bugün
- kadir inanır'ın vefatı6
- herkesle iyi anlaşan insan10
- saraca finch house7
- 19 yaşında kızla yatmak14
- cüneyt arkın3
- tüm çıplaklığımla burdayım5
- bili bili yumurta3
- unutulmayan sadakat örnekleri6
- ilişkiye bir süre ara vermek10
- başbakanımız bizim için adeta ikinci peygamberdir5
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi8
- 5 vakit namaz kılan erkeklere bayılmak5
- pet shop boys dinleyip erkeğim diye dolaşmak3
- istanbul6
- hayatın ben şerefsizim seni üzerim deme şekli3
- ekşi ekşi kokan kezo2
- ankara nın en güzel yanı7
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız12
- gönül adamı2
- anın görüntüsü24
- 28 haziran 20263
- kahvaltıdan sonra rüzgarlı balkonda kestirmek3
- thereads2
- kemalist dünya26
- 1 temmuz kabotaj bayramı6
- elon musk3
- abd'nin iran'ı sıfırlaması4
- kucaklaşma günü3
- on bin tl'ye zallla sözlükte kalmak için antlaşmak2
- hala israil'e taraf olacak kadar sığır olmak2
- ilgi manyağı5
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik yazar3
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi6
- tamar tanrıyar4
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- mola4
- su içmek2
- kemal kılıçdaroğlu15
- ilkin aydın2
- üniversitelerin gereksiz olması17
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması4
- fait bey birader diamond biraderdir hedesi3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- genç olmanın en güzel yanı6
- kadir inanır22
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- içtim şarabı13
- eski eşle tekrar evlenmek5
- ona bir şey söyle11
- genç görünmeye çalışmak7
Gen transferi ile ilgili cok onemli bir haber yayinlandi...
Mini deniz avcısı, avından gen çalabiliyor!
University of British Columbia'daki (UBC) araştırmacılar, ufak bir deniz canlısı üzerinde yaptığı çalışmalar, bu canlının oldukça sıra dışı bir hayatta kalma stratejisi uyguladığını gösterdi.
Nature Communications'da yayınlanan çalışmada, dinoflagellate grubunda bulunan Oxyrrhis marina'nın avcılık yeteneklerinin oldukça gelişmiş olduğunu, bu deniz canlısının avladığı canlılardan gen çalabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda çalışmada da görev alan, UBC Botanik Profesörü Patrick Keeling bu durumun oldukça sıra dışı olduğu belirterek,
''Önümüzde, yatay gen transferinin ya da uzaktan ilişkili türler arasındaki gen geçişinin oldukça ilginç bir örneği bulunuyor'' diyor.
( Ek bilgi : Yatay gen transferi, bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.)
Keeling, gerçekleştirdikleri araştırmalarını şöyle özetliyor:
''Çalışmamız, Oxyrrhis marina türünün, genellikle deniz bakterilerinde bulunan ve fotosentezde görevli bir geni, avladığı diğer hücrelerden aldığını gösteriyor. işin daha ilginç kısmı, bu gen rhodopsin adı verilen bir proteini kodluyor. Aslında bir fotoreseptör olan bu protein, ışığın enerjiye dönüştürülmesinde görev alıyor.''
insanların gözlerinde de rhodopsin'e oldukça benzeyen, opsin adında bir protein bulunuyor.
Opsin proteinleri, düşük ışık koşullarında görmemizi sağlar.
Ancak bakterilerdeki rhodopsin'in aksine enerji üretimi gerçekleştirmezler.
Keeling, bu durumun tam da
'Ne yiyorsanız osunuz' (you are what you eat) kavramını açıkladığını belirtiyor.
Çünkü Oxyrrhis marina bu yolla o kadar fazla rhodopsin üretimi gerçekleştiriyor ki, tüm yapısı, rhodopsine özgü pembe rengine dönüşebiliyor.
Keeling bu sıra dışı avcının bu sebeple -bakterilerin yaptığı gibi- rhodopsini kullanarak ışıktan enerji elde ettiğini ifade ederek,
''Işıktan elde ettiği bu enerjiyi, muhtemelen bu genin sahibi olan bakterileri sindirmekte kullanıyor. Oldukça düzgün işleyen bir metabolik stratejisi olmalı''diyor.
Oxyrrhis marina, kızıl gel-git'lerden sorumlu olan deniz planktonları ailesinin bir üyesi.
Dünyanın birçok yerinde, sığ sularda oldukça görülüyor.
UBC'nin gerçekleştirdiği çalışmada görüldüğü gibi sıra dışı avcılık özelliklerine sahip olan bu tür, ortamda yeterince av olmadığında kendi türündeki diğer bireyleri de yiyebiliyor.
( Ek bilgi : Kızıl gelgit (red tide), denizlerde bir ya da birden fazla fitoplankton türünün aniden artışı sonucunda yoğunluklarının artması sonucunda suyun renginin kırmızı yada kahverengi bir hal almasına verilen biyolojik bir doğa olayıdır.)
Keeling, ''Bu canlı, 'avcı' terimini sonuna kadar hak ediyor. Öyle ki, kendisi kadar büyük hücreleri bile kolaylıkla tüketebiliyor'' diyor ve Oxyrrhis marina'nın oldukça zor öldürülen bir canlı olduğunu ekliyor.
Kaynak: http://www.physorg.com/ne...ator-unique-survival.html
http://www.bilimvegelecek...ter=1348&logx=b4a5289
Mini deniz avcısı, avından gen çalabiliyor!
University of British Columbia'daki (UBC) araştırmacılar, ufak bir deniz canlısı üzerinde yaptığı çalışmalar, bu canlının oldukça sıra dışı bir hayatta kalma stratejisi uyguladığını gösterdi.
Nature Communications'da yayınlanan çalışmada, dinoflagellate grubunda bulunan Oxyrrhis marina'nın avcılık yeteneklerinin oldukça gelişmiş olduğunu, bu deniz canlısının avladığı canlılardan gen çalabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda çalışmada da görev alan, UBC Botanik Profesörü Patrick Keeling bu durumun oldukça sıra dışı olduğu belirterek,
''Önümüzde, yatay gen transferinin ya da uzaktan ilişkili türler arasındaki gen geçişinin oldukça ilginç bir örneği bulunuyor'' diyor.
( Ek bilgi : Yatay gen transferi, bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.)
Keeling, gerçekleştirdikleri araştırmalarını şöyle özetliyor:
''Çalışmamız, Oxyrrhis marina türünün, genellikle deniz bakterilerinde bulunan ve fotosentezde görevli bir geni, avladığı diğer hücrelerden aldığını gösteriyor. işin daha ilginç kısmı, bu gen rhodopsin adı verilen bir proteini kodluyor. Aslında bir fotoreseptör olan bu protein, ışığın enerjiye dönüştürülmesinde görev alıyor.''
insanların gözlerinde de rhodopsin'e oldukça benzeyen, opsin adında bir protein bulunuyor.
Opsin proteinleri, düşük ışık koşullarında görmemizi sağlar.
Ancak bakterilerdeki rhodopsin'in aksine enerji üretimi gerçekleştirmezler.
Keeling, bu durumun tam da
'Ne yiyorsanız osunuz' (you are what you eat) kavramını açıkladığını belirtiyor.
Çünkü Oxyrrhis marina bu yolla o kadar fazla rhodopsin üretimi gerçekleştiriyor ki, tüm yapısı, rhodopsine özgü pembe rengine dönüşebiliyor.
Keeling bu sıra dışı avcının bu sebeple -bakterilerin yaptığı gibi- rhodopsini kullanarak ışıktan enerji elde ettiğini ifade ederek,
''Işıktan elde ettiği bu enerjiyi, muhtemelen bu genin sahibi olan bakterileri sindirmekte kullanıyor. Oldukça düzgün işleyen bir metabolik stratejisi olmalı''diyor.
Oxyrrhis marina, kızıl gel-git'lerden sorumlu olan deniz planktonları ailesinin bir üyesi.
Dünyanın birçok yerinde, sığ sularda oldukça görülüyor.
UBC'nin gerçekleştirdiği çalışmada görüldüğü gibi sıra dışı avcılık özelliklerine sahip olan bu tür, ortamda yeterince av olmadığında kendi türündeki diğer bireyleri de yiyebiliyor.
( Ek bilgi : Kızıl gelgit (red tide), denizlerde bir ya da birden fazla fitoplankton türünün aniden artışı sonucunda yoğunluklarının artması sonucunda suyun renginin kırmızı yada kahverengi bir hal almasına verilen biyolojik bir doğa olayıdır.)
Keeling, ''Bu canlı, 'avcı' terimini sonuna kadar hak ediyor. Öyle ki, kendisi kadar büyük hücreleri bile kolaylıkla tüketebiliyor'' diyor ve Oxyrrhis marina'nın oldukça zor öldürülen bir canlı olduğunu ekliyor.
Kaynak: http://www.physorg.com/ne...ator-unique-survival.html
http://www.bilimvegelecek...ter=1348&logx=b4a5289
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar