1. 1.
    ingilizlerin gelmiş geçmiş
    belki en büyük lirik şairiydi..
    gününde anlayamadılar..
    eleştiriciler veryansın etti..
    veremliydi..
    kahroldu..
    26'sına varamadan kayboldu,gitti..
    4 ... piano-forte
  2. 2.
    ingiliz şair. 9 yaşında babasını, 14 yaşında annesini kaybetti, tıp öğrenimine başladıysa da bunu yarıda bıraktı. şiiri olduğu kadar resmi de etkiledi.
    4 ... vernon sullivan
  3. 3.
    john keats, dört çocuğun en büyüğü olarak 31 ekim 1795'te londra'da dünyaya geldi. babası bir ticari işletme müdürüydü. annesi de aynı işletmenin sahibinin kızıydı. öğrenciyken, çalışkanlığından çok cesaretiyle tanınırdı. john keats sekiz yaşındayken babası bir kazada öldü. altı yıl sonra annesi de veremden öldü. yetim kalan john keats, bir cerrahın yanına çalışmak üzere verildi. pek sevmediği bir iş olsa da, orada titizlikle çalıştığı söylenir. on sekiz yaşına geldiğinde, zaten çoktandır sürdürdüğü yazma çalışmaları artık şiir eksenine kaydı. kısa sürede şiir onun için bir tutkuya dönüştü. yazılarından birinde, "şiirsiz yapamayacağımı anladım," demektedir. yirmi bir yaşındayken, çırak olarak başlayıp tam da önemli bir aşamaya geldiği tıp alanını bırakıp, kendini tümüyle şiire vermeye karar verdi. kısa süre soonra yazar leigh hunt'la ve ressam benjamin robert haydon ile dostluk geliştirdi ve böylelikle londra'daki yazın çevresinin içine girdi. bu çevre içinde dönemin ünlü simaları olan percy shelley, william hazlitt ve charles lamb ile tanıştı. giderek şiir üzerine daha çok okumaya ve daha çok şiir üretmeye başladı. edmund spenser'ı, john milton'ı ve william shakespeare'i çok iyi incelediği belli olan john keats'ın şiirlerinde, bu şairlerin etkisine rastlanır.
    john keats, yalnızca 25 yıl süren yaşamı boyunca üç kitap yayımladı: poems (1925), endymion ((1818), lamia, isabella, the eve of st. agnes, and other poems (1820).
    şiirlerinde, çevrede görülen sıradan nesnelerden hareketle evrensel düşüncelere açılan kapıları imgeler yoluyla yansıtır.
    john keats, yaşamının son yıllarında, yaratıcı gücünün tam da doruğundayken, birden içine kapanık ve karamsar bir kişiliğe büründü. hastalandı ve 1818 yılında kendisine bakan küçük kardeşi tom'u veremden dolayı yitirdi. aynı yıl, fanny brawne'e aşık oldu ve ona adadığı şiirler yazdı. hastalığı arttı, parasal sorunlar yaşamaya başladı ve parasızlık yüzünden ne tedavi görebildi ne de evlenebildi. 3 şubat 1820'de ilk kez kan kustu ve veremi artık ölümcül bir noktaya geldi. 23 şubat 1821'de henüz 25 yaşındayken öldü.
    keats, ıngiliz şairlerle ilgili bütün ulusal ve yabancı antolojilerde her zaman yer alan, en çok bilinen ve sevilen şairlerden olagelmiştir.
    bir şiirinde (ode on a gracian urn') şöyle der: "güzellik doğruluktur, doğruluk ise güzellik, hepsi bu / yeryüzünde bildiğin ve bilmen gereken her şey" ("beauty is truth, truth beauty, -that's all / ye know on earth, and all ye need to know").

    kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/John_keats
    3 ... mulayim
  4. 4.
    john keats muzesi icin (bkz: hampstead)
    cocuklugu gecirdigi ev icin (bkz: edmonton)
    egitim aldigi okul icin (bkz: enfield town)
    3 ... ms.viking
  5. 5.
    londra hampstead'de 14 ayını geçirdiği evde, yakınlarını kaybetmenin ve sonunda yine aynı hastalığa yenilmenin sessizliğine amma ve lakin edebiyat dünyasında ölümsüzleşmenin haykırışına şahit oluyorsunuz.
    4 ... scarlet
  6. 6.
    (bkz: to solitude)
    2 ... guilt and regret
  7. 7.
    Kara dumanlar kaplamışsa düzlüklerimizi

    Uzun kasvetli bir mevsim
    süresince, kara dumanlar
    kaplamışsa düzlüklerimizi.
    Gün gelir, yumuşak güney
    doğar, dağıtır bezgin
    gökyüzünden görünmezce
    bütün lekeleri, kurtarır
    acılarından keyifsiz ayı
    kazanır çoktandır kayıp
    hakkını Mayıs hissedişinin.
    Yaz yağmuru damlamış
    gül yaprakları gibi, kıpırdar
    geçen serinlikle göz kapakları.
    Ve en durgun düşünceler
    çevremizde - tomurcuk yapraklar
    gibi; olgunlaşır meyve
    sessizlik içinde - sakin
    demetler üstündeki akşamda
    gülümser güz güneşi.
    Tatlı Sappho'nun yanakları,
    bir uyuyan bebeğin nefesi,
    yavaşça dökülür saatin içinden
    kum - bir orman deresi - ve,
    bir şairin son nefesi.

    John Keats
    2 ... fuzulii
  8. 8.
    mezar tasinda:

    Here lies One Whose Name was writ in Water
    (burada ismi suya yazili birisi yatar)

    yazar.

    altinda ise iki yakin arkadasi sunlari eklenmistir:

    This Grave contains all that was mortal, of a YOUNG ENGLISH POET, who on his Death Bed, in the Bitterness of his heart, at the Malicious Power of his enemies, desired these words to be Engraven on his Tomb Stone

    (bu mezar, genç ingiliz sairin ölümlü olan herseyidir, ölüm döseginde yatarken kalbindeki aciyla bu yaziyi, tüm düsmanlarinin kötülüklerine karsi mezar tasina yazilmasini dilemistir.) *
    2 ... guilt and regret
  9. 9.
    (bkz: bright star)
    1 ... senbanabiriniandroid
  10. 10.
    Parlak yıldız, keşke ben de senin gibi sabit (kararlı /değişmez) olsaydım,
    yalnız ihtişam içinde değil, geceleyin havada asılı
    ve izleseydim, sonsuz göz kapakları ile
    doğa'nın dayanıklı- uykusuz Eremite'i gibi (münzevi)
    Hareketli sular, onların saf abdest (takdis) ile görevli papazı gibi
    dünyanın insan kıylarının etrafını sarar
    ya da yeni düşmüş-yumuşak maskesine bakar
    dağlar ve kırlar üzerindeki karın
    Hayır -hala sadık (sabit) ve hala değişmez
    benim sadık aşkımın olgunlaşan memesinin üzerindeki yastık
    sonsuza dek yumuşakça şişmesi ve düşmesini hissetmek için
    tatlı bir huzursuzluk içinde uyanık
    yine de hala onun yumuşak nefes alışını duymak
    ve böylece yaşamak- yoksa (ya da) ölmeye bayılmak (yatmak)...
    3 ... senbanabiriniandroid