bugün
- fırında tavuk10
- sarı saçın yakıştığı ünlüler8
- dolapta iki biram var6
- gecenin şarkısı8
- kedilerle uyumak9
- cumhuriyet bayramı8
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- escort taş mı yesin3
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek5
- nejat işler3
- acil durumda aranacak kişi5
- yüzüklerin efendisi4
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- içten içe üşümek5
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- rafine zevkleri olan erkek12
- sevişmek hüner değil6
- nasılsın4
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur2
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- salon erkeği10
- giysi fiyatlarının uçması9
- değerli olduğunu hissettirmek6
- ekşi sözlük9
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere3
- yazılımcıların flört algoritması2
- lüks araba istemeyen erkek9
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar3
- bursa da kayıp emrah gedik için arama çalışmaları2
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- kendinden vazgeçmemek4
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco3
- şiir yazmak2
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bmw vs mercedes2
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- beni anlama2
- i will always love you2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- sansar salvo2
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı7
en çok inanılan ya da inanmak zorunda bırakılan yalandır.
her insanın boş zamanlarında kura bileceği bir şeydir. zira boş zamanlarından yapmayanlarda vardır.
hayalle hakikat ateşle su gibidir.Her biri ister ki bir tek kendi kalsın orta yerde, öteki kaybolsun.Hayal dediğin hakikati boğmak, hakikat dediğin de hayali yakmak ister.Onlar dövüşüp didişirken, biz de deriz ki,"Bu yaptığımız gaflettir.Aslında siz karındaşsınız."
O vakit onlar kavgayı keser...
O vakit onlar kavgayı keser...
Profesyonel dilencilerle röportaj yapmışlar ve sormuşlar: "En büyük eğlenceniz nedir?" diye. Onlar da cevaben "Kumkapı'da meyhane kapatıp-sabaha kadar eğleniriz (!)" demişler. Düşündüm... Ne diyeceklerdi? "Paşalimanı'nda Boğaza karşı çay içeriz!" mi veya: "Dede Efendi dinleriz!" mi diyeceklerdi? Her gün insanları kandırarak yaşayan, para kazanan birilerinde Allah Boğaza bakıp keyif alacak kafa bırakır mı? Onlara o keyfi nasip eder mi? Para gelişine göre, ya zihin açar ya da zihin köreltirmiş! Su kirli olmayabilir, ama geldiği kanal veya tesisat bozuksa, su da kirlenir ve seni de kirletir
insanın gerçekleştiremediklerini ve gerçekleştiremeyeceklerini gerçekleştirebildikleri tek yerdir.
hiç görmediğin, duymadığın, dokunmadığın ama çok iyi bildiğin biriyle kar altında yürümektir sessizce...
yavaş yavaş hayatınıza girerler,gün geçtikçe büyürler.
fakat en sonunda bir anda gidiverirler. hayal mayal kalmaz ortada,mal gibi bi insan olunur.
fakat en sonunda bir anda gidiverirler. hayal mayal kalmaz ortada,mal gibi bi insan olunur.
bu saate kadar uyanıp 1deki vizeden iyi bişey almayı beklemeye denir.
Bu hayatta yapabileceklerimiz ve yapamayacaklarımız vardır. Yapabileceklerini insan yapar fakat imkansız olan yani yapamayacağı şeyleri düşüneceği zaman devreye hayal girer. Hayal aslında yapacaklarımızın bir teminatı da olabilir.
Ve sadece kişiye özeldir. Başkalarının anlamasını beklememelidir.
Ve sadece kişiye özeldir. Başkalarının anlamasını beklememelidir.
sikindirik ceketimi karlar bombalarken, mesudiyeli mesut gibi felçli adile naşit'in sıcak ayaklarına yüz sürmek gibi bir şey sanırım.
çamlıca lisesi binasından olurken kafama çarpan hababam sınıfı sırası gibi demireden ağır öyle.
sirke mi, yoksa limon mu diye tartışırken ölmek,
ne bileyim, sikindirik bir salon-yeşilçam filminin iletkenliğinde,
öyle arabesk bir senaryoda göçüp gitmek sanırım.
ölenlere imrenmek sanırım en güzel hayal.
bu benim dünyaya ilk gelişim,
yıkarak saltanatını koca fatihin.
kundakla kefen arasında bir gün,
"istanbul, istanbul..." deyişim.
"merhaba kızkulesi", "merhaba eyüp sultan",
kanlıca, şehremini merhaba...
bir istanbul esiyor çocukluğumdan,
ekşi bozalı, arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ.
yuşadan mı okunur o ezanlar, hırka-i şeriften mi?
komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.
hâlâ o beyaz gergeflerde mi?
bir tarihi gömmüşler karacaahmetinde üsküdarın,
sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan.
duyûn-u umumiye emeklisi faytonlar,
hâlâ bir sonbahar acıbademde,
cuma selamlıklarından beri saraylılar.
merhaba beylerbeyi, merhaba sultanselim,
merhaba iki gözüm istanbulum, merhaba...
aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
kapalıçarşı bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları,
ve boğaziçinde şirket-i hayriye duman duman..
nerdesin o istanbul, nerdesin...
hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
mediha teyzelerin leylâk bahçeleri,
büyükbabamın kuvay-ı milliye hikâyeleri.
hani tahta tekerlekli arabalarım.
hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.
gene bir başka istanbuldu bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
istanbulu taşırdı bakır siniler.
sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi,
sessiz sadâkat şarkıları söylerdi.
haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.
hey yavrum hey...
burunbahçe dalyanında istanbulu çekerlerdi denizden,
islatmadan...
kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
bütün uykularını koynuma alıp uyurdum istanbulun.
rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır,
hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.
merhaba sultanahmet, yerebatan merhaba...
merhaba iki gözüm istanbulum merhaba,
merhaba efendim,
çamlıca lisesi binasından olurken kafama çarpan hababam sınıfı sırası gibi demireden ağır öyle.
sirke mi, yoksa limon mu diye tartışırken ölmek,
ne bileyim, sikindirik bir salon-yeşilçam filminin iletkenliğinde,
öyle arabesk bir senaryoda göçüp gitmek sanırım.
ölenlere imrenmek sanırım en güzel hayal.
bu benim dünyaya ilk gelişim,
yıkarak saltanatını koca fatihin.
kundakla kefen arasında bir gün,
"istanbul, istanbul..." deyişim.
"merhaba kızkulesi", "merhaba eyüp sultan",
kanlıca, şehremini merhaba...
bir istanbul esiyor çocukluğumdan,
ekşi bozalı, arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ.
yuşadan mı okunur o ezanlar, hırka-i şeriften mi?
komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.
hâlâ o beyaz gergeflerde mi?
bir tarihi gömmüşler karacaahmetinde üsküdarın,
sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan.
duyûn-u umumiye emeklisi faytonlar,
hâlâ bir sonbahar acıbademde,
cuma selamlıklarından beri saraylılar.
merhaba beylerbeyi, merhaba sultanselim,
merhaba iki gözüm istanbulum, merhaba...
aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
kapalıçarşı bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları,
ve boğaziçinde şirket-i hayriye duman duman..
nerdesin o istanbul, nerdesin...
hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
mediha teyzelerin leylâk bahçeleri,
büyükbabamın kuvay-ı milliye hikâyeleri.
hani tahta tekerlekli arabalarım.
hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.
gene bir başka istanbuldu bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
istanbulu taşırdı bakır siniler.
sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi,
sessiz sadâkat şarkıları söylerdi.
haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.
hey yavrum hey...
burunbahçe dalyanında istanbulu çekerlerdi denizden,
islatmadan...
kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
bütün uykularını koynuma alıp uyurdum istanbulun.
rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır,
hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.
merhaba sultanahmet, yerebatan merhaba...
merhaba iki gözüm istanbulum merhaba,
merhaba efendim,
kurulması güzel, kırılması fena olandır. sonu genellikle hüsran olandır, bıkmadan usanmadan kırıldıkça kurulandır.
kurulması bile hayal olan.
herkesin kurduğu şeydir. daha da ilerisi içinde yaşamaktır.
2. şıkkı gerçekten zordur. sadece hayal kurmaz yaşarsınız. ve güzel eyle değil acı şeyleri de kurarsınız. biraz daha ileri gitse ki gedecek şizofren olabilirsiniz. en iyisi fazla hayal kurmamak daha doğrusu hayallerin içinde yaşamamaktır.
"hayal kurun ama hayallerin içinde yaşamayın."
2. şıkkı gerçekten zordur. sadece hayal kurmaz yaşarsınız. ve güzel eyle değil acı şeyleri de kurarsınız. biraz daha ileri gitse ki gedecek şizofren olabilirsiniz. en iyisi fazla hayal kurmamak daha doğrusu hayallerin içinde yaşamamaktır.
"hayal kurun ama hayallerin içinde yaşamayın."
Genellikle kadınların çok sık yaptığı aktivite.
kurulması gereken ve gerçekleştirilmek istendiğinde asla yarım bırakılmaması gereken şey.
insan'a mutluluk veren,cana can katan şeydir.
insanların istediği bir durumu kimsenin haberi olmaksızın beyninde tasarlamasıdır. Dünyanın en saçma düşünceleri hayallerin gizli dünyasında gizlidir. Şu anki teknolojinin hepsi hayallerin ürünüdür. Hayaller insanların iç dünyasının aynasıdır. Hayaliniz sizi sevindiriyorsa yeniden doğarsınız. Hiç bir hayalin sonunda üzülmeyiz.
insanın geleceğini devamlı yenileyip yansıtan eylemdir. insanların hiçbir sınır gözetmeksizin hepbirlikte yapabildikleri sosyal paylaşımıdır. kainatın tasarımcısı* bize hayayal kurmak için düşünce yeteneği verdi ve bizde kurulu kainatın sınırlarını hayallerimizi gerçekleştirerek zorluyoruz..
Edit piaf:) eklemek gerekir; insanlar kuşları gördü ve uçmayı hayal etti. hazerfen bunu denedi ve uçtu... bundan sonra hayal gücü ortaya çıktı ilk önce hızlı giden 2 kişilik motorlu derken sesten hızlı uçak yaptı insan oğlu * ..
Edit piaf:) eklemek gerekir; insanlar kuşları gördü ve uçmayı hayal etti. hazerfen bunu denedi ve uçtu... bundan sonra hayal gücü ortaya çıktı ilk önce hızlı giden 2 kişilik motorlu derken sesten hızlı uçak yaptı insan oğlu * ..
bazen en çok mutlu edendir, bazen de en çok acı veren. eğer ki hayallerinin gerçekten bir hayalden öteye gidemeyeceğinin farkındaysan canını yakar, hem de fazlasıyla.
kurmamanız gerekendir. nasıl olsa gerçekleşmeyecek. kasmayın, üzülmeyin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar