bugün
- betray me6
- pazar gecesi son huzurlu uyku5
- ayağı şiir kokan kadın5
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- bir günde 1500 kalori almak5
- gece gece kokoreç gömmek7
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- sandalet ayak bikinisidir4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- sinek as'ın sözlüğe vedası19
- ilhan irem dinleyen erkek6
- hamile fotoğrafı5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek9
- geçmişe götüren şarkılar5
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- kocasakal'ın istanbul barosu başkanlığı3
- açlıktan bayılmak4
- çin9
- sevgilinin ayağından sigara içmek2
- emevileri güzelleyen türk3
- beyoğlu3
- salçalı makarna10
- evrende hareket nasıl oluyor5
- kuranda israel suresi var2
- yarın sabah işe gidecek olmak5
- terliksi hayvan'a hallenen ayak fetişisti2
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- rojin hevin berivan rojda gülizar rojbin gülistan5
- ayak paça çorbası2
- fluoksetin hidroklorur2
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek8
- ümit kocasakal4
- fırında tavuk4
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- moralin çok bozuk olması2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- hareket edebilen canlılar4
- sözlükteki çiftçi yazarlar3
- 1 milyon liralık soru2
- dünya5
- uzun yola çıkmak2
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- dabbe 7 el nazar2
- azad baran miran firaz şervan civan ferzan şiyar2
- turkcell2
- yuzırların yumrukları3
kemik dergisindeki kaliteli karikaturist.metallica nin karikaturini cizen adam.son karikaturu ile beni gulduren adam.
--spoiler--
BURASI TÜRKiYE, iSRAiL DEĞiL!
Bu dergi israil'de çıksaydı:
Mavi Marmara katliamından beri Türkiye medyası israil'in muhalif seslerine kulak kesiliyor, başta Ha'aretz olmak üzere muhalif basından iktibas yapıyor. Zehir zemberek yorumlar; israil hükümeti ve ordusu topa tutuluyor, ahmaklıktan giriliyor, canilikten çıkılıyor. Ve akla ister istemez şu soru geliyor: Aynı şeyler Türkiye hükümeti ve ordusu için yazılabilir mi?
Express israil'de yayınlansaydı, aşağı yukarı Ha'aretz'in söylediklerini söylerdi. Ve ne hapse mahkûm edilirdi, ne de para cezasına. Maçlarda polis taraftarlara copla giriştiğinde tribünlerden yükselen standart tezahürat bir ironi olarak duruyor önümüzde: Burası Türkiye, israil değil!
Müdavimlerinin gayet iyi bildiği gibi, Express her bakımdan bağımsız bir yayın. Hiçbir sermaye grubu veya türüyle, sivil toplum kuruluşuyla, fon mekanizmasıyla bağlantısı olmadığı gibi, hiçbir partiyle, örgütle, siyasal oluşumla da ilişkisi yok. Yüzde yüz bağımsız ve aynı zamanda yüzde yüz angaje. Neye angaje olduğumuzu Ocak 1994'te, ilk sayımızda ilan etmiştik, 16 yıldır o söze bağlıyız: Savaşsız ve sömürüsüz, efendisiz ve tahakkümsüz bir dünya idealine. Bu angajman, Express'in varoluş sebebi. Öyle olmasa, niye böyle bir yayın olsun ki? Varoluşumuzu ifade etmeyeceksek varolmamız abes olmaz mı?
"Burası Türkiye" olduğu için düzenle barışık olmayan herkese dendiği gibi, bize de "varoluşunu ifade etmeyeceksin " deniyor. Buna boyun eğecek değiliz. Bedeli var tabii. En tazesi, "Kandil'de ve bölgede hava durumu" üstbaşlıklı yazı nedeniyle, irfan Aktan'a 15 ay hapis, yazıişleri müdürü sorumluluğunu taşıyan Merve Erol'a 16 bin lira para cezası kesilmesi. Başka gazetecilere kesilenin yanında; örneğin Vedat Kurşun'a 166, Hacı Boğatekin'e 10 yıl; devede kulak, ama sancısı da sancı.
