/94
don lastiği gibidir, ne gadan kastırırsan o gadan sıkar.
yaşamaya değer .
kimilerinin içine aldığı, kimilerinin içine girdiği bir şey.
hesapli kullanmak zorunda oldugumuz zaman ve nefestir.

bosa harcamamak lazimdir.
bulunulan yere göre algılamaktan ibaret olmayandır.
geçen laflıyoruz.
birisi çıktı dedi ki,
"hayat bir çikolata kutusuna benzer içinden ne çıkacağını asla bilemezsin".
ben de dedim ki,
"hayat bi boka benzemeyen şeydir".
sonunu bildiğin bir film gibidir.
güzel de olsa kötü de olsa sonunu bilmek hep bir burukluktur.
bir kumardır ve bu kumarı bir kişiye yatırmamak lazım...
her insanın içinde yer aldığı senaryo.
çok tehlikeli.
nötr bir kavram. ne iyi ne de kötü.
Müzik benim için yolculuk. Hayat bu yolda öğrendiklerim, karşıma çıkan insanlarla yolculuğuma devam ettiğim, seçimler yapmam gereken bir serüven.
saatlerce uğraştığın matematik sorusunun cevabının 1 çıkmasıdır. (tanımımla sikerim)
anlamı herkesçe ayrı olan bir yaşam kargaşası.
ölümün bahanesidir.
tercihlerden oluşur ve bu tercihler kaderi belirler.
"Hayat, bisiklet gibidir, dengeyi kaybetmemek için, ilerlemek lazım."
Albert Einstein
oyuncularının insanlar olduğu senaryo.
hayat; bir çeşit dizginleme sanatıdır. içinden geldiği gibi yaşamak mutlu etmez. her istediğini yapabilmek; uyuşturucu krizlerine, arzu yitimine ve nihayetinde mutsuzluğa dönüşür. ve hayat bir çeşit umma sanatıdır. her şeyin gerçekleşebileceğini ummak tasarımıdır. ve gerçekleşen her hayal ölür öte yandan. Bir istek duyup, gerçekleştiremeyerek bir huzur salabilirsin kendine. komünistler de bu yüzden romantiktir.
yaşama aparatıdır.
bir kabuk, bir sığınacak liman. peki hakikat nerede?
hayat, seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun.

hep oluyor, hep.
"hay at kafalı!" ünleminin kısaltılmış halidir. *
hepimizin üzerinde bir yorgandır. istemsizce örtündük altında. hayat, var olma savaşı gibi bir şey. tamamıyla savaş. hem kaosu hem de düzeni bir arada bulundurabilecek kadar da nizami ve acı.
insan ancak ömrünün başında ve sonunda temizdir, en uzun çağı olan ortasında, kirlenir, çürür. Hayat dediğimiz şey, boşluktan çıkıp boşluğa dönüşümüz arasında, uzun veya kısa bir can çekişmeden başka bir şey değildir. insan daha doğar doğmaz ölmeye başlar. Fizikçilere ve doktorlara göre her gün bizden bir parça yok olmaktadır. Demek hayat, düşünüldüğü gibi ölüme bir karşı koyma değil, onun bir gündelik kabulü, yani bir çeşit ölüm biçimidir.
hayat, elde etmek istediklerine karşı sana asla hoşgörülü davranmaz; aksine elinde olanları da almak için uğraşır. bunu kabul edersen yenilgiyi kabul edersin, elindekileri korumaya çalışırsan sadece yerinde sayarsın. ve karşısında durursan; elindekiler de dahil, kaybedersin. hayatla dost olmayı denersen bu yaptıkların arasında en akıllıcası olur, ama yetmez. yanına onun en büyük düşmanı ölüm'ü de alırsan, işte o zaman kazanırsın. işin sonunda toprağın altında vücudunun tanınmayacak hale geleceği aklının bir köşesinde olursa eğer; hayattan elde etmek istediğin şeylerin sayısı ve değeri azalır ve bu da seni hayatla en kısa yoldan dost yapar. ama eğer isteklerin sadece kendin için değil; insanlık, gelecek, doğa içinse, hatta çevrendiklerin ve soyundakilerin geleceği içinse bile, işte o zaman ölüm'le bile düşman olmalısın. olmalısın ki gözünü hiçbir şey korkutmasın. hayat dediğimiz şey burada okuduğunu sandığın değil aslında. yazdıklarımdan dolayı kötü, hoşgörüsüz ve hırsız gibi görünebilir. ama hayat aslında sadece bencilleri sevmez, onlara karşı böyledir. asla bencil olma ve isteklerin sırf kendin için olmasın. eğer amacın kutsalsa, hayat sana istediklerinden fazlasını dahi verir ama tek şartla !; bu sefer de düşmanın ölüm olur, onunla mücadele vermen gerekir. eğer amacın kutsal değil ise; hayatla dost olmaya bak ve makul şeyler iste, yoksa onun kötü yüzünü görmek istemezsin !
© copyright 2005 - 2026