bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri36
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir9
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi10
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı6
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi12
- akıllı telefon kullanan erkek7
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak8
- terhis oluyorum sözlük17
- victor osimhen9
- hesabını gizliye alan yazar5
- harman olmak2
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi5
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı7
- deniz altında nasıl nefes alınır5
- eşcinsel olduğunu belli etme yolları2
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- sevgilim başkasıyla birlikte olmamdan hoşlanıyor2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı4
- şu anda dinlenen şarkı3
- kale 3112'nin profil resmindeki kişi3
- fatma betülüm yapmaz13
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- 1 2 saat önce kaza yapmış olmam5
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- kokoreç2
- orhan gencebay'ın hayatının film olması2
- almanyaya işçi yazılmak5
- arif sefa özdemir4
- fatma betül sayan kaya27
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- sözlük yazarlarının olası meslekleri6
- ab'nin stratejik uyum talebi ve türkiye2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- münafık9
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- balık hazır herkese afiyet olsun5
- trafik kurallarına uymayan trafik polisi2
- bir şeyler söyle7
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum6
- trafikte korna çalmanın işlevi3
- dursun özbek3
- kaç gammaz var9
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır7
- grup vitamin5
- markaların whatsapptan mesaj atması4
- kene hatun2
- şabat kitabı3
Gittiğimde ilkbahardı. Ilık ve tadında yaşanmamış uzun bir kış ertesi gelen hüzünlü bir ilkbahar. Kışları severim aslında, her ne kadar zorlukları beraberinde getirse de. Hangi mevsimde yoktur ki soğuk...
Yüreğimin mevsimi sonbahardı. Tatlı ve yakıcı kısa bir yazdan arda kalan sararmış güz yaprakları. Yerlere yığılmış, üzerine basılmayı bekleyen.
Şimdi karışık bir mevsimdeyim. Yarı soğuk, yarı sıcak, yarı ılık... Kendimden yoksun, bensizlikte kaybolmuş ben. Giderek küçülen bir ayrıntı da; sen yoksun.
Mektubunu dün aldım. Bana nasıl ulaştığına anlam verememiş şaşkın ve heyecanlı bakışlarla açtım zarfı. Hoş bir koku yayıldı zarfı açınca. içinden iki küçük menekşe düştü. Onları görünce gözlerim buğulandı. işte yüreğimin kışı başladı. Mektubu açmadım, eve gidince okuyacaktım. Adımlarım giderek hızlanıyordu bir an önce varabilmek için eve. O kadar dalmışım ki karşıdan koşarak gelen küçük kız çocuğunu fark etmemişim bile. Olan oldu tabi, çarpıştık. Bir zarar gelecek korkusuyla sımsıkı tutmuşum küçük, sevimli kızın kollarını. Boncuk boncuk gözleri, gülümseyen muzip suratı ve porselen bebeklerinkini andıran güzel elbisesi, şirin pabuçları ile karşımda duruyordu. Annesinin kızgın bağırışıyla irkildim. Küçük kız cebinden aceleyle çıkardığı meyveyi elime tutuşturdu ve koşturarak annesinin yanına gitti...
Yürümeye devam ederken meyveyi ağzıma attım. Mayhoş bir tadı vardı. Önce yüzüm ekşidi, sonra yine sen geldin aklıma. Yüzümü böyle ekşittiğimde hep yanaklarımı aşağı indirir, eğlenirdin yüzüme bakarak. Bense hep kızardım sana, sinirlenirdim. Sonra bana sarılıp yüzümdeki bu ifadeyi görebilmek için her şeyi yapabileceğini söylerdin.
Bu satırları yazarken bile yüreğimde batıp çıkan gemileri su üstünde tutabilmek için çok çaba harcıyorum.
Neyse mektup demiştim. Eve ulaştığımda ilk işim mektubu açmak oldu. ilk satırlar ürküttü beni. Soğuk bir merhabayla başlayan boş bir giriş. Belli ki cümleleri bir araya toplamak için çok uğraşmışsın. " Gittiğinde ilkbahardı " .işte en tutuk cümlen. Üç mevsim geçmiş gidişimin üstünden. Kışı anlatmışsın bana. Sanki beni bana anlatmışsın.
Satırların ürkek ve yorgun. Özledin beni demek. Onca zamandan sonra hayatımı değiştirip, yeni bir düzen kurup, özellikle de sensizliğe alışmışken neden, neden hayatıma bu apansız girişin. Keşkelere, belkilere, o tereddütlü hikayeye neden tekrar soktun beni. Ama bu sefer biraz daha farklı, biraz daha yorgun ve tereddütlü hikayem...
Yüreğimin mevsimi sonbahardı. Tatlı ve yakıcı kısa bir yazdan arda kalan sararmış güz yaprakları. Yerlere yığılmış, üzerine basılmayı bekleyen.
Şimdi karışık bir mevsimdeyim. Yarı soğuk, yarı sıcak, yarı ılık... Kendimden yoksun, bensizlikte kaybolmuş ben. Giderek küçülen bir ayrıntı da; sen yoksun.
Mektubunu dün aldım. Bana nasıl ulaştığına anlam verememiş şaşkın ve heyecanlı bakışlarla açtım zarfı. Hoş bir koku yayıldı zarfı açınca. içinden iki küçük menekşe düştü. Onları görünce gözlerim buğulandı. işte yüreğimin kışı başladı. Mektubu açmadım, eve gidince okuyacaktım. Adımlarım giderek hızlanıyordu bir an önce varabilmek için eve. O kadar dalmışım ki karşıdan koşarak gelen küçük kız çocuğunu fark etmemişim bile. Olan oldu tabi, çarpıştık. Bir zarar gelecek korkusuyla sımsıkı tutmuşum küçük, sevimli kızın kollarını. Boncuk boncuk gözleri, gülümseyen muzip suratı ve porselen bebeklerinkini andıran güzel elbisesi, şirin pabuçları ile karşımda duruyordu. Annesinin kızgın bağırışıyla irkildim. Küçük kız cebinden aceleyle çıkardığı meyveyi elime tutuşturdu ve koşturarak annesinin yanına gitti...
Yürümeye devam ederken meyveyi ağzıma attım. Mayhoş bir tadı vardı. Önce yüzüm ekşidi, sonra yine sen geldin aklıma. Yüzümü böyle ekşittiğimde hep yanaklarımı aşağı indirir, eğlenirdin yüzüme bakarak. Bense hep kızardım sana, sinirlenirdim. Sonra bana sarılıp yüzümdeki bu ifadeyi görebilmek için her şeyi yapabileceğini söylerdin.
Bu satırları yazarken bile yüreğimde batıp çıkan gemileri su üstünde tutabilmek için çok çaba harcıyorum.
Neyse mektup demiştim. Eve ulaştığımda ilk işim mektubu açmak oldu. ilk satırlar ürküttü beni. Soğuk bir merhabayla başlayan boş bir giriş. Belli ki cümleleri bir araya toplamak için çok uğraşmışsın. " Gittiğinde ilkbahardı " .işte en tutuk cümlen. Üç mevsim geçmiş gidişimin üstünden. Kışı anlatmışsın bana. Sanki beni bana anlatmışsın.
Satırların ürkek ve yorgun. Özledin beni demek. Onca zamandan sonra hayatımı değiştirip, yeni bir düzen kurup, özellikle de sensizliğe alışmışken neden, neden hayatıma bu apansız girişin. Keşkelere, belkilere, o tereddütlü hikayeye neden tekrar soktun beni. Ama bu sefer biraz daha farklı, biraz daha yorgun ve tereddütlü hikayem...
gidişim, hasta ve ağlamaklı...gidişim, ani ve dönmeyecek kadar kararlı...gidişim, bir uçurtmanın gökyüzünde süzülmesi gibi sessiz ve derinden...gidişim, kimine hüzün, kiminin yüzüne tebessüm...gidişim, kalana ders verir gibi...gidişim, titreyen beden...
gidişim, sevmek ve sevilmek için...gidişim,
müsait bir yerde inmek ister gibi...
gidişim, sevmek ve sevilmek için...gidişim,
müsait bir yerde inmek ister gibi...
sonunda gidiyorum artık bak işte. bilmezsin sen nedenini. bilmek istemezsin çünkü. böylesi daha kolay oluyor senin için. şaşırmış gibi sorarsın bana niye diye. hani hep derdin ya bana hiç fedakarlık yapmadın diye. bak işte şimdi yapıyorum.
ama ilk kez, sana ona şuna değil, sadece kendime.
ben sana hala kıyamıyorum. okuyamıyorum, yazamıyorum, çizemiyorum. yeni farkettim ben hiç söylememişim sana nekadar çok kırıldığımı. boşver demişim; ne gelecekse senden gelsin, sevinç de hüzün de.
bağışıklık kazanmış bünyem hergün türü değişen; senden gelen hüzünlere.
sıradan özür dileyişlerini köreltmişim. adeta kendimi bitirmişim.
yazıklar olsun sana; bilmemek, anlamamak için yaptığın inadına yazıklar olsun.
herşey şimdi daha iyi şekilleniyor yeni yeni anlıyorum. sen öyle inandırmışsın ki beni değersizliğime. öyle bencilliğinle mecbur etmişsin ki beni kendine. *şaşırıp kalıyorum bazen. senden gelen ufacık duygu kırıntıları ile; oynadığım mutluluk oyunlarına. nasılda kör olabilmişim bukadar. bencilliklerini görememişim.
yazık olmuş hüzün rengine boyadığım gecelerime...
artık senin için dökülen bir damla gözyaşıma bile kıyamıyorum.
AMA BU HAYAT BENiM...HÜZNÜM KEDERiM SEViNCiM...GiDiYORUM BEN...
ama ilk kez, sana ona şuna değil, sadece kendime.
ben sana hala kıyamıyorum. okuyamıyorum, yazamıyorum, çizemiyorum. yeni farkettim ben hiç söylememişim sana nekadar çok kırıldığımı. boşver demişim; ne gelecekse senden gelsin, sevinç de hüzün de.
bağışıklık kazanmış bünyem hergün türü değişen; senden gelen hüzünlere.
sıradan özür dileyişlerini köreltmişim. adeta kendimi bitirmişim.
yazıklar olsun sana; bilmemek, anlamamak için yaptığın inadına yazıklar olsun.
herşey şimdi daha iyi şekilleniyor yeni yeni anlıyorum. sen öyle inandırmışsın ki beni değersizliğime. öyle bencilliğinle mecbur etmişsin ki beni kendine. *şaşırıp kalıyorum bazen. senden gelen ufacık duygu kırıntıları ile; oynadığım mutluluk oyunlarına. nasılda kör olabilmişim bukadar. bencilliklerini görememişim.
yazık olmuş hüzün rengine boyadığım gecelerime...
artık senin için dökülen bir damla gözyaşıma bile kıyamıyorum.
AMA BU HAYAT BENiM...HÜZNÜM KEDERiM SEViNCiM...GiDiYORUM BEN...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com