"AKP demokrasisi" 2006' da Terörle Mücadele Kanunu'nda yaptığı düzeltme, ifade özgürlüğünü eskisinden beter bir cendereye soktu. 2006 öncesinde olsaydık, böyle bir yazıya dava dahi açılmayacaktı. Zira, AKP öncesindeki düzenlemede, dava açılması için söz konusu propaganda'nın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik içermesi gerekiyordu. Şimdi ise şiddet veya teröre teşvik içermesi gerekmiyor, örgüt üyelerinin haber niteliğindeki beyanlarını nakletmek bile ceza için yeterli. Evet, 2010 Türkiye'sindeyiz ve terör örgütünün propagandasını yapmak'tan hüküm giymiş durumdayız. Bütün Türkiye' nin,Kürt açılımı'nı konuştuğu günlerde, Eylül 2009'da işlemişiz o suçu. O günlerde Hasan Cemal'in, PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'la Kandil' e giderek yaptığı söyleşi Milliyet'te tefrika ediliyor, hemen her köşeyazarı o söyleşiyi referans alarak yorum yapıyor, ekranlarda hemen her tartışma programında PKK masaya yatırılıyor, örgüt sözcülerinin açıklamalarına atıfta bulunuluyordu. Anaakım medyanın hemen her mecrasında PKK silah bırakıyor havasının estiği o günlerde, arkadaşımız irfan Aktan durumun öyle olmadığını söylemişti,Kandil' de ve bölgede hava durumu üstbaşlıklı haber-analizde. Bunu da masa başında değil, bölgeye giderek, orada iki PKK militanı da dahil olmak üzere birçok kişiyle görüşerek, PKK sözcülerinin çeşitli demeçlerini inceleyerek ve ABD, iran, Irak ve Suriye' nin Kürt politikalarını irdeleyerek yapmıştı. irfan'ın yazısına koyduğumuz Mücadele olmazsa çözüm olmaz başlığı, PKK'nın aldığı pozisyonu özetliyordu. Zira, PKK'da ağır basan eğilim, silahlı mücadele bırakılırsa devletin çözümden yan çizeceği yolundaydı. Ancak, bir de şerh vardı irfan'ın yazısında. Birlikte okuyalım: Örgüt içinde "AKP' nin açılım" projesini farklı yorumlayanlar var. Kandil' le yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim, açılım müjdesinin Türkiye' de yarattığı tartışma ortamının örgütte pek de pozitif bir yansıması olmadığı, PKK'nin hâlâ uzun vadeli çatışma planları üzerinde durduğu yönünde. Ayrıca PKK liderlerinden Cemil Bayık, TBMM' nin açıldığı gün çarpıcı açıklamasıyla ortaya çıktı. "Süreç savaş yönünde gelişmekte ve savaş kaçınılmaz görünmektedir."diyen Bayık, PKK birliklerini ve Kürtleri son ve büyük savaşa hazır olmaya çağırdı. Bayık' ın bu açıklamasının inisiyatifi ele geçirmek için yapılmış bir politik şantaj olup olmadığını önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Avukatımız Tora Pekin' in mahkeme heyetine sorduğu soruyu mealen tekrarlayalım: Örgüt propagandasını yapan bir yazıda, o örgütün liderlerinden birinin politik şantaj yapma ihtimalinin vurgulandığı nerede görülmüş?
Aradan geçen zaman haberimizi doğruladı. Kürt açılımı, moda deyişle "yalan oldu&" : DTP kapatıldı, 1500 parti yöneticisi ve yüzlerce çocuk tutuklandı. PKK ise silah bırakmadı, aksine, tek taraflı ilan ettiği ateşkesi bozdu. Ve sadece son iki ayda 38 asker öldürdü. Perşembenin gelişini çarşambadan söylemenin terör örgütü propagandası yapmak'la ne alâkası var? Her şey bir yana, Express niçin PKK propagandası yapsın?
O yazıya 15 ay hapis, 16 bin lira ceza kesilmesinin akla, mantığa, adalet kavramına, hatta ve hatta TMK'ya sığar bir tarafı var mı? Bu dergi israil' de çıksaydı, böyle bir hukuk'a maruz kalır mıydı?
4 Haziran sabahı DGM (ismi değişti, cismi baki) önünde toplandığımızda da, beraat edeceğimize kaniydik. Ve tatil'i konuşuyorduk. Daha önce ayrıntılarıyla anlattığımız dağıtım sorununu henüz çözemediğimiz için Express'i sonbahara kadar tatile çıkarmaya karar vermiştik. "Henüz çözemedik" ; diyoruz, zira bayilerde olabilmenin bir yolunu bulduk gibi. Ama, realize etmek vakit istiyor. Vakit, bu durumda da nakit ve o nakdi kaldırabilecek durumda değiliz. Mecburen tatile çıkıyoruz.
Laf aramızda, bu mecburiyetten şikâyetçi sayılmayız. Tatil, öyle ya da böyle, tatil. Bir teneffüsü çok özlemiştik. Yeni abonelerimiz merak etmesin, abonelik süreleri üç ay uzayacak elbette. Bu arada, tatilde boş durmayacağız: inanması zor ama, temmuz ayında sitemiz (birdirbir.org.) yayına başlıyor. Başladığında erişebildiğimiz mecralarda duyurusunu yapacağız. Aşağı yukarı okulların açılmasıyla birlikte, Express de bayilerde olacak.
Şimdi, eylülde buluşmak üzere, bayrağımızı göndere çekip türkümüzü söyleyelim; Ekşisözlük' te, "judge fudge" müstearının Express' in hüküm giymesi üzerine, "mensubu olmaktan kıvanç duyduğum yüce Türk yargısına göndermek istiyorum" dediği türküyü... Şiir Fazıl Hüsnü, beste Tahsin incirci: "Deli Kuşun Öttüğü". Ahmet Kaya yorumlamıştı, "Resitaller'de ve son albümü "Kalsın Benim Davam'da."
"Sen söylersin, o susar mı bel'olmaz." diyor Fazıl Hüsnü' nün deli kuşu. Ekşisözlük yazarı türkünün sonuna bir not düşmüş:" Siz söyleyeceksiniz, biz susmayacağız." Aynen klaynen. 4 Haziran'da ve sonrasında Express'e destek veren herkese bin selâm.
--spoiler--
BURASI TÜRKiYE, iSRAiL DEĞiL!
Bu dergi israil'de çıksaydı:
Mavi Marmara katliamından beri Türkiye medyası israil'in muhalif seslerine kulak kesiliyor, başta Ha'aretz olmak üzere muhalif basından iktibas yapıyor. Zehir zemberek yorumlar; israil hükümeti ve ordusu topa tutuluyor, ahmaklıktan giriliyor, canilikten çıkılıyor. Ve akla ister istemez şu soru geliyor: Aynı şeyler Türkiye hükümeti ve ordusu için yazılabilir mi?
Express israil'de yayınlansaydı, aşağı yukarı Ha'aretz'in söylediklerini söylerdi. Ve ne hapse mahkûm edilirdi, ne de para cezasına. Maçlarda polis taraftarlara copla giriştiğinde tribünlerden yükselen standart tezahürat bir ironi olarak duruyor önümüzde: Burası Türkiye, israil değil!
Müdavimlerinin gayet iyi bildiği gibi, Express her bakımdan bağımsız bir yayın. Hiçbir sermaye grubu veya türüyle, sivil toplum kuruluşuyla, fon mekanizmasıyla bağlantısı olmadığı gibi, hiçbir partiyle, örgütle, siyasal oluşumla da ilişkisi yok. Yüzde yüz bağımsız ve aynı zamanda yüzde yüz angaje. Neye angaje olduğumuzu Ocak 1994'te, ilk sayımızda ilan etmiştik, 16 yıldır o söze bağlıyız: Savaşsız ve sömürüsüz, efendisiz ve tahakkümsüz bir dünya idealine. Bu angajman, Express'in varoluş sebebi. Öyle olmasa, niye böyle bir yayın olsun ki? Varoluşumuzu ifade etmeyeceksek varolmamız abes olmaz mı?
"Burası Türkiye" olduğu için düzenle barışık olmayan herkese dendiği gibi, bize de "varoluşunu ifade etmeyeceksin " deniyor. Buna boyun eğecek değiliz. Bedeli var tabii. En tazesi, "Kandil'de ve bölgede hava durumu" üstbaşlıklı yazı nedeniyle, irfan Aktan'a 15 ay hapis, yazıişleri müdürü sorumluluğunu taşıyan Merve Erol'a 16 bin lira para cezası kesilmesi. Başka gazetecilere kesilenin yanında; örneğin Vedat Kurşun'a 166, Hacı Boğatekin'e 10 yıl; devede kulak, ama sancısı da sancı.
"AKP demokrasisi" 2006' da Terörle Mücadele Kanunu'nda yaptığı düzeltme, ifade özgürlüğünü eskisinden beter bir cendereye soktu. 2006 öncesinde olsaydık, böyle bir yazıya dava dahi açılmayacaktı. Zira, AKP öncesindeki düzenlemede, dava açılması için söz konusu propaganda'nın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik içermesi gerekiyordu. Şimdi ise şiddet veya teröre teşvik içermesi gerekmiyor, örgüt üyelerinin haber niteliğindeki beyanlarını nakletmek bile ceza için yeterli. Evet, 2010 Türkiye'sindeyiz ve terör örgütünün propagandasını yapmak'tan hüküm giymiş durumdayız. Bütün Türkiye' nin,Kürt açılımı'nı konuştuğu günlerde, Eylül 2009'da işlemişiz o suçu. O günlerde Hasan Cemal'in, PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'la Kandil' e giderek yaptığı söyleşi Milliyet'te tefrika ediliyor, hemen her köşeyazarı o söyleşiyi referans alarak yorum yapıyor, ekranlarda hemen her tartışma programında PKK masaya yatırılıyor, örgüt sözcülerinin açıklamalarına atıfta bulunuluyordu. Anaakım medyanın hemen her mecrasında PKK silah bırakıyor havasının estiği o günlerde, arkadaşımız irfan Aktan durumun öyle olmadığını söylemişti,Kandil' de ve bölgede hava durumu üstbaşlıklı haber-analizde. Bunu da masa başında değil, bölgeye giderek, orada iki PKK militanı da dahil olmak üzere birçok kişiyle görüşerek, PKK sözcülerinin çeşitli demeçlerini inceleyerek ve ABD, iran, Irak ve Suriye' nin Kürt politikalarını irdeleyerek yapmıştı. irfan'ın yazısına koyduğumuz Mücadele olmazsa çözüm olmaz başlığı, PKK'nın aldığı pozisyonu özetliyordu. Zira, PKK'da ağır basan eğilim, silahlı mücadele bırakılırsa devletin çözümden yan çizeceği yolundaydı. Ancak, bir de şerh vardı irfan'ın yazısında. Birlikte okuyalım: Örgüt içinde "AKP' nin açılım" projesini farklı yorumlayanlar var. Kandil' le yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim, açılım müjdesinin Türkiye' de yarattığı tartışma ortamının örgütte pek de pozitif bir yansıması olmadığı, PKK'nin hâlâ uzun vadeli çatışma planları üzerinde durduğu yönünde. Ayrıca PKK liderlerinden Cemil Bayık, TBMM' nin açıldığı gün çarpıcı açıklamasıyla ortaya çıktı. "Süreç savaş yönünde gelişmekte ve savaş kaçınılmaz görünmektedir."diyen Bayık, PKK birliklerini ve Kürtleri son ve büyük savaşa hazır olmaya çağırdı. Bayık' ın bu açıklamasının inisiyatifi ele geçirmek için yapılmış bir politik şantaj olup olmadığını önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Avukatımız Tora Pekin' in mahkeme heyetine sorduğu soruyu mealen tekrarlayalım: Örgüt propagandasını yapan bir yazıda, o örgütün liderlerinden birinin politik şantaj yapma ihtimalinin vurgulandığı nerede görülmüş?
Aradan geçen zaman haberimizi doğruladı. Kürt açılımı, moda deyişle "yalan oldu&" : DTP kapatıldı, 1500 parti yöneticisi ve yüzlerce çocuk tutuklandı. PKK ise silah bırakmadı, aksine, tek taraflı ilan ettiği ateşkesi bozdu. Ve sadece son iki ayda 38 asker öldürdü. Perşembenin gelişini çarşambadan söylemenin terör örgütü propagandası yapmak'la ne alâkası var? Her şey bir yana, Express niçin PKK propagandası yapsın?
O yazıya 15 ay hapis, 16 bin lira ceza kesilmesinin akla, mantığa, adalet kavramına, hatta ve hatta TMK'ya sığar bir tarafı var mı? Bu dergi israil' de çıksaydı, böyle bir hukuk'a maruz kalır mıydı?
4 Haziran sabahı DGM (ismi değişti, cismi baki) önünde toplandığımızda da, beraat edeceğimize kaniydik. Ve tatil'i konuşuyorduk. Daha önce ayrıntılarıyla anlattığımız dağıtım sorununu henüz çözemediğimiz için Express'i sonbahara kadar tatile çıkarmaya karar vermiştik. "Henüz çözemedik" ; diyoruz, zira bayilerde olabilmenin bir yolunu bulduk gibi. Ama, realize etmek vakit istiyor. Vakit, bu durumda da nakit ve o nakdi kaldırabilecek durumda değiliz. Mecburen tatile çıkıyoruz.
Laf aramızda, bu mecburiyetten şikâyetçi sayılmayız. Tatil, öyle ya da böyle, tatil. Bir teneffüsü çok özlemiştik. Yeni abonelerimiz merak etmesin, abonelik süreleri üç ay uzayacak elbette. Bu arada, tatilde boş durmayacağız: inanması zor ama, temmuz ayında sitemiz (birdirbir.org.) yayına başlıyor. Başladığında erişebildiğimiz mecralarda duyurusunu yapacağız. Aşağı yukarı okulların açılmasıyla birlikte, Express de bayilerde olacak.
Şimdi, eylülde buluşmak üzere, bayrağımızı göndere çekip türkümüzü söyleyelim; Ekşisözlük' te, "judge fudge" müstearının Express' in hüküm giymesi üzerine, "mensubu olmaktan kıvanç duyduğum yüce Türk yargısına göndermek istiyorum" dediği türküyü... Şiir Fazıl Hüsnü, beste Tahsin incirci: "Deli Kuşun Öttüğü". Ahmet Kaya yorumlamıştı, "Resitaller'de ve son albümü "Kalsın Benim Davam'da."
"Sen söylersin, o susar mı bel'olmaz." diyor Fazıl Hüsnü' nün deli kuşu. Ekşisözlük yazarı türkünün sonuna bir not düşmüş:" Siz söyleyeceksiniz, biz susmayacağız." Aynen klaynen. 4 Haziran'da ve sonrasında Express'e destek veren herkese bin selâm.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar