bugün
- sözlükte kavga olmayacak hissi9
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- kiraz cicegi kolonyasi26
- kendini çok önemli sanan yazar13
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı14
- üniversiteli eskort kadınlar10
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı76
- format at düzelir3
- ağırlık kaldıramayan erkek4
- türk kızı6
- sivas3
- şahin siyonistle islamcı kardeştir5
- fikir paylaşma günü6
- woke2
- orta doğu teknik üniversitesi2
- kızılay avm2
- ateizm sekülerizm deccaliyet ruhunun bi parçasıdır4
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek4
- bir insanı tanımak5
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- nineteen ninety four5
- türkiye'yi ışid zihniyeti yönetseydi nasıl olurdu4
- modern çağın insanı2
- allah tüm insanları isa'nın suretinde yaratmıştır4
- leroy sane2
- şehrin bağırsaklarını sevmek5
- yeni iş yerinde yaşanan olaylar ve klişeler2
- e r'e k t o r5
- kedi sevmeyen insan4
- küs olan yazarları öpüştürüp barıştırmak7
- adalet bakanlığı'nın 15 bin alım süreci2
- ey insan7
- güne bir söz bırak2
- 9 eylül 2026 barcelona feyenoord maçı2
- mutfağına konuk olunan yazara arkadan sarılmak5
- osimhensiz galatasaray6
- okul zilinin pavlovsal etkisi7
- tulumba tatlısı5
- özgür özel11
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak6
- kazandibinin pişmemiş kek olması2
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek14
- hazreti muhammed yahudilerle ticaret yapmaz mıydı2
- sudekiray7
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı17
- tava böreği3
Giden birisinin arkasından, eğer ki gitmesi istenmiyorsa söylenen cümle...
git me
Sen gittiğinde,
sonbahar tüm hüznü ile çöker omuzlarımın üstüne, Yapraklar sararır birdenbire, dökülür hüzünlü omuzlarımdan kırık kalbimin derinliklerine. Yabancı dilde söylenen bir tangonun anlaşılır hisleri eşe geçirir ruhumu, sessizce... Omuzlarımın umutsuz direnişinde, seninle birlikte sensiz, sonsuzluğa düşerim. Pencereler kapatır göz kapaklarımın önünü. Gözlerim duymaz olur. Sesin zaten görülmez... Oysa sen yankılanırsın uzaklardan kopup gelen yüzünün izinde... Beni bana taşıyan bin türlü aşk tarifinde...
Bir koku hediye kalır sen gittiğinde...
Sensizlik kokusu kaplar evleri, sokakları, bu yalnız, bu terkedilmiş, bu ürkek şehrin şu yalnızlık havasını. Yanımdan geçen her kadının kokusu sensizliği taşır bana. Sensizlik ağırdır, sensizlik uzundur, sensizlik zordur. Sokaklar boş, sözler boş, şehir boş, her şey boşalır... Bir sessizlik çöker artık ihtiyar adımlarıma. Gençlik ağır gelir sensizlik sınırlarında. Gemiler vardır sana doğru gelen, trenler, uçaklar, arabalar... Bir de "ah bir çalsa"..., dediğim telefonlar. Sesinin o sarı hasreti. Uzaktan kopup gelmesini beklediğim o bir çift sözün hasreti. "Seni seviyorum" dediğin o sessizliklerin hasreti...
Ağzından çıkan her kelimenin pastel rengini özlerim, omuzlarının utangaç duruşunu, soğuk havalarda hoyratça ellerini tutşumu.
seni özlerim, sensiz sessizliğimde.
Sen gittiğinde, durur zaman.
Güneş, ay, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgârlar durur, insanlar durur. Ben durmam.
ben seni özleyemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Bulutlara takılırım, güneşle şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabını sorar, rüzgârlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar, çok geçmeden insanlar ne doluğunu anlamaya başlar. Sen, acımasız zamanı da beraberinde götürürsün. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler saygıyla geleceğin günü bekler.
Bende beklerim.
sensiz zamanı bensiz geçiririm.
Sen gittiğinde uçan bir halı ile düşlerine konuk olurum.
Kendi rüyalarımdan seninkilere bir masal pensi olarak patika bir yol bulurum. Uykularımda sana koştuğum için sensizken hep seninle uyurum. Göz kapaklarım sana açılan mağaranın iki serserisi, iki bekçisi, 40 Haramiler'in son ikisidir... Geceleri içine düştüğüm karanlıklar sana açılan aydınlıkların habercisidir. Sensiz, tarih yazılı masallardan ibarettir. Sensizliğin en büyük dostu, geceleri bir masal prensesini uçan bir halı prensine taşıyan saliselerdir.
Sen gittiğinde kırmızı bir mühür vurulur hayatı(mı)n üzerine.
Sen gelene kadar tadilat nedeni ile kapalı(yız)dır kalpler. Ruh dünyalarında yıllık sayımlar yapılır. Yediğim her şey seninle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep sen çıkar. Bir tek senin sağlaması beni ben yapar.
Yolumu eşkiyalar keser sen gittiğinde.
Hayat daha zor geçer. Beyaz yalanlar, maskeli süvariler, boş bedenler sen gelen kadar kapımın önünde nöbet bekler. Dostluklar ağır bir yüktür. Sana anlatılacak anlamlı anlamsız çok şey vardır. Sözcüklerin içi çok daha çabuk boşalır. Ve kafama düşünülmemesi gereken, bir çöp torbası dolu fuzuli düşünce takılır. Suskunluklar daha bir anlam kazanır. Sen görmezsin, sen bilmezsin, eminin hissetmezsin...
Sensizken beni taşımak her zamankinden daha zorlaşır.
Sen gittiğinde,
Gündüzleri sokak lambaları sanki hiç sönmüyor ve geceler zifiri karanlıkta geçiyor. Nefes alınmıyor, yalnızca veriliyor. Arabalar duruyor, yollar hareket ediyor. Güneş dünyanın etrafında dönüyor, dünya ayın çekim alanına giriyor. Kumlar denizleri kaplıyor, yunuslar toplu intiharlarla kendilerini kumsallara vuruyor. Karada yenilen vurgunlara derin düşüncelerde sıhhat bulunuyor. Sonbaharı yaz takip ediyor, yaz sonrası ilkbahar geliyor. Her kar yağdığında güneş açıyor ve güneşli havalarda beni en çok sensizlik donduruyor.
Bir yara açılır içimde, senin her gidişinde.
Çaresiz bir hayat mahkumu...
Umutsuz bir yalan taciri belirir o derin yaranın içinde. Ruh avcısı olurum, beden simsarı...
Sensizlik alıp sensizlik satarım. Başkalarında hep seni ararım. Kaçayım derken yine sana yakalanırım. Kan kaybı değil, sensizlik çektiğim. En çaresiz anlarımda yani sen kaybından ruhumu teslim etmek üzereyken senden gelen bir kart beni yine bana, telefondaki sesin beni yine sana taşır. Bir hayal mahkumunu siyah beyaz flu bir fotoğraf karesi tekrar hayatla tanıştırır.
Sen gittiğinde, ben de giderim.
Gittiğin uzaklıkların tam tersinde sana ulaşmaya çalışır, kendime yenilirim. Utanmak gelmez aklıma her gördüğüm cansız ruha seni sorarım. Tanımazlar seni. Oysa beni görenler senin de varlığını anlar. Kimlik kartı olarak seni taşırım. Umulmadık çevirmelerde kolluk kuvvetlerine seni takdim eder, iş başvurularına imzayı hep �sen� diye atarım. Doktorlar sıhhatimi öğrenmek için seni dinlerle. Senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerimde seni görmek isterler. Tüm tahlil sonuçları sen çıkar.
Danışmalara seni rehin bırakırım. Çıkışta seni ceketimin iç cebine koyarım. Kalbimin üzerinde sen durursun. Biliyor musun benim varlığımı bana, en iyi sen kanıtlıyorsun.
Sen gittiğinde, söz de bitiyor.
ve sensizlik, senin kadar ağır geliyor.
Cu'n
git me
Sen gittiğinde,
sonbahar tüm hüznü ile çöker omuzlarımın üstüne, Yapraklar sararır birdenbire, dökülür hüzünlü omuzlarımdan kırık kalbimin derinliklerine. Yabancı dilde söylenen bir tangonun anlaşılır hisleri eşe geçirir ruhumu, sessizce... Omuzlarımın umutsuz direnişinde, seninle birlikte sensiz, sonsuzluğa düşerim. Pencereler kapatır göz kapaklarımın önünü. Gözlerim duymaz olur. Sesin zaten görülmez... Oysa sen yankılanırsın uzaklardan kopup gelen yüzünün izinde... Beni bana taşıyan bin türlü aşk tarifinde...
Bir koku hediye kalır sen gittiğinde...
Sensizlik kokusu kaplar evleri, sokakları, bu yalnız, bu terkedilmiş, bu ürkek şehrin şu yalnızlık havasını. Yanımdan geçen her kadının kokusu sensizliği taşır bana. Sensizlik ağırdır, sensizlik uzundur, sensizlik zordur. Sokaklar boş, sözler boş, şehir boş, her şey boşalır... Bir sessizlik çöker artık ihtiyar adımlarıma. Gençlik ağır gelir sensizlik sınırlarında. Gemiler vardır sana doğru gelen, trenler, uçaklar, arabalar... Bir de "ah bir çalsa"..., dediğim telefonlar. Sesinin o sarı hasreti. Uzaktan kopup gelmesini beklediğim o bir çift sözün hasreti. "Seni seviyorum" dediğin o sessizliklerin hasreti...
Ağzından çıkan her kelimenin pastel rengini özlerim, omuzlarının utangaç duruşunu, soğuk havalarda hoyratça ellerini tutşumu.
seni özlerim, sensiz sessizliğimde.
Sen gittiğinde, durur zaman.
Güneş, ay, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgârlar durur, insanlar durur. Ben durmam.
ben seni özleyemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Bulutlara takılırım, güneşle şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabını sorar, rüzgârlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar, çok geçmeden insanlar ne doluğunu anlamaya başlar. Sen, acımasız zamanı da beraberinde götürürsün. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler saygıyla geleceğin günü bekler.
Bende beklerim.
sensiz zamanı bensiz geçiririm.
Sen gittiğinde uçan bir halı ile düşlerine konuk olurum.
Kendi rüyalarımdan seninkilere bir masal pensi olarak patika bir yol bulurum. Uykularımda sana koştuğum için sensizken hep seninle uyurum. Göz kapaklarım sana açılan mağaranın iki serserisi, iki bekçisi, 40 Haramiler'in son ikisidir... Geceleri içine düştüğüm karanlıklar sana açılan aydınlıkların habercisidir. Sensiz, tarih yazılı masallardan ibarettir. Sensizliğin en büyük dostu, geceleri bir masal prensesini uçan bir halı prensine taşıyan saliselerdir.
Sen gittiğinde kırmızı bir mühür vurulur hayatı(mı)n üzerine.
Sen gelene kadar tadilat nedeni ile kapalı(yız)dır kalpler. Ruh dünyalarında yıllık sayımlar yapılır. Yediğim her şey seninle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep sen çıkar. Bir tek senin sağlaması beni ben yapar.
Yolumu eşkiyalar keser sen gittiğinde.
Hayat daha zor geçer. Beyaz yalanlar, maskeli süvariler, boş bedenler sen gelen kadar kapımın önünde nöbet bekler. Dostluklar ağır bir yüktür. Sana anlatılacak anlamlı anlamsız çok şey vardır. Sözcüklerin içi çok daha çabuk boşalır. Ve kafama düşünülmemesi gereken, bir çöp torbası dolu fuzuli düşünce takılır. Suskunluklar daha bir anlam kazanır. Sen görmezsin, sen bilmezsin, eminin hissetmezsin...
Sensizken beni taşımak her zamankinden daha zorlaşır.
Sen gittiğinde,
Gündüzleri sokak lambaları sanki hiç sönmüyor ve geceler zifiri karanlıkta geçiyor. Nefes alınmıyor, yalnızca veriliyor. Arabalar duruyor, yollar hareket ediyor. Güneş dünyanın etrafında dönüyor, dünya ayın çekim alanına giriyor. Kumlar denizleri kaplıyor, yunuslar toplu intiharlarla kendilerini kumsallara vuruyor. Karada yenilen vurgunlara derin düşüncelerde sıhhat bulunuyor. Sonbaharı yaz takip ediyor, yaz sonrası ilkbahar geliyor. Her kar yağdığında güneş açıyor ve güneşli havalarda beni en çok sensizlik donduruyor.
Bir yara açılır içimde, senin her gidişinde.
Çaresiz bir hayat mahkumu...
Umutsuz bir yalan taciri belirir o derin yaranın içinde. Ruh avcısı olurum, beden simsarı...
Sensizlik alıp sensizlik satarım. Başkalarında hep seni ararım. Kaçayım derken yine sana yakalanırım. Kan kaybı değil, sensizlik çektiğim. En çaresiz anlarımda yani sen kaybından ruhumu teslim etmek üzereyken senden gelen bir kart beni yine bana, telefondaki sesin beni yine sana taşır. Bir hayal mahkumunu siyah beyaz flu bir fotoğraf karesi tekrar hayatla tanıştırır.
Sen gittiğinde, ben de giderim.
Gittiğin uzaklıkların tam tersinde sana ulaşmaya çalışır, kendime yenilirim. Utanmak gelmez aklıma her gördüğüm cansız ruha seni sorarım. Tanımazlar seni. Oysa beni görenler senin de varlığını anlar. Kimlik kartı olarak seni taşırım. Umulmadık çevirmelerde kolluk kuvvetlerine seni takdim eder, iş başvurularına imzayı hep �sen� diye atarım. Doktorlar sıhhatimi öğrenmek için seni dinlerle. Senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerimde seni görmek isterler. Tüm tahlil sonuçları sen çıkar.
Danışmalara seni rehin bırakırım. Çıkışta seni ceketimin iç cebine koyarım. Kalbimin üzerinde sen durursun. Biliyor musun benim varlığımı bana, en iyi sen kanıtlıyorsun.
Sen gittiğinde, söz de bitiyor.
ve sensizlik, senin kadar ağır geliyor.
Cu'n
Hoşgelmiş bebeğim, birtanem, kuşum yazar.
Gel kız kahve içip gıybetleyelim.
Gel kız kahve içip gıybetleyelim.
Varsa bir hosgeldiniz.
Alirim.
Alirim.
ingilizce okumaya çalıştığım nik. Bu ney ya deyip durdum bi 10 saniye.
Heceli nik almış bir yazar. Hoş gelmiş.
Heceli nik almış bir yazar. Hoş gelmiş.
gel gel panayır var,hoş gelmiştir.
Ne kadar ingilizce bir sozluk.
Arkadaslar degistireyim mi acaba ya?
Yoksa git git git gitme demek istemistim.
Sevgiler. Saygilar.
Arkadaslar degistireyim mi acaba ya?
Yoksa git git git gitme demek istemistim.
Sevgiler. Saygilar.
Git me. Daha bunlar iyi günlerin.
Yarin saattir git mi diye okuyup aptal ile mi'yi birlestirmeye calisiyordum.
Hos geldin.
Hos geldin.
tatlı dilli ve eminim ki çok özel bir insan kendisini tanıdığıma çok sevindim. Onun gibi insanlar nadir günümüzde. Yazdıklarıyla da farkını ortaya koymuş.
Hoş gelmiş iyi ki gelmiş.
Hoş gelmiş iyi ki gelmiş.
(bkz: goethe)
Bir git diyor bir me diyor. insanmısın koyun musun anlamadım...
Git me. Git me. Git me kal bu şe hir de. Git me. Git me. Ya zık o lur bi ze.
kay be din ce da ha çok se ve cek sin.
(bkz: give me)
(bkz: get me)
Kimseye zarari dokunmaz kendinden baska.
Oyle de manyaktir.
Tesekkur ederim guzel sozleriniz icin
Bi sevinicem surda.
Oyle de manyaktir.
Tesekkur ederim guzel sozleriniz icin
Bi sevinicem surda.
Kız gördün mü Defne salağı yine kaçtı.
Kız bak acıklı acıklı konuşuyorsun utanmasam ağliycam.
incitmeyin ulan prensesişkomu.
incitmeyin ulan prensesişkomu.
Dünyalar güzeli prenses yazar.
Çay demliyorum kalk gel.
Çay demliyorum kalk gel.
Gözleri gerçekten güzel yazar.
Kıskandı.
tas hatunlugunun yaninda bal gibi, cici bi insandir. Feci aliskanlik yapar, enerjisini sevdigim insan...
Kadin kilikli türkçe ogretmeni. Donuzla gec.
iyi kalpli,
Düşünceli,
Güzel görüşlü,
Böyle nasıl desem..
Can yazar.
Aşkım yazar.
Hayatınıza girdiğinde bir daha asla kaybetmek istemeyeceğiniz yeganelerden.
Editoşki: kıskanç yazarlar eksiliyor
Düşünceli,
Güzel görüşlü,
Böyle nasıl desem..
Can yazar.
Aşkım yazar.
Hayatınıza girdiğinde bir daha asla kaybetmek istemeyeceğiniz yeganelerden.
Editoşki: kıskanç yazarlar eksiliyor
Gitsin bence.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar