bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri24
- claudian clouds33
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız6
- true'nun engelli olması6
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği5
- okan buruk9
- sarapci koala hatayi33
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- allah9
- moral olsun bik bik ime2
- meriç dükalığı8
- uğurcan çakır3
- icat edilmesi beklenen şeyler2
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- sözlük kızlarının kekleri24
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- gecenin şarkısı20
- sevdiğiniz yazarlar8
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- kafaya kese kağıdı geçirmek2
- amedspor maçından korkmak2
- tai lung9
- islamda namaz yoktur30
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- okan çık hesap ver4
- fusya semsiyeli yabanci22
- galatasaray10
- rafael leao2
- habire124
- kadir inanır'ın mirası4
- kadınlar4
- okan buruk'un yerine geçecek teknik direktör2
- sözlüğün ölü gibi olması5
- leroy sane2
- insanları birbirine düşürmek4
- trabzonspor5
- kürdistan10
- etli biber dolması5
- galatasaray trabzonspor kardeşliğinin bozulması2
- rakı arasında çay içmek2
- galatasaray rezil oldu2
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru2
- bana onu sormayin8
Gittiğimde ilkbahardı. Ilık ve tadında yaşanmamış uzun bir kış ertesi gelen hüzünlü bir ilkbahar. Kışları severim aslında, her ne kadar zorlukları beraberinde getirse de. Hangi mevsimde yoktur ki soğuk...
Yüreğimin mevsimi sonbahardı. Tatlı ve yakıcı kısa bir yazdan arda kalan sararmış güz yaprakları. Yerlere yığılmış, üzerine basılmayı bekleyen.
Şimdi karışık bir mevsimdeyim. Yarı soğuk, yarı sıcak, yarı ılık... Kendimden yoksun, bensizlikte kaybolmuş ben. Giderek küçülen bir ayrıntı da; sen yoksun.
Mektubunu dün aldım. Bana nasıl ulaştığına anlam verememiş şaşkın ve heyecanlı bakışlarla açtım zarfı. Hoş bir koku yayıldı zarfı açınca. içinden iki küçük menekşe düştü. Onları görünce gözlerim buğulandı. işte yüreğimin kışı başladı. Mektubu açmadım, eve gidince okuyacaktım. Adımlarım giderek hızlanıyordu bir an önce varabilmek için eve. O kadar dalmışım ki karşıdan koşarak gelen küçük kız çocuğunu fark etmemişim bile. Olan oldu tabi, çarpıştık. Bir zarar gelecek korkusuyla sımsıkı tutmuşum küçük, sevimli kızın kollarını. Boncuk boncuk gözleri, gülümseyen muzip suratı ve porselen bebeklerinkini andıran güzel elbisesi, şirin pabuçları ile karşımda duruyordu. Annesinin kızgın bağırışıyla irkildim. Küçük kız cebinden aceleyle çıkardığı meyveyi elime tutuşturdu ve koşturarak annesinin yanına gitti...
Yürümeye devam ederken meyveyi ağzıma attım. Mayhoş bir tadı vardı. Önce yüzüm ekşidi, sonra yine sen geldin aklıma. Yüzümü böyle ekşittiğimde hep yanaklarımı aşağı indirir, eğlenirdin yüzüme bakarak. Bense hep kızardım sana, sinirlenirdim. Sonra bana sarılıp yüzümdeki bu ifadeyi görebilmek için her şeyi yapabileceğini söylerdin.
Bu satırları yazarken bile yüreğimde batıp çıkan gemileri su üstünde tutabilmek için çok çaba harcıyorum.
Neyse mektup demiştim. Eve ulaştığımda ilk işim mektubu açmak oldu. ilk satırlar ürküttü beni. Soğuk bir merhabayla başlayan boş bir giriş. Belli ki cümleleri bir araya toplamak için çok uğraşmışsın. " Gittiğinde ilkbahardı " .işte en tutuk cümlen. Üç mevsim geçmiş gidişimin üstünden. Kışı anlatmışsın bana. Sanki beni bana anlatmışsın.
Satırların ürkek ve yorgun. Özledin beni demek. Onca zamandan sonra hayatımı değiştirip, yeni bir düzen kurup, özellikle de sensizliğe alışmışken neden, neden hayatıma bu apansız girişin. Keşkelere, belkilere, o tereddütlü hikayeye neden tekrar soktun beni. Ama bu sefer biraz daha farklı, biraz daha yorgun ve tereddütlü hikayem...
Yüreğimin mevsimi sonbahardı. Tatlı ve yakıcı kısa bir yazdan arda kalan sararmış güz yaprakları. Yerlere yığılmış, üzerine basılmayı bekleyen.
Şimdi karışık bir mevsimdeyim. Yarı soğuk, yarı sıcak, yarı ılık... Kendimden yoksun, bensizlikte kaybolmuş ben. Giderek küçülen bir ayrıntı da; sen yoksun.
Mektubunu dün aldım. Bana nasıl ulaştığına anlam verememiş şaşkın ve heyecanlı bakışlarla açtım zarfı. Hoş bir koku yayıldı zarfı açınca. içinden iki küçük menekşe düştü. Onları görünce gözlerim buğulandı. işte yüreğimin kışı başladı. Mektubu açmadım, eve gidince okuyacaktım. Adımlarım giderek hızlanıyordu bir an önce varabilmek için eve. O kadar dalmışım ki karşıdan koşarak gelen küçük kız çocuğunu fark etmemişim bile. Olan oldu tabi, çarpıştık. Bir zarar gelecek korkusuyla sımsıkı tutmuşum küçük, sevimli kızın kollarını. Boncuk boncuk gözleri, gülümseyen muzip suratı ve porselen bebeklerinkini andıran güzel elbisesi, şirin pabuçları ile karşımda duruyordu. Annesinin kızgın bağırışıyla irkildim. Küçük kız cebinden aceleyle çıkardığı meyveyi elime tutuşturdu ve koşturarak annesinin yanına gitti...
Yürümeye devam ederken meyveyi ağzıma attım. Mayhoş bir tadı vardı. Önce yüzüm ekşidi, sonra yine sen geldin aklıma. Yüzümü böyle ekşittiğimde hep yanaklarımı aşağı indirir, eğlenirdin yüzüme bakarak. Bense hep kızardım sana, sinirlenirdim. Sonra bana sarılıp yüzümdeki bu ifadeyi görebilmek için her şeyi yapabileceğini söylerdin.
Bu satırları yazarken bile yüreğimde batıp çıkan gemileri su üstünde tutabilmek için çok çaba harcıyorum.
Neyse mektup demiştim. Eve ulaştığımda ilk işim mektubu açmak oldu. ilk satırlar ürküttü beni. Soğuk bir merhabayla başlayan boş bir giriş. Belli ki cümleleri bir araya toplamak için çok uğraşmışsın. " Gittiğinde ilkbahardı " .işte en tutuk cümlen. Üç mevsim geçmiş gidişimin üstünden. Kışı anlatmışsın bana. Sanki beni bana anlatmışsın.
Satırların ürkek ve yorgun. Özledin beni demek. Onca zamandan sonra hayatımı değiştirip, yeni bir düzen kurup, özellikle de sensizliğe alışmışken neden, neden hayatıma bu apansız girişin. Keşkelere, belkilere, o tereddütlü hikayeye neden tekrar soktun beni. Ama bu sefer biraz daha farklı, biraz daha yorgun ve tereddütlü hikayem...
gidişim, hasta ve ağlamaklı...gidişim, ani ve dönmeyecek kadar kararlı...gidişim, bir uçurtmanın gökyüzünde süzülmesi gibi sessiz ve derinden...gidişim, kimine hüzün, kiminin yüzüne tebessüm...gidişim, kalana ders verir gibi...gidişim, titreyen beden...
gidişim, sevmek ve sevilmek için...gidişim,
müsait bir yerde inmek ister gibi...
gidişim, sevmek ve sevilmek için...gidişim,
müsait bir yerde inmek ister gibi...
sonunda gidiyorum artık bak işte. bilmezsin sen nedenini. bilmek istemezsin çünkü. böylesi daha kolay oluyor senin için. şaşırmış gibi sorarsın bana niye diye. hani hep derdin ya bana hiç fedakarlık yapmadın diye. bak işte şimdi yapıyorum.
ama ilk kez, sana ona şuna değil, sadece kendime.
ben sana hala kıyamıyorum. okuyamıyorum, yazamıyorum, çizemiyorum. yeni farkettim ben hiç söylememişim sana nekadar çok kırıldığımı. boşver demişim; ne gelecekse senden gelsin, sevinç de hüzün de.
bağışıklık kazanmış bünyem hergün türü değişen; senden gelen hüzünlere.
sıradan özür dileyişlerini köreltmişim. adeta kendimi bitirmişim.
yazıklar olsun sana; bilmemek, anlamamak için yaptığın inadına yazıklar olsun.
herşey şimdi daha iyi şekilleniyor yeni yeni anlıyorum. sen öyle inandırmışsın ki beni değersizliğime. öyle bencilliğinle mecbur etmişsin ki beni kendine. *şaşırıp kalıyorum bazen. senden gelen ufacık duygu kırıntıları ile; oynadığım mutluluk oyunlarına. nasılda kör olabilmişim bukadar. bencilliklerini görememişim.
yazık olmuş hüzün rengine boyadığım gecelerime...
artık senin için dökülen bir damla gözyaşıma bile kıyamıyorum.
AMA BU HAYAT BENiM...HÜZNÜM KEDERiM SEViNCiM...GiDiYORUM BEN...
ama ilk kez, sana ona şuna değil, sadece kendime.
ben sana hala kıyamıyorum. okuyamıyorum, yazamıyorum, çizemiyorum. yeni farkettim ben hiç söylememişim sana nekadar çok kırıldığımı. boşver demişim; ne gelecekse senden gelsin, sevinç de hüzün de.
bağışıklık kazanmış bünyem hergün türü değişen; senden gelen hüzünlere.
sıradan özür dileyişlerini köreltmişim. adeta kendimi bitirmişim.
yazıklar olsun sana; bilmemek, anlamamak için yaptığın inadına yazıklar olsun.
herşey şimdi daha iyi şekilleniyor yeni yeni anlıyorum. sen öyle inandırmışsın ki beni değersizliğime. öyle bencilliğinle mecbur etmişsin ki beni kendine. *şaşırıp kalıyorum bazen. senden gelen ufacık duygu kırıntıları ile; oynadığım mutluluk oyunlarına. nasılda kör olabilmişim bukadar. bencilliklerini görememişim.
yazık olmuş hüzün rengine boyadığım gecelerime...
artık senin için dökülen bir damla gözyaşıma bile kıyamıyorum.
AMA BU HAYAT BENiM...HÜZNÜM KEDERiM SEViNCiM...GiDiYORUM BEN...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar