bugün
- kedilerle uyumak8
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- acil durumda aranacak kişi3
- sevişmek hüner değil5
- gecenin şarkısı5
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- cumhuriyet bayramı7
- rafine zevkleri olan erkek12
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- değerli olduğunu hissettirmek6
- fırında tavuk6
- kendinden vazgeçmemek4
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere2
- giysi fiyatlarının uçması9
- salon erkeği10
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- sarı saçın yakıştığı ünlüler3
- ekşi sözlük9
- içten içe üşümek2
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar2
- lüks araba istemeyen erkek9
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- jeffrey epstein4
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- gece 00 00 da dışarı çıkan kızın amacı3
- üniversiteli kızlar6
- 2008 ekonomik krizi7
- gece 23 de demlenen çay3
- yemek getiren kızın yemeğini başka kızla yemek4
- beyaz pasta7
- sözlük müminlerine sorulan sorular2
- ruffles ketçaplı7
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- mafyanın bilip yurttaşın bilmediği foncu listesi2
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- anın fotoğrafı4
- mafyanın fon vurguncularına haraç kesmesi2
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak4
- yüzüklerin efendisi2
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı8
- uzun yola çıkmaya hüküm giydim2
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- anın görüntüsü10
Gerçekleşmesi istenilip ister peşinden koşun ister aheste aheste yürüyün hiç bir zaman gerçek olmayacak olandır.
(bkz: Merhaba ben heves sikici)
(bkz: Merhaba ben heves sikici)
kurmayı bırak aklımda ona ait bir parıltı belirse bob marley eşliğinde bir kupa americano içip kendime geldiğim durum. hayal kim gerçeği bile yaşamayan ben kim...
piano turca'nın ilk albümü.
eski sevgilimin en yakın arkadaşım kardeşim dediğim insanla iyi anlaşması çok fazla hayal olur sanırım.
hayal, düşününce güzel aslında hayaller. ama hayaller gerçekle karıştığında ne kadar güzel olur. benim için baya bir güzel oluyor. bir iki haftadır gerçeğe karışmış, bulanmış hayallerle yaşıyorum. onu görüyorum sokakta, evde olduğum her yerde işte. gözlerimin önünden gitmiyor gibi. işin ilginci konuşuyor da konuşuyoruz. bazen gerçek sansam da hayal olduğunu biliyorum onun. deliriyorumdur belki de delirmişimdir ama mutluyum bu halimden.
hayallerim suya düşmüş,
düşsünler,
beni hüzün denizi boğmuştu
onları da boğsun
yine beraber oluruz böylece.
hayallerimle.
hayallerim
düşecek bir su daha bulursanız
bu su gözyaşlarımdan oluşan bir
tuz denizidir.
ve tuzlu suda yüzmek kolaydır..
düşsünler,
beni hüzün denizi boğmuştu
onları da boğsun
yine beraber oluruz böylece.
hayallerimle.
hayallerim
düşecek bir su daha bulursanız
bu su gözyaşlarımdan oluşan bir
tuz denizidir.
ve tuzlu suda yüzmek kolaydır..
bir balık burcu için her gün kurulan zihinsel dünyadır.
bol aynalı loş ışıklı ev, iskambil kağıtları, biraz içki, seçkin tütünler ve kadın.
bol aynalı loş ışıklı ev, iskambil kağıtları, biraz içki, seçkin tütünler ve kadın.
hayat ve hayal, birbirini tamamlayan iki kavram.
tamamiyle size ait olan başyapıttır. yönetmen de sizsiniz, senarist de. oyuncu da sizsiniz, kameraman da. tamamen özgürsünüz. tadını çıkarın.
gerçekleştiğinde varolmak için hiçbir amaç kalmaz. kişiyi ayakta tutan, hayal ve amaçtır. sahip olduktan sonra geriye koca bir hiç kalır.
"hiçbir şey, hayal ettiğin bir şeye ulaşmak kadar yıkıcı değildir."
"hiçbir şey, hayal ettiğin bir şeye ulaşmak kadar yıkıcı değildir."
Bazen gerçekle karıştırılan.
dünyasında yaşanılan şey.
dünyasında yaşanılan şey.
Her an her dakika kurduğum şey. Engelleyemediğim şey lâkin artık şizofren hayatı yaşamaya başladım.
hayalleri dik tutmak gerekmez. zira hayaller her seferinde siki tutmanın bir yolunu bulur. Ya kırılır yok olur ya da gerçeğe dönüşüp
gerçekleşebilmesi çok düşük inançlar demetidir.
Kurusıkı hayallere nasıl ateş etmesi gerektiğini öğretmek gerek. Benim hayallerim var mesela yaşım kadar. Çok da değil öyle 23 tane. Her seneye 1 tane olsun diye düşündüm. ilki dişlerimin çıkması içindi; hiç unutmam. Sonra dişlerimi nasıl kaşımam gerektiği üzerine düşünmeye başladım. Bir senem bir senemi tutmamaya başlamıştı. Çok sıkıntılıydım o zamanlar. Ne bulsam kemirmeye çalışıyor gibi görünüyordum. Kültablası yutmaya çalışırken görenler olmuş da neyse pek detay vermeye gerek yok. Sonraları 3 yaşında olmaya karar verdim yıl gereği. Çok hızlı geçiyordu zaman denen götveren, tam Çok büyüdüm lan! dediğim zamanlar
Kelime falan söylüyorum, ben bu gidişle cümle kurarım! derken hiç anlamadan okuma öğretmeye başladılar bana. Sonra yaşımı söylemeyi de öğrendim; üstelik yazarak! Artık 7 yaşındaydım! Kimse duramazdı önümde!
Bir ara sınıf atlatmayı düşündüler büyüklerim, neden ya da nasıl bilmiyorum. Okumayı da 5 yaşında öğrenmişim ki ondan da haberim yok. O sıralar 2. sınıf okutan annem idealist bir tavırla reddetmiş bu isteği. Bilmiyorum belki de beni böyle kandırıyorlar. O senem öyle ya da böyle geçti. En büyük hedefim annemin sınıfında okumakken derbeder oldum henüz o yaşta ve annemin beni reddetmesinden sebep.
Hiç unutmam, annemle babam konuşuyordu çok gereksiz sıcağın olduğu bir Diyarbakır günü Ama sadece günü Gün derken sabahtan bahsediyorum; çünkü geceleri çatışmalar başladığı vakit babamın kafamı koltuğu altına aldığı geceleri hatırlamak istemiyorum. Çok da karanlıktı üstelik, 7 yaşındaki bir çocuk için fazla karanlık
Ertesi gün öğrendim; izmire dedemin ve anneannemin yanına gidecekmişiz. O an tüm hayallerim gerçek olmuştu zaten. Düşünsene! izmir! izmir derken yeni ergenlerin Abieeee issssmieeer! demelerinden bahsetmiyorum. izmire gidiyorduk ve ben geceleri halıda başım babamın koltuk altında uyumayacaktım artık. Anneannemin kahvaltısıyla uyanıp, onun koynunda uyuyacaktım. Gittik de izmire. Çok güzel başladı her şey. 2. sınıftım artık ve 2. sınıftan 3. sınıfa geçtiğimde kapının önünde kendi kendime şöyle dediğimi hatırlıyorum: Ben bu kadar büyüdüm mü ya!?
Çok büyüktüm artık, 3. sınıftaydım boru değil! Ama istediğim gibi gitmedi sanırım o sıra bir şeyler; çünkü ortaokula kadar olan kısmı pek hatırlamıyorum. Hoşuma gitmeyen anları unutmamla anlatır beni insanlar ve sanırım haklılar bu konuda. O sırada olmasını istediğim bir şey de yoktu sanırım. O yüzden bence.
Daha yeni yeni öğrenmeye başlıyorum o sıralar bir şeyleri. Okulun en güzel kızına yazmadan elde etmeyi ya da hiçbir şey yapmadan hocanın gözüne girmeyi O sıralarda pek bir beklentim yokmuş aslında hayattan şimdi düşününce.
Velhassılı lisedeydim. Artık daha fazla büyüyemezdim. Son nokta buydu. Tam da bunları düşündüğüm sıralar öyle bir aşka tutuldum ki; her şeyin üzerinden geçmek ve yeniden öğrenmek zorunda kaldım.
Her şeyi öğrendiğimi varsayıyordum o sıralar. Lise son sınıfa kadar hatta. Her şeyi biliyordum. insanlar nelerden hoşlanır, nelerden nefret eder, kimi nasıl çözerim vs. vs.
Hiçbir şey bilmediğimi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öğretti en başta. Sonra da o sene boyunca bire bir etüt vermeye başladı. ilk ders arkadaşlıktı. Bugüne kadar bildiğin her şeyi unut! dedi bana ilk derste. Ağzımı açamadım başta, sevdiğim insanların isimlerini söylemeye başladım. Ve o her ismin anlamından yola çıkarak kişiliğe bağladı her şeyi; ama her şeyi. Ben inanmak istemedikçe kafama vura vura anlatmaya çalıştı.
inanmadan 1 sene geçirdim. Sonuç? Tabii ki mutlu son Onca sene hayal kurmamışım, o kadar insana güvenmişim.. Tabii ki haklı çıkacaktım. Artık ben de gıpta ettiğim insanların arasındaydım. Üniversite öğrencisiydim. E bu da boru değil! Öğrenciyim ulan diye bağırasım vardı her yerde. Ama unuttuğum bir şeyler vardı
Hiç unutmam, ilk senelerimde o bar senin bu bar benim gezerken arkadaşlarım aradığında dışarıya çıkardım önümdeki henüz tanıştığım hatunu kaptırmak pahasına Ayıptı çünkü, yanlış hareketti bizde onlar. Yapamazdık, olmazdı Sonraları, o hatunu değil kaptırmak, dışarıdan kapan kişi olmak için sarfedilen çabalara şahit olduğumu hatırlıyorum da Üzerine pek konuşmasak daha iyi
1-2 hatta 3 sene derken hayallerimizin peşinden koşmayı bırak hayal kurmayı unutmuşuz. Şu sıralar kurduğum hayaller pek amatör, pek bir Ya bi siktir git yaaa!. Her şeye tamam da peki en sevdiğimize dönemiyor muyuz? En sevdiğimiz ana? Her şeyin en güzeli sevdiğine dönmek değil mi sonuçta ya da rahat ettiğine? En son biraya dönmek gibi mesela? Cila hesabı ama içmeden uyuyamam tribi gibi
Ama hayatta alkol olmadan olmayacağını anladığımda çok gençtim işte. O sıralar bu satırları yazıyordum...
Bir ara sınıf atlatmayı düşündüler büyüklerim, neden ya da nasıl bilmiyorum. Okumayı da 5 yaşında öğrenmişim ki ondan da haberim yok. O sıralar 2. sınıf okutan annem idealist bir tavırla reddetmiş bu isteği. Bilmiyorum belki de beni böyle kandırıyorlar. O senem öyle ya da böyle geçti. En büyük hedefim annemin sınıfında okumakken derbeder oldum henüz o yaşta ve annemin beni reddetmesinden sebep.
Hiç unutmam, annemle babam konuşuyordu çok gereksiz sıcağın olduğu bir Diyarbakır günü Ama sadece günü Gün derken sabahtan bahsediyorum; çünkü geceleri çatışmalar başladığı vakit babamın kafamı koltuğu altına aldığı geceleri hatırlamak istemiyorum. Çok da karanlıktı üstelik, 7 yaşındaki bir çocuk için fazla karanlık
Ertesi gün öğrendim; izmire dedemin ve anneannemin yanına gidecekmişiz. O an tüm hayallerim gerçek olmuştu zaten. Düşünsene! izmir! izmir derken yeni ergenlerin Abieeee issssmieeer! demelerinden bahsetmiyorum. izmire gidiyorduk ve ben geceleri halıda başım babamın koltuk altında uyumayacaktım artık. Anneannemin kahvaltısıyla uyanıp, onun koynunda uyuyacaktım. Gittik de izmire. Çok güzel başladı her şey. 2. sınıftım artık ve 2. sınıftan 3. sınıfa geçtiğimde kapının önünde kendi kendime şöyle dediğimi hatırlıyorum: Ben bu kadar büyüdüm mü ya!?
Çok büyüktüm artık, 3. sınıftaydım boru değil! Ama istediğim gibi gitmedi sanırım o sıra bir şeyler; çünkü ortaokula kadar olan kısmı pek hatırlamıyorum. Hoşuma gitmeyen anları unutmamla anlatır beni insanlar ve sanırım haklılar bu konuda. O sırada olmasını istediğim bir şey de yoktu sanırım. O yüzden bence.
Daha yeni yeni öğrenmeye başlıyorum o sıralar bir şeyleri. Okulun en güzel kızına yazmadan elde etmeyi ya da hiçbir şey yapmadan hocanın gözüne girmeyi O sıralarda pek bir beklentim yokmuş aslında hayattan şimdi düşününce.
Velhassılı lisedeydim. Artık daha fazla büyüyemezdim. Son nokta buydu. Tam da bunları düşündüğüm sıralar öyle bir aşka tutuldum ki; her şeyin üzerinden geçmek ve yeniden öğrenmek zorunda kaldım.
Her şeyi öğrendiğimi varsayıyordum o sıralar. Lise son sınıfa kadar hatta. Her şeyi biliyordum. insanlar nelerden hoşlanır, nelerden nefret eder, kimi nasıl çözerim vs. vs.
Hiçbir şey bilmediğimi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öğretti en başta. Sonra da o sene boyunca bire bir etüt vermeye başladı. ilk ders arkadaşlıktı. Bugüne kadar bildiğin her şeyi unut! dedi bana ilk derste. Ağzımı açamadım başta, sevdiğim insanların isimlerini söylemeye başladım. Ve o her ismin anlamından yola çıkarak kişiliğe bağladı her şeyi; ama her şeyi. Ben inanmak istemedikçe kafama vura vura anlatmaya çalıştı.
inanmadan 1 sene geçirdim. Sonuç? Tabii ki mutlu son Onca sene hayal kurmamışım, o kadar insana güvenmişim.. Tabii ki haklı çıkacaktım. Artık ben de gıpta ettiğim insanların arasındaydım. Üniversite öğrencisiydim. E bu da boru değil! Öğrenciyim ulan diye bağırasım vardı her yerde. Ama unuttuğum bir şeyler vardı
Hiç unutmam, ilk senelerimde o bar senin bu bar benim gezerken arkadaşlarım aradığında dışarıya çıkardım önümdeki henüz tanıştığım hatunu kaptırmak pahasına Ayıptı çünkü, yanlış hareketti bizde onlar. Yapamazdık, olmazdı Sonraları, o hatunu değil kaptırmak, dışarıdan kapan kişi olmak için sarfedilen çabalara şahit olduğumu hatırlıyorum da Üzerine pek konuşmasak daha iyi
1-2 hatta 3 sene derken hayallerimizin peşinden koşmayı bırak hayal kurmayı unutmuşuz. Şu sıralar kurduğum hayaller pek amatör, pek bir Ya bi siktir git yaaa!. Her şeye tamam da peki en sevdiğimize dönemiyor muyuz? En sevdiğimiz ana? Her şeyin en güzeli sevdiğine dönmek değil mi sonuçta ya da rahat ettiğine? En son biraya dönmek gibi mesela? Cila hesabı ama içmeden uyuyamam tribi gibi
Ama hayatta alkol olmadan olmayacağını anladığımda çok gençtim işte. O sıralar bu satırları yazıyordum...
sonu hep kırıklık olan düşünceler ve duygular bütünüdür. hayaller, hayal kırıklıklarından ibarettir.
gerçeğin düşsel simülasyonudur. umutla değil eylemlerle şekil bulmalıdır.
bu gecede kurduğum, gerçekleşmesi imkansız olaylar topluluğu. bende şans yok hacı.
hayal bizi ayakta ve hayatta tutan düşünseli dir. hayallerinize ulaşmak zorunda değilsiniz bırakın o hayaliniz bir kenarda kalsın zor ve karanlık anlarınızda tutunabileceğiniz bir hayaliniz olsun. umut versin. adı üzerinde hayal. eğer gerçekleştirmek istiyorsanız buna hedef denir bir hayal in hedef olabilmesi için de rakamsal bir veri olması lazım . mesela benim hayalim bir masteng parılparıl cantları gaz verdiğinde gürleyen motoru simsiyah bir masteng. bu hep kafamda ama hayalden çıkaracak olursam 30 yaşımda bir masteng sahibi olacam diye bu artık bir hedef haline gelir.
hayal uyanık adamın rüyasıdır..
hayal uyanık adamın rüyasıdır..
Hayalin üzerine çizik çekince hayat oluyor.
Bu akşam bir sızı duyup etimde
Kadın, kadın diye içimi oydum
Ruhuma bir serin yer istedim de
Alnımı mermerin üstüne koydum
Birden karanlıklar sökülüverdi
Odama bir hayal dökülüverdi
Karşımda kıvrıldı,bükülüverdi
Onu gözlerimle çırılçıplak soydum
Artık ben ne günah olsa işlerim
Yumuşak yastığa geçti dişlerim
Bir an kadar sürdü can verişlerim
Ey kadın bu akşam sana da doydum
Necip Fazıl Kısakürek.
Kadın, kadın diye içimi oydum
Ruhuma bir serin yer istedim de
Alnımı mermerin üstüne koydum
Birden karanlıklar sökülüverdi
Odama bir hayal dökülüverdi
Karşımda kıvrıldı,bükülüverdi
Onu gözlerimle çırılçıplak soydum
Artık ben ne günah olsa işlerim
Yumuşak yastığa geçti dişlerim
Bir an kadar sürdü can verişlerim
Ey kadın bu akşam sana da doydum
Necip Fazıl Kısakürek.
çoğu insanın "hayel" diye yazdığı kelime.
biz büyürüz hayallerimiz küçülür. ama hiç bıkmadan yorulmadan hayaller kurarız. (bkz: nolmuş büyük adam olmadıysak hayalleri satmadık ya)
aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.
kafada canlandırılan gerçek olmayan hedelerseler bile, bu gerçek olmayacakları anlamına gelmez, unutmamak lazımdır.
edit: senfonik metal grubumu kurucam, ölsem de kurucam işte.
edit: senfonik metal grubumu kurucam, ölsem de kurucam işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar