bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- insanlık nasıl geliştirilebilir10
- sözlüğün yeni tasarımı14
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- fatma betül sayan kaya10
- iyi menemenin sırrı18
- kötüye bir şey olmaz4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- hayatın anlamı ne7
- muslettin amca23
- gece gelen açlık7
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- alexander nübel7
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- sigara içmek8
- yeraltı varlıkları7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- mazide kalmış sözlük yazarları3
- kendimi intihar edeceğim4
- aşk bir yemek olsaydı8
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- gülşen in memeleri14
- sözlüğe ne oldu5
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- mehmet şimşek5
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- arabayı satıp akülü araba almak3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- vincenzo italiano3
- beşiktaş4
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- ucanpembekoala5
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- gülden karaböcek3
- hamas denince akla gelenler11
- caligula'nın korkusu5
- sözlükte kim kimle sevgili27
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- toplumsal çürüme7
- tuborg ice7
- üniversite yıllarını özlemek4
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- hangi yemek nerede yenir4
- futbol16
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- memeliler kaça ayrılır3
sosyolojinin bir bilim disiplini olarak kabul görmediği dönemlerde ona güzel bir don biçmek amacıyla "toplum nedir?" , " sosyoloji toplumu nasıl araştırmalıdır?" , "sosyolojinin problem alanları nelerdir?" soruları etrafında tartışmalar yürütür. bu tartışmaları da 'sosyolojinin temel problemleri' adlı makalesinde toplar.
ona göre "toplum nedir?" sorusunun cevabı oldukça basittir: insanlar arasındaki etkileşim. doğal olarak sosyolojinin kendine özgü ilgi alanı da temel toplumsal etkileşim biçimleridir.bu alanla ilgili çalışmalarda biçim/form ve içerik ayrımı yapılarak başlamalıdır. burada da kant'ın hatta hume'un soluğunu hissedebiliyoruz. tabi biçim simmel için daha önemlidir. misal; sınıf mücadelesinin doğası ve sonuçlarını anlamaya çalışır ama oturup bir grevi gözlemleyerek bir sonuca varmaya çalışmaz.
sosyolojinin problem alanlarını ise üç alan olarak belirlemiştir:genel sosyoloji,saf ve formel sosyoloji,felsefi sosyoloji.
genel sosyoloji, tüm tarihsel hayatın araştırılmasıyla ilgilenir. ama durkhiem ve comte'un sosyal evrimci anlayışı gibi değil.gerçi nasıl olması gerektiğini simmel kendisi bile bilemiyor.
ikincisi,temel etkileşim biçimlerinin tarihten bağımsız bir şekilde ele alınmasını gerektiren saf ve formel sosyoloji.
felsefi sosyoloji ise simmel'in 'insanın varoluş amacı toplum mudur,yoksa toplum sadece bireysel hedeflerin bir aracı mıdır? gibi sorular sorup içinden çıkamadığı bir alandır.
simmel'in belirlediği bu 3 alandan 1. ve 3. alanlar kendisi dahil kimseyi tatmin edecek metodolojiye kavuşamamıştır.ama simmel'i simmel yapan 2. alandır.
formel sosyolojide, sosyal tipler,sır ve sır toplumu,moda,çatışma,inançlık ve minnmettarlık,soyluluk,tabi kılma ve tabi olma,grup ilişkileri ağı gibi konularla haşır neşir olduğu görülür.
ayrıca sosyal tiplerinden en meşhuru yabancıdır. diğerleri:cimri,müsrif,maceracı ve asilzadedir.
yine kendi kavramlarından biri olan toplumsal geometriyle alakalı görüşleride oldukça ilginçtir.iki kişilik grupla üç kişilik grup arasındaki farktan söz eder.kısaca, üçüncü eklenince ilişkinin/grubun boku çıkarmış.
yazdıklarının söylediklerinin değeri moderniteyle birlikte daha da bir idrak edilen zattır kendisi.
yanılmıyorsam türkçeye çevrilmiş bir tane kitabı vardır * o da çevirmenleri arasında tanıl bora'nın da bulunduğu,"modern kültürde çatışma adlı eseridir.
birazda magazin:simmel'in babası musevi bir iş adamıdır ama kendisi hristiyan bir dadı tarafından büyütülmüştür.italyancası iyidir.
berlin üniversitesinde,max weber ve edmund husserl'in desteğine rağmen profesör kadrosuna uzun süre alınmamış.
1910 'da weber ile birlikte alman sosyoloji derneğini kurmuştur.
ona göre "toplum nedir?" sorusunun cevabı oldukça basittir: insanlar arasındaki etkileşim. doğal olarak sosyolojinin kendine özgü ilgi alanı da temel toplumsal etkileşim biçimleridir.bu alanla ilgili çalışmalarda biçim/form ve içerik ayrımı yapılarak başlamalıdır. burada da kant'ın hatta hume'un soluğunu hissedebiliyoruz. tabi biçim simmel için daha önemlidir. misal; sınıf mücadelesinin doğası ve sonuçlarını anlamaya çalışır ama oturup bir grevi gözlemleyerek bir sonuca varmaya çalışmaz.
sosyolojinin problem alanlarını ise üç alan olarak belirlemiştir:genel sosyoloji,saf ve formel sosyoloji,felsefi sosyoloji.
genel sosyoloji, tüm tarihsel hayatın araştırılmasıyla ilgilenir. ama durkhiem ve comte'un sosyal evrimci anlayışı gibi değil.gerçi nasıl olması gerektiğini simmel kendisi bile bilemiyor.
ikincisi,temel etkileşim biçimlerinin tarihten bağımsız bir şekilde ele alınmasını gerektiren saf ve formel sosyoloji.
felsefi sosyoloji ise simmel'in 'insanın varoluş amacı toplum mudur,yoksa toplum sadece bireysel hedeflerin bir aracı mıdır? gibi sorular sorup içinden çıkamadığı bir alandır.
simmel'in belirlediği bu 3 alandan 1. ve 3. alanlar kendisi dahil kimseyi tatmin edecek metodolojiye kavuşamamıştır.ama simmel'i simmel yapan 2. alandır.
formel sosyolojide, sosyal tipler,sır ve sır toplumu,moda,çatışma,inançlık ve minnmettarlık,soyluluk,tabi kılma ve tabi olma,grup ilişkileri ağı gibi konularla haşır neşir olduğu görülür.
ayrıca sosyal tiplerinden en meşhuru yabancıdır. diğerleri:cimri,müsrif,maceracı ve asilzadedir.
yine kendi kavramlarından biri olan toplumsal geometriyle alakalı görüşleride oldukça ilginçtir.iki kişilik grupla üç kişilik grup arasındaki farktan söz eder.kısaca, üçüncü eklenince ilişkinin/grubun boku çıkarmış.
yazdıklarının söylediklerinin değeri moderniteyle birlikte daha da bir idrak edilen zattır kendisi.
yanılmıyorsam türkçeye çevrilmiş bir tane kitabı vardır * o da çevirmenleri arasında tanıl bora'nın da bulunduğu,"modern kültürde çatışma adlı eseridir.
birazda magazin:simmel'in babası musevi bir iş adamıdır ama kendisi hristiyan bir dadı tarafından büyütülmüştür.italyancası iyidir.
berlin üniversitesinde,max weber ve edmund husserl'in desteğine rağmen profesör kadrosuna uzun süre alınmamış.
1910 'da weber ile birlikte alman sosyoloji derneğini kurmuştur.
1858-1918 yillari arasinda yasamis yahudi filozof, sosyolog ve yazardır. En önemli eserlerinden biri ''Philosophie des Geldes'' (Paranın Felsefesi)dir.
simmel'deb bir alıntı;
''voltair'e göre insanın bir tanrı fikrine o kadar çok ihtiyacı vardır ki,tanrı olmasaydı onu icat etmek gerekirdi... ancak tanrı'ya karşı alınan olumsuz tavır, ondan uzaklaşan devinim öyle derin anlamlar kazanır ki... an gelir şu iddia edilebilir: Bir tanrı olsaydı bile, onu inkar etmek gerekirdi. (1899)''
simmel'deb bir alıntı;
''voltair'e göre insanın bir tanrı fikrine o kadar çok ihtiyacı vardır ki,tanrı olmasaydı onu icat etmek gerekirdi... ancak tanrı'ya karşı alınan olumsuz tavır, ondan uzaklaşan devinim öyle derin anlamlar kazanır ki... an gelir şu iddia edilebilir: Bir tanrı olsaydı bile, onu inkar etmek gerekirdi. (1899)''
(bkz: formel sosyoloji)
üstün insan ile ilgili idealini, başka bir boyuttan ele almıştır;
insanlık, her döneminde, yalnızca sürekli olarak yinelenebilecek sınırlı sayıda evrim biçimleriyle donatılabilir; oysa üst insan ideali, geleceğe doğru yönelen düz bir evrim çizgisi talep eder.
insanlık, her döneminde, yalnızca sürekli olarak yinelenebilecek sınırlı sayıda evrim biçimleriyle donatılabilir; oysa üst insan ideali, geleceğe doğru yönelen düz bir evrim çizgisi talep eder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar