bugün
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- sosyal olarak başarısız insanlar4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- birazdan geliyorum2
- tomşak dudaklı kezo4
- acıktım lan3
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- memleketime şiir3
- bilgi içerikli başlık girmek3
- saraca092
- çerçeve yasa31
- kitap okuma alışkanlığı4
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- romelu lukaku9
- backrooms3
- türbede dua etmenin şirk olması13
- g i l d e d l i l y10
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- anahtarı evde unutmak2
- don giymemek3
- manchester by the sea2
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- ama kafamız nasıl güzel2
- muslettin amca3
- ioc'dan identity graph a2
- yarından sonraki güne ne denir3
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi5
- eteğin altına pantolon giyen kız2
- 29 mayıs 19762
- bugün de ölmedik2
- bir güneşe bir de sana bakamam3
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- 12 ağustos 2026 trump'a truth social davası2
- kpss 20262
- sokakta öpüşmek7
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı4
- yurt dışı çıkış harcı8
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- engelleyen insan kibri6
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- özgür özel15
Gen transferi ile ilgili cok onemli bir haber yayinlandi...
Mini deniz avcısı, avından gen çalabiliyor!
University of British Columbia'daki (UBC) araştırmacılar, ufak bir deniz canlısı üzerinde yaptığı çalışmalar, bu canlının oldukça sıra dışı bir hayatta kalma stratejisi uyguladığını gösterdi.
Nature Communications'da yayınlanan çalışmada, dinoflagellate grubunda bulunan Oxyrrhis marina'nın avcılık yeteneklerinin oldukça gelişmiş olduğunu, bu deniz canlısının avladığı canlılardan gen çalabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda çalışmada da görev alan, UBC Botanik Profesörü Patrick Keeling bu durumun oldukça sıra dışı olduğu belirterek,
''Önümüzde, yatay gen transferinin ya da uzaktan ilişkili türler arasındaki gen geçişinin oldukça ilginç bir örneği bulunuyor'' diyor.
( Ek bilgi : Yatay gen transferi, bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.)
Keeling, gerçekleştirdikleri araştırmalarını şöyle özetliyor:
''Çalışmamız, Oxyrrhis marina türünün, genellikle deniz bakterilerinde bulunan ve fotosentezde görevli bir geni, avladığı diğer hücrelerden aldığını gösteriyor. işin daha ilginç kısmı, bu gen rhodopsin adı verilen bir proteini kodluyor. Aslında bir fotoreseptör olan bu protein, ışığın enerjiye dönüştürülmesinde görev alıyor.''
insanların gözlerinde de rhodopsin'e oldukça benzeyen, opsin adında bir protein bulunuyor.
Opsin proteinleri, düşük ışık koşullarında görmemizi sağlar.
Ancak bakterilerdeki rhodopsin'in aksine enerji üretimi gerçekleştirmezler.
Keeling, bu durumun tam da
'Ne yiyorsanız osunuz' (you are what you eat) kavramını açıkladığını belirtiyor.
Çünkü Oxyrrhis marina bu yolla o kadar fazla rhodopsin üretimi gerçekleştiriyor ki, tüm yapısı, rhodopsine özgü pembe rengine dönüşebiliyor.
Keeling bu sıra dışı avcının bu sebeple -bakterilerin yaptığı gibi- rhodopsini kullanarak ışıktan enerji elde ettiğini ifade ederek,
''Işıktan elde ettiği bu enerjiyi, muhtemelen bu genin sahibi olan bakterileri sindirmekte kullanıyor. Oldukça düzgün işleyen bir metabolik stratejisi olmalı''diyor.
Oxyrrhis marina, kızıl gel-git'lerden sorumlu olan deniz planktonları ailesinin bir üyesi.
Dünyanın birçok yerinde, sığ sularda oldukça görülüyor.
UBC'nin gerçekleştirdiği çalışmada görüldüğü gibi sıra dışı avcılık özelliklerine sahip olan bu tür, ortamda yeterince av olmadığında kendi türündeki diğer bireyleri de yiyebiliyor.
( Ek bilgi : Kızıl gelgit (red tide), denizlerde bir ya da birden fazla fitoplankton türünün aniden artışı sonucunda yoğunluklarının artması sonucunda suyun renginin kırmızı yada kahverengi bir hal almasına verilen biyolojik bir doğa olayıdır.)
Keeling, ''Bu canlı, 'avcı' terimini sonuna kadar hak ediyor. Öyle ki, kendisi kadar büyük hücreleri bile kolaylıkla tüketebiliyor'' diyor ve Oxyrrhis marina'nın oldukça zor öldürülen bir canlı olduğunu ekliyor.
Kaynak: http://www.physorg.com/ne...ator-unique-survival.html
http://www.bilimvegelecek...ter=1348&logx=b4a5289
Mini deniz avcısı, avından gen çalabiliyor!
University of British Columbia'daki (UBC) araştırmacılar, ufak bir deniz canlısı üzerinde yaptığı çalışmalar, bu canlının oldukça sıra dışı bir hayatta kalma stratejisi uyguladığını gösterdi.
Nature Communications'da yayınlanan çalışmada, dinoflagellate grubunda bulunan Oxyrrhis marina'nın avcılık yeteneklerinin oldukça gelişmiş olduğunu, bu deniz canlısının avladığı canlılardan gen çalabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda çalışmada da görev alan, UBC Botanik Profesörü Patrick Keeling bu durumun oldukça sıra dışı olduğu belirterek,
''Önümüzde, yatay gen transferinin ya da uzaktan ilişkili türler arasındaki gen geçişinin oldukça ilginç bir örneği bulunuyor'' diyor.
( Ek bilgi : Yatay gen transferi, bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.)
Keeling, gerçekleştirdikleri araştırmalarını şöyle özetliyor:
''Çalışmamız, Oxyrrhis marina türünün, genellikle deniz bakterilerinde bulunan ve fotosentezde görevli bir geni, avladığı diğer hücrelerden aldığını gösteriyor. işin daha ilginç kısmı, bu gen rhodopsin adı verilen bir proteini kodluyor. Aslında bir fotoreseptör olan bu protein, ışığın enerjiye dönüştürülmesinde görev alıyor.''
insanların gözlerinde de rhodopsin'e oldukça benzeyen, opsin adında bir protein bulunuyor.
Opsin proteinleri, düşük ışık koşullarında görmemizi sağlar.
Ancak bakterilerdeki rhodopsin'in aksine enerji üretimi gerçekleştirmezler.
Keeling, bu durumun tam da
'Ne yiyorsanız osunuz' (you are what you eat) kavramını açıkladığını belirtiyor.
Çünkü Oxyrrhis marina bu yolla o kadar fazla rhodopsin üretimi gerçekleştiriyor ki, tüm yapısı, rhodopsine özgü pembe rengine dönüşebiliyor.
Keeling bu sıra dışı avcının bu sebeple -bakterilerin yaptığı gibi- rhodopsini kullanarak ışıktan enerji elde ettiğini ifade ederek,
''Işıktan elde ettiği bu enerjiyi, muhtemelen bu genin sahibi olan bakterileri sindirmekte kullanıyor. Oldukça düzgün işleyen bir metabolik stratejisi olmalı''diyor.
Oxyrrhis marina, kızıl gel-git'lerden sorumlu olan deniz planktonları ailesinin bir üyesi.
Dünyanın birçok yerinde, sığ sularda oldukça görülüyor.
UBC'nin gerçekleştirdiği çalışmada görüldüğü gibi sıra dışı avcılık özelliklerine sahip olan bu tür, ortamda yeterince av olmadığında kendi türündeki diğer bireyleri de yiyebiliyor.
( Ek bilgi : Kızıl gelgit (red tide), denizlerde bir ya da birden fazla fitoplankton türünün aniden artışı sonucunda yoğunluklarının artması sonucunda suyun renginin kırmızı yada kahverengi bir hal almasına verilen biyolojik bir doğa olayıdır.)
Keeling, ''Bu canlı, 'avcı' terimini sonuna kadar hak ediyor. Öyle ki, kendisi kadar büyük hücreleri bile kolaylıkla tüketebiliyor'' diyor ve Oxyrrhis marina'nın oldukça zor öldürülen bir canlı olduğunu ekliyor.
Kaynak: http://www.physorg.com/ne...ator-unique-survival.html
http://www.bilimvegelecek...ter=1348&logx=b4a5289
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar