bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu30
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri9
- sudekiray silik yesin kampanyası3
- hamas denince akla gelenler11
- miss universe 20267
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- miss turkey 2026 başvuruları2
- müslüman4
- afganistan2
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- hızlı ve çok okumak3
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- miss international 20262
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- mel mel bakan gibson tarzı entry girmek2
- ben geldim naneler4
- note aura silk ruj 07 classy nude2
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- travestiden dayak yemek3
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- bim vs a1013
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- kim cha eon7
- sobaları hazırlayın7
- hüseyin aktepe2
- sözlükte fingirdemek yerine yapılacak şeyler4
- devlet bahçeli8
- terapi niteliğindeki şeyler13
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- eoka'nın amacı4
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- reha muhtar vs erol köse2
- emre belözoğlu9
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- türklerin özellikleri5
- sizin derdiniz islam2
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
çakal carlos'tan klaus barbie'ye kadar kimsenin savunmak istemediği insanları savunan bir avukat. kendisi hakkında istanbul film festivalinde ' terörün avukatı ' adıyla bir belgesel de vardı. bu akşam 21:00'da ntv de yayınlayacak bu yapımı. meraklısına duyurulur.
cezayir'in bağımsızlığını kazanabilmesi için mücadele eden cezayirli teröristleri idamdan kurtaran avukattır kendisi.
ntv de yayınlanan ve hayatının anlatıldığı dünkü programda Verges konuşmanın bir yerinde şöyle bir cümle kullanır : "Bana Obama bin Ladin'i savunup savunmayacagimi soruyorlar. Hah... Bush'u bile savunurum..." Bir avukatın kelimelerle oynayarak, çok şey söyleme yeteneğinin en üst göstergesiydi. Peki bu cümleden ne anlaşılır? Avukatların hiçbir ahlaki değeri olmayan, yalnızca paraya bakan, adaleti sallamayan tipler olduğu mu?!!!
Katalan asıllı fransız bir baba ile Vietnamlı annenin oğlu olarak Tayland'da dünyaya gelen, 28 Mayıs'ta Türk avukatlarla Cemal REşit Rey konser Salonu'nda birlikte konuşma yapacak olan 84 yaşındaki Fransız hukukçu. "Hitler'i savunur muydunuz" sorusuna "Bush'u bile savunurum. Ama sadece suçunu itiraf etmesi halinde" yanıtını vermiştir. Savunduğu kişiler nedeni ile ölüm tehditleri alan Verges, 1970-1978 yılları arasında 8 yıl ortadan kaybolmuştu. "Brilliant Bastard - Parlak piç" adlı bir de otobiyografi kitabı vardır. Düşünceyi tahrik etmek istediğini söyleyen Verges, sanığın farklılığını vurguladığı "Kopuş Savunması" adı verilen taktiği uyguluyor. Verges, herkesin bir açıdan haklı olduğunu ifade ediyor.
hukukçular derneği tarafından cemal reşit rey'salonunda bir konferansı düzenlenen avukattır.oturuma katılanlardan birinin de yücel sayman olması renkli bir tablo oluşturmuştur.
geçenlerde istanbul'a gelen inanılmaz avukat. salonun tam anlamıyla dolu olmaması ve halka açık yapılacak olan konferansı insanlarımızın baya yanlış anlayıp başörtülü teyzelerimizin (70+) de fazlasıyla katıldığı bir konferans verdi kendileri. çevirinin ve ses sisteminin kötü olması konferansı daha da berbat etmiştir. ertesi gün gazetelerdeki hıncahınç doluydu kavramı da tamamen yalandır.
kopuş davalarının yaratıcısıdır.
herkesin suç işleme potansiyeli olduğu savunan avukat, uyguladığı savunma yöntemi ile suçluyu, suçlu olmaya iten geçmişini ve gerçeklikleri sorgulayarak davalarında hakimleri bambaşka bir perspektife çekmeyi başarmıştır.
herkesin suç işleme potansiyeli olduğu savunan avukat, uyguladığı savunma yöntemi ile suçluyu, suçlu olmaya iten geçmişini ve gerçeklikleri sorgulayarak davalarında hakimleri bambaşka bir perspektife çekmeyi başarmıştır.
On birinci nesil yazar. Hoş gelmiş.
21.12.2015
günün ilk ışıklarıyla başladı koşturmaca. gece daha uzun fakat günler kısalmamış gibi. bütün notları toparladım dersten derse koşarken. sonra aseton döküldü üzerine. kendi üzerime de döktüm, yaktım. yandım. eski sevgilimin yeni sevgilisi türbanlı bir kızdı. sevmek ile inat arasındaki fosforlu çizgide yaptığı tangoyu izledim, son sigaramda. sonra derse koştum. hoca dahil kimse gelmemişti. derse trip attık.akşam kesin ders çalışalım diye farklı işlere yöneldik, 9da buluşmak üzere sözleşerek... saat geldiğinde garip bir konuşmamız oldu:
ben: ben galiba birinden hoşlanıyorum.
jacques: kim?
ben: nasıl dile getireceğimi bilemiyorum açıkçası vs vs bla bla bla.
jacques: isminin baş harfi ne?
ben: l.
jacques: l mi? l ile erkek ismi. hmmm...
ben: şey. ya ben de onu diyorum işte.
jacques: erkek değil mi?
ben: ımmm şey, sanırım. yani sanırım değil evet bir kız.
jacques: (önce bir kahkaha attı) yani ecem kendini aşmak için uğraşıyor musun? tam daha fazlası olamaz diyorum, daha fazlasını yapıyorsun. nasıl başarıyorsun bunu?
ben: ya bilmiyorum jacques, hoşlanmam mümkün mü ki? kız sonuçta.s ama bana o kadar güzel şeyler söylüyor ki. hayatımda duyduğum en güzel şeyleri geylerden ve lezbiyenlerden duyuyorum yeminle ya.
jacques: asdfghjgfdsdfg bu konuyu otur bir düşün bence. hoşlanmıyorsundur.
sonra yarın ders çalışacağımıza söz verip uyuduk.
22.12.2015
sabah o erken kalkıp derse gitti. ben 10da falan uyandım ancak. koşuşturma sırası ondaydı. dersten çıkınca "gel gel bak leyla diye bir şarkı indirdim" dedim. güldü bana. tamam hoşlanamasam da güzel isim leyla. ayrıca kızın üzerimdeki etkisi devasa. neyse bunu anlatmayacağım burada. aşk nedir söyleyin arkadaşlar, kayboldum.
akşam da ders çalışamadık. kelime oyunu oynadık. fajita yazmanın yasak olduğu banal bir kelime oyunu. şarkı söyledik dans ettik, Atatürk'ten bahsettik. sonra marşlara eşlik ettik. diller hakkında konuştuk, çocukluğumuzdan ve tırtıllardan bahsettik.
23.12.2015
uyandığından beri bir yurt odasında benle dedikodu yapan yazar. "bugün kesin ders çalışacağız" dedim. "son bir haftadır aynı başlıyoruz güne." dedi. bu sefer kesin-di. sular kesilmiş, güne nasıl başlayacağını bilemedi. bazıları bana su der dedim, güldü. fahriye Abla'yı dinledim. uyanmak istemedi çünkü. sular geldi, uyandı. karnı acıktı, sonra benim karnım acıktı. yemek yedik sırayla, bu sırada saat 20:33 oldu. yıl olmuş 2016, hala zamanın hızlı akışına çare bulamadılar. saatlerce kelimelik oynadık, su yazdı. aşıg oldum. ama ona değil başkasınasdfghj. kahve yaptık, sigara içtik, geldik gittik derken yine gece oldu. playlistimin adını gece koydum. hüzün kovan kuşu, yanağıma konmadı yine de. sabahları çekmecelere kaldırdığımız hüzünleri çıkarıp, yerine kişiler hukuku notları ile makaleleri koyup kilitledik.
sonuç: yine ders çalışmadık.
bunları buraya yazıyorum ki sene sonunda neden sınıfta kaldım acaba diye düşünmek yerine açıp burayı okuyayım.
24.12.2015
saat 12'yi geçince bugüne girmiş sayıldık mı? keep on loving you'yu hayatımızın baş köşesine yerleştirdik mi? benim acımı birlikte çektik mi? her şeyi mor sevdik mi? bütün sorularımın yanına onaylarcasına bir tik koyduk mu? tik.
güzel. hala batmamışız.
günün ilk ışıklarıyla başladı koşturmaca. gece daha uzun fakat günler kısalmamış gibi. bütün notları toparladım dersten derse koşarken. sonra aseton döküldü üzerine. kendi üzerime de döktüm, yaktım. yandım. eski sevgilimin yeni sevgilisi türbanlı bir kızdı. sevmek ile inat arasındaki fosforlu çizgide yaptığı tangoyu izledim, son sigaramda. sonra derse koştum. hoca dahil kimse gelmemişti. derse trip attık.akşam kesin ders çalışalım diye farklı işlere yöneldik, 9da buluşmak üzere sözleşerek... saat geldiğinde garip bir konuşmamız oldu:
ben: ben galiba birinden hoşlanıyorum.
jacques: kim?
ben: nasıl dile getireceğimi bilemiyorum açıkçası vs vs bla bla bla.
jacques: isminin baş harfi ne?
ben: l.
jacques: l mi? l ile erkek ismi. hmmm...
ben: şey. ya ben de onu diyorum işte.
jacques: erkek değil mi?
ben: ımmm şey, sanırım. yani sanırım değil evet bir kız.
jacques: (önce bir kahkaha attı) yani ecem kendini aşmak için uğraşıyor musun? tam daha fazlası olamaz diyorum, daha fazlasını yapıyorsun. nasıl başarıyorsun bunu?
ben: ya bilmiyorum jacques, hoşlanmam mümkün mü ki? kız sonuçta.s ama bana o kadar güzel şeyler söylüyor ki. hayatımda duyduğum en güzel şeyleri geylerden ve lezbiyenlerden duyuyorum yeminle ya.
jacques: asdfghjgfdsdfg bu konuyu otur bir düşün bence. hoşlanmıyorsundur.
sonra yarın ders çalışacağımıza söz verip uyuduk.
22.12.2015
sabah o erken kalkıp derse gitti. ben 10da falan uyandım ancak. koşuşturma sırası ondaydı. dersten çıkınca "gel gel bak leyla diye bir şarkı indirdim" dedim. güldü bana. tamam hoşlanamasam da güzel isim leyla. ayrıca kızın üzerimdeki etkisi devasa. neyse bunu anlatmayacağım burada. aşk nedir söyleyin arkadaşlar, kayboldum.
akşam da ders çalışamadık. kelime oyunu oynadık. fajita yazmanın yasak olduğu banal bir kelime oyunu. şarkı söyledik dans ettik, Atatürk'ten bahsettik. sonra marşlara eşlik ettik. diller hakkında konuştuk, çocukluğumuzdan ve tırtıllardan bahsettik.
23.12.2015
uyandığından beri bir yurt odasında benle dedikodu yapan yazar. "bugün kesin ders çalışacağız" dedim. "son bir haftadır aynı başlıyoruz güne." dedi. bu sefer kesin-di. sular kesilmiş, güne nasıl başlayacağını bilemedi. bazıları bana su der dedim, güldü. fahriye Abla'yı dinledim. uyanmak istemedi çünkü. sular geldi, uyandı. karnı acıktı, sonra benim karnım acıktı. yemek yedik sırayla, bu sırada saat 20:33 oldu. yıl olmuş 2016, hala zamanın hızlı akışına çare bulamadılar. saatlerce kelimelik oynadık, su yazdı. aşıg oldum. ama ona değil başkasınasdfghj. kahve yaptık, sigara içtik, geldik gittik derken yine gece oldu. playlistimin adını gece koydum. hüzün kovan kuşu, yanağıma konmadı yine de. sabahları çekmecelere kaldırdığımız hüzünleri çıkarıp, yerine kişiler hukuku notları ile makaleleri koyup kilitledik.
sonuç: yine ders çalışmadık.
bunları buraya yazıyorum ki sene sonunda neden sınıfta kaldım acaba diye düşünmek yerine açıp burayı okuyayım.
24.12.2015
saat 12'yi geçince bugüne girmiş sayıldık mı? keep on loving you'yu hayatımızın baş köşesine yerleştirdik mi? benim acımı birlikte çektik mi? her şeyi mor sevdik mi? bütün sorularımın yanına onaylarcasına bir tik koyduk mu? tik.
güzel. hala batmamışız.
Bu basliga en son ben yazmisim, okudum. Asiri duygulandim. Her seyimi sana anlatiyordum ben. Seni cok ozledim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar