bugün

/94
demir demirkan'ın bence en ilginç parçası. hiç alışık olmadığımız bir biçimde karşımıza çıkmış bu sefer. fazlasıyla elektronik. sözleri:

bileklerimde birer altın kelepce
gögsümdeki bu izler pence pence
kuruyor toprak yaralarımın icinde
parcalandım bir ruyanın pesinde

tanrı gibi yasadım kul gibi öldüm
hayat nedir?, hayat nedir?
seytan gibi cehenneme gömüldüm
giden gider.. kalan kalır...
ölen bilir, hayat nedir?
giden gider.. kalan kalır..
ölen bilir, hayat nedir?

toz oldu tastan kalbim ellerinde
savrulurken küllerim tek nefeste
katilim ol gel bitir "bir tetikte"..
vur sırtımdan durma.. ölürüm hergün bin kere!

tanrı gibi yasadım kul gibi öldüm
hayat nedir?, hayat nedir?
seytan gibi cehenneme gömüldüm
giden gider.. kalan kalır...
kul yanarken ben kendimi gördüm
ölen bilir, hayat nedir?
laneti çözdüm kayıp özüme döndüm...

giden gider .. kalan kalır..
ölen bilir hayat nedir ?
insanlığa sunulmuş en büyük armağan...
her yönüyle çok iyi hazırlanmış bir mmorpg oyunu.
Hüzün makamından
şarkılar söylüyor şimdi
sevgi ve umut sözcüklerini
çoktan unutan dudaklarım
ihaneti tüm çıplaklığıyla görmenin
şokunu yaşıyor
bütün muhafazakar bakışlarında gözlerim
aldattın beni hayat

Arabesk bir parçanın
en damar yerinde
ağlayan nağmeler gibi
ağlıyor düşüncelerim
liriklerim hep karamsar çalıyor
ağlattın beni hayat

En dipsiz kuyulardan
daha dipsiz ve karanlık yüreğim
içime düşen hiç bir aşk
ve hiç bir sevda
bir daha aydınlıkla buluşamıyor.
kararttın beni hayat

Malzemeden çalınmış
dışı şatavatlı
inşaatlara döndürdün beni
dışardan hep güzel görünüyorum
ama en ufak sartıntıda
yerle bir oluyorum
çökerttin beni hayat.

Kalp atışlarım düzenli
nabzım normal
görünürde nefes alıyorum
yaşam belirtilerim var yani
ama bitkisel
kopar dalımdan beni
solsun bütün yapraklarım
meyve vermemi bekleme
çek fişimi
öldür artık beni hayat...

Mustafa Durukan
inişleri çıkışları olan uzun bir yol.
iki temel hayata bakış vardır yüzyıllardır;
1.batı: zaman
2.doğu: an
dünyada bir yerdeyim albümünden mükemmel bir kazım koyuncu şarkısı.

bu hayat böyle mi olur?
düşen hep yerde mi kalır?
hayat,yaşam iki farklı kelime iki aynı anlam.uzun gibi görünse de cogu zaman hemen gecen süreç,bi bakmışsın göçme vaktin gelmiş ve son nefesini veriyorsun.önemli olan arkanda pişmanlıklar bırakmamak önemli olan arkanda üzdüğün acıttığın insanlar bırakmamak.nasıl yaşarsan yaşa ne yaparsan yap acıtma,incitme kimseyi.
kaynağı toroslar'dadır.
hayat,
ne kadar kısa,
farkına varınca,
biter,
herşey.
birbirini sevmeyen fakat bir arada yaşamak zorunda olan iki insan gibiyiz seninle, ne zaman gitmek istesem yanından yine sen tutuyorsun ellerimden gitme diye...
William Shakespearein dizelerinle ;

Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör
sahnede bir ileri, bir geri saatini doldurur
ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır
gürültücü bir salağın anlattığı
ki yoktur hiç bir anlamı.
written and directed by god.
fahir atakoğlu'nun dinlenmeden ölünmemesi gerekilen şarkısı.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelir insana.
görelilik kuramının geçerli olmadığı şeylerdendir. hayat herkes için kısadır.
Döndüm çevremde baktım her dönüşte değişen suretlere...
Hiç biri bana benzemiyordu...
Hani 360 derece dönünce aynı noktaya gelinir ya ben dönüyorum ama aynı suretler karşılamıyor beni...
Bir yerlere ya çok geç kalıyorum ya da çok erken gidiyorum hep...
Zamanlama sorunu sanırım hayatım baştan başa...
(bkz: ya sev ya terket)
hayalin üstünden bir çizgi çekince ortaya çıkan şey. isterseniz kalem kağıtla deneyin sonuç aynı.
hayat
kadere inat
seni sil baştan
yaşayacağım ahdım olsun...
kalıplaşmış ve saptırılmış değerlerin şekillendirdiği, insanı her gün yeni bir sendroma ya da krize sokmayı amaçlayan, küçük mutluluklara değer veren ve sabır gösterenin, tüm tatsızlığına ve durağanlığına rağmen yürüyebileceği uzun yol.
sürekli kendinize bir şeyler kattığınızı düşündüğünüz aslında sürekli sizden bir şeylerin koptuğu ve farklı şekiller aldığımız bir süreç. bir şey katmıyor kısaca, fazlalıkları alıyor, siz fazla görmeseniz dahi, bir şekilde alıyor..
ne eksik ne de fazla.tam bir can sıkıntısıdır.

acılarımızdan ve monotonluklarımızdan damıttığımız pislikleri kadeh kadeh içerken düzen diye diye düzdürüyoruz kendimizi.başkalarını parmaklarken.

lanet olsun dişlilerine hayatlarımızı adadığımız yenilmez canavara. dönen, değişen, dönüştüren ne varsa lanet olsun.acılara,isteklere özlemlere ki kendileri bağımlısı kıldığı gerçekliği damarlarımızdan içimize akıtan uyuşturucularımızdır.

lanet olsun raflarındaki sucukları satmak için takındığı yapmacık gülümsemesiyle mahalle marketine, yağlı kıçını insanların gözüne sokarcasına sallayan cadde güzellerine, yüzündeki sahte sırıtışıyla sorular soran patrona, otobüslerde hallerine ekledikleri acınası tavırlarla yer bekleyen yaşlılara.

ki hayatın en boktan gerçekleridir saydığım, sayamadığım, es geçtiğim, bütün iki yüzlülüğümle korktuğum bu saçmalıklar.

hepsinin canı cehenneme...!
"...hayat bir mücadeledir. o halde iki şey vardır; galibiyet yada mağlubiyet."

mustafa kemal atatürk
yükü omuzları(mı) düşürecek kadar ağır olan.
(bkz: bitse de gitsek)
© copyright 2005 - 2026