bugün
- beyazsemsiyeliyabanci39
- satranç haram yasaklansın7
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- sözlükteki vatan hainleri4
- yorgun mermi24
- haysenin1212
- gammazlama yapmamak10
- aziz yıldırım9
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- yaz geceleri4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- çağrı isimli yazar3
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz7
- bu köyden olsam ne olacak8
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- bir gün bana kudüs valiliğini nasip et2
- toplu taşıma3
- gina carano13
- sydney sweeney'in memeleri3
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- 14 inç monitörden 17 inç monitöre geçmek3
- iş hayatının kişiyi sıradanlaştırması2
- en gey özelliğiniz15
- omurgasız tekerlek5
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- beybi leydi den hoşlanıyorum ne yapmalıyım3
- tai lung2
- zaman baba5
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- yapay zeka moderatörü14
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- ormanda jaguar saldırısı karşısında yapılacaklar2
- başlık tsunamisinde boğulan kaliteli entry2
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- arkadaşlar kavgayı bırakıp buraya bakar mısınız4
- aym'nin süresiz nafaka kararına isyan eden kadın4
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- anın görüntüsü21
- sözlüğün kırbacı8
- kavgacı yazarlar3
- katatespizartmasi15
- isimsiz orospu çocukları3
- heyt bea2
- baba olmak istemeyen erkek4
- karton toplayan çocuk4
- melis sezen'in memeleri3
- kilis2
- buddy dude17
- 90 yaşında adamı espri yaptı diye tutuklamak2
Giden birisinin arkasından, eğer ki gitmesi istenmiyorsa söylenen cümle...
git me
Sen gittiğinde,
sonbahar tüm hüznü ile çöker omuzlarımın üstüne, Yapraklar sararır birdenbire, dökülür hüzünlü omuzlarımdan kırık kalbimin derinliklerine. Yabancı dilde söylenen bir tangonun anlaşılır hisleri eşe geçirir ruhumu, sessizce... Omuzlarımın umutsuz direnişinde, seninle birlikte sensiz, sonsuzluğa düşerim. Pencereler kapatır göz kapaklarımın önünü. Gözlerim duymaz olur. Sesin zaten görülmez... Oysa sen yankılanırsın uzaklardan kopup gelen yüzünün izinde... Beni bana taşıyan bin türlü aşk tarifinde...
Bir koku hediye kalır sen gittiğinde...
Sensizlik kokusu kaplar evleri, sokakları, bu yalnız, bu terkedilmiş, bu ürkek şehrin şu yalnızlık havasını. Yanımdan geçen her kadının kokusu sensizliği taşır bana. Sensizlik ağırdır, sensizlik uzundur, sensizlik zordur. Sokaklar boş, sözler boş, şehir boş, her şey boşalır... Bir sessizlik çöker artık ihtiyar adımlarıma. Gençlik ağır gelir sensizlik sınırlarında. Gemiler vardır sana doğru gelen, trenler, uçaklar, arabalar... Bir de "ah bir çalsa"..., dediğim telefonlar. Sesinin o sarı hasreti. Uzaktan kopup gelmesini beklediğim o bir çift sözün hasreti. "Seni seviyorum" dediğin o sessizliklerin hasreti...
Ağzından çıkan her kelimenin pastel rengini özlerim, omuzlarının utangaç duruşunu, soğuk havalarda hoyratça ellerini tutşumu.
seni özlerim, sensiz sessizliğimde.
Sen gittiğinde, durur zaman.
Güneş, ay, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgârlar durur, insanlar durur. Ben durmam.
ben seni özleyemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Bulutlara takılırım, güneşle şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabını sorar, rüzgârlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar, çok geçmeden insanlar ne doluğunu anlamaya başlar. Sen, acımasız zamanı da beraberinde götürürsün. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler saygıyla geleceğin günü bekler.
Bende beklerim.
sensiz zamanı bensiz geçiririm.
Sen gittiğinde uçan bir halı ile düşlerine konuk olurum.
Kendi rüyalarımdan seninkilere bir masal pensi olarak patika bir yol bulurum. Uykularımda sana koştuğum için sensizken hep seninle uyurum. Göz kapaklarım sana açılan mağaranın iki serserisi, iki bekçisi, 40 Haramiler'in son ikisidir... Geceleri içine düştüğüm karanlıklar sana açılan aydınlıkların habercisidir. Sensiz, tarih yazılı masallardan ibarettir. Sensizliğin en büyük dostu, geceleri bir masal prensesini uçan bir halı prensine taşıyan saliselerdir.
Sen gittiğinde kırmızı bir mühür vurulur hayatı(mı)n üzerine.
Sen gelene kadar tadilat nedeni ile kapalı(yız)dır kalpler. Ruh dünyalarında yıllık sayımlar yapılır. Yediğim her şey seninle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep sen çıkar. Bir tek senin sağlaması beni ben yapar.
Yolumu eşkiyalar keser sen gittiğinde.
Hayat daha zor geçer. Beyaz yalanlar, maskeli süvariler, boş bedenler sen gelen kadar kapımın önünde nöbet bekler. Dostluklar ağır bir yüktür. Sana anlatılacak anlamlı anlamsız çok şey vardır. Sözcüklerin içi çok daha çabuk boşalır. Ve kafama düşünülmemesi gereken, bir çöp torbası dolu fuzuli düşünce takılır. Suskunluklar daha bir anlam kazanır. Sen görmezsin, sen bilmezsin, eminin hissetmezsin...
Sensizken beni taşımak her zamankinden daha zorlaşır.
Sen gittiğinde,
Gündüzleri sokak lambaları sanki hiç sönmüyor ve geceler zifiri karanlıkta geçiyor. Nefes alınmıyor, yalnızca veriliyor. Arabalar duruyor, yollar hareket ediyor. Güneş dünyanın etrafında dönüyor, dünya ayın çekim alanına giriyor. Kumlar denizleri kaplıyor, yunuslar toplu intiharlarla kendilerini kumsallara vuruyor. Karada yenilen vurgunlara derin düşüncelerde sıhhat bulunuyor. Sonbaharı yaz takip ediyor, yaz sonrası ilkbahar geliyor. Her kar yağdığında güneş açıyor ve güneşli havalarda beni en çok sensizlik donduruyor.
Bir yara açılır içimde, senin her gidişinde.
Çaresiz bir hayat mahkumu...
Umutsuz bir yalan taciri belirir o derin yaranın içinde. Ruh avcısı olurum, beden simsarı...
Sensizlik alıp sensizlik satarım. Başkalarında hep seni ararım. Kaçayım derken yine sana yakalanırım. Kan kaybı değil, sensizlik çektiğim. En çaresiz anlarımda yani sen kaybından ruhumu teslim etmek üzereyken senden gelen bir kart beni yine bana, telefondaki sesin beni yine sana taşır. Bir hayal mahkumunu siyah beyaz flu bir fotoğraf karesi tekrar hayatla tanıştırır.
Sen gittiğinde, ben de giderim.
Gittiğin uzaklıkların tam tersinde sana ulaşmaya çalışır, kendime yenilirim. Utanmak gelmez aklıma her gördüğüm cansız ruha seni sorarım. Tanımazlar seni. Oysa beni görenler senin de varlığını anlar. Kimlik kartı olarak seni taşırım. Umulmadık çevirmelerde kolluk kuvvetlerine seni takdim eder, iş başvurularına imzayı hep �sen� diye atarım. Doktorlar sıhhatimi öğrenmek için seni dinlerle. Senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerimde seni görmek isterler. Tüm tahlil sonuçları sen çıkar.
Danışmalara seni rehin bırakırım. Çıkışta seni ceketimin iç cebine koyarım. Kalbimin üzerinde sen durursun. Biliyor musun benim varlığımı bana, en iyi sen kanıtlıyorsun.
Sen gittiğinde, söz de bitiyor.
ve sensizlik, senin kadar ağır geliyor.
Cu'n
git me
Sen gittiğinde,
sonbahar tüm hüznü ile çöker omuzlarımın üstüne, Yapraklar sararır birdenbire, dökülür hüzünlü omuzlarımdan kırık kalbimin derinliklerine. Yabancı dilde söylenen bir tangonun anlaşılır hisleri eşe geçirir ruhumu, sessizce... Omuzlarımın umutsuz direnişinde, seninle birlikte sensiz, sonsuzluğa düşerim. Pencereler kapatır göz kapaklarımın önünü. Gözlerim duymaz olur. Sesin zaten görülmez... Oysa sen yankılanırsın uzaklardan kopup gelen yüzünün izinde... Beni bana taşıyan bin türlü aşk tarifinde...
Bir koku hediye kalır sen gittiğinde...
Sensizlik kokusu kaplar evleri, sokakları, bu yalnız, bu terkedilmiş, bu ürkek şehrin şu yalnızlık havasını. Yanımdan geçen her kadının kokusu sensizliği taşır bana. Sensizlik ağırdır, sensizlik uzundur, sensizlik zordur. Sokaklar boş, sözler boş, şehir boş, her şey boşalır... Bir sessizlik çöker artık ihtiyar adımlarıma. Gençlik ağır gelir sensizlik sınırlarında. Gemiler vardır sana doğru gelen, trenler, uçaklar, arabalar... Bir de "ah bir çalsa"..., dediğim telefonlar. Sesinin o sarı hasreti. Uzaktan kopup gelmesini beklediğim o bir çift sözün hasreti. "Seni seviyorum" dediğin o sessizliklerin hasreti...
Ağzından çıkan her kelimenin pastel rengini özlerim, omuzlarının utangaç duruşunu, soğuk havalarda hoyratça ellerini tutşumu.
seni özlerim, sensiz sessizliğimde.
Sen gittiğinde, durur zaman.
Güneş, ay, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgârlar durur, insanlar durur. Ben durmam.
ben seni özleyemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Bulutlara takılırım, güneşle şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabını sorar, rüzgârlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar, çok geçmeden insanlar ne doluğunu anlamaya başlar. Sen, acımasız zamanı da beraberinde götürürsün. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler saygıyla geleceğin günü bekler.
Bende beklerim.
sensiz zamanı bensiz geçiririm.
Sen gittiğinde uçan bir halı ile düşlerine konuk olurum.
Kendi rüyalarımdan seninkilere bir masal pensi olarak patika bir yol bulurum. Uykularımda sana koştuğum için sensizken hep seninle uyurum. Göz kapaklarım sana açılan mağaranın iki serserisi, iki bekçisi, 40 Haramiler'in son ikisidir... Geceleri içine düştüğüm karanlıklar sana açılan aydınlıkların habercisidir. Sensiz, tarih yazılı masallardan ibarettir. Sensizliğin en büyük dostu, geceleri bir masal prensesini uçan bir halı prensine taşıyan saliselerdir.
Sen gittiğinde kırmızı bir mühür vurulur hayatı(mı)n üzerine.
Sen gelene kadar tadilat nedeni ile kapalı(yız)dır kalpler. Ruh dünyalarında yıllık sayımlar yapılır. Yediğim her şey seninle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep sen çıkar. Bir tek senin sağlaması beni ben yapar.
Yolumu eşkiyalar keser sen gittiğinde.
Hayat daha zor geçer. Beyaz yalanlar, maskeli süvariler, boş bedenler sen gelen kadar kapımın önünde nöbet bekler. Dostluklar ağır bir yüktür. Sana anlatılacak anlamlı anlamsız çok şey vardır. Sözcüklerin içi çok daha çabuk boşalır. Ve kafama düşünülmemesi gereken, bir çöp torbası dolu fuzuli düşünce takılır. Suskunluklar daha bir anlam kazanır. Sen görmezsin, sen bilmezsin, eminin hissetmezsin...
Sensizken beni taşımak her zamankinden daha zorlaşır.
Sen gittiğinde,
Gündüzleri sokak lambaları sanki hiç sönmüyor ve geceler zifiri karanlıkta geçiyor. Nefes alınmıyor, yalnızca veriliyor. Arabalar duruyor, yollar hareket ediyor. Güneş dünyanın etrafında dönüyor, dünya ayın çekim alanına giriyor. Kumlar denizleri kaplıyor, yunuslar toplu intiharlarla kendilerini kumsallara vuruyor. Karada yenilen vurgunlara derin düşüncelerde sıhhat bulunuyor. Sonbaharı yaz takip ediyor, yaz sonrası ilkbahar geliyor. Her kar yağdığında güneş açıyor ve güneşli havalarda beni en çok sensizlik donduruyor.
Bir yara açılır içimde, senin her gidişinde.
Çaresiz bir hayat mahkumu...
Umutsuz bir yalan taciri belirir o derin yaranın içinde. Ruh avcısı olurum, beden simsarı...
Sensizlik alıp sensizlik satarım. Başkalarında hep seni ararım. Kaçayım derken yine sana yakalanırım. Kan kaybı değil, sensizlik çektiğim. En çaresiz anlarımda yani sen kaybından ruhumu teslim etmek üzereyken senden gelen bir kart beni yine bana, telefondaki sesin beni yine sana taşır. Bir hayal mahkumunu siyah beyaz flu bir fotoğraf karesi tekrar hayatla tanıştırır.
Sen gittiğinde, ben de giderim.
Gittiğin uzaklıkların tam tersinde sana ulaşmaya çalışır, kendime yenilirim. Utanmak gelmez aklıma her gördüğüm cansız ruha seni sorarım. Tanımazlar seni. Oysa beni görenler senin de varlığını anlar. Kimlik kartı olarak seni taşırım. Umulmadık çevirmelerde kolluk kuvvetlerine seni takdim eder, iş başvurularına imzayı hep �sen� diye atarım. Doktorlar sıhhatimi öğrenmek için seni dinlerle. Senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerimde seni görmek isterler. Tüm tahlil sonuçları sen çıkar.
Danışmalara seni rehin bırakırım. Çıkışta seni ceketimin iç cebine koyarım. Kalbimin üzerinde sen durursun. Biliyor musun benim varlığımı bana, en iyi sen kanıtlıyorsun.
Sen gittiğinde, söz de bitiyor.
ve sensizlik, senin kadar ağır geliyor.
Cu'n
Hoşgelmiş bebeğim, birtanem, kuşum yazar.
Gel kız kahve içip gıybetleyelim.
Gel kız kahve içip gıybetleyelim.
Varsa bir hosgeldiniz.
Alirim.
Alirim.
ingilizce okumaya çalıştığım nik. Bu ney ya deyip durdum bi 10 saniye.
Heceli nik almış bir yazar. Hoş gelmiş.
Heceli nik almış bir yazar. Hoş gelmiş.
gel gel panayır var,hoş gelmiştir.
Ne kadar ingilizce bir sozluk.
Arkadaslar degistireyim mi acaba ya?
Yoksa git git git gitme demek istemistim.
Sevgiler. Saygilar.
Arkadaslar degistireyim mi acaba ya?
Yoksa git git git gitme demek istemistim.
Sevgiler. Saygilar.
Git me. Daha bunlar iyi günlerin.
Yarin saattir git mi diye okuyup aptal ile mi'yi birlestirmeye calisiyordum.
Hos geldin.
Hos geldin.
tatlı dilli ve eminim ki çok özel bir insan kendisini tanıdığıma çok sevindim. Onun gibi insanlar nadir günümüzde. Yazdıklarıyla da farkını ortaya koymuş.
Hoş gelmiş iyi ki gelmiş.
Hoş gelmiş iyi ki gelmiş.
(bkz: goethe)
Bir git diyor bir me diyor. insanmısın koyun musun anlamadım...
Git me. Git me. Git me kal bu şe hir de. Git me. Git me. Ya zık o lur bi ze.
kay be din ce da ha çok se ve cek sin.
(bkz: give me)
(bkz: get me)
Kimseye zarari dokunmaz kendinden baska.
Oyle de manyaktir.
Tesekkur ederim guzel sozleriniz icin
Bi sevinicem surda.
Oyle de manyaktir.
Tesekkur ederim guzel sozleriniz icin
Bi sevinicem surda.
Kız gördün mü Defne salağı yine kaçtı.
Kız bak acıklı acıklı konuşuyorsun utanmasam ağliycam.
incitmeyin ulan prensesişkomu.
incitmeyin ulan prensesişkomu.
Dünyalar güzeli prenses yazar.
Çay demliyorum kalk gel.
Çay demliyorum kalk gel.
Gözleri gerçekten güzel yazar.
Kıskandı.
tas hatunlugunun yaninda bal gibi, cici bi insandir. Feci aliskanlik yapar, enerjisini sevdigim insan...
Kadin kilikli türkçe ogretmeni. Donuzla gec.
iyi kalpli,
Düşünceli,
Güzel görüşlü,
Böyle nasıl desem..
Can yazar.
Aşkım yazar.
Hayatınıza girdiğinde bir daha asla kaybetmek istemeyeceğiniz yeganelerden.
Editoşki: kıskanç yazarlar eksiliyor
Düşünceli,
Güzel görüşlü,
Böyle nasıl desem..
Can yazar.
Aşkım yazar.
Hayatınıza girdiğinde bir daha asla kaybetmek istemeyeceğiniz yeganelerden.
Editoşki: kıskanç yazarlar eksiliyor
Gitsin bence.
güncel Önemli Başlıklar
