bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- arkadaşlar ne yesek9
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan4
- redbull5
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- allah beni izmir'e dönmeye mecbur bırakmasın3
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- adana lezzet festivali5
- fon kurdum para yatırır mısınız8
- kalpteki boşluk hissi4
- filistin37
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- hayat yaşamaya değer mi5
- sözlük kızlarının tantunici7
- güzelsen koy resmini görelim6
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- seksten önce dua etmek10
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- israil'i allah cezalandıracak9
- izmir8
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- izmir tulum4
- tarhana çorbası12
- nöbetteyim sözlük3
- gocu'yu özlemek4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak9
- antipanik'e bir şey söyle22
- silvermist'e iki şey söyle20
- havai fişek2
- karton toplayan çocuk3
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- uludağ sözlük yazarlarının kalpleri3
- sözlük kızalarının takosu5
- fıstık vs fındık3
- özelden şeftalisini atan yazar14
- biraya patlayan şeker katıp ölmeyi beklemek3
- manifest erkeği3
- tanısanız çok seveceğiniz yazarlar listesi3
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- sapık şarkı sözleri10
- porno entelektüelliği8
- yakışıklı olgun erkekler6
- ten uyumu vs kafa uyumu2
- gilded hoplatması3
- sözlük kızlarının kombinleri15
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
Basra'da 10. yüzyılda ortaya çıkan bir felsefe çığırının taraftarlarına verilen bir addır.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
II. Cilde de kavusmus bulunmaktayim. Cok hassas, samimi gelmektedirler kendileri.
52 değil yüzlerce risaleleri vardır. Bilinen, açıkta olan 52si dir. Diğerleri çoğu öğretim üyesi bazı kişilerce saklanmaktadır.
Ayrıca bu örgüt din adamı bilim adamı ayırmadan hakikate ulaşmak için tüm alanlarda başarılı olanları bir araya getirmiştir.
Amaç halk olmadığı için gizli kalmışlardır.
Herkesin aradığı fizik risalesine gelince şahsi duyumlarıma göre ses ve manyetizma ilişkisi üzerine imiş.
Ayrıca günümüzde bir vakıf kurulmuştur bu örgütün benzerini oluşturmak amacıyla. Fakat amacından çok uzaklaşmıştır.
Ayrıca bu örgüt din adamı bilim adamı ayırmadan hakikate ulaşmak için tüm alanlarda başarılı olanları bir araya getirmiştir.
Amaç halk olmadığı için gizli kalmışlardır.
Herkesin aradığı fizik risalesine gelince şahsi duyumlarıma göre ses ve manyetizma ilişkisi üzerine imiş.
Ayrıca günümüzde bir vakıf kurulmuştur bu örgütün benzerini oluşturmak amacıyla. Fakat amacından çok uzaklaşmıştır.
ihvan-ı Safa ile Darwin arasındaki paralellik Batıda 1878'de kuruldu. islam düşüncesindeki evrim teorisi üzerine çalışma yapan Dieterici, Darwin'in fikirleriyle ihvan-ı Safa arasındaki benzerliğe dikkat çekti.
Kimdi ihvan-ı Safa?
10'uncu yüzyılda ortaya çıkan ihvan-ı Safa topluluğu çeşitli bilimlerle ilgili 52 risale yazıp bıraktı.
Merkezi Basra olan bu topluluğun sadece beşinin adı bilindi. El Maksidi, ez Zencani, el Mihrecani, el Avli ve Zeyd b. Zufa.
Beyin, Maksidi idi. Diğer dördü Maksidi'nin yazdığı risaleleri çeşitli bölgelere dağıttı; bilgiler topladı, toplantıları organize etti.
Topluluğun kurucularının kimler olduğu, ne zaman ve nerede ortaya çıktıkları, faaliyetlerinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmiyor. Nedense çalışmalarında hep gizliliği benimsediler. Kim bilir belki de savunduklarından dolayı illegaliteye geçmişlerdi.
ihvan-ı Safa genel olarak evrim konusunda şu görüşü ileri sürdüler:
insan sosyal ve psikolojik olarak evrimleşir.
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e gelinceye kadar Allah'ın, insanlığa çok sayıda peygamber ve din göndermesinin ana sebebi, insanlığın hem sosyal hem de psikolojik evrimi sağlamaktı.
Her gelen yeni din, bir önceki döneminin sosyal yaşantı ve düşünceleriyle ilgili olan sistemi ya tamamen ya da kısmen değiştirdi.
Peki, ama soru şuydu:
insanlığın sosyal evrimleşmesi devam edecek, bununla birlikte, islamdan sonra ne yeni bir din, ne de yeni bir peygamber gelecektir. islam, gelecekteki sosyal evrimlere yanıt verecek nitelikte olduğu gibi peygamberlerin görevini de Hz. Muhammed'in mirasçıları olarak hikmet sahibi imam, veli, alimler devam ettirecekti. Çağdaş Müslüman düşünürlerden Muhammet Abduh, Ömer Nasuhi Bilmen de bu görüşteydi.
Kimdi ihvan-ı Safa?
10'uncu yüzyılda ortaya çıkan ihvan-ı Safa topluluğu çeşitli bilimlerle ilgili 52 risale yazıp bıraktı.
Merkezi Basra olan bu topluluğun sadece beşinin adı bilindi. El Maksidi, ez Zencani, el Mihrecani, el Avli ve Zeyd b. Zufa.
Beyin, Maksidi idi. Diğer dördü Maksidi'nin yazdığı risaleleri çeşitli bölgelere dağıttı; bilgiler topladı, toplantıları organize etti.
Topluluğun kurucularının kimler olduğu, ne zaman ve nerede ortaya çıktıkları, faaliyetlerinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmiyor. Nedense çalışmalarında hep gizliliği benimsediler. Kim bilir belki de savunduklarından dolayı illegaliteye geçmişlerdi.
ihvan-ı Safa genel olarak evrim konusunda şu görüşü ileri sürdüler:
insan sosyal ve psikolojik olarak evrimleşir.
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e gelinceye kadar Allah'ın, insanlığa çok sayıda peygamber ve din göndermesinin ana sebebi, insanlığın hem sosyal hem de psikolojik evrimi sağlamaktı.
Her gelen yeni din, bir önceki döneminin sosyal yaşantı ve düşünceleriyle ilgili olan sistemi ya tamamen ya da kısmen değiştirdi.
Peki, ama soru şuydu:
insanlığın sosyal evrimleşmesi devam edecek, bununla birlikte, islamdan sonra ne yeni bir din, ne de yeni bir peygamber gelecektir. islam, gelecekteki sosyal evrimlere yanıt verecek nitelikte olduğu gibi peygamberlerin görevini de Hz. Muhammed'in mirasçıları olarak hikmet sahibi imam, veli, alimler devam ettirecekti. Çağdaş Müslüman düşünürlerden Muhammet Abduh, Ömer Nasuhi Bilmen de bu görüşteydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar