bugün
- ekşi sözlük referans16
- kod yazarken müzik dinlemek4
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları6
- torpil peşinde koşan tip4
- hamferdi yazarlar3
- yazarların para ödediği yapay zekalar5
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde10
- mekke anlaşması16
- merfulu10
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- yeni partinin çerçeve yasa kararı2
- online 40 yazar ne yapıyor5
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- bir insanın muadilini bulmak5
- gizli artılayan yazar3
- en estetik meyveler2
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- yanlışlıkla gey olmak9
- wc'ye telefonsuz girmek7
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- bol bol su içmek2
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- en gey özelliğiniz7
- din ve ahlak3
- günlük tutan erkek19
- nihal atsız2
- rodrigo mora6
- kulağın pıtı gibi olması3
- mükemmeliyetçi insan2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- hastane randevusu2
- her yerde sümkürebilen insan6
- arda güler5
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- sıcak hava vs soğuk hava2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- halkını düşünmeyen lider4
- sen neye inanıyorsun2
- gratisin içini merak etmek8
- sözlükteki herkesin çok zeki olması3
- evde köpek beslemek2
- merhabalarr5
(bkz: maymun)
evrim teorisine göre maymundan insana dönüş aşamasın da bulunan, yarı maymun yarı insan iki arada bir derede kalmış travma.
insana benzeyen, insanı andıran, andropoit.
antropoloji sözcüğü, insansı anlamına gelen andropoit'ten türemiştir. **
antropoloji sözcüğü, insansı anlamına gelen andropoit'ten türemiştir. **
küçüklüğünde fazla maymun belgeseli izlemiş kişilerin beyinlerindeki fonksiyonlarının bozulmasıyla aldıkları hâl.
ing. hominid
saçma sapan bir sözlük jargonu. insan demek istenirken kullananlar var, ayıp oluyor.
insan gibi. ama genelde olmayan. genelde android olurlar.
Ankara gazetesinde bugun bu konu ile ilgili bir yazi var...
Bizim müşahedemize göre...
"Yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı varlıklar" ifâdesi meleklerin o an için yeryüzündeki "insansı"ları ve onların yaşantılarını tesbit etmelerinden ileri geliyordu.. Çünkü o sıralar yeryüzünde ilk "insan" varolmamıştı ve yalnızca "insansı"lar yaşamaktaydı!.
Dikkat edilirse, Kurân-ı Kerîm'de Adem'in ilk insan türünden bir varlık olduğuna dâir hiç bir âyet yoktur!. Kurân' daki bu açıklama "yeryüzünde Halife meydana getirileceği" yolundadır..
O devirde yeryüzünde bir tekâmül sürecinden geçerek bugünkü "insan"a son derece benzeyen; fakat zihnî fonksiyonlar yönünden düşünce, muhakeme gibi insanî vasıflardan yoksun; "homo-saphien" olarak adlandırılan, insan bedeninde hayvanlığı yaşayan topluluklar vardı... Ki biz bunlara "insansı" demekteyiz..
Bunlar kişisel menfaatleri için birbirlerine her türlü zararı verebiliyorlar; kan döküp, fesat çıkarıyorlardı!.. Yaşamları yalnızca hayvansal düzeyde olup, yeme-içme, çiftleşme, olabildiğince her şeye sahibolma gibi son derece sınırlı bir şekilde devam ediyordu.
Ve elbette o zaman yeryüzünde en bilinçli varlıklar olan "CiN"ler de bunlar üzerinde istedikleri gibi tasarrufta bulunabiliyorlardı..
Melekler de kendi kapasiteleri ve gördükleri örnekler kadarıyla, "Halife" olacak "insan"ı, o ana kadar yaşayagelmekte olan "insansı"lar gibi değerlendirerek; onu "Yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı bir varlık olarak" zannetmişlerdi!.
Oysa, "Adem" ismiyle işâret edilen "şekillenmiş çamur" yani "hücresel beden" sahibi varlığa, yani, "insansı"ya, belli bir kıvama -sevveytu- geldikten sonra Allah "ruhundan üfle"miş; böylece o, bir "mutasyon" geçirmişti!.. Bundan sonra da "insansı"lar arasında da ilk "insan" olmuştu Hazreti Adem !.
"Onu kıvama erdirip, ruhumdan üflediğim zaman" (Sâd: 72)
Burada dikkat edilmesi gereken husus, öncelikle insan bedeninin, "insanî" hakikatı ortaya çıkartabilecek bir "kıvama", kemâle gelmesidir... Ki bu da yukarıdaki âyette ön oluşum olarak belirtilmiş; daha sonra da "ruhum" ifadesiyle "esmâ-i ilâhi'nin mânâları" anlatılmak istenmiştir! Bilindiği gibi "ruh" kelimesinin çok önemli bir anlamı da "mânâ"dır..
"Allah, Adem'e bütün isimleri tâ'lim etmişti"!.
"Ruh nefhi" ifadesiyle anlatılan, "esmâ-i ilâhi'nin" kapsamlı bir kapasiteyle ortaya çıkarılabilmesi yeteneğini oluşturan "mutasyon" olayı sonucunda, beyin kapasitesi Allah-u Teâlâ`nın "tâlim edilen" tüm esmâsının özelliklerini ortaya koyabilecek kemâlâta ulaşmış; böylece de cennet hâli diye bahsolan yaşama geçmişti Adem!..
Yani, kendi esmâ-i ilâhi'sini, zâhiren ve bâtınen bütün boyutlarda ortaya çıkarabilecek kemâl üzere Adem`i meydana getirdiği için, bu kemâlinin neticesi olarak Adem, varlıkları, mevcûdâtı değerlendirmeğe gitmişti..
Adem'in, bütün varlığı ve mevcûdâtı kendisindeki geniş mânâ kapasitesi ile değerlendirmesi sonucunda, melekler şaşırmışlar, hayrete düşmüşlerdir!... Ki bu da gayet doğaldır!. Çünkü kendi bileşimlerinde o isimlerin mânâları yok, ortaya çıkmıyor...
Bunun neticesi olarak:
"Sen mutlak olarak münezzehsin, biz ancak senin bizde izhâr ettiğin ilim kadar değerlendirme yapabiliriz..." (Bakara: 32)
demişlerdir...
yazinin tamami icin : http://www.ankaragazetesi.com/default.asp?page=yazar&id=508
Bizim müşahedemize göre...
"Yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı varlıklar" ifâdesi meleklerin o an için yeryüzündeki "insansı"ları ve onların yaşantılarını tesbit etmelerinden ileri geliyordu.. Çünkü o sıralar yeryüzünde ilk "insan" varolmamıştı ve yalnızca "insansı"lar yaşamaktaydı!.
Dikkat edilirse, Kurân-ı Kerîm'de Adem'in ilk insan türünden bir varlık olduğuna dâir hiç bir âyet yoktur!. Kurân' daki bu açıklama "yeryüzünde Halife meydana getirileceği" yolundadır..
O devirde yeryüzünde bir tekâmül sürecinden geçerek bugünkü "insan"a son derece benzeyen; fakat zihnî fonksiyonlar yönünden düşünce, muhakeme gibi insanî vasıflardan yoksun; "homo-saphien" olarak adlandırılan, insan bedeninde hayvanlığı yaşayan topluluklar vardı... Ki biz bunlara "insansı" demekteyiz..
Bunlar kişisel menfaatleri için birbirlerine her türlü zararı verebiliyorlar; kan döküp, fesat çıkarıyorlardı!.. Yaşamları yalnızca hayvansal düzeyde olup, yeme-içme, çiftleşme, olabildiğince her şeye sahibolma gibi son derece sınırlı bir şekilde devam ediyordu.
Ve elbette o zaman yeryüzünde en bilinçli varlıklar olan "CiN"ler de bunlar üzerinde istedikleri gibi tasarrufta bulunabiliyorlardı..
Melekler de kendi kapasiteleri ve gördükleri örnekler kadarıyla, "Halife" olacak "insan"ı, o ana kadar yaşayagelmekte olan "insansı"lar gibi değerlendirerek; onu "Yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı bir varlık olarak" zannetmişlerdi!.
Oysa, "Adem" ismiyle işâret edilen "şekillenmiş çamur" yani "hücresel beden" sahibi varlığa, yani, "insansı"ya, belli bir kıvama -sevveytu- geldikten sonra Allah "ruhundan üfle"miş; böylece o, bir "mutasyon" geçirmişti!.. Bundan sonra da "insansı"lar arasında da ilk "insan" olmuştu Hazreti Adem !.
"Onu kıvama erdirip, ruhumdan üflediğim zaman" (Sâd: 72)
Burada dikkat edilmesi gereken husus, öncelikle insan bedeninin, "insanî" hakikatı ortaya çıkartabilecek bir "kıvama", kemâle gelmesidir... Ki bu da yukarıdaki âyette ön oluşum olarak belirtilmiş; daha sonra da "ruhum" ifadesiyle "esmâ-i ilâhi'nin mânâları" anlatılmak istenmiştir! Bilindiği gibi "ruh" kelimesinin çok önemli bir anlamı da "mânâ"dır..
"Allah, Adem'e bütün isimleri tâ'lim etmişti"!.
"Ruh nefhi" ifadesiyle anlatılan, "esmâ-i ilâhi'nin" kapsamlı bir kapasiteyle ortaya çıkarılabilmesi yeteneğini oluşturan "mutasyon" olayı sonucunda, beyin kapasitesi Allah-u Teâlâ`nın "tâlim edilen" tüm esmâsının özelliklerini ortaya koyabilecek kemâlâta ulaşmış; böylece de cennet hâli diye bahsolan yaşama geçmişti Adem!..
Yani, kendi esmâ-i ilâhi'sini, zâhiren ve bâtınen bütün boyutlarda ortaya çıkarabilecek kemâl üzere Adem`i meydana getirdiği için, bu kemâlinin neticesi olarak Adem, varlıkları, mevcûdâtı değerlendirmeğe gitmişti..
Adem'in, bütün varlığı ve mevcûdâtı kendisindeki geniş mânâ kapasitesi ile değerlendirmesi sonucunda, melekler şaşırmışlar, hayrete düşmüşlerdir!... Ki bu da gayet doğaldır!. Çünkü kendi bileşimlerinde o isimlerin mânâları yok, ortaya çıkmıyor...
Bunun neticesi olarak:
"Sen mutlak olarak münezzehsin, biz ancak senin bizde izhâr ettiğin ilim kadar değerlendirme yapabiliriz..." (Bakara: 32)
demişlerdir...
yazinin tamami icin : http://www.ankaragazetesi.com/default.asp?page=yazar&id=508
insansı gel pisi pisi denilerek çağırılandır.
cinlidirler. içine cin kaçmış insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar