bugün
- üstteki yazarı öv12
- götümü de açsam bakmayacaksınız12
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması5
- haluk levent3
- uysaljakoben12
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış7
- sürekli cinsellikten bahseden erkek7
- elektrot2
- haluk levent in gözaltına alınması2
- 40 yaşından sonra iş bulunamaması2
- pazar gününün 2dk sürmesi2
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek4
- karısının ayaklarını sözlükte paylaşan yazar4
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması16
- sözlükteki ayaksever karşıtı blok10
- uysaljakobene burç baktırmak2
- kitap alıntıları3
- kaliteli insanı belli eden detaylar8
- haluk levent'e para emanet etmek4
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı5
- ssk yemek servis dolgun maaş2
- iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi4
- kitap okuma enayiliği2
- el fetişisti olmak4
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı25
- muslettin amca9
- askere gitmenin sanılanın aksine keyifli olması9
- geniş omuzlu kadınlar10
- pazar gününü sözlükte geçiren ezik insan9
- liseli otuzbircinin gündüz düşleri3
- hizmet sektöründe çalışanlara eziyet eden kişimsi4
- hızlı para kazanmanın yolları2
- dinler tarihinin en önemli olayı7
- hayaldeki erkek3
- colorado2
- tanga giyen sözlük kızları4
- hafta içi izin yapmak vs haftasonu izin yapmak2
- instagram'dan kız takip etmek2
- cemaat kurup çomar sövüşlemek4
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı14
- birader ateşin var mı diyen kız3
- erkeklerde testosteronun 50 azalması5
- ekşi sözlükten başlık araklamak4
- biraderlere laf edenler8
- herkesin salonunda kamera ve mikrofon olması3
- boşanma sebepleri2
- lindsey graham5
- ayak fetişizmi6
- 12 temmuz 20262
- apartmanda tadilat yapan komşu terbiyesizliği6
Gen transferi ile ilgili cok onemli bir haber yayinlandi...
Mini deniz avcısı, avından gen çalabiliyor!
University of British Columbia'daki (UBC) araştırmacılar, ufak bir deniz canlısı üzerinde yaptığı çalışmalar, bu canlının oldukça sıra dışı bir hayatta kalma stratejisi uyguladığını gösterdi.
Nature Communications'da yayınlanan çalışmada, dinoflagellate grubunda bulunan Oxyrrhis marina'nın avcılık yeteneklerinin oldukça gelişmiş olduğunu, bu deniz canlısının avladığı canlılardan gen çalabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda çalışmada da görev alan, UBC Botanik Profesörü Patrick Keeling bu durumun oldukça sıra dışı olduğu belirterek,
''Önümüzde, yatay gen transferinin ya da uzaktan ilişkili türler arasındaki gen geçişinin oldukça ilginç bir örneği bulunuyor'' diyor.
( Ek bilgi : Yatay gen transferi, bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.)
Keeling, gerçekleştirdikleri araştırmalarını şöyle özetliyor:
''Çalışmamız, Oxyrrhis marina türünün, genellikle deniz bakterilerinde bulunan ve fotosentezde görevli bir geni, avladığı diğer hücrelerden aldığını gösteriyor. işin daha ilginç kısmı, bu gen rhodopsin adı verilen bir proteini kodluyor. Aslında bir fotoreseptör olan bu protein, ışığın enerjiye dönüştürülmesinde görev alıyor.''
insanların gözlerinde de rhodopsin'e oldukça benzeyen, opsin adında bir protein bulunuyor.
Opsin proteinleri, düşük ışık koşullarında görmemizi sağlar.
Ancak bakterilerdeki rhodopsin'in aksine enerji üretimi gerçekleştirmezler.
Keeling, bu durumun tam da
'Ne yiyorsanız osunuz' (you are what you eat) kavramını açıkladığını belirtiyor.
Çünkü Oxyrrhis marina bu yolla o kadar fazla rhodopsin üretimi gerçekleştiriyor ki, tüm yapısı, rhodopsine özgü pembe rengine dönüşebiliyor.
Keeling bu sıra dışı avcının bu sebeple -bakterilerin yaptığı gibi- rhodopsini kullanarak ışıktan enerji elde ettiğini ifade ederek,
''Işıktan elde ettiği bu enerjiyi, muhtemelen bu genin sahibi olan bakterileri sindirmekte kullanıyor. Oldukça düzgün işleyen bir metabolik stratejisi olmalı''diyor.
Oxyrrhis marina, kızıl gel-git'lerden sorumlu olan deniz planktonları ailesinin bir üyesi.
Dünyanın birçok yerinde, sığ sularda oldukça görülüyor.
UBC'nin gerçekleştirdiği çalışmada görüldüğü gibi sıra dışı avcılık özelliklerine sahip olan bu tür, ortamda yeterince av olmadığında kendi türündeki diğer bireyleri de yiyebiliyor.
( Ek bilgi : Kızıl gelgit (red tide), denizlerde bir ya da birden fazla fitoplankton türünün aniden artışı sonucunda yoğunluklarının artması sonucunda suyun renginin kırmızı yada kahverengi bir hal almasına verilen biyolojik bir doğa olayıdır.)
Keeling, ''Bu canlı, 'avcı' terimini sonuna kadar hak ediyor. Öyle ki, kendisi kadar büyük hücreleri bile kolaylıkla tüketebiliyor'' diyor ve Oxyrrhis marina'nın oldukça zor öldürülen bir canlı olduğunu ekliyor.
Kaynak: http://www.physorg.com/ne...ator-unique-survival.html
http://www.bilimvegelecek...ter=1348&logx=b4a5289
Mini deniz avcısı, avından gen çalabiliyor!
University of British Columbia'daki (UBC) araştırmacılar, ufak bir deniz canlısı üzerinde yaptığı çalışmalar, bu canlının oldukça sıra dışı bir hayatta kalma stratejisi uyguladığını gösterdi.
Nature Communications'da yayınlanan çalışmada, dinoflagellate grubunda bulunan Oxyrrhis marina'nın avcılık yeteneklerinin oldukça gelişmiş olduğunu, bu deniz canlısının avladığı canlılardan gen çalabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda çalışmada da görev alan, UBC Botanik Profesörü Patrick Keeling bu durumun oldukça sıra dışı olduğu belirterek,
''Önümüzde, yatay gen transferinin ya da uzaktan ilişkili türler arasındaki gen geçişinin oldukça ilginç bir örneği bulunuyor'' diyor.
( Ek bilgi : Yatay gen transferi, bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.)
Keeling, gerçekleştirdikleri araştırmalarını şöyle özetliyor:
''Çalışmamız, Oxyrrhis marina türünün, genellikle deniz bakterilerinde bulunan ve fotosentezde görevli bir geni, avladığı diğer hücrelerden aldığını gösteriyor. işin daha ilginç kısmı, bu gen rhodopsin adı verilen bir proteini kodluyor. Aslında bir fotoreseptör olan bu protein, ışığın enerjiye dönüştürülmesinde görev alıyor.''
insanların gözlerinde de rhodopsin'e oldukça benzeyen, opsin adında bir protein bulunuyor.
Opsin proteinleri, düşük ışık koşullarında görmemizi sağlar.
Ancak bakterilerdeki rhodopsin'in aksine enerji üretimi gerçekleştirmezler.
Keeling, bu durumun tam da
'Ne yiyorsanız osunuz' (you are what you eat) kavramını açıkladığını belirtiyor.
Çünkü Oxyrrhis marina bu yolla o kadar fazla rhodopsin üretimi gerçekleştiriyor ki, tüm yapısı, rhodopsine özgü pembe rengine dönüşebiliyor.
Keeling bu sıra dışı avcının bu sebeple -bakterilerin yaptığı gibi- rhodopsini kullanarak ışıktan enerji elde ettiğini ifade ederek,
''Işıktan elde ettiği bu enerjiyi, muhtemelen bu genin sahibi olan bakterileri sindirmekte kullanıyor. Oldukça düzgün işleyen bir metabolik stratejisi olmalı''diyor.
Oxyrrhis marina, kızıl gel-git'lerden sorumlu olan deniz planktonları ailesinin bir üyesi.
Dünyanın birçok yerinde, sığ sularda oldukça görülüyor.
UBC'nin gerçekleştirdiği çalışmada görüldüğü gibi sıra dışı avcılık özelliklerine sahip olan bu tür, ortamda yeterince av olmadığında kendi türündeki diğer bireyleri de yiyebiliyor.
( Ek bilgi : Kızıl gelgit (red tide), denizlerde bir ya da birden fazla fitoplankton türünün aniden artışı sonucunda yoğunluklarının artması sonucunda suyun renginin kırmızı yada kahverengi bir hal almasına verilen biyolojik bir doğa olayıdır.)
Keeling, ''Bu canlı, 'avcı' terimini sonuna kadar hak ediyor. Öyle ki, kendisi kadar büyük hücreleri bile kolaylıkla tüketebiliyor'' diyor ve Oxyrrhis marina'nın oldukça zor öldürülen bir canlı olduğunu ekliyor.
Kaynak: http://www.physorg.com/ne...ator-unique-survival.html
http://www.bilimvegelecek...ter=1348&logx=b4a5289
başlığı görünce yapay yolla yapılan eklemeler diye düşünmüştüm ama konu çok daha ilginçmiş.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar