kısaca: e=mc^2
fiziğe düşkün birisi olmama rağmen uzun halini bilemiyorum, anlayamıyorum...
Diğer adı Görelilik Teorisi olan teori.Kütlenin göreli enerjiye dönüşüm formülüdür.Asıl şekli E=&mc^2 şeklindedir(&->gama).Hareketli cisimler için E=mc^2+(&-1)mc^2 şeklinde kullanılır.
fiziğin sıkı teorisi.günümüzde daha çok görelilik adıyla geçer.Einstein'ın, "eğer ben de ışık kadar hızlı gitseydim ne olurdu?" sorusuna kendi verdiği yanıt.E=mc^2.bu bağıntı aslen cismin durgun enerjisini tanımlasa da ayrıca atom bombasının da çıkış formülüdür.
"bir cisim dursa bile enerjisi vardır ve eğer cisme enerji verilmeye devam edilirse, bir müddet sonra cismin hızı ışık hızını geçemez, verilen enerji kütleye dönüşür" denilse bile aksinin de iddia edilebileceği kadar lastikli bir teorem.
aslında teoriye göre insan zamanda geriye gitmez, zamanın akışı, ışık hızı ile gidiyorsanız, size göre yavaşlayacağı için, siz durduğunuzda, normal sürate sahip olanlardan daha az zaman geçirmiş olursunuz. * *

yani normalde 1 dakika olan süreyi, siz, örneğin, 30 saniye olarak yaşarsınız. siz daha az yaşlanmış olursunuz.
izafiyet ile anlatılmak istenen zamanın izafiyetidir. farklı durumlar için kişinin zaman algısının farklı olması durumuna dikkat çekilmiştir.
çok küçük kütlelerin bile ışık hızına maruz kaldıklarında çok büyük enerjilere dönüştüğünü anlatan,devasa kütlelerde ise zamandana bağımsızlığın sözkonusu olabileceği teori.
Özel Görelilik Teorisi (izafiyet Teorisi)

Birçok kavram bütünüyle göreli bir karakterdedir. Meselâ, birine, bir evin yolun solunda mı yoksa sağında mı olduğu sorulduğunda, bu soruyu yanıtlamak imkânsızdır. Bu, kişinin eve göre hangi yönde ilerlediğine bağlıdır. Diğer taraftan, bir nehrin sağ kıyısından bahsetmek mümkündür, çünkü nehrin akışı nehrin yönünü belirler. Benzer şekilde, arabaların yolun solundan gittiğini (en azından ingilterede!) söyleyebiliriz, çünkü arabanın hareketi yoldaki iki olası yönden birindedir. Ne var ki tüm bu örneklerde, 'sol' ve 'sağ' kavramlarının, ancak kendisiyle tanımlandıkları yön gösterildikten sonra bir anlam kazanmalarından ötürü, göreli oldukları görülür.

Aynı şekilde,gece mi gündüz mü? diye sorduğumuzda yanıt nerede olduğumuza bağlıdır. Londra'da gündüzdür ama Avustralya'da gece. Gece ve gündüz göreli kavramlardır, yerküre üzerindeki konumumuz tarafından belirlenirler. Bir cisim, verili bir gözlem noktasından uzaklığına göre daha büyük ya da daha küçük görülecektir. 'Yukarı' ve 'aşağı'da, dünyanın düz değil de yuvarlak olduğu keşfedildikten sonra değişen göreli kavramlardır.

Aynı şekilde, bir gezegenin konumu zorunlu olarak diğerlerinin konumuna göredir. Diğer cisimlerinkine atıfta bulunmaksızın bir cismin konumunu belirlemek mümkün değildir. Bir cismin uzayda 'yer değiştirmesi' kavramı, o cismin diğerlerine göre kendi konumunu değiştirmesinden başka bir anlam ifade etmez. Doğanın bir dizi önemli yasası göreli bir niteliğe sahiptir, meselâ, hareketin göreliliği ilkesi ve eylemsizlik yasası. Bu sonuncusu, üzerine herhangi bir dış kuvvet etkimeyen bir cismin ya durgun bir durumda ya da düzgün doğrusal hareket durumunda olabileceğini ifade eder. Fiziğin bu temel yasası Galileo tarafından keşfedilmişti.

Görelilik
Mutlak bir hareket bulunmaz.
Hersey görelidir.
iki kişinin uzayda yalnız kaldığını ve birbirlerine doğru hareket ettiklerini kabul edelim
- Hangisi hareket etmektedir?
- Bunu söyleyemezler!
Özel Görelilik Teorisi
Hareketten bağımsız olarak ışığın hızı bütün gözlemciler için aynıdır.
Fiziğin yasaları gözlemcinin hızından bağımsız olarak her yerde geçerlidir.

Einstein'te isviçre patent bürosunda bir sekreter olarak çalışırken boş zamanlarında kendi özel görelilik teorisini geliştirdi. Yeni kuantum mekaniğinin keşiflerinden yola çıkarak, ışığın uzayda bir kuantum biçiminde (enerji paketleri olarak) hareket ettiğini gösterdi. Bu yaklaşım, daha önceleri kabul edilmiş ışığın dalga teorisiyle açıkça çelişikti. Aslında Einstein eski ışığın parçacık teorisini bütünüyle farklı bir tarzda yeniden canlandırmıştı. Burada ışık, çelişik bir karaktere sahip, aynı anda hem parçacık hem de bir dalga özelliği gösteren yeni tip bir parçacık olarak görülüyordu.

Özel görelilik, ışığın boşluktaki hızının, ışık kaynağının gözlemciye göre hızı ne olursa olsun, her zaman aynı sabit değerde ölçüleceği kabulünden hareket eder. Bundan, ışığın hızının evrendeki her şey için sınırlayıcı bir hızı temsil ettiği sonucu çıkarılır.

Göreliliğe Örnek
Bir trenin 65 km/saat ile ray üzerinde hareket ettiğini düşünelim.
Eğer trenin içinde bulunan insanlar dışarıyı göremiyorlarsa ve trende çok düzgün gidiyorsa yolcular hareket ettiklerini söyleyemezler.!
Dünya, Güneş etrafında 30 km/sn hızla dolanmaktadır. Bunu söyleyebilirmisiniz?
salonda oturan 2 kız( a b ) ve 3 erkekten ( c d e ) birisi ( a ): " tüh, telefonumu şarja takmıştım ama açmayı unutmuştum, ya x aradıysa" der ve odasına yönlenir. belli ki (x) den önemli bir telefon bekliyordur, 1 dakika sonra salona döndüğünde " açıkmış telefon, boşuna gittim odaya, (x) aramamış, arasa da duyar mışım" der. buna karşılık (c), " odaya boşuna gitmedin, salondan giderken telefonun açık olduğunu bilmiyordun" der. (b) ise " ama burda kalsaydı ve kapalı olabileceği aklına gelmeseydi, (x) aradığında duyacaktı, bu sebepten bence boşuna gitti odaya " der. (d) ise " (a) salondayken telefonunu kapalı zannettiği için o an için geçerli olan tek gerçeklik telefonun kapalı olduğuydu. bilinen, bilinmeyenden daha gerçektir, gitti odaya ve bilinen yalnış gerçekliği doğrusu ile değiştirdi, bunun da tek yolu odaya gitmesi idi, o yüzden, odaya boşuna gitmedi " der. son olarak (e) ye fikri sorulduğunda ise (e); " ben ışık hızı ile hareket edip odaya (a) dan önce gidip, telefonun açık olduğunu gördüm, (x) in 7 cevapsız aramasını sildim ve salona döndüm, siz farketmediniz, e eşittir emce kare, izafiyet yani kapish?, o yüzden boşa tartışıyorsunuz" der.

e burda einstein dır. bu dediği şeyin doğru olup olmadığını şu anki teknoloji ile asla öğrenemeyeceğimiz için şimdilik ona inanmak zorundayız, en mantıklı açıklamayı yaptığı için..
adı bilinmese bile formülü toplumun çoğu tarafından bilinen teori.* *
-amca karın ölmüş
+amca karın
+amca karı
+emce Kare~
+e= mc^2 şeklinde formulünün bulunmuş olabileceği teoridir. * * *
Zaman nesnenin uzaydaki hareketine göre görecelidir. Hareket, nesnenin hızına göre görecelidir. Hız ise doğrudan zamana bağlıdır.
efsaneye göre bir zat-ı erdür kişi bu teoriyi kuantum teorisiyle birleştirir ise hayatın sırrına vakıf olurmuş. * sözlük jargonundaki kullanımı ise kime gore neye goredir.
einstein tarafından bulunduğu söylensede son zamanlarda bilim dünyasında teorinin sahibinin karısı olduğu söylentileri vardır.enerjinin korunumu ile ilgilidir..
turkcell in saçma sapan reklamlarında kullandığı, einstein in, bu aptallara reklam olacağını bilseydim icat etmezdim dediği teori.
ziyafet kelimesini çağrıştıran teoridir. *
reklamlara da konu olmuş teoridir.
türkcell in yeni takıntısı*.
(bkz: uzay zaman dört boyutlusu)
bir gemi düşünün. ve geminin bir direği olsun. direğin uzunluğu, bir ışık yılı km kadar olsun. yani direğin, ucundan çıkan ışık, güverteye bir yılda geliyor olsun.

direğin tepesinden aşağıya bir misket bırakın. misket, yere indiğinde direğin dibine düşmeyecektir. direkten düşmesi yıllar süreceği için, alcağı sapmayla güverte dışına düşecektir.

şimdi direğin tepesine tekrar çıkıyoruz. bir el feneri alıyoruz. feneri açıp, aşağı doğru tutuyoruz. fotonlar, güverteye doğru yol almaya başlıyorlar. ve bir yıl sonra, fotonlar aşağı inmeyi bitiriyorlar. fakat bu bir yıl içinde, gemi haraket etti mi? hayır.

durum şöyle. ışık güverteye düşer. çünkü, ordam izafi^dir. her cisim, aklınıza gelen herşey, birer enerjidir ve bu enerji ışık hızına görecelidir. yani ışık hızına bağlı olarak, ışık hızına izafi olarak hareket eder.

elinize bir elma alın. bu elmanın kütlesiyle ışık hızının karesini çarptığızda, sahip olduğu enerjiyi bulmazsınız aslında. kütlesini enerjiye böldüğünüzde, her zaman ışık hızının karesi bulunur.

einstein'ın bulduğu formül e=mc² değil asılında. bulduğu formül, c²=m/e
(bkz: zamanı yavaşlatmak)
(bkz: zamanı hızlandırmak)
(bkz: izafiyetle işim olmaz internetle işim olur)
şimdi şöyle düşünelim; formülümüz e=mc^2. yani enerji ifadesinin çarpanlarından birini ışık hızının karesi diğerini de kütle oluşturuyor. ışık hızının karesi ne demek? 10 üzeri 16 civarı devasal bir değer demek. küçücük bir kütlemiz bile olsa, potansiyelince barındırdığı korkunç bir enerji var yani. büyük kütleleri hiç işe katmayalım zaten, o kadar enerjiyi kaldıramaz bu sözlük. atomun parçalanmasındaki korkunç enerjileri de aslında bu küçücük formüle yöneltebiliriz. bir de olayın kime göre neye göre boyutu var. bana göre oraları hiç anlatmayayım çünkü insanların bu tür bilgileri öğrenmesine hiç gerek yok. yalnız şu kadarını söyleyeyim, bu einstein baba bu keşfi yaparken insanlıktan çıkmış uzaylı falan olmuş galiba. bu kadar zeka bir insan için çok fazla çünkü.
izafiyet teorisinin göreliliği vurgulaması post-modern edebiyata da esin kaynağı olmuştur. edebiyatçılar bu teoriyi tek doğru yoktur, çok doğru ya da herkese göre doğru vardır şeklinde anlamışlar, o anlayışa göre eserler vermişlerdir. örneğin orhan pamuk'un benim adım kırmızı romanında üçüncü anlatıcı ya da birinci anlatıcı yoktur, ya da şöyle söyleyeyim, pek çok birinci anlatıcı vardır. bütün roman karakterleri olayları kendi gözünden anlatır ve bu sayede yazar bir olayla ilgili tek doğruyu değil, her karaktere göre doğruyu okuyucuya aktarmış olur.
formülü => e=m.c²
(bkz: ziyafet teorisi)
en son yediği yemeğin üstünden nerdeyse 18 saat geçmiş bir yazarın son 1 saatin gemediğini fark ettiği anda bir teori olmadığını deli gibi fark ettiği fizik teorisi.