bugün
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği41
- from gold from dust32
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- queen ravenna ifşası15
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- bir erkek adam kadınlara yükselmez10
- bu saatte uyumama sebebi3
- pudra kokusu6
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı4
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- kelebek3
- tavuklu pilav8
- kolye143
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- crystal palace8
- fırın sütlaç8
- beşiktaş18
- akepe dönemi15
- futbol20
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- ayaklara fısıldayan adam5
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- izmirin en güzel semtleri10
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- la loba21
- true'nun çaylak olması5
- avrupa11
- ioçk'nın ifşası4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- engineer2820
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- denenecek çok şey var4
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- ben geldim naneler12
- nickin yanında yaş da yazsın16
- at9
- nervio'nun ayakları16
Hemen her seviyedeki insanın, değişik buadlarda yaşama yörüngesi içine girip onu tesir altına alan ;kabzu bast;, yaşadığı hayatın şuurunda olan ve duyarak yaşayan hemen her ferdi alakadar eder.
Kabz; tutulma, derdest edilme, avuç içine alınma, can çıkacak hale gelme veya manevi feyizlerin kesilmesi ve insanın mahiyetindeki boşlukları itibariyle, sımsıkı bir münasebet içinde bulunması lazım gelen feyiz kaynağıyla alakasının sarsılması ve boşlukta kalmasına karşılık bast ise, yayma, açma, sergileme, ferah-feza bir duruma erme veya insanın, varlık içinde rahmet vesilesi olma noktasına eşyayı istap haddine ulaşması şeklinde tarif edilebilir.
Havf u recâ korku-ümit iradî birer tavır ve Hak yolunun salikleri için bir ilk menzil ve ilk nokta olmasına karşılık; kabz-bast, bir kısım iradî sebeplerin dışında, hakikat yolcusunun yolunu kesen veya onu şahlandırıp kanatlandıran nihai sınırda sırlı bir alış-veriştir.
Havfu recâ, istikbâle âid, sevilip-sevilmeyen şeylere karşı bir endişe hissi, bir ümitlenmesi ise kabz u bast, halihazır itibariyle kalbe gelen değişik boy ve renkteki dalgaların tesirinde, kalbin neşeyle atması veya kasvetle kasılması şeklinde de yorumlanabilir...
Marifet yamaçlarında seyahat edenler için kabz ne ise, yoldakiler için havf, onlar için bast ne ise, yoldakiler için de reca aynı şeydir.
Kabz u bast; itibârî bir mahiyeti olan insan iradesinin nisbi tesiri bir yana, Allahın elindedir. Ve Allah hem kabz eder hem de bast eder.” Bütün varlık, Onun kabza-i tasarrufunda olduğu gibi, semalardan insanın kalbine kadar her şeyi dilediği zaman evirip-çeviren de Odur. Kalb, Hazreti Rahmânın parmakları arasındadır ve onu halden hale çevirir ve istediği şekli verir... Peygamber sözü de bunu hatırlatmaktadır.
Allah, dilediği zaman kalpleri öyle sıkar, öyle ihtiyaçlara boğar ki, artık Ondan gayrı kimse o ihtiyacı gideremez.. Ve öylede onlara genişlik ve inşirah verir ki gayri hiçbir şeye ihtiyaç hissetmezler.
Kabz celalı bast cemalîdir; birinde vahidiyet sırrıyla azamet ve ululuk, diğerinde de rahmet ve tecelli tenezzül nümayandır. Birinde zerreden sistemlere kadar bütün varlığı elinde tesbih gibi çeviren kudre ürperticiliği; diğerinde, bu ezip geçen akıl almaz büyüklüğün, bu herşeyi iki büklüm eden müthiş ceberûtun hayret ve dehşetiyle tir tir titreyen ruhlara üns esintileri halinde iltifât ve okşayıcılık vardır.
Ne var ki herkes bu tecelli ve bu iltifatı aynı seviyede duyup hissedemez. Zira kabz ve bastın tecellileri, birazda şahısların sînelerinin genişlik ve darlığıyla mebsûten mütenasip doğru orantılı; gelir. Evet, bir havanın iç sıkıntısı veya gönül inşirahı şeklinde hissettiği şeylerle; gözleri, veralara doğru aralanmış kapı aralığından, hep gözetlenip durduğu şuurunda olan, heyecan ve endişe dolu hüşyar bir kalbin, yerinde inbisat ve neşe, yerinde de endişe ve burukluğu bir olmayacaktır.
Her şey gibi kabz u bast da Yaradanın tasarrufunda ve gecelerin gündüzleri, gündüzlerin de geceleri takib etmesi misillü birbirini takîb eder durur. Sebeplerin âdî birer şart telak edilmeleri mahfûz, ilâhi irade, kabzu bast dilimlerini daraltır, genişletir; gerilimlere iter veya sevinçle coşturur. Evet, insan bazen çok geniş bir zaman dilimini kabzın pençesine düşmeden kuşların havada uçtukları gibi pervaz eder geçer. Bazen de, bir boşluktan bir boşluğa yuvarlanıyor gibi, kabz halleri sıklaşır, kabz dilimleri genişler, ruh bunalır ve insan da adeta iki büklüm olur.
ilahi bir mevhibe olan makamın hakkını verememe bir kabz vesilesi olduğu gibi, çok defa günahlar da beraber erinde kabz getirirler. Bu itibarla, kabz hali, bir mümin için her zaman bir teyakkuz vesilesi olmalıdır. Gafletlere karşı tavır alınmalı, günahlar, tevbe ve iyiliklerle savılmalı ve gönül gözü bir kere daha verâlara tevcî edilmelidir.
Bast hali; kabzın, hayret, ürperti, yokluk ve hiçlik melodileriyle gelmesine karşılık, neşe, sevinç ve şatahat şeklinde tecellî eder. Bu itibarla bast, öteleri müşahedeye açılamamış ve uhrevîliklere göre akord olamamış bir kısım çelimsiz ruhlar için aldatıcı ve kaybettirici olabilir. Bu türlü tehlikeler kabz hali itibariyle de söz konusu edilebilir., ama katiyyen, bast kadar değildir. Zira kabzla sıkışmış insan, her an vicdanıyla sımsıkı tut beni, tut ki düşerim sensiz! der, cisimlerin hava boşluklarını aştıkları gibi o da hevâilik boşluğunu aşar, Onun inayetiyle bütünleşir ve o kasvetli zaman diliminde, bast haliyle ulaşılamayan noktalara ulaşabilir.
Onun için bast halinde bazı ruhların gaflet ve gevşekliklerine karşılık kabz hâli hemen herkes için bir teyakkuz faslı sayılmıştır.
Ayrıca bize aid kusur ve gafletlerle gelmiş bir kabz, ilerideki bir başlangıcı, şatahat ve gevşekliğe götüren bir bast da tehlikeli bir kısım kabzların sebebi olabilir...
Gerçek mü’min, her hali, kendi çercevesi için de değerlendirip semere almasını bilen insandır.
Kabz u bast Ondan birer tecellidir bilene,
Şükr için bast yapar, kabz eder insan bilene...
not: tabi ki alıntıdır.
Kabz; tutulma, derdest edilme, avuç içine alınma, can çıkacak hale gelme veya manevi feyizlerin kesilmesi ve insanın mahiyetindeki boşlukları itibariyle, sımsıkı bir münasebet içinde bulunması lazım gelen feyiz kaynağıyla alakasının sarsılması ve boşlukta kalmasına karşılık bast ise, yayma, açma, sergileme, ferah-feza bir duruma erme veya insanın, varlık içinde rahmet vesilesi olma noktasına eşyayı istap haddine ulaşması şeklinde tarif edilebilir.
Havf u recâ korku-ümit iradî birer tavır ve Hak yolunun salikleri için bir ilk menzil ve ilk nokta olmasına karşılık; kabz-bast, bir kısım iradî sebeplerin dışında, hakikat yolcusunun yolunu kesen veya onu şahlandırıp kanatlandıran nihai sınırda sırlı bir alış-veriştir.
Havfu recâ, istikbâle âid, sevilip-sevilmeyen şeylere karşı bir endişe hissi, bir ümitlenmesi ise kabz u bast, halihazır itibariyle kalbe gelen değişik boy ve renkteki dalgaların tesirinde, kalbin neşeyle atması veya kasvetle kasılması şeklinde de yorumlanabilir...
Marifet yamaçlarında seyahat edenler için kabz ne ise, yoldakiler için havf, onlar için bast ne ise, yoldakiler için de reca aynı şeydir.
Kabz u bast; itibârî bir mahiyeti olan insan iradesinin nisbi tesiri bir yana, Allahın elindedir. Ve Allah hem kabz eder hem de bast eder.” Bütün varlık, Onun kabza-i tasarrufunda olduğu gibi, semalardan insanın kalbine kadar her şeyi dilediği zaman evirip-çeviren de Odur. Kalb, Hazreti Rahmânın parmakları arasındadır ve onu halden hale çevirir ve istediği şekli verir... Peygamber sözü de bunu hatırlatmaktadır.
Allah, dilediği zaman kalpleri öyle sıkar, öyle ihtiyaçlara boğar ki, artık Ondan gayrı kimse o ihtiyacı gideremez.. Ve öylede onlara genişlik ve inşirah verir ki gayri hiçbir şeye ihtiyaç hissetmezler.
Kabz celalı bast cemalîdir; birinde vahidiyet sırrıyla azamet ve ululuk, diğerinde de rahmet ve tecelli tenezzül nümayandır. Birinde zerreden sistemlere kadar bütün varlığı elinde tesbih gibi çeviren kudre ürperticiliği; diğerinde, bu ezip geçen akıl almaz büyüklüğün, bu herşeyi iki büklüm eden müthiş ceberûtun hayret ve dehşetiyle tir tir titreyen ruhlara üns esintileri halinde iltifât ve okşayıcılık vardır.
Ne var ki herkes bu tecelli ve bu iltifatı aynı seviyede duyup hissedemez. Zira kabz ve bastın tecellileri, birazda şahısların sînelerinin genişlik ve darlığıyla mebsûten mütenasip doğru orantılı; gelir. Evet, bir havanın iç sıkıntısı veya gönül inşirahı şeklinde hissettiği şeylerle; gözleri, veralara doğru aralanmış kapı aralığından, hep gözetlenip durduğu şuurunda olan, heyecan ve endişe dolu hüşyar bir kalbin, yerinde inbisat ve neşe, yerinde de endişe ve burukluğu bir olmayacaktır.
Her şey gibi kabz u bast da Yaradanın tasarrufunda ve gecelerin gündüzleri, gündüzlerin de geceleri takib etmesi misillü birbirini takîb eder durur. Sebeplerin âdî birer şart telak edilmeleri mahfûz, ilâhi irade, kabzu bast dilimlerini daraltır, genişletir; gerilimlere iter veya sevinçle coşturur. Evet, insan bazen çok geniş bir zaman dilimini kabzın pençesine düşmeden kuşların havada uçtukları gibi pervaz eder geçer. Bazen de, bir boşluktan bir boşluğa yuvarlanıyor gibi, kabz halleri sıklaşır, kabz dilimleri genişler, ruh bunalır ve insan da adeta iki büklüm olur.
ilahi bir mevhibe olan makamın hakkını verememe bir kabz vesilesi olduğu gibi, çok defa günahlar da beraber erinde kabz getirirler. Bu itibarla, kabz hali, bir mümin için her zaman bir teyakkuz vesilesi olmalıdır. Gafletlere karşı tavır alınmalı, günahlar, tevbe ve iyiliklerle savılmalı ve gönül gözü bir kere daha verâlara tevcî edilmelidir.
Bast hali; kabzın, hayret, ürperti, yokluk ve hiçlik melodileriyle gelmesine karşılık, neşe, sevinç ve şatahat şeklinde tecellî eder. Bu itibarla bast, öteleri müşahedeye açılamamış ve uhrevîliklere göre akord olamamış bir kısım çelimsiz ruhlar için aldatıcı ve kaybettirici olabilir. Bu türlü tehlikeler kabz hali itibariyle de söz konusu edilebilir., ama katiyyen, bast kadar değildir. Zira kabzla sıkışmış insan, her an vicdanıyla sımsıkı tut beni, tut ki düşerim sensiz! der, cisimlerin hava boşluklarını aştıkları gibi o da hevâilik boşluğunu aşar, Onun inayetiyle bütünleşir ve o kasvetli zaman diliminde, bast haliyle ulaşılamayan noktalara ulaşabilir.
Onun için bast halinde bazı ruhların gaflet ve gevşekliklerine karşılık kabz hâli hemen herkes için bir teyakkuz faslı sayılmıştır.
Ayrıca bize aid kusur ve gafletlerle gelmiş bir kabz, ilerideki bir başlangıcı, şatahat ve gevşekliğe götüren bir bast da tehlikeli bir kısım kabzların sebebi olabilir...
Gerçek mü’min, her hali, kendi çercevesi için de değerlendirip semere almasını bilen insandır.
Kabz u bast Ondan birer tecellidir bilene,
Şükr için bast yapar, kabz eder insan bilene...
not: tabi ki alıntıdır.
Ruhun ki ise fena bedenin ki geçer bir şekilde.
Vekaletname, bir kişinin başka bir kişiye belirli işlemleri yapma yetkisi verdiği hukuki bir belgedir. Ahzü kabz yetkisi de vekaletname yoluyla bir kişiye devredilebilir.
Bir kişi, sahip olduğu taşınmaz malın yönetimi, kullanımı veya işletmesi için başka bir kişiye ahzü kabz yetkisi vermek istediğinde, vekaletname düzenleyerek bu yetkiyi devredebilir. Vekaletname, bu yetkiyi açıkça belirten ve geçerlilik süresi ile diğer önemli detayları içeren bir belgedir.
Ahzü kabz yetkisini içeren bir vekaletname ile, vekil kişi sahibinin adına taşınmaz malı kullanma, işletme, kira sözleşmelerini yapma veya diğer yönetim işlemlerini gerçekleştirme yetkisine sahip olur. Bu yetki, vekaletnamede belirtilen süre veya şartlar dahilinde geçerlidir.
Ancak, ahzü kabz yetkisi vekaletname ile devredilen taşınmaz malın mülkiyetini değiştirmez. Malın mülkiyeti hala sahibinde kalır, ancak vekil kişi, belirli işlemleri yapma yetkisine sahip olur.
Bir kişi, sahip olduğu taşınmaz malın yönetimi, kullanımı veya işletmesi için başka bir kişiye ahzü kabz yetkisi vermek istediğinde, vekaletname düzenleyerek bu yetkiyi devredebilir. Vekaletname, bu yetkiyi açıkça belirten ve geçerlilik süresi ile diğer önemli detayları içeren bir belgedir.
Ahzü kabz yetkisini içeren bir vekaletname ile, vekil kişi sahibinin adına taşınmaz malı kullanma, işletme, kira sözleşmelerini yapma veya diğer yönetim işlemlerini gerçekleştirme yetkisine sahip olur. Bu yetki, vekaletnamede belirtilen süre veya şartlar dahilinde geçerlidir.
Ancak, ahzü kabz yetkisi vekaletname ile devredilen taşınmaz malın mülkiyetini değiştirmez. Malın mülkiyeti hala sahibinde kalır, ancak vekil kişi, belirli işlemleri yapma yetkisine sahip olur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar