bugün
- fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler4
- kadir inanır'ın kürt olması3
- arzu edilene ulaşıldığında anlam ifade etmemesi4
- neşemizi öldürdüler3
- gianni infantino2
- hayata tutunamamak2
- kadınların piç erkek tercihi17
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller10
- 7 temmuz 2026 dünya kupası maçları2
- günün şiiri22
- en çok hoşa giden doğa olayı11
- lahmacunu elle yiyen kız2
- günün sözü2
- sözlüğün karizmatik şairi2
- karı kıza para yedirir misiniz17
- diamond bosphorus17
- elle yiyip şişeden içenler4
- besle kargayı5
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- 20672
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması26
- osururken götten alev çıkması12
- bir kadınla bir erkeğin yakın arkadaş olması13
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey14
- erkeklerin zayıf kız sevdiğini sanmak4
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği12
- evlenilmeyecek kız tipi11
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı12
- ragnar rockefeller38
- yön duygusuna sahip olmamak10
- aşure getiren yakışıklı kaslı komşu10
- şişman kızların çok neşeli olması5
- zihni göktay13
- sersem herif11
- seksli rüyalar görmek5
- iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı7
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi9
- telefonun aşırı ısınması7
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- togg limuzin7
- bir kadın size hakaret ediyorsa7
- türk ekonimisi harika5
- bir kadını kaybetmenin en kısa yolu2
- femboy erkeklere yürüyen dayılar5
- yeni yazarlara öneriler10
- güzel kızların barzolarla takılması4
- ilk buluşmada kızı lahmacuncuya götüren erkek9
- internetten kız düşürmenin kolaylaşması5
ihvan-ı Safa ile Darwin arasındaki paralellik Batıda 1878'de kuruldu. islam düşüncesindeki evrim teorisi üzerine çalışma yapan Dieterici, Darwin'in fikirleriyle ihvan-ı Safa arasındaki benzerliğe dikkat çekti.
Kimdi ihvan-ı Safa?
10'uncu yüzyılda ortaya çıkan ihvan-ı Safa topluluğu çeşitli bilimlerle ilgili 52 risale yazıp bıraktı.
Merkezi Basra olan bu topluluğun sadece beşinin adı bilindi. El Maksidi, ez Zencani, el Mihrecani, el Avli ve Zeyd b. Zufa.
Beyin, Maksidi idi. Diğer dördü Maksidi'nin yazdığı risaleleri çeşitli bölgelere dağıttı; bilgiler topladı, toplantıları organize etti.
Topluluğun kurucularının kimler olduğu, ne zaman ve nerede ortaya çıktıkları, faaliyetlerinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmiyor. Nedense çalışmalarında hep gizliliği benimsediler. Kim bilir belki de savunduklarından dolayı illegaliteye geçmişlerdi.
ihvan-ı Safa genel olarak evrim konusunda şu görüşü ileri sürdüler:
insan sosyal ve psikolojik olarak evrimleşir.
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e gelinceye kadar Allah'ın, insanlığa çok sayıda peygamber ve din göndermesinin ana sebebi, insanlığın hem sosyal hem de psikolojik evrimi sağlamaktı.
Her gelen yeni din, bir önceki döneminin sosyal yaşantı ve düşünceleriyle ilgili olan sistemi ya tamamen ya da kısmen değiştirdi.
Peki, ama soru şuydu:
insanlığın sosyal evrimleşmesi devam edecek, bununla birlikte, islamdan sonra ne yeni bir din, ne de yeni bir peygamber gelecektir. islam, gelecekteki sosyal evrimlere yanıt verecek nitelikte olduğu gibi peygamberlerin görevini de Hz. Muhammed'in mirasçıları olarak hikmet sahibi imam, veli, alimler devam ettirecekti. Çağdaş Müslüman düşünürlerden Muhammet Abduh, Ömer Nasuhi Bilmen de bu görüşteydi.
Kimdi ihvan-ı Safa?
10'uncu yüzyılda ortaya çıkan ihvan-ı Safa topluluğu çeşitli bilimlerle ilgili 52 risale yazıp bıraktı.
Merkezi Basra olan bu topluluğun sadece beşinin adı bilindi. El Maksidi, ez Zencani, el Mihrecani, el Avli ve Zeyd b. Zufa.
Beyin, Maksidi idi. Diğer dördü Maksidi'nin yazdığı risaleleri çeşitli bölgelere dağıttı; bilgiler topladı, toplantıları organize etti.
Topluluğun kurucularının kimler olduğu, ne zaman ve nerede ortaya çıktıkları, faaliyetlerinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmiyor. Nedense çalışmalarında hep gizliliği benimsediler. Kim bilir belki de savunduklarından dolayı illegaliteye geçmişlerdi.
ihvan-ı Safa genel olarak evrim konusunda şu görüşü ileri sürdüler:
insan sosyal ve psikolojik olarak evrimleşir.
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e gelinceye kadar Allah'ın, insanlığa çok sayıda peygamber ve din göndermesinin ana sebebi, insanlığın hem sosyal hem de psikolojik evrimi sağlamaktı.
Her gelen yeni din, bir önceki döneminin sosyal yaşantı ve düşünceleriyle ilgili olan sistemi ya tamamen ya da kısmen değiştirdi.
Peki, ama soru şuydu:
insanlığın sosyal evrimleşmesi devam edecek, bununla birlikte, islamdan sonra ne yeni bir din, ne de yeni bir peygamber gelecektir. islam, gelecekteki sosyal evrimlere yanıt verecek nitelikte olduğu gibi peygamberlerin görevini de Hz. Muhammed'in mirasçıları olarak hikmet sahibi imam, veli, alimler devam ettirecekti. Çağdaş Müslüman düşünürlerden Muhammet Abduh, Ömer Nasuhi Bilmen de bu görüşteydi.
52 değil yüzlerce risaleleri vardır. Bilinen, açıkta olan 52si dir. Diğerleri çoğu öğretim üyesi bazı kişilerce saklanmaktadır.
Ayrıca bu örgüt din adamı bilim adamı ayırmadan hakikate ulaşmak için tüm alanlarda başarılı olanları bir araya getirmiştir.
Amaç halk olmadığı için gizli kalmışlardır.
Herkesin aradığı fizik risalesine gelince şahsi duyumlarıma göre ses ve manyetizma ilişkisi üzerine imiş.
Ayrıca günümüzde bir vakıf kurulmuştur bu örgütün benzerini oluşturmak amacıyla. Fakat amacından çok uzaklaşmıştır.
Ayrıca bu örgüt din adamı bilim adamı ayırmadan hakikate ulaşmak için tüm alanlarda başarılı olanları bir araya getirmiştir.
Amaç halk olmadığı için gizli kalmışlardır.
Herkesin aradığı fizik risalesine gelince şahsi duyumlarıma göre ses ve manyetizma ilişkisi üzerine imiş.
Ayrıca günümüzde bir vakıf kurulmuştur bu örgütün benzerini oluşturmak amacıyla. Fakat amacından çok uzaklaşmıştır.
II. Cilde de kavusmus bulunmaktayim. Cok hassas, samimi gelmektedirler kendileri.
Basra'da 10. yüzyılda ortaya çıkan bir felsefe çığırının taraftarlarına verilen bir addır.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar