bugün
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- cedidacer tarzı entry girmek6
- pazartesi görünümlü cuma5
- kafede kış çayı içen erkek5
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız9
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi20
- türk solu6
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması3
- oğlak burcu4
- fransa da 100 euroya satışa çıkarılan denizaltı2
- insan doğuştan iyi midir16
- sinem dedetaş11
- mahmud abbas5
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek8
- baba olmak3
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar7
- aykut kocaman3
- dabbet ul arz geldiğinde bilimin sıçacak olması3
- üçler yediler kırklar6
- bm deposunun israil saldırısında hasar görmesi4
- amedspor12
- türkiyeliyim ve mutluyum7
- istanbul da chp'li başkanlara soruşturma3
- ösym gözetmenlerinin tavan yapan egosu2
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak10
- hamid abim olsaydı bunlar başımıza gelmezdi2
- parayı kaldırıp ortadan kaybolmak4
- ölüm haberi almak2
- aleksey batrakov3
- fon vurgunu15
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- ekşi sözlük toplu yazar alımı9
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- katalonya özerk bölgesi5
- hiç şişman kadınlar sevişmemiş erkek3
- papatya çayı içen erkek7
- anın görüntüsü14
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin7
- ismet inönü6
- gecenin şarkısı12
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan5
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- cumhuriyet bayramı14
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi6
- escort taş mı yesin11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- bir adaya düşsek6
"Evinizin her şeyi"
Sloganını stajerlerken bulduğum şirket. Hayır salladım.
Sloganını stajerlerken bulduğum şirket. Hayır salladım.
Son zamanlarda Çinli sefa düşkünü zatların gidip uyudukları alışveriş mekanıdır.
Bir mobilya firmasının yapabileceği en saçma reklamı yapmıştır.
gelmiş geçmiş en iyi pazarlama stratejisi, hatta pazarlama harikası...
malzemeleri sağlam ancak fiyatı çok pahalı olandır.
ekonomik düşünenler için yerine adore düşünülebilir.
ekonomik düşünenler için yerine adore düşünülebilir.
yemekleri güzel olan yer. alışveriş yapmasanız bile mutlaka yemek yiyin.
(bkz: evinizin herşeyi)
"boyaları çok da sağlıklıymış, pek de güvenilirmiş" geyiklerine kanıp buradan bebek odası, beşik, bebek karyolası falan alanların vah haline!
boyaları bildiğin akıyor, elini sürdükçe alttan ahşap görünmeye başlıyor. malzeme zaten çok zayıf ama boyalar da böyle olunca, bir kaç gün sonra o karyolayı-beşiği dişlemeye başlayacak bebek tüm kimyasalı yutuyor olacak.
aman diyeyim...
boyaları bildiğin akıyor, elini sürdükçe alttan ahşap görünmeye başlıyor. malzeme zaten çok zayıf ama boyalar da böyle olunca, bir kaç gün sonra o karyolayı-beşiği dişlemeye başlayacak bebek tüm kimyasalı yutuyor olacak.
aman diyeyim...
sirf slogani yuzunden ev almayip sokakta yatmama sebeb olan marka.
türk milletinin aç gözlü, görgüsüz, gösteriş budalası bi toplum olduğunu çözmümlemiş mobilya devi. yıl olmuş 2014 hala adamların meyva suyu için sattığı bardak ile kahve alanlar, pet şişelere cola dolurmaya çalışanlar var...yazık
Evinizin hiç birşeyi.
fiyatına göre oldukça kalitesiz mobilyalar satan mağaza zinciri. kullandıkları malzemeler sınıfının en ucuzu sanırım, birkaç sene içinde sabun gibi eriyip gider.
onun dışında basit, partik, kullanışlı aksesuar ve mutfak gereçleri fena değildir.
onun dışında basit, partik, kullanışlı aksesuar ve mutfak gereçleri fena değildir.
evimizin her şeyi.
restaurant bölümünde isveç köftesi kisvesi altında alenen hazır top köfte iteleyen mağazadır. menü halinde mozaik pasta ve kola ile 10 tl ye veriyorlar ama yine de yemeyiniz, yedirmeyiniz.
onun dışında çok uygun maliyette 2+8 yıl garantili dolaplar, tv üniteleri ve şifonyer gibi büyük parçalar satmaktadır kendisi...
onun dışında çok uygun maliyette 2+8 yıl garantili dolaplar, tv üniteleri ve şifonyer gibi büyük parçalar satmaktadır kendisi...
sims 2' de ikea home stuff paketi vardır.
köftesini sevdiğim mobilyacı.
modern zamanlar mobilyacısı, bazılarını hüzünlendiricisi.
şimdi bu mobilyacı ya hani, kaç sene oldu ilk defa gittim bir şubesine, hah dur marmara forum'daki şubesine gittim geçen. kendimi de kaybettim, ne o lan nalbur dükkanı gibi, incik boncuk, bir de öyle büyüktü ki çıkana kadar afakanlar bastı, amma velakin ''ev düzeceğim'' diyenler için tabii ki biçilmiş kaftan, bütçeyi yormayacak cinsten fiyatları da var bütüne vurulduğunda.
ama, ben başka bir şeyden bahsedeceğim, yıl ya 95 ya da 96 olması lazım, 10lu yaşların başında bir çocuğum, ''dayınla müstakbel yengene mobilya bakmaya gideceğiz faideli, sen de gel'', ''eh hadi gidelim'' de ne anlarım lan ben, mobilyanın renginden, evlenme arifesinde olan çiftimizin müstakbel evlerini süsleyecek oturma grubunun renginden, oturunca götün şeklini alan ortopedikliğinden, benim işim gücüm, ''yarın tasolarla kimi üterim lan acep''ti.
velhasıl kelam, yaşım oldu 28, o son gittiğimde ikea denen, ilk gidişimde gıcık olduğum mekana. insan böyle mi hüzünlenir lan, iki sap olarak gittiğimiz mekanın her köşesinde birbirinden güzel çiftler, kimilerinin sağ parmağında, içten içe kıskandığım, ama yine de gönlümün el vermemesiyle ''mutlu olsunlar lan'', ''şu kanepenin üzerinde birbirlerine sarılır, bizim doyamadığımız aşk ı meşkimizi vuk'u buldururlar'' dedim, çiftleri gördükçe içim parçalandı, gittiğim arkadaşımın suratına baktım, bir de aynaya baktım, hatta bir çifti uzun uzun inceledim, neleri almaya çalışıyorlar, nelere dikkat ediyolarlar, kulak misafiri olmaya çalıştım, monoloğumda da salakça bir ironi vardı işte : ''gelecek yüzyılda sen de evlenecek olursun filan, biraz tecrübelen'' dedim. o son gördüğüm çiftteki elemana da bok attım, ''sen kim, o kız kim ulan, sizin neyinize ikea'dan yatak odası takımı beğenmek!'' dediysem de, yine içime yediremeyip, ''mutlu olun lan, yine de mülayim bir tipe benziyorsun, kataloğa bakıpta gelmişsin ama'' dedim. üst kattaki çoluk çombalak doluşulan restoranına girersem sözlük kardeş, salya sümük bu saatte, olmayan eşimin, olmayan evliliğimin, olmayan çocuğumun kahrı kanser eder beni. neyse ne, oralarda bir yerlerde mutluluk denen hadiseye, üçüncü gözden şahitlik ettim en azından.
annemin al dediği şifonyer i de beğenmedim zaten, giriş katındaki o marketimsi abur cubur bölümünden bir iki gofret, püskevit alıp çıktım.
şimdi bu mobilyacı ya hani, kaç sene oldu ilk defa gittim bir şubesine, hah dur marmara forum'daki şubesine gittim geçen. kendimi de kaybettim, ne o lan nalbur dükkanı gibi, incik boncuk, bir de öyle büyüktü ki çıkana kadar afakanlar bastı, amma velakin ''ev düzeceğim'' diyenler için tabii ki biçilmiş kaftan, bütçeyi yormayacak cinsten fiyatları da var bütüne vurulduğunda.
ama, ben başka bir şeyden bahsedeceğim, yıl ya 95 ya da 96 olması lazım, 10lu yaşların başında bir çocuğum, ''dayınla müstakbel yengene mobilya bakmaya gideceğiz faideli, sen de gel'', ''eh hadi gidelim'' de ne anlarım lan ben, mobilyanın renginden, evlenme arifesinde olan çiftimizin müstakbel evlerini süsleyecek oturma grubunun renginden, oturunca götün şeklini alan ortopedikliğinden, benim işim gücüm, ''yarın tasolarla kimi üterim lan acep''ti.
velhasıl kelam, yaşım oldu 28, o son gittiğimde ikea denen, ilk gidişimde gıcık olduğum mekana. insan böyle mi hüzünlenir lan, iki sap olarak gittiğimiz mekanın her köşesinde birbirinden güzel çiftler, kimilerinin sağ parmağında, içten içe kıskandığım, ama yine de gönlümün el vermemesiyle ''mutlu olsunlar lan'', ''şu kanepenin üzerinde birbirlerine sarılır, bizim doyamadığımız aşk ı meşkimizi vuk'u buldururlar'' dedim, çiftleri gördükçe içim parçalandı, gittiğim arkadaşımın suratına baktım, bir de aynaya baktım, hatta bir çifti uzun uzun inceledim, neleri almaya çalışıyorlar, nelere dikkat ediyolarlar, kulak misafiri olmaya çalıştım, monoloğumda da salakça bir ironi vardı işte : ''gelecek yüzyılda sen de evlenecek olursun filan, biraz tecrübelen'' dedim. o son gördüğüm çiftteki elemana da bok attım, ''sen kim, o kız kim ulan, sizin neyinize ikea'dan yatak odası takımı beğenmek!'' dediysem de, yine içime yediremeyip, ''mutlu olun lan, yine de mülayim bir tipe benziyorsun, kataloğa bakıpta gelmişsin ama'' dedim. üst kattaki çoluk çombalak doluşulan restoranına girersem sözlük kardeş, salya sümük bu saatte, olmayan eşimin, olmayan evliliğimin, olmayan çocuğumun kahrı kanser eder beni. neyse ne, oralarda bir yerlerde mutluluk denen hadiseye, üçüncü gözden şahitlik ettim en azından.
annemin al dediği şifonyer i de beğenmedim zaten, giriş katındaki o marketimsi abur cubur bölümünden bir iki gofret, püskevit alıp çıktım.
Sen kalk koca dunya devi olarak isvecten turkiyeye gel burda sucuk satmaya basla. tadi da guzel ama ha baharati falan yerinde sosisten daha basarili.
melodi, görsellik, yabancı marka ve isveç köftesi ile milletimizi ayakta düzen firma.
Türkiye'de genelikle "ikea cebimizi sikea" diye tanımlanmaktadır.
izmirdekiler bilir bi çok ürün dışarda pıtpıtpatlayan ambalajlara kaplı şekilde korumasız duruyor. ''nasıl oluyor da kimse alıp götürmüyor biri çalsa götürse ikea batmaz mı bunlar çok mu zengin zaten herşeyleri çok pahalı ama çok güzeller şunu çalsak farkederler mi acaba..'' diye düşündürttü beni. beynimi yordu ikea.
Minimalist çalışma masaları olan markadır. Özellikle 99tl ye alınabilecek ve ayaklarını kendimizin seçebildiği oldukça minimalist bir masası da güzel seçenektir.
insanı kendisine çok güzel çekebilen firmadır. eve bazı ürünleri aşırı pahalı ama çok dikkat ederseniz öyle ürünlere denk gelirsiniz ki piyasaya göre çok daha uygun ve kalitelidir. bir de kendin yap olayı çok güzel bence. insan kendini işe yarar hissediyor sayelerinde. hele ki ne bileyim çoluk çocuğunuz varsa beraber bu ürünü hallettiğinizde güzel de vakit geçirirsiniz. o yüzden gayet severim ikea'yı. ayrıca gezmesi de gayet güzeldir. öyle mobilyacıdaki gibi peşinde dolaşan çalışanlar da yoktur.
bim gibi 'her yeri gezdirmeden vallahi bırakmam' cıdır.
internetten satışa başlamış ama müşterilere yanlış bilgi veren firma, zira müşterilerine gönderilen ürünlerinin eve teslimat yspılacagını bildiriyor ama yok öyle bir şey kargolar kata kadar çıkmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar