislik vs planlı eskitme2
- 33 yaşında işsiz ve hala aile evinde yaşamak4
- karpuza limon sıkıp yemek4
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- dövmem var açtım bak kıyafeti6
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı2
- anaya küfür eden densiz2
- kaş aldırmaya kuaföre giden kız2
- sözlükte başın belaya girmesi2
- sözlükteki fenerbahçeliler2
- yumurta yememek5
- mide küçülmesi3
- sözlükteki galatasaraylılar2
- abdullah2
- türkiye'nin kuzey kore'ye dönüşmesi2
- birazdan bira içecek olmam4
- erdoğan olmasa türkiye bölünür2
- 2026 dünya kupası23
- boş beleş sözlük yazarı3
- çekirge istilası4
- babayla koridorda karşılaşmak5
- anfibir komando5
- sizce ben velvete anadan üryan fotimi atmışmıdırım13
- 31 yıl hapis cezalısı manavgat ta yakalandı3
- dünya8
5 haziranda çıkması beklenen kitaptır.
çıkmasına 5 gün 1 saat 51 dk. kalmış olan kitaptır.
samurayın eşinin bacaklarını birbirine dolayıp intihar etmesi anlamına gelen, jean christophe grange' nin son romanı.
bir an önce kavuşmak istediğim kitaptır.(fakirlik işte)
bu zamana kadar beni sıkmayan grange umarım bu kitabıyla bu düşünceme destek vermeye devam eder.
bu zamana kadar beni sıkmayan grange umarım bu kitabıyla bu düşünceme destek vermeye devam eder.
özlediğim yazarın son meyvesidir. almak için sabırsızlanıyorum. her kitabında aynı heyecanı yaşamaktayım. bu sefer nasıl bilgileri bize öğretecek diye.
Grange'in 10 romanından 9unu okumuş sağlam bir polisiye ve gerilim sever olarak, bu romanın oldukça gereksiz olduğunu ve kötü yazıldığını söylemem gerek. Hikaye kesinlikle heyecanlı bir şekilde ilerlemiyor. Kurgu bir bütünlük içinde sağlanmıyor. 380 sayfalık kitabın ilk 200-250 sayfası yanlış bir kovalamaca içinde geçiyor, son 100 sayfada ise asıl konuya giriyor yazar. Gereksiz derecede yoğun Japonya tasvirleri ve geçmiş karakter ilişkileri ile farklı bir hikaye verebileceğini sanmış Grangé. Ama olmuyor. Ölü Ruhlar Ormanı'nda da faka basmıştın Grangé. Sanırım artık emekli olman gerek.
10 dakika önce bitirdiğim kitaptır harikadır.
jean christophe grangein gerilediğini gösteren kitaptır. insan zevk alarak okuduğu yazardan bi sonraki kitapta haliyle daha iyisini, bi tık daha üstünü bekliyor. vasat bi kurgu olmuş maalesef.
fransa'da yayımlanmasından bir sene sonra türkiye'de okunma fırsatına nail olunmuş kitaptır. 'sisle gelen yolcu' ile yazarın kurgusunun değiştiğini fark etmiştim. yine de büyük bir heyecanla 'kızıl nehirler' gibi olur belki 'kaikén' diyerek bir günde okudum. okuduğum kitap sanki grangé in değil de alelade yazan birinin elinden çıkmış gibiydi. bakalım bir dahaki kitabı nasıl olacak.
okununca pişman olunmayacağını düşündüren grange romanı. çok daha farklı bir coğrafya,çok daha farklı ve ilgi çekici bir kültür,farklı psikolojiler ve tahmin edilemeyen tehditler. kanımca gayet sürükleyici,merak uyandıran bir kurguydu. sadece hikayenin başında neredeyken sonunda neredeyiz hissi yaratan kopukluk rahatsız ediciydi biraz o kadar. sonu fazla aceleye gelmiş gibiydi.
güzel kitap ancak bir siyah kan değil.
güzel kitap ancak bir siyah kan değil.
bir hevesle hemen okunup benim gibi belki de uyuz ve memnuniyetsiz okuyucuları tatmin etmemiş kitaptır efem.. hiç sevmedim. hayal kırıklığına bile uğradım.
samuray eslerinin gerektiginde seppuku yapabilmeleri icin tasidiklari hancerimsi bicaktir.
Aslında kötü bir kitap olmamasına rağmen, Grange'in önceki kitaplarıyla kıyaslayınca bu kitabın yeteri kadar iyi olmadığını görüyorsunuz. Leyleklerin Uçuşu'nda her cümle Grange kokuyordu. Bu kitabı ise sanki başka biri yazmış. Yazarken zorlandığı çok belli.
Bir de o kitabın finalindeki saçmalık nedir öyle ya?
vesselam...
Bir de o kitabın finalindeki saçmalık nedir öyle ya?
vesselam...
dandik bir kitaptır. Okumayın.
Grangé, gerilim türünün günümüzdeki en önemli yazarı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
--spoiler--
Diğer kitaplarından farklı olarak, bu kitabında değişik bir olay örgüsü ve kurguyu bizlere sunuyor. Tek bir konu üzerinden ilerleyip, bu konuyu sonuçlandırmak yerine, iki, hatta üç farklı olay örgüsünün üzerinden ilerliyor. ilginç nokta ise, bu olayların birbiriyle bağlantısının olmaması.
Hamile kadınları karnındaki bebekleriyle birlikte yakan Doğumcu ve seri katilin peşindeki başkomiser Olivier Passan Olivier Passanın evine giren, ailesini tehdit eden, çocuklarının vücudundan kan alan, buzdolabına maymun fetüsü yerleştiren bir seri katil daha. Hamile kadınları öldüren kişi ile başkomiserin ailesini tehdit eden kişi, aynı mıdır? Yoksa her biri farklı bir hikaye mi barındırır.
Patrick Guillard, nam-ı diğer Doğumcu, bana göre Grangéin Jacques Reverdiden (Siyah Kan) sonra yarattığı, cinayeti işleyiş biçimleri, psikolojik yönü, karakteri itibarıyla en ilgi çekici seri katil. Ancak kitabın iki farklı olay örgüsünü birlikte götürme, olay örgüleri arasındaki bağlantıyı okuyucuya kurdurma; ancak bunu boşa çıkartma çabası, bu seri katilimizin önemini ve dolayısıyla kitaptan alınan zevki yarıya indiriyor. Kitabın yarısına kadar Doğumcu ve onu cinayet işlemeye iten saikleri kafanızda kurarken bir anda olay örgüsünün dışında kalması bir hayal kırıklığı yaratıyor. Yine de kitabın sonuna kadar, bir yerden çıkacağını düşünüyorsunuz.
Kitaptaki betimlemeler ve psikolojik tahliller yine müthiş. Grangéın en başarılı olduğu nokta burası. Kitap sürükleyici, kitabın birkaç yerinde ters köşe oluyorsunuz; ancak okudukça sonunu tahmin edebilmek mümkün hale geliyor. Grangéın son zamanlarda sonuç bölümü yazamama hastalığına tutulduğunu düşünüyorum. Kitapta giriş var, gelişme var ve fakat sonuç yok. Kitaba gelen eleştirilerin büyük bölümünü bu husus oluşturuyor.
--spoiler--
--spoiler--
Diğer kitaplarından farklı olarak, bu kitabında değişik bir olay örgüsü ve kurguyu bizlere sunuyor. Tek bir konu üzerinden ilerleyip, bu konuyu sonuçlandırmak yerine, iki, hatta üç farklı olay örgüsünün üzerinden ilerliyor. ilginç nokta ise, bu olayların birbiriyle bağlantısının olmaması.
Hamile kadınları karnındaki bebekleriyle birlikte yakan Doğumcu ve seri katilin peşindeki başkomiser Olivier Passan Olivier Passanın evine giren, ailesini tehdit eden, çocuklarının vücudundan kan alan, buzdolabına maymun fetüsü yerleştiren bir seri katil daha. Hamile kadınları öldüren kişi ile başkomiserin ailesini tehdit eden kişi, aynı mıdır? Yoksa her biri farklı bir hikaye mi barındırır.
Patrick Guillard, nam-ı diğer Doğumcu, bana göre Grangéin Jacques Reverdiden (Siyah Kan) sonra yarattığı, cinayeti işleyiş biçimleri, psikolojik yönü, karakteri itibarıyla en ilgi çekici seri katil. Ancak kitabın iki farklı olay örgüsünü birlikte götürme, olay örgüleri arasındaki bağlantıyı okuyucuya kurdurma; ancak bunu boşa çıkartma çabası, bu seri katilimizin önemini ve dolayısıyla kitaptan alınan zevki yarıya indiriyor. Kitabın yarısına kadar Doğumcu ve onu cinayet işlemeye iten saikleri kafanızda kurarken bir anda olay örgüsünün dışında kalması bir hayal kırıklığı yaratıyor. Yine de kitabın sonuna kadar, bir yerden çıkacağını düşünüyorsunuz.
Kitaptaki betimlemeler ve psikolojik tahliller yine müthiş. Grangéın en başarılı olduğu nokta burası. Kitap sürükleyici, kitabın birkaç yerinde ters köşe oluyorsunuz; ancak okudukça sonunu tahmin edebilmek mümkün hale geliyor. Grangéın son zamanlarda sonuç bölümü yazamama hastalığına tutulduğunu düşünüyorum. Kitapta giriş var, gelişme var ve fakat sonuç yok. Kitaba gelen eleştirilerin büyük bölümünü bu husus oluşturuyor.
--spoiler--
jean christophe grange' in şiddetle tavsiye ettiğim en son romanıdır. sisle gelen yolcu çoğu okuru için hayal kırıklığı olmuştu ama kaiken bu durumu unutturmayı başardı. (en azından benim için)
Grange'ın okuduğum 9. romanı. Bende kesinlikle hayal kırıklığı yaşattı. Sıralayacak olursam ilk 6'ya giremez maalesef.
kapağı da budur efendim;
görsel
kapağı da budur efendim;
görsel
Ilk okuduğum Grange romanı. Beğenmeyen çok ama bence gayet güzeldi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar