bugün
- atm'ye ateme diyen hanzo9
- saraca finch house19
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı12
- 40 yaş altı sözlük bebeleri12
- evde hiç sıkılmadan vakit geçirebilen insanlar3
- her şeyi psikolojik bir sebebe bağlama3
- bir kadını kaybetmenin en kısa yolu8
- sözlük kızlarının 30 luk teyzeler olması9
- 26 yaşında intihar etmek3
- sözlükteki şişmanlık güzellemesi4
- sözlük kızlarının bikinili fotoğrafının olmaması2
- zayıf erkeklerin agresif olması9
- merhaba arkadaşlar beni hatırladınız mı8
- sözlükte kavga bile çıkmaması5
- villa alınabilecek yerler2
- arkadaşlarla tatile gitmek3
- kırk yaşına gelip hala sözlük yazarlığı yapmak4
- hiç arkadaşı olmayanlar ne yapıyor acaba4
- ben kararımı verdim5
- yazın cep sorunu3
- heyt bea4
- birden çok boşanmış biriyle evlenilir mi sorunsalı2
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri4
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması27
- amerika birleşik devletleri7
- belçika6
- 10 temmuz 2026 ispanya belçika maçı2
- erling braut haaland7
- emine erdoğan'ın lider eşlerini ağırlaması2
- besle kargayı7
- bir erkeği markete yollamak4
- herkesin bir felsefesi varmış gibi yapması3
- fırından alınan ekmeği dilimletmek4
- klima açıp yorgan altında uyumak4
- reşit olmadan sözlük yazarı olmak4
- arzu edilene ulaşıldığında anlam ifade etmemesi5
- sözlük kızları toplansın bir şey diyeceğim4
- tansiyon ilacı içen yazarlar2
- yanarak ölmek3
- şişman kızların çok neşeli olması7
- yaş yetmiş iş bitmemiş2
- fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler5
- günün şiiri23
- sözlükte kaos olsun istenmesi2
- geceye bir 90 lar şarkısı bırak2
- karı kıza para yedirir misiniz17
- gianni infantino3
- kadir inanır'ın kürt olması4
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- neşemizi öldürdüler4
mutluluktan, aşktan, sevgiden çok acıyla anlam kazanan, olgunlaşan, pişen, asıl suretini kazanan gelip geçici bir varoluş.
bugün varsın.
yarın yoksun.
bu dünyada bir daha hiç göz açmamak üzere.
bugün varsın.
yarın yoksun.
bu dünyada bir daha hiç göz açmamak üzere.
hayat bir köşe kapmaca,
köşeni bir kaptır da, gör.
düşene dost olur sanma
yolunu bir şaşır da, gör
ne dost kalır, ne sevgili
deli olur insan, deli
uzanmaz bir dostun eli
huzurunu kaçır da, gör.
(...)
ali tekintüre bestesiyle müslüm gürses'in seslendirdiği müthiş bir eski şarkıdır.
köşeni bir kaptır da, gör.
düşene dost olur sanma
yolunu bir şaşır da, gör
ne dost kalır, ne sevgili
deli olur insan, deli
uzanmaz bir dostun eli
huzurunu kaçır da, gör.
(...)
ali tekintüre bestesiyle müslüm gürses'in seslendirdiği müthiş bir eski şarkıdır.
kalp kırmamaya en çok dikkat eden insanların, sürekli kalbinin kırılıyor olması...
maalesef ki hayat böyledir!
Evet.
maalesef ki hayat böyledir!
Evet.
bir bilmecedir hayat, soldan sağa 5 harf.
ücra bir semtte, alelade bir bankanın mahalli şubesinde görevini icra eden veznedar da olsanız, doktor, mühendis, kasiyer, garson da olsanız her gün karşılaşacağınız insan sayısı bini geçmediği gibi, hep aynı simalar karşınıza çıkacaktır.
pazarladığınız hizmete muhtaç olup ihtiyaç duyanlar!
ömrünüz evde, iş yerinde veyahut markette beş on metrelik bir alanda hareket ederken yitip gidecek.
bunun çok küçük bir bölümünde elli, atmış, yüz, bilemediniz iki yüz kilo metre çapındaki alanda hareket ediyor olacaksınız.
pazarladığınız hizmete muhtaç olup ihtiyaç duyanlar!
ömrünüz evde, iş yerinde veyahut markette beş on metrelik bir alanda hareket ederken yitip gidecek.
bunun çok küçük bir bölümünde elli, atmış, yüz, bilemediniz iki yüz kilo metre çapındaki alanda hareket ediyor olacaksınız.
beş on metrelik iş yeri,
birkaç metrekarelik oda,
bir iki simadan ibaret hayat.
ömür, bu uğurda heba edilmeye değer mi?
hele ki, vaktin çoğu istemsizce, niyet dışı biçimde, nefes alırken, gözleri açıp kaparken, uyurken, kendinizi bir masanın baş ucunda yemek yiyip su içerken bulduğunuz sırada, milli ve dini bayramlarda, ibadet ederken, taklide dayalı monoton ve rutin amellerle tükeniyorsa.
birkaç metrekarelik oda,
bir iki simadan ibaret hayat.
ömür, bu uğurda heba edilmeye değer mi?
hele ki, vaktin çoğu istemsizce, niyet dışı biçimde, nefes alırken, gözleri açıp kaparken, uyurken, kendinizi bir masanın baş ucunda yemek yiyip su içerken bulduğunuz sırada, milli ve dini bayramlarda, ibadet ederken, taklide dayalı monoton ve rutin amellerle tükeniyorsa.
işaret parmağınızı yaşadığınız yerin üzerine koyun, diğer işaret parmağınızı da ev dışında en çok bulunduğunuz yerin. her gün, her hafta, her yıl geçtiğiniz yolları kalemle çizin. kabataslak olsun.
tahmin edin bakalım. hayatınız nerede, ne şekilde, nasıl tükeniyor?
evet, iş yeri ve ev arasında mekik dokurken.
hayatınız, birkaç kilometrelik çapta hareket halinde olmaktan ve durmaktan ibaret.
eylemsizliği ve hareketliliği icra ederken entropiye yenik düşüp dağılan küçücük siyah bir noktacık gibiyiz aslında.
tahmin edin bakalım. hayatınız nerede, ne şekilde, nasıl tükeniyor?
evet, iş yeri ve ev arasında mekik dokurken.
hayatınız, birkaç kilometrelik çapta hareket halinde olmaktan ve durmaktan ibaret.
eylemsizliği ve hareketliliği icra ederken entropiye yenik düşüp dağılan küçücük siyah bir noktacık gibiyiz aslında.
hayatınızı ne için, hangi amaçla tükeniyorsunuz?
her sabah altıda uyanıyor, dişlerinizi fırçalıyor (yapıyorsanız eğer ), saçlarınızı tarıyor, yüzünüzü yıkıyor, makyajınızı yapıyor, varsa taharet ihtiyacınızı gideriyor ve giyinip yola koyuluyorsunuz. iş ve ev arasında geçirdiğiniz vakit, oldukça durağan. hiç kımıldamadan otomobil ve otobüs içinde bekliyorsunuz, yolcu ya da şoför koltuğunda.
iş yerinde size tahsis edilen küçücük bir oda, sınıf, koridor oluyor hep. tıpkı akşamleyin uyuklarken yahut yatarken bakakaldığınız dört duvar gibi. ve evet, yeterince şanslıysanız bu döngü bir süre sizi oyalayacak. bu oyalanmada renkli birkaç bezle saracaksınız kendinizi, bu bezde ulviyet, özgürlük arayacak denli ahmaklaşacaksınız. beyhude ayrımcılığınız ve gafilliğiniz ölene dek sürecek, yediklerinizde, içtiklerinizde ve haricinde. yirmi altı, bilemediniz yirmi beş bin günün sonunda kalbiniz aniden duracak.
her sabah altıda uyanıyor, dişlerinizi fırçalıyor (yapıyorsanız eğer ), saçlarınızı tarıyor, yüzünüzü yıkıyor, makyajınızı yapıyor, varsa taharet ihtiyacınızı gideriyor ve giyinip yola koyuluyorsunuz. iş ve ev arasında geçirdiğiniz vakit, oldukça durağan. hiç kımıldamadan otomobil ve otobüs içinde bekliyorsunuz, yolcu ya da şoför koltuğunda.
iş yerinde size tahsis edilen küçücük bir oda, sınıf, koridor oluyor hep. tıpkı akşamleyin uyuklarken yahut yatarken bakakaldığınız dört duvar gibi. ve evet, yeterince şanslıysanız bu döngü bir süre sizi oyalayacak. bu oyalanmada renkli birkaç bezle saracaksınız kendinizi, bu bezde ulviyet, özgürlük arayacak denli ahmaklaşacaksınız. beyhude ayrımcılığınız ve gafilliğiniz ölene dek sürecek, yediklerinizde, içtiklerinizde ve haricinde. yirmi altı, bilemediniz yirmi beş bin günün sonunda kalbiniz aniden duracak.
içine hapsolduğunuz et, kan ve kemik çorbasını sarıp sarmaladığınız bez parçaları mı sizi kurtaracak zannediyorsunuz?
yoksa kümes tavuğu gibi hapsolduğunuz müstakil odalarda biriktirdiğiniz ağaç hamurundan imal edilme, üzeri bir yığın farazi satırla karalanmış çamurumsu parşömenler mi? diploma, sertifika, kitap, yahut kimlik belgesi.
yoksa kümes tavuğu gibi hapsolduğunuz müstakil odalarda biriktirdiğiniz ağaç hamurundan imal edilme, üzeri bir yığın farazi satırla karalanmış çamurumsu parşömenler mi? diploma, sertifika, kitap, yahut kimlik belgesi.
zamanınız yirmi beş yirmi altı bin gün boyunca evde ve işte oyalanırken tükenecek, kalbiniz bir noktada duracak, beyni besleyen kan akışı kesilecek, vücudunuz ödemle şişecek, halihazırda bedeninizde bulunan trilyonlarca bakteri sizi içten içe tüketecek, etinizle beslenecekler.
yirmi beş yirmi altı bin gün, birkaç parça bez giyinecek, birkaç parça, ağaçtan imal edilme çamurumsu sayfaya göz atma fırsatı bulacak, bir okuldan mezun olup bir alan üzerine lisans alacak, bir alanda uzmanlaşacak, bir ya da birkaç dilde konuşma fırsatını yakalayacak, bir alanda gel git yaparken yitip kaybolacak.
ama ne için?
hepsi ne için?
ne diye yarın uyanacaksınız?
ne diye işe gideceksiniz?
ne diye eve geleceksiniz?
yirmi beş yirmi altı bin gün, birkaç parça bez giyinecek, birkaç parça, ağaçtan imal edilme çamurumsu sayfaya göz atma fırsatı bulacak, bir okuldan mezun olup bir alan üzerine lisans alacak, bir alanda uzmanlaşacak, bir ya da birkaç dilde konuşma fırsatını yakalayacak, bir alanda gel git yaparken yitip kaybolacak.
ama ne için?
hepsi ne için?
ne diye yarın uyanacaksınız?
ne diye işe gideceksiniz?
ne diye eve geleceksiniz?
yaptığınız iş, emek sömürüsünün, yağma ve talanın, dinci ırkçı gericiliğin, cehaletin, akıl düşmanlığının sona ermesini sağlamıyor, emekçi toplumun muzdarip olduğu eşitsizlikleri gidermiyor, bilakis daha da tırmanışa geçmesini tetikliyorsa ne diye yaşayıp, ve ne diye binlerce gün aynı şeyi yapasınız?
her gün aynı rengin,
aynı bezin,
aynı tadın birkaç farklı tonuyla karşılaşmak pahasına heba edilebilir mi hayat?
bunca anlamlı toplumsal meseleyi çözüme kavuşturmaksızın?
her gün aynı rengin,
aynı bezin,
aynı tadın birkaç farklı tonuyla karşılaşmak pahasına heba edilebilir mi hayat?
bunca anlamlı toplumsal meseleyi çözüme kavuşturmaksızın?
Su markasıdır.
Ayaklarınızın altından çekip alırlar.
Ne olduğu, nereye gittiği ve nerede bulunduğu kestirilemeyen olgudur.
çoğu insanın hayallerinden ve hedeflerinden uzak kaldığı anlamsızlık ve saçmalık dolu bir sürüklenme süreci. tadı tuzu falan da yok. sadece söylendiriyor.
bazen pahalı bir su markası,
bazen karmakarışık ve yaşaması zor olan şey.
bazen karmakarışık ve yaşaması zor olan şey.
sürüklenerek, bazen de yuvarlanarak arada renklere nadiren rastladığımız anlamsızlık ve saçmalık dolu tuhaf bir süreç sadece.
Bazı şeyleri kafaya takmak için çok kısa, har vurup harman savurmak için çok uzun.
hayatımız ekme dönemdir.
hasad işi ötede!
salih mirzabeyoğlu
hasad işi ötede!
salih mirzabeyoğlu
Aşk ve seksin adaletsizliğinin bile bezdirdiği süreç.
Mesela herhangi biriyle sırf yalnız kalmamak ve sevişmek için çıkmak istemiyorsun. Yaşayacağını yaşamış, ilişkiden sıkılmış kadınlar sana hiçbir şey ifade etmiyor. Flört ve seks için kafanda “ işte bu “ sözünü uyandıranın da yanından sevgili ve arkadaş eksik olmuyor. Hep belli tiplerin aşık olup seks yapmasını izleyip duyuyorsun ve insanlar, kadınlar başta olmak üzere sana ufak bir şans bile vermiyor. Bunun üstüne bildik tavsiyelerle kafan sikiliyor. Yani eline bir şey geçmiyor.
Hayalindeki kadınla çıkıp yatmadığın ve sinir olduğun tiplerin pembiş aşklar, tutkulu seksler yaşadığına şahit olman bile hayatın canını sıkmasına yetiyor.
Psikiyatr, terapist desen dünya para olmuş ki daha ilaçları saymadım. Karnını doyurmak problem bütün öğünlerde, ekonomi dahil bütün ülke tuhaf bir süreç yaşıyor ve yetmezmiş gibi her şeyin yolunda olduğunu iddia eden insanlar var. Şaka gibi !
Kızın biri “ new york’ a gittiğimde en sevdiğim yer “ diye foto paylaşıyor, sen daha günübirlik istanbul’ a gitsen ayı tamamlayıp tamamlamayacağını düşünüyorsun. Tatil desen hayalde kalmış.
Umut var ama sadece sahte ve kısa enerji veriyor. Allah’a dua ediyorsun bir ışık için, o ışık gelmiyor. Senin elinde olmayan şeylerden ötürü kötü hissediyorsun millet anlayamıyor.
intihar da yok, hayattan tat almak da yok, ne anladık bu işten ? Neden öylece savrulup durmak zorundayız ki ?
Her insanın hayalindeki kişinin kalbinde ve yatağında olmaması bile hayattan nefret etmek için sebeptir. Müzisyen kardeşim de bir senede dört tane manken gibi kızla dolaşsın. Çok hassastır, hislidir. Bizim hissimiz yok mu ?!?
Not: şu sözlükteki hatalara el atılmaması bile beni ayrı çıldırtıyor. Dayanamıyorum artık hiçbir şeye.
Mesela herhangi biriyle sırf yalnız kalmamak ve sevişmek için çıkmak istemiyorsun. Yaşayacağını yaşamış, ilişkiden sıkılmış kadınlar sana hiçbir şey ifade etmiyor. Flört ve seks için kafanda “ işte bu “ sözünü uyandıranın da yanından sevgili ve arkadaş eksik olmuyor. Hep belli tiplerin aşık olup seks yapmasını izleyip duyuyorsun ve insanlar, kadınlar başta olmak üzere sana ufak bir şans bile vermiyor. Bunun üstüne bildik tavsiyelerle kafan sikiliyor. Yani eline bir şey geçmiyor.
Hayalindeki kadınla çıkıp yatmadığın ve sinir olduğun tiplerin pembiş aşklar, tutkulu seksler yaşadığına şahit olman bile hayatın canını sıkmasına yetiyor.
Psikiyatr, terapist desen dünya para olmuş ki daha ilaçları saymadım. Karnını doyurmak problem bütün öğünlerde, ekonomi dahil bütün ülke tuhaf bir süreç yaşıyor ve yetmezmiş gibi her şeyin yolunda olduğunu iddia eden insanlar var. Şaka gibi !
Kızın biri “ new york’ a gittiğimde en sevdiğim yer “ diye foto paylaşıyor, sen daha günübirlik istanbul’ a gitsen ayı tamamlayıp tamamlamayacağını düşünüyorsun. Tatil desen hayalde kalmış.
Umut var ama sadece sahte ve kısa enerji veriyor. Allah’a dua ediyorsun bir ışık için, o ışık gelmiyor. Senin elinde olmayan şeylerden ötürü kötü hissediyorsun millet anlayamıyor.
intihar da yok, hayattan tat almak da yok, ne anladık bu işten ? Neden öylece savrulup durmak zorundayız ki ?
Her insanın hayalindeki kişinin kalbinde ve yatağında olmaması bile hayattan nefret etmek için sebeptir. Müzisyen kardeşim de bir senede dört tane manken gibi kızla dolaşsın. Çok hassastır, hislidir. Bizim hissimiz yok mu ?!?
Not: şu sözlükteki hatalara el atılmaması bile beni ayrı çıldırtıyor. Dayanamıyorum artık hiçbir şeye.
Başkalarının kahkahaları eşliğinde sürüklenilen sıkıcı anlamsızlık ve saçmalık süreci. Sadece yoruyor.
hem sonlandıramadığımız hem de keyif alamadığımız gibi başkalarının keyif aldığını izlediğimiz anlamsız ve sıkıcı süreç.
şahsen uyumanın en keyif aldığım aktivite olduğu bu hayattan nefret ediyorum. arada kalmışlık daha da canımı sıkıyor.
şahsen uyumanın en keyif aldığım aktivite olduğu bu hayattan nefret ediyorum. arada kalmışlık daha da canımı sıkıyor.
yaşadığımız mı yoksa bizi can sıkıntısı ve saçmalıklarla karşılaştırma süreci mi ?
Her ne ise tadı tuzu yok.
Her ne ise tadı tuzu yok.
insandan murad onlar, ölümü öldürenler;
ötenin ötesinde sonsuz hayat sürenler...
necip fazıl kısakürek
ötenin ötesinde sonsuz hayat sürenler...
necip fazıl kısakürek
Dünya'ya ait olmayan ruhların, bedenlere hapsolup ceza çekmesidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar