bugün
- the merich13
- cips olsa da yesek5
- matbaanın gecikmesine sebep5
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- horoz hayası çorbası5
- yarın iş olduğu gerçeği2
- fifa'dan dünya kupası finali soruşturması2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- kane2
- kadim kültürler4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- velvet13
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- sözlük kızlarının kombinleri20
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet vs nervio19
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- bira cips6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- gocusuz sözlük4
- normal sözlük2
- insan olmaya ceyrek kala12
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- cabrio mercedes süren kadının arabasına atlamak2
- beurredebaies2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- sözlük kızlarının burunları3
- age of empire 23
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- bir üniversitenin kötü olduğunu anlama yolları2
- laptop5
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- kafanızdaki ses4
- iddaa taktikleri2
- ömer hayyam3
- binlerce dansöz var3
- aga be şarkılar5
- kısık sesle hapşıran erkek2
- gammazların sanki biraz şey olması2
- 50 tl ile rolling yapmak3
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- sudekiray7
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- sözlük kızlarının aletleri2
- maden suyu4
hayal bu gerçek olamaz diye sürekli dalga geçilen bir kız ismidir.*
şu anda , evet, tam da şimdi, ikinci sınıf bi otelin, bembeyaz çarşaflarına yüzükoyun halde yatmak isterdim . balkon kapısı açık olsun isterdim. hafiften rüzgar essin. yatağın kenarından bi ayağım sarksın ve ayağım sallanırken parmaklarım hafif hafif değsin isterdim döşemeye. denizden henüz gelmiş, duştan az önce çıkmış olmayı isterdim. saçlarımdan akan suyu, vücudumdan akan yorgunluğu, gözlerimden akan mutluluğu ve huzuru emsin isterdim yastığım. kafamda sadece başarmış olmamın dayanılmaz hafifliği olsun , içimde yine başarmanın iç gıcıklayıcı ve bi o kadar da huzur veren gururunu yaşamak isterdim. omuzlarım ve elmacık kemiklerim hafif kızarmış olsun isterdim. dokununca gerildiğini hissetmek isterdim. ve gülümsemek. balkon kapısının önünde tülün uçuşan uçlarına bakıp gülümsemek isterdim. kimbilir belki uykuya dalardım.
kafada canlandırılan gerçek olmayan hedelerseler bile, bu gerçek olmayacakları anlamına gelmez, unutmamak lazımdır.
edit: senfonik metal grubumu kurucam, ölsem de kurucam işte.
edit: senfonik metal grubumu kurucam, ölsem de kurucam işte.
aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.
biz büyürüz hayallerimiz küçülür. ama hiç bıkmadan yorulmadan hayaller kurarız. (bkz: nolmuş büyük adam olmadıysak hayalleri satmadık ya)
çoğu insanın "hayel" diye yazdığı kelime.
Bu akşam bir sızı duyup etimde
Kadın, kadın diye içimi oydum
Ruhuma bir serin yer istedim de
Alnımı mermerin üstüne koydum
Birden karanlıklar sökülüverdi
Odama bir hayal dökülüverdi
Karşımda kıvrıldı,bükülüverdi
Onu gözlerimle çırılçıplak soydum
Artık ben ne günah olsa işlerim
Yumuşak yastığa geçti dişlerim
Bir an kadar sürdü can verişlerim
Ey kadın bu akşam sana da doydum
Necip Fazıl Kısakürek.
Kadın, kadın diye içimi oydum
Ruhuma bir serin yer istedim de
Alnımı mermerin üstüne koydum
Birden karanlıklar sökülüverdi
Odama bir hayal dökülüverdi
Karşımda kıvrıldı,bükülüverdi
Onu gözlerimle çırılçıplak soydum
Artık ben ne günah olsa işlerim
Yumuşak yastığa geçti dişlerim
Bir an kadar sürdü can verişlerim
Ey kadın bu akşam sana da doydum
Necip Fazıl Kısakürek.
Hayalin üzerine çizik çekince hayat oluyor.
hayal bizi ayakta ve hayatta tutan düşünseli dir. hayallerinize ulaşmak zorunda değilsiniz bırakın o hayaliniz bir kenarda kalsın zor ve karanlık anlarınızda tutunabileceğiniz bir hayaliniz olsun. umut versin. adı üzerinde hayal. eğer gerçekleştirmek istiyorsanız buna hedef denir bir hayal in hedef olabilmesi için de rakamsal bir veri olması lazım . mesela benim hayalim bir masteng parılparıl cantları gaz verdiğinde gürleyen motoru simsiyah bir masteng. bu hep kafamda ama hayalden çıkaracak olursam 30 yaşımda bir masteng sahibi olacam diye bu artık bir hedef haline gelir.
hayal uyanık adamın rüyasıdır..
hayal uyanık adamın rüyasıdır..
bu gecede kurduğum, gerçekleşmesi imkansız olaylar topluluğu. bende şans yok hacı.
gerçeğin düşsel simülasyonudur. umutla değil eylemlerle şekil bulmalıdır.
sonu hep kırıklık olan düşünceler ve duygular bütünüdür. hayaller, hayal kırıklıklarından ibarettir.
Kurusıkı hayallere nasıl ateş etmesi gerektiğini öğretmek gerek. Benim hayallerim var mesela yaşım kadar. Çok da değil öyle 23 tane. Her seneye 1 tane olsun diye düşündüm. ilki dişlerimin çıkması içindi; hiç unutmam. Sonra dişlerimi nasıl kaşımam gerektiği üzerine düşünmeye başladım. Bir senem bir senemi tutmamaya başlamıştı. Çok sıkıntılıydım o zamanlar. Ne bulsam kemirmeye çalışıyor gibi görünüyordum. Kültablası yutmaya çalışırken görenler olmuş da neyse pek detay vermeye gerek yok. Sonraları 3 yaşında olmaya karar verdim yıl gereği. Çok hızlı geçiyordu zaman denen götveren, tam Çok büyüdüm lan! dediğim zamanlar
Kelime falan söylüyorum, ben bu gidişle cümle kurarım! derken hiç anlamadan okuma öğretmeye başladılar bana. Sonra yaşımı söylemeyi de öğrendim; üstelik yazarak! Artık 7 yaşındaydım! Kimse duramazdı önümde!
Bir ara sınıf atlatmayı düşündüler büyüklerim, neden ya da nasıl bilmiyorum. Okumayı da 5 yaşında öğrenmişim ki ondan da haberim yok. O sıralar 2. sınıf okutan annem idealist bir tavırla reddetmiş bu isteği. Bilmiyorum belki de beni böyle kandırıyorlar. O senem öyle ya da böyle geçti. En büyük hedefim annemin sınıfında okumakken derbeder oldum henüz o yaşta ve annemin beni reddetmesinden sebep.
Hiç unutmam, annemle babam konuşuyordu çok gereksiz sıcağın olduğu bir Diyarbakır günü Ama sadece günü Gün derken sabahtan bahsediyorum; çünkü geceleri çatışmalar başladığı vakit babamın kafamı koltuğu altına aldığı geceleri hatırlamak istemiyorum. Çok da karanlıktı üstelik, 7 yaşındaki bir çocuk için fazla karanlık
Ertesi gün öğrendim; izmire dedemin ve anneannemin yanına gidecekmişiz. O an tüm hayallerim gerçek olmuştu zaten. Düşünsene! izmir! izmir derken yeni ergenlerin Abieeee issssmieeer! demelerinden bahsetmiyorum. izmire gidiyorduk ve ben geceleri halıda başım babamın koltuk altında uyumayacaktım artık. Anneannemin kahvaltısıyla uyanıp, onun koynunda uyuyacaktım. Gittik de izmire. Çok güzel başladı her şey. 2. sınıftım artık ve 2. sınıftan 3. sınıfa geçtiğimde kapının önünde kendi kendime şöyle dediğimi hatırlıyorum: Ben bu kadar büyüdüm mü ya!?
Çok büyüktüm artık, 3. sınıftaydım boru değil! Ama istediğim gibi gitmedi sanırım o sıra bir şeyler; çünkü ortaokula kadar olan kısmı pek hatırlamıyorum. Hoşuma gitmeyen anları unutmamla anlatır beni insanlar ve sanırım haklılar bu konuda. O sırada olmasını istediğim bir şey de yoktu sanırım. O yüzden bence.
Daha yeni yeni öğrenmeye başlıyorum o sıralar bir şeyleri. Okulun en güzel kızına yazmadan elde etmeyi ya da hiçbir şey yapmadan hocanın gözüne girmeyi O sıralarda pek bir beklentim yokmuş aslında hayattan şimdi düşününce.
Velhassılı lisedeydim. Artık daha fazla büyüyemezdim. Son nokta buydu. Tam da bunları düşündüğüm sıralar öyle bir aşka tutuldum ki; her şeyin üzerinden geçmek ve yeniden öğrenmek zorunda kaldım.
Her şeyi öğrendiğimi varsayıyordum o sıralar. Lise son sınıfa kadar hatta. Her şeyi biliyordum. insanlar nelerden hoşlanır, nelerden nefret eder, kimi nasıl çözerim vs. vs.
Hiçbir şey bilmediğimi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öğretti en başta. Sonra da o sene boyunca bire bir etüt vermeye başladı. ilk ders arkadaşlıktı. Bugüne kadar bildiğin her şeyi unut! dedi bana ilk derste. Ağzımı açamadım başta, sevdiğim insanların isimlerini söylemeye başladım. Ve o her ismin anlamından yola çıkarak kişiliğe bağladı her şeyi; ama her şeyi. Ben inanmak istemedikçe kafama vura vura anlatmaya çalıştı.
inanmadan 1 sene geçirdim. Sonuç? Tabii ki mutlu son Onca sene hayal kurmamışım, o kadar insana güvenmişim.. Tabii ki haklı çıkacaktım. Artık ben de gıpta ettiğim insanların arasındaydım. Üniversite öğrencisiydim. E bu da boru değil! Öğrenciyim ulan diye bağırasım vardı her yerde. Ama unuttuğum bir şeyler vardı
Hiç unutmam, ilk senelerimde o bar senin bu bar benim gezerken arkadaşlarım aradığında dışarıya çıkardım önümdeki henüz tanıştığım hatunu kaptırmak pahasına Ayıptı çünkü, yanlış hareketti bizde onlar. Yapamazdık, olmazdı Sonraları, o hatunu değil kaptırmak, dışarıdan kapan kişi olmak için sarfedilen çabalara şahit olduğumu hatırlıyorum da Üzerine pek konuşmasak daha iyi
1-2 hatta 3 sene derken hayallerimizin peşinden koşmayı bırak hayal kurmayı unutmuşuz. Şu sıralar kurduğum hayaller pek amatör, pek bir Ya bi siktir git yaaa!. Her şeye tamam da peki en sevdiğimize dönemiyor muyuz? En sevdiğimiz ana? Her şeyin en güzeli sevdiğine dönmek değil mi sonuçta ya da rahat ettiğine? En son biraya dönmek gibi mesela? Cila hesabı ama içmeden uyuyamam tribi gibi
Ama hayatta alkol olmadan olmayacağını anladığımda çok gençtim işte. O sıralar bu satırları yazıyordum...
Bir ara sınıf atlatmayı düşündüler büyüklerim, neden ya da nasıl bilmiyorum. Okumayı da 5 yaşında öğrenmişim ki ondan da haberim yok. O sıralar 2. sınıf okutan annem idealist bir tavırla reddetmiş bu isteği. Bilmiyorum belki de beni böyle kandırıyorlar. O senem öyle ya da böyle geçti. En büyük hedefim annemin sınıfında okumakken derbeder oldum henüz o yaşta ve annemin beni reddetmesinden sebep.
Hiç unutmam, annemle babam konuşuyordu çok gereksiz sıcağın olduğu bir Diyarbakır günü Ama sadece günü Gün derken sabahtan bahsediyorum; çünkü geceleri çatışmalar başladığı vakit babamın kafamı koltuğu altına aldığı geceleri hatırlamak istemiyorum. Çok da karanlıktı üstelik, 7 yaşındaki bir çocuk için fazla karanlık
Ertesi gün öğrendim; izmire dedemin ve anneannemin yanına gidecekmişiz. O an tüm hayallerim gerçek olmuştu zaten. Düşünsene! izmir! izmir derken yeni ergenlerin Abieeee issssmieeer! demelerinden bahsetmiyorum. izmire gidiyorduk ve ben geceleri halıda başım babamın koltuk altında uyumayacaktım artık. Anneannemin kahvaltısıyla uyanıp, onun koynunda uyuyacaktım. Gittik de izmire. Çok güzel başladı her şey. 2. sınıftım artık ve 2. sınıftan 3. sınıfa geçtiğimde kapının önünde kendi kendime şöyle dediğimi hatırlıyorum: Ben bu kadar büyüdüm mü ya!?
Çok büyüktüm artık, 3. sınıftaydım boru değil! Ama istediğim gibi gitmedi sanırım o sıra bir şeyler; çünkü ortaokula kadar olan kısmı pek hatırlamıyorum. Hoşuma gitmeyen anları unutmamla anlatır beni insanlar ve sanırım haklılar bu konuda. O sırada olmasını istediğim bir şey de yoktu sanırım. O yüzden bence.
Daha yeni yeni öğrenmeye başlıyorum o sıralar bir şeyleri. Okulun en güzel kızına yazmadan elde etmeyi ya da hiçbir şey yapmadan hocanın gözüne girmeyi O sıralarda pek bir beklentim yokmuş aslında hayattan şimdi düşününce.
Velhassılı lisedeydim. Artık daha fazla büyüyemezdim. Son nokta buydu. Tam da bunları düşündüğüm sıralar öyle bir aşka tutuldum ki; her şeyin üzerinden geçmek ve yeniden öğrenmek zorunda kaldım.
Her şeyi öğrendiğimi varsayıyordum o sıralar. Lise son sınıfa kadar hatta. Her şeyi biliyordum. insanlar nelerden hoşlanır, nelerden nefret eder, kimi nasıl çözerim vs. vs.
Hiçbir şey bilmediğimi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öğretti en başta. Sonra da o sene boyunca bire bir etüt vermeye başladı. ilk ders arkadaşlıktı. Bugüne kadar bildiğin her şeyi unut! dedi bana ilk derste. Ağzımı açamadım başta, sevdiğim insanların isimlerini söylemeye başladım. Ve o her ismin anlamından yola çıkarak kişiliğe bağladı her şeyi; ama her şeyi. Ben inanmak istemedikçe kafama vura vura anlatmaya çalıştı.
inanmadan 1 sene geçirdim. Sonuç? Tabii ki mutlu son Onca sene hayal kurmamışım, o kadar insana güvenmişim.. Tabii ki haklı çıkacaktım. Artık ben de gıpta ettiğim insanların arasındaydım. Üniversite öğrencisiydim. E bu da boru değil! Öğrenciyim ulan diye bağırasım vardı her yerde. Ama unuttuğum bir şeyler vardı
Hiç unutmam, ilk senelerimde o bar senin bu bar benim gezerken arkadaşlarım aradığında dışarıya çıkardım önümdeki henüz tanıştığım hatunu kaptırmak pahasına Ayıptı çünkü, yanlış hareketti bizde onlar. Yapamazdık, olmazdı Sonraları, o hatunu değil kaptırmak, dışarıdan kapan kişi olmak için sarfedilen çabalara şahit olduğumu hatırlıyorum da Üzerine pek konuşmasak daha iyi
1-2 hatta 3 sene derken hayallerimizin peşinden koşmayı bırak hayal kurmayı unutmuşuz. Şu sıralar kurduğum hayaller pek amatör, pek bir Ya bi siktir git yaaa!. Her şeye tamam da peki en sevdiğimize dönemiyor muyuz? En sevdiğimiz ana? Her şeyin en güzeli sevdiğine dönmek değil mi sonuçta ya da rahat ettiğine? En son biraya dönmek gibi mesela? Cila hesabı ama içmeden uyuyamam tribi gibi
Ama hayatta alkol olmadan olmayacağını anladığımda çok gençtim işte. O sıralar bu satırları yazıyordum...
gerçekleşebilmesi çok düşük inançlar demetidir.
hayalleri dik tutmak gerekmez. zira hayaller her seferinde siki tutmanın bir yolunu bulur. Ya kırılır yok olur ya da gerçeğe dönüşüp
Her an her dakika kurduğum şey. Engelleyemediğim şey lâkin artık şizofren hayatı yaşamaya başladım.
Bazen gerçekle karıştırılan.
dünyasında yaşanılan şey.
dünyasında yaşanılan şey.
gerçekleştiğinde varolmak için hiçbir amaç kalmaz. kişiyi ayakta tutan, hayal ve amaçtır. sahip olduktan sonra geriye koca bir hiç kalır.
"hiçbir şey, hayal ettiğin bir şeye ulaşmak kadar yıkıcı değildir."
"hiçbir şey, hayal ettiğin bir şeye ulaşmak kadar yıkıcı değildir."
tamamiyle size ait olan başyapıttır. yönetmen de sizsiniz, senarist de. oyuncu da sizsiniz, kameraman da. tamamen özgürsünüz. tadını çıkarın.
hayat ve hayal, birbirini tamamlayan iki kavram.
bir balık burcu için her gün kurulan zihinsel dünyadır.
bol aynalı loş ışıklı ev, iskambil kağıtları, biraz içki, seçkin tütünler ve kadın.
bol aynalı loş ışıklı ev, iskambil kağıtları, biraz içki, seçkin tütünler ve kadın.
hayallerim suya düşmüş,
düşsünler,
beni hüzün denizi boğmuştu
onları da boğsun
yine beraber oluruz böylece.
hayallerimle.
hayallerim
düşecek bir su daha bulursanız
bu su gözyaşlarımdan oluşan bir
tuz denizidir.
ve tuzlu suda yüzmek kolaydır..
düşsünler,
beni hüzün denizi boğmuştu
onları da boğsun
yine beraber oluruz böylece.
hayallerimle.
hayallerim
düşecek bir su daha bulursanız
bu su gözyaşlarımdan oluşan bir
tuz denizidir.
ve tuzlu suda yüzmek kolaydır..
hayal, düşününce güzel aslında hayaller. ama hayaller gerçekle karıştığında ne kadar güzel olur. benim için baya bir güzel oluyor. bir iki haftadır gerçeğe karışmış, bulanmış hayallerle yaşıyorum. onu görüyorum sokakta, evde olduğum her yerde işte. gözlerimin önünden gitmiyor gibi. işin ilginci konuşuyor da konuşuyoruz. bazen gerçek sansam da hayal olduğunu biliyorum onun. deliriyorumdur belki de delirmişimdir ama mutluyum bu halimden.
eski sevgilimin en yakın arkadaşım kardeşim dediğim insanla iyi anlaşması çok fazla hayal olur sanırım.
piano turca'nın ilk albümü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar