bugün
- balık etli mi kuru götlü mü3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez5
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- türk müsün türkiyeli misin12
- bjk tv2
- alin3
- milli muharip uçağı kaan3
- nasıl birisiniz6
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- ona bir şey söyle10
- beni özleyenler elime mum diksin15
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- hırvatistan12
- yunanistan29
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- rüyada nervio yu görmek8
- ayrılık6
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- anın görüntüsü16
- ispanya daki göçmen krizi8
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- ölüm5
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- gecenin rap şarkısı3
- mutlu kalmak için öneriler6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- yazarların ruh hali3
- favori coldplay şarkınız4
- karadeniz'e neden karadeniz denmiştir2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- japonya23
- gecenin şarkısı3
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- en son aldığınız iltifat14
- irmik helvası vs un helvası18
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- her gün alkol almak4
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- gürcistan26
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması7
- dekolteye bakar mısınız15
birçok tarihi oyunda başrollerde gördüğümüz şehir tiyatroları oyuncusu. en son saygılı yosma isimli oyunun rejisini üstlenmiştir.
'K.K.T.C'de doğdu. ilk, orta, liseyi Lefkoşa'da okuduktan sonra 1982 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümüne girdi. 1986'da mezun olarak 1987'de askerlik görevini yaptı. 1989'da istanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarına girdi. Halen Şehir Tiyatrolarında çalışıyor.'
kendisi ayrıca 1996 yazında trt 1'de güzel bir bilgi yarışmasını da sunmuş kişidir...
kendisi ayrıca 1996 yazında trt 1'de güzel bir bilgi yarışmasını da sunmuş kişidir...
oyuncu ve tiyatro yönetmeni, şehir tiyatrolarına yakışıklığıyla ün salmış olan hüseyin köroğlu hayatını kendi cümleleriyle şöyle ifade etmekte:
"oyuncu olmaya çalışıyorum ve çalışacağım" 1964 yılında k.k.t.c.' de dünyaya geldim. ailem, şimdi olduğu gibi çiftlik işleri ile uğraşmakta idi. diyebilirim ki, liseyi bitirene kadar bir çiftlikte yapılabilecek her türlü işi yaptım, aynı zamanda da okula gittim. örneğin, koyun kırkmaktan tutun da, traktör kullanıp tarla sürmekten, el ile tarlaya arpa, buğday saçmaya kadar (tarlanın ekilmesi) yapmadığım iş kalmadı. öyle parlak bir öğrenci de değildim. sınıfımı geçebilecek kadar not alıyordum o kadar. zaman dardı,ev işleri çok yoğundu, bu yüzden oturup ders çalışma lüksüm hiç olmadı. nur içinde yatsın babam, sene sonunda bana "sınıfı geçtin mi?" diye sorardı, ben de "geçtim..." derdim, o kadar. aramızda okul ile ilgili konuşma sadece bu kadardı. ilkokulu ve ortaokulu gönendere'de okudum. yani doğduğum köyde. daha sonra da liseyi okumak için lefkoşa türk lisesi'ne gittim. işte ne oldu ise orda oldu ve daha lise birinci sınıftayken kendimi okulun müsamerelerinde sahneye çıkarken buldum. zaten çocukluk yıllarımdan beri oyuncu olmak istiyordum. bizim köyde, yani gönendere'de, bir yazlık sinemamız vardı. hiç unutmam sinemanın adı da "hürriye" sineması idi. iki ortak çalıştırıyordu sinemayı. kahveci hasan dayı ve nuri dayı. ikisi de şu anda hayatta değil. nur içinde yatsınlar. cumartesi akşamları benim için sanki bir karnavaldı. o sinemada bilet bile sattım ben. kemal sunal'ı, kartal tibet'i, yilmaz guney'i, ayhan isik'ı, turkan soray'ı, fatma girik'i, hulya kocyigit'i ve daha pek çok sanatçıyı hürriyet sinemasında izledim. eve gelince de aynanın karşısına geçip "senin onlardan ne eksiğin var?" diye sorardım kendi kendime. çok mutluyum, çünkü nur içinde yatsın kemal sunal ve kartal tibet ağabeylerimle, sinemamızın sultanı türkan şoray ve daha birçok sanatçı ile sinemada, televizyonda çalışma fırsatı buldum. 1982 yılında liseyi bitirdim. babam şeker hastalığı nedeniyle o sıralar pek sağlıklı değildi. ne yazık ki kendine de pek dikkat etmiyordu. tahmin edeceğiniz gibi yememesi gereken şeyleri de yiyordu. o günlerde bile kesinlikle okumam gerektiğini söyledi bana. okumam için hep annemin desteğini aldım, annem bana hep "sen bilirsin oğlum." derdi. tabir yerinde ise annem bir ağa kızı idi. hani, tuttuğunu koparanlardan. evine bağlı, çocukları için saçını süpürge edenlerden. toprağına bağlı, sabırlı, sevgi dolu. sadece ailesini düşünenlerden. rahmetli babam bir gün anneme demiş ki "mukaddes, sana üç tane armağan bırakıyorum.". bu armağanlar ben ve kardeşlerim salih ve koray'dır. salih ve koray k.k.t.c.'de yaşıyorlar. salih gelinimiz pembe ile evli ve emirkan isminde de bir yeğenimiz var. koray, k.k.t.c.'nin son dönemindeki kargaşanın tam içinde. umarım, kıbrıs sorunu hallolur ve o da geleceğine umutla yelken açar. özellikle sevgili derviş amcama ayrı bir sayfa açmalıyım. inanın yeri geldi ayağındaki ayakkabısını sattı bana kitap aldı, yeri geldi kilometrelerce mesafeyi gözünü kırpmadan yürüdü, evliliğini bir cümle yüzünden bitirdi ve iyi yetişmemiz için, sanki bir melek gibi bizlere hayatını adadı. derviş amcam olmasa idi, ben konservatuara gidemezdim, çünkü babam hasta idi, o sıralar da (yıl 1982) kardeşlerim çok küçük olduğu için onları kime emanet edebilirdim ki? yaşadığım sürece ne yaparsam yapayım sevgili derviş amcama olan minnet ve vefa borcumu ödeyemem. adı gibi "derviş" bir insan. insan gibi insan. yeryüzünde amcam gibi insanlar azaldığı için, dünya bu halde diye düşünüyorum. benim için bir rüya olan konservatuar sınavına uzun ve çetrefilli bir mücadeleden sonra girdim ve kazandım. inanın, konservatuar "tiyatro" bölümünü kazanmam bence bir mucize idi. söz, ilerde sizlere nasıl hazırlanıp, sınavı nasıl kazandığımı yazacağım. konservatuar yılları da ayrı bir konu tabii ki. dört yıllık bir eğitimden sonra okulu bitirdim. birçok anım var. hüzünlerim, sevinçlerim, umutlarım, umutsuzluklarım, sevgililerim. hocalarımız da çok değerli hocalardı. cuneyt gokcer, bozkurt kuruc, nur içinde yatsın asuman korat, lemi bilgin . ayrıca ses, eskrim, hareket, diksiyon hocalarımız vardı. dolu dolu dört yıl yaşadım ankara'da. gençlik yıllarım ankara'da geçtiği için, karakterim de orda şekillendi diyebilirim. bilenler bilir, ankara'da eskiden dostluklar çok önemliydi... sınıf arkadaşlarımdan çok azı ile görüşebiliyorum. hayat, her birimizi başka bir yere fırlattı... cebelleşip duruyoruz... okulu bitirdikten sonra kendime bir yıl yaşama payı ayırdım. 1987 yılında da askerlik görevimi yerine getirmek için k.k.t.c.'ye gittim. temel eğitimimi gülseren eğitim kampında tamamladım ve meşhur (k.k.t.c.'li olanlar bilir.) lokmacı barikatı'nda askerliğime başladım. meşhurluğu sınırda oluşu ve koşullarının oldukça zor olmasından kaynaklanıyordu. askerlik dönemimde kibris turk devlet tiyatrosundan gelen bir teklif ile kendimi tuzak adlı oyunda buldum. tabii askeriyeden özel izin alarak. sonra ver elini şehir tiyatroları. tiyatroya girdiğim yıl şu anki sevgili eşim, pardon sevgilim senay sacbuker ile karşılaştım ve karşılaşma o karşılaşma... efendim, ben eşime hep sevgilim derim. bunu belirtmek istedim, yanlış anlaşılmasını istemediğim için belirteyim istedim. saygıyı hep ön planda tutarak sevgimizi yaşıyoruz diyebilirim. önemli olan bir elmanın yarısı olabilmek. birbirinizi pozitif anlamda tamamlayabildiğiniz ve sorumluluklarınız dışında sevgilinizin özgürlüklerine saygı ile fazla müdahale etmediğiniz sürece hep bulutların üstünde yaşarsınız. bir yanda oyunlar ve film çalışmaları sürerken şenay ile 1991 yılında evlenmeye karar verdik ve 1991 yılında evlendik. istanbul'da henüz o baş döndürücü hıza ulaşmadan şenay ile karşılaşmam inanın hayatımı kurtardı diyebilirim. yani, hiç bir şey tesadüf değil. çocuk konusunda ailemizin baskılarına aldırmadan uzun süre direndik. sonunda kendi isteğimiz ile karar verdik ve 1999 yılında alara'mız dünyaya geldi. şimdi nerede ise 4 yaşında olacak, abileri ablaları haberiniz olsun artık kendisi yuvaya gidiyor. bir anlamda okullu oldu sayılır. bizim ailede bir de doğum günlerimiz çok ilginçtir. üçümüz de ikizler burcundanız. alara 11 haziran, ben 18 haziran, şenay da 20 haziran günü doğduk. yazıyorum, haberiniz olsun hani (: ... sevgili dostlar kısaca böyle işte. halen istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları'nda oyuncuyum. sanatçıyım diyemiyorum, çünkü elini sallasan sanatçıdan geçilmiyor, ben sadece "oyuncu" olmaya çalışıyorum. son nefesime kadar da "oyuncu olmaya çalişacağim".
hepinizi sevgi ve saygı ile gönülden öpüyorum...
oynadığım tiyatro oyunlarından bazıları:
1991 - theope _ coskun buktel,
1992 - sahane zugurtler_ dormen tiyatrosu,
1993 - alti derece uzak_ john guer,
1995 - savas ve baris_ (bkz: tolstoy),
1996 - bir ata... kralligim..._ william shakespeare,
1998 - aydinlanma atesi_ taner barlas,
1998 - kafkas tebesir dairesi_ brecht,
1999 - once insan_ yilmaz karakoyunlu,
2002 - othello _ william shakespeare,
2004 - hadi tut su elimi_ senay sacbuker(kozmoz evrensel tiyatrosu),
2004 - 4. murat_ turan oflazoglu,
yönettiğim oyunlar:
2004 - hadi tut su elimi _ kozmoz evrensel tiyatrosu
sinema filmlerim:
1990 - gizli merkez _ trt sinema,
1990 - koltuk belasi _ sinema,
1995 - bir sevgi anonsu _ sinema,
1995 - gecmisin izleri _ sinema,
2002 - hitler _ drama-belgesel,
2005 - bir mucizedir sinema _ sinema
oynadığım diziler:
1995 - tatli betus, show tv
1996 - iliskiler, atv
2001 - baba evi, atv
2002 - canim kocacigim, trt
2003 - zalim, star tv
2004 - tatil asklari, star tv
2005 - yasayan degerlerimiz omer seyfettin, trt
2007 - hayatım sana feda, atv
2004-2005 sezonunda yine şehir tiyatrolarında antigone adlı oyunda haimon karakterini oynamıştır.
hüseyin köroğlu ayrıca istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları 2005-2006 sezonunda yönettiği saygili yosma adlı oyunla en iyi yönetmen ödülünün sahibi olmuştur.
bu beklenen bir sonuçtu benim için çünkü son gösterimde muhsin ertuğrul sahnesinde hüseyin köroğlunun hemen yanında izledim oyunu ve onun gözlerindeki parıltıya othellodan sonra bir de burda şahit oldum.yeni başarılarında görüşmek üzere köroğlu..
"oyuncu olmaya çalışıyorum ve çalışacağım" 1964 yılında k.k.t.c.' de dünyaya geldim. ailem, şimdi olduğu gibi çiftlik işleri ile uğraşmakta idi. diyebilirim ki, liseyi bitirene kadar bir çiftlikte yapılabilecek her türlü işi yaptım, aynı zamanda da okula gittim. örneğin, koyun kırkmaktan tutun da, traktör kullanıp tarla sürmekten, el ile tarlaya arpa, buğday saçmaya kadar (tarlanın ekilmesi) yapmadığım iş kalmadı. öyle parlak bir öğrenci de değildim. sınıfımı geçebilecek kadar not alıyordum o kadar. zaman dardı,ev işleri çok yoğundu, bu yüzden oturup ders çalışma lüksüm hiç olmadı. nur içinde yatsın babam, sene sonunda bana "sınıfı geçtin mi?" diye sorardı, ben de "geçtim..." derdim, o kadar. aramızda okul ile ilgili konuşma sadece bu kadardı. ilkokulu ve ortaokulu gönendere'de okudum. yani doğduğum köyde. daha sonra da liseyi okumak için lefkoşa türk lisesi'ne gittim. işte ne oldu ise orda oldu ve daha lise birinci sınıftayken kendimi okulun müsamerelerinde sahneye çıkarken buldum. zaten çocukluk yıllarımdan beri oyuncu olmak istiyordum. bizim köyde, yani gönendere'de, bir yazlık sinemamız vardı. hiç unutmam sinemanın adı da "hürriye" sineması idi. iki ortak çalıştırıyordu sinemayı. kahveci hasan dayı ve nuri dayı. ikisi de şu anda hayatta değil. nur içinde yatsınlar. cumartesi akşamları benim için sanki bir karnavaldı. o sinemada bilet bile sattım ben. kemal sunal'ı, kartal tibet'i, yilmaz guney'i, ayhan isik'ı, turkan soray'ı, fatma girik'i, hulya kocyigit'i ve daha pek çok sanatçıyı hürriyet sinemasında izledim. eve gelince de aynanın karşısına geçip "senin onlardan ne eksiğin var?" diye sorardım kendi kendime. çok mutluyum, çünkü nur içinde yatsın kemal sunal ve kartal tibet ağabeylerimle, sinemamızın sultanı türkan şoray ve daha birçok sanatçı ile sinemada, televizyonda çalışma fırsatı buldum. 1982 yılında liseyi bitirdim. babam şeker hastalığı nedeniyle o sıralar pek sağlıklı değildi. ne yazık ki kendine de pek dikkat etmiyordu. tahmin edeceğiniz gibi yememesi gereken şeyleri de yiyordu. o günlerde bile kesinlikle okumam gerektiğini söyledi bana. okumam için hep annemin desteğini aldım, annem bana hep "sen bilirsin oğlum." derdi. tabir yerinde ise annem bir ağa kızı idi. hani, tuttuğunu koparanlardan. evine bağlı, çocukları için saçını süpürge edenlerden. toprağına bağlı, sabırlı, sevgi dolu. sadece ailesini düşünenlerden. rahmetli babam bir gün anneme demiş ki "mukaddes, sana üç tane armağan bırakıyorum.". bu armağanlar ben ve kardeşlerim salih ve koray'dır. salih ve koray k.k.t.c.'de yaşıyorlar. salih gelinimiz pembe ile evli ve emirkan isminde de bir yeğenimiz var. koray, k.k.t.c.'nin son dönemindeki kargaşanın tam içinde. umarım, kıbrıs sorunu hallolur ve o da geleceğine umutla yelken açar. özellikle sevgili derviş amcama ayrı bir sayfa açmalıyım. inanın yeri geldi ayağındaki ayakkabısını sattı bana kitap aldı, yeri geldi kilometrelerce mesafeyi gözünü kırpmadan yürüdü, evliliğini bir cümle yüzünden bitirdi ve iyi yetişmemiz için, sanki bir melek gibi bizlere hayatını adadı. derviş amcam olmasa idi, ben konservatuara gidemezdim, çünkü babam hasta idi, o sıralar da (yıl 1982) kardeşlerim çok küçük olduğu için onları kime emanet edebilirdim ki? yaşadığım sürece ne yaparsam yapayım sevgili derviş amcama olan minnet ve vefa borcumu ödeyemem. adı gibi "derviş" bir insan. insan gibi insan. yeryüzünde amcam gibi insanlar azaldığı için, dünya bu halde diye düşünüyorum. benim için bir rüya olan konservatuar sınavına uzun ve çetrefilli bir mücadeleden sonra girdim ve kazandım. inanın, konservatuar "tiyatro" bölümünü kazanmam bence bir mucize idi. söz, ilerde sizlere nasıl hazırlanıp, sınavı nasıl kazandığımı yazacağım. konservatuar yılları da ayrı bir konu tabii ki. dört yıllık bir eğitimden sonra okulu bitirdim. birçok anım var. hüzünlerim, sevinçlerim, umutlarım, umutsuzluklarım, sevgililerim. hocalarımız da çok değerli hocalardı. cuneyt gokcer, bozkurt kuruc, nur içinde yatsın asuman korat, lemi bilgin . ayrıca ses, eskrim, hareket, diksiyon hocalarımız vardı. dolu dolu dört yıl yaşadım ankara'da. gençlik yıllarım ankara'da geçtiği için, karakterim de orda şekillendi diyebilirim. bilenler bilir, ankara'da eskiden dostluklar çok önemliydi... sınıf arkadaşlarımdan çok azı ile görüşebiliyorum. hayat, her birimizi başka bir yere fırlattı... cebelleşip duruyoruz... okulu bitirdikten sonra kendime bir yıl yaşama payı ayırdım. 1987 yılında da askerlik görevimi yerine getirmek için k.k.t.c.'ye gittim. temel eğitimimi gülseren eğitim kampında tamamladım ve meşhur (k.k.t.c.'li olanlar bilir.) lokmacı barikatı'nda askerliğime başladım. meşhurluğu sınırda oluşu ve koşullarının oldukça zor olmasından kaynaklanıyordu. askerlik dönemimde kibris turk devlet tiyatrosundan gelen bir teklif ile kendimi tuzak adlı oyunda buldum. tabii askeriyeden özel izin alarak. sonra ver elini şehir tiyatroları. tiyatroya girdiğim yıl şu anki sevgili eşim, pardon sevgilim senay sacbuker ile karşılaştım ve karşılaşma o karşılaşma... efendim, ben eşime hep sevgilim derim. bunu belirtmek istedim, yanlış anlaşılmasını istemediğim için belirteyim istedim. saygıyı hep ön planda tutarak sevgimizi yaşıyoruz diyebilirim. önemli olan bir elmanın yarısı olabilmek. birbirinizi pozitif anlamda tamamlayabildiğiniz ve sorumluluklarınız dışında sevgilinizin özgürlüklerine saygı ile fazla müdahale etmediğiniz sürece hep bulutların üstünde yaşarsınız. bir yanda oyunlar ve film çalışmaları sürerken şenay ile 1991 yılında evlenmeye karar verdik ve 1991 yılında evlendik. istanbul'da henüz o baş döndürücü hıza ulaşmadan şenay ile karşılaşmam inanın hayatımı kurtardı diyebilirim. yani, hiç bir şey tesadüf değil. çocuk konusunda ailemizin baskılarına aldırmadan uzun süre direndik. sonunda kendi isteğimiz ile karar verdik ve 1999 yılında alara'mız dünyaya geldi. şimdi nerede ise 4 yaşında olacak, abileri ablaları haberiniz olsun artık kendisi yuvaya gidiyor. bir anlamda okullu oldu sayılır. bizim ailede bir de doğum günlerimiz çok ilginçtir. üçümüz de ikizler burcundanız. alara 11 haziran, ben 18 haziran, şenay da 20 haziran günü doğduk. yazıyorum, haberiniz olsun hani (: ... sevgili dostlar kısaca böyle işte. halen istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları'nda oyuncuyum. sanatçıyım diyemiyorum, çünkü elini sallasan sanatçıdan geçilmiyor, ben sadece "oyuncu" olmaya çalışıyorum. son nefesime kadar da "oyuncu olmaya çalişacağim".
hepinizi sevgi ve saygı ile gönülden öpüyorum...
oynadığım tiyatro oyunlarından bazıları:
1991 - theope _ coskun buktel,
1992 - sahane zugurtler_ dormen tiyatrosu,
1993 - alti derece uzak_ john guer,
1995 - savas ve baris_ (bkz: tolstoy),
1996 - bir ata... kralligim..._ william shakespeare,
1998 - aydinlanma atesi_ taner barlas,
1998 - kafkas tebesir dairesi_ brecht,
1999 - once insan_ yilmaz karakoyunlu,
2002 - othello _ william shakespeare,
2004 - hadi tut su elimi_ senay sacbuker(kozmoz evrensel tiyatrosu),
2004 - 4. murat_ turan oflazoglu,
yönettiğim oyunlar:
2004 - hadi tut su elimi _ kozmoz evrensel tiyatrosu
sinema filmlerim:
1990 - gizli merkez _ trt sinema,
1990 - koltuk belasi _ sinema,
1995 - bir sevgi anonsu _ sinema,
1995 - gecmisin izleri _ sinema,
2002 - hitler _ drama-belgesel,
2005 - bir mucizedir sinema _ sinema
oynadığım diziler:
1995 - tatli betus, show tv
1996 - iliskiler, atv
2001 - baba evi, atv
2002 - canim kocacigim, trt
2003 - zalim, star tv
2004 - tatil asklari, star tv
2005 - yasayan degerlerimiz omer seyfettin, trt
2007 - hayatım sana feda, atv
2004-2005 sezonunda yine şehir tiyatrolarında antigone adlı oyunda haimon karakterini oynamıştır.
hüseyin köroğlu ayrıca istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları 2005-2006 sezonunda yönettiği saygili yosma adlı oyunla en iyi yönetmen ödülünün sahibi olmuştur.
bu beklenen bir sonuçtu benim için çünkü son gösterimde muhsin ertuğrul sahnesinde hüseyin köroğlunun hemen yanında izledim oyunu ve onun gözlerindeki parıltıya othellodan sonra bir de burda şahit oldum.yeni başarılarında görüşmek üzere köroğlu..
doktorlar adlı dizide potansiyel kötü adam olarak ekranlarda görünen kıbrıslı tiyatrocu.
an itibariyle ( 18 aralık perşembe ) 15:00 - 16:00 arası, radyo alaturka'da program konuğudur.
Kıbrıslı oyuncu. Kollama'nın pikeası. Yetenekli bir oyuncu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar