bugün
- yunan aşığı tip15
- dinci ahlaksızlığı20
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması13
- yunan adalarına gitmek20
- rüyada nervio yu görmek6
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi6
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak14
- zengin kadın bulup evinin erkeği olmak5
- ucu nereye giderse gitsin4
- kalbin cız ettiği anlar2
- zencefil2
- çinli erkek2
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- sağlıklı yaşama katkı payı3
- hobi olarak açlık grevi yapan tuzu kuru solcu2
- rujlu erkekle öpüşmek14
- akın gürlek'in fon soruşturması açıklaması4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- fon vurgunu sonrası akepeye desteği sürdürmek7
- kaliteli entryler girip eksi oy almak6
- evlenmeyip zina mı yapalım4
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması17
- mustafa sabri efendi2
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
- centaur sırtına binip topraklar fethetmek3
- gurbette yaşayıp milliyetçilik yapan insan4
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- 3 ayda bir duş almak5
- mini sosis2
- mevlana celaleddin rumi'nin yunan olması2
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları47
- my name is buck2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- 1 ekim 2026 benzin zammı7
- çok düşünmek neyin belirtisidir5
- ölüyorum lan ölüyorum6
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması3
- evinden çıkarılıp sokakta öldürülmek2
- gri havaların sevgilisi şarkılar2
- yazarların sabah kahvaltısı6
- recep tayyip erdoğan27
- miss universe türkiye 20262
- nervio23
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- para için karısını tiktok ta oynatan erkek3
- beyazlar içinde görmek istediğiniz yazar2
- from gold from dust13
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
ihvan-ı Safa ile Darwin arasındaki paralellik Batıda 1878'de kuruldu. islam düşüncesindeki evrim teorisi üzerine çalışma yapan Dieterici, Darwin'in fikirleriyle ihvan-ı Safa arasındaki benzerliğe dikkat çekti.
Kimdi ihvan-ı Safa?
10'uncu yüzyılda ortaya çıkan ihvan-ı Safa topluluğu çeşitli bilimlerle ilgili 52 risale yazıp bıraktı.
Merkezi Basra olan bu topluluğun sadece beşinin adı bilindi. El Maksidi, ez Zencani, el Mihrecani, el Avli ve Zeyd b. Zufa.
Beyin, Maksidi idi. Diğer dördü Maksidi'nin yazdığı risaleleri çeşitli bölgelere dağıttı; bilgiler topladı, toplantıları organize etti.
Topluluğun kurucularının kimler olduğu, ne zaman ve nerede ortaya çıktıkları, faaliyetlerinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmiyor. Nedense çalışmalarında hep gizliliği benimsediler. Kim bilir belki de savunduklarından dolayı illegaliteye geçmişlerdi.
ihvan-ı Safa genel olarak evrim konusunda şu görüşü ileri sürdüler:
insan sosyal ve psikolojik olarak evrimleşir.
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e gelinceye kadar Allah'ın, insanlığa çok sayıda peygamber ve din göndermesinin ana sebebi, insanlığın hem sosyal hem de psikolojik evrimi sağlamaktı.
Her gelen yeni din, bir önceki döneminin sosyal yaşantı ve düşünceleriyle ilgili olan sistemi ya tamamen ya da kısmen değiştirdi.
Peki, ama soru şuydu:
insanlığın sosyal evrimleşmesi devam edecek, bununla birlikte, islamdan sonra ne yeni bir din, ne de yeni bir peygamber gelecektir. islam, gelecekteki sosyal evrimlere yanıt verecek nitelikte olduğu gibi peygamberlerin görevini de Hz. Muhammed'in mirasçıları olarak hikmet sahibi imam, veli, alimler devam ettirecekti. Çağdaş Müslüman düşünürlerden Muhammet Abduh, Ömer Nasuhi Bilmen de bu görüşteydi.
Kimdi ihvan-ı Safa?
10'uncu yüzyılda ortaya çıkan ihvan-ı Safa topluluğu çeşitli bilimlerle ilgili 52 risale yazıp bıraktı.
Merkezi Basra olan bu topluluğun sadece beşinin adı bilindi. El Maksidi, ez Zencani, el Mihrecani, el Avli ve Zeyd b. Zufa.
Beyin, Maksidi idi. Diğer dördü Maksidi'nin yazdığı risaleleri çeşitli bölgelere dağıttı; bilgiler topladı, toplantıları organize etti.
Topluluğun kurucularının kimler olduğu, ne zaman ve nerede ortaya çıktıkları, faaliyetlerinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmiyor. Nedense çalışmalarında hep gizliliği benimsediler. Kim bilir belki de savunduklarından dolayı illegaliteye geçmişlerdi.
ihvan-ı Safa genel olarak evrim konusunda şu görüşü ileri sürdüler:
insan sosyal ve psikolojik olarak evrimleşir.
Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e gelinceye kadar Allah'ın, insanlığa çok sayıda peygamber ve din göndermesinin ana sebebi, insanlığın hem sosyal hem de psikolojik evrimi sağlamaktı.
Her gelen yeni din, bir önceki döneminin sosyal yaşantı ve düşünceleriyle ilgili olan sistemi ya tamamen ya da kısmen değiştirdi.
Peki, ama soru şuydu:
insanlığın sosyal evrimleşmesi devam edecek, bununla birlikte, islamdan sonra ne yeni bir din, ne de yeni bir peygamber gelecektir. islam, gelecekteki sosyal evrimlere yanıt verecek nitelikte olduğu gibi peygamberlerin görevini de Hz. Muhammed'in mirasçıları olarak hikmet sahibi imam, veli, alimler devam ettirecekti. Çağdaş Müslüman düşünürlerden Muhammet Abduh, Ömer Nasuhi Bilmen de bu görüşteydi.
52 değil yüzlerce risaleleri vardır. Bilinen, açıkta olan 52si dir. Diğerleri çoğu öğretim üyesi bazı kişilerce saklanmaktadır.
Ayrıca bu örgüt din adamı bilim adamı ayırmadan hakikate ulaşmak için tüm alanlarda başarılı olanları bir araya getirmiştir.
Amaç halk olmadığı için gizli kalmışlardır.
Herkesin aradığı fizik risalesine gelince şahsi duyumlarıma göre ses ve manyetizma ilişkisi üzerine imiş.
Ayrıca günümüzde bir vakıf kurulmuştur bu örgütün benzerini oluşturmak amacıyla. Fakat amacından çok uzaklaşmıştır.
Ayrıca bu örgüt din adamı bilim adamı ayırmadan hakikate ulaşmak için tüm alanlarda başarılı olanları bir araya getirmiştir.
Amaç halk olmadığı için gizli kalmışlardır.
Herkesin aradığı fizik risalesine gelince şahsi duyumlarıma göre ses ve manyetizma ilişkisi üzerine imiş.
Ayrıca günümüzde bir vakıf kurulmuştur bu örgütün benzerini oluşturmak amacıyla. Fakat amacından çok uzaklaşmıştır.
II. Cilde de kavusmus bulunmaktayim. Cok hassas, samimi gelmektedirler kendileri.
Basra'da 10. yüzyılda ortaya çıkan bir felsefe çığırının taraftarlarına verilen bir addır.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar