bugün
- ciğer yiyen midesizler7
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- yüz görünümlüğü6
- nervio benimle evlenir misin6
- yarın yataktan kalkamayacak yazar4
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- ciğer sevmemek cahillik mi3
- truesuz sözlük11
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- rüyada nervio yu görmek9
- korkulan ölüm şekli6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması5
- dinci ahlaksızlığı20
- yunan adalarına gitmek20
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi8
- yunan aşığı tip15
- ismet gürbüz'ü denize atmak2
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak16
- sexting4
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- en lezzetli balık6
- allahın yabancı kadınlara torpilli davranması3
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- turşu suyu içen bayan4
- arjantinli erkekler6
- yakınım nasıl ama2
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- antipanik5
- takıntılı olduğunuz hareketler4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- rujlu erkekle öpüşmek14
- elisa3
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- ucu nereye giderse gitsin5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- zengin kadın bulup evinin erkeği olmak5
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması17
- pakistan6
- sözlük erkeklerini cimere şikayet etmek3
- fon vurgunu sonrası akepeye desteği sürdürmek7
- simli ped kullanan sözlük erkeği2
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
- kaliteli entryler girip eksi oy almak6
- ruj sürmüş kadının dudaklarını yiyip bitirmek3
- filozofların yunanların delileri olması3
- fiziği güzel sözlük kızları47
- kalbin cız ettiği anlar3
Basra'da 10. yüzyılda ortaya çıkan bir felsefe çığırının taraftarlarına verilen bir addır.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
insan ruhunun ölümsüzlüğüne karşılıklı yardımlaşma ve eğitim ile ruhların arınacağına inanan kişilerin bir araya gelmesinden doğan bu ihvan üs-Safâ daha çok Yeni Eflatunculuk görüşünün etkisi altında idi.
Fikirleri Ebu Süleyman'ın yaptığı Risaleler, Gazâlî (1058-1111), ibn Arabi (1165-1240) gibi islâm dünyasının bilginleri, kelamcıları, filozofları ve sufileri üzerinde geniş bir etki bırakmış, yazarları tarafından felsefe ile dinin uyumunu sağlamaya çalışan, Aristo ve Platon felsefeleriyle, Hermetik öğretileri, Yeni Pisagorculuğu ve Sabiiler'in öğretilerini islâmî öğretiler ile birleştirerek sunulmuştur.
ihvan üs-Safâ'nın görüşlerine göre; dünyanın ilahî kaynağı, ruhun Tanrı'ya dönüşü, ilahî niteliklerin ve ruhun özüdür.
Tanrı birliği (vahdet-i ilahî) aşamasında bütün varlık türleri birlik içinde, Tanrı özündedir. Burada tek varlık Tanrı'dır.
Yaratılış, Tanrı'dan çıkış ile başlar, son varlık katında bütünlüğe ulaştı. Bu çıkış, Tanrı'nın özünden güçlü bir fışkırma niteliğindedir. Bu nedenle yoktan varetme diye bir olay yoktur, var olan Tanrı'dan, görünüş alanına çıkarak şekillenme vardır.
Akıl, insanı başarıya ulaştıran en güvenilir kabiliyettir, varlık aşamalarında Tanrı'dan ilk fışkıran akıl olduğundan Tanrı'ya en yakın olan da odur.
ihvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir. Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, islâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.
ihvan-ı Safâ'ya göre insanlar kusurlu da olsa mevcut dinlerden birini seçmelidirler, çünkü bu dinsiz olmaktan daha iyidir. Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır. Mezhepler konusunda da ihvan-ı Safâ, liberal bir tutum takınmakta ve takipçilerine mezhep taassubundan uzak durmalarını öğütlemektedir.
inanç bir seçim işi olduğu için bu konuda kişilerin zorlanmasından, herhangi bir dine inanmaya mecbur tutulmalarından yana değildirler. Ancak dinin topluma ilişkin bâzı kuralları toplumun huzur ve refahını sağlamaya yönelik olduğundan sosyal düzenlemelerin konusu hâline gelebilir.
Kutsal Kitaplar'daki yaratılış, Âdem, Şeytan, hesap günü, Cennet ve Cehennem gibi metafizik hususların Müteşâbih (mecâzî) şekilde anlaşılması gerektiğini düşünen ihvan-ı Safâ, bu kavramlara birer sembol olarak yaklaşırlar. Kavramların arkasındaki sembolik manaya ulaşamayan kişiler (ihvan-ı Safâ terminolojisinde avam denir) bu ifadeleri sözlük anlamlarıyla idrak eder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar