bugün
- fenerbahçe biraz sert biraz katı13
- üniversiteli eskort kadınlar10
- kendini çok önemli sanan yazar11
- şahin siyonistle islamcı kardeştir5
- türk kızı5
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı76
- fikir paylaşma günü5
- türkiye'yi ışid zihniyeti yönetseydi nasıl olurdu4
- adalet bakanlığı'nın 15 bin alım süreci2
- nineteen ninety four5
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- 9 eylül 2026 barcelona feyenoord maçı2
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız2
- allah tüm insanları isa'nın suretinde yaratmıştır4
- şehrin bağırsaklarını sevmek5
- kedi sevmeyen insan4
- e r'e k t o r5
- bir insanı tanımak4
- özgür özel11
- kazandibinin pişmemiş kek olması2
- hazreti muhammed yahudilerle ticaret yapmaz mıydı2
- küs olan yazarları öpüştürüp barıştırmak7
- mutfağına konuk olunan yazara arkadan sarılmak5
- osimhensiz galatasaray6
- bir başlık açmak için akla fikir gelmemesi2
- okul zilinin pavlovsal etkisi7
- tava böreği3
- kiraz cicegi kolonyasi20
- sudekiray7
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak6
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız6
- e r'e k t o r bay bey birader2
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı17
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek14
- gece gece bamya yenir mi8
- ikizler burcu4
- fenerbahçe15
- rus kadınla evlenir misiniz10
- bakarız diyen erkek17
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan4
- eski sevgilinin yeni sevgilisi4
- ruhi çenet11
- recep tayyip erdoğan15
- sözlüğün akmaması3
- izzet altınmeşe dinlemenin felsefesi2
- silvermist'in mutfağına konuk olmak11
- bisikletle çok ama çok böyle acayip hızlı gitmek2
- zaman makinesiyle geçmişe maket alışverişine gitmk2
- okan buruk9
kemik dergisindeki kaliteli karikaturist.metallica nin karikaturini cizen adam.son karikaturu ile beni gulduren adam.
--spoiler--
BURASI TÜRKiYE, iSRAiL DEĞiL!
Bu dergi israil'de çıksaydı:
Mavi Marmara katliamından beri Türkiye medyası israil'in muhalif seslerine kulak kesiliyor, başta Ha'aretz olmak üzere muhalif basından iktibas yapıyor. Zehir zemberek yorumlar; israil hükümeti ve ordusu topa tutuluyor, ahmaklıktan giriliyor, canilikten çıkılıyor. Ve akla ister istemez şu soru geliyor: Aynı şeyler Türkiye hükümeti ve ordusu için yazılabilir mi?
Express israil'de yayınlansaydı, aşağı yukarı Ha'aretz'in söylediklerini söylerdi. Ve ne hapse mahkûm edilirdi, ne de para cezasına. Maçlarda polis taraftarlara copla giriştiğinde tribünlerden yükselen standart tezahürat bir ironi olarak duruyor önümüzde: Burası Türkiye, israil değil!
Müdavimlerinin gayet iyi bildiği gibi, Express her bakımdan bağımsız bir yayın. Hiçbir sermaye grubu veya türüyle, sivil toplum kuruluşuyla, fon mekanizmasıyla bağlantısı olmadığı gibi, hiçbir partiyle, örgütle, siyasal oluşumla da ilişkisi yok. Yüzde yüz bağımsız ve aynı zamanda yüzde yüz angaje. Neye angaje olduğumuzu Ocak 1994'te, ilk sayımızda ilan etmiştik, 16 yıldır o söze bağlıyız: Savaşsız ve sömürüsüz, efendisiz ve tahakkümsüz bir dünya idealine. Bu angajman, Express'in varoluş sebebi. Öyle olmasa, niye böyle bir yayın olsun ki? Varoluşumuzu ifade etmeyeceksek varolmamız abes olmaz mı?
"Burası Türkiye" olduğu için düzenle barışık olmayan herkese dendiği gibi, bize de "varoluşunu ifade etmeyeceksin " deniyor. Buna boyun eğecek değiliz. Bedeli var tabii. En tazesi, "Kandil'de ve bölgede hava durumu" üstbaşlıklı yazı nedeniyle, irfan Aktan'a 15 ay hapis, yazıişleri müdürü sorumluluğunu taşıyan Merve Erol'a 16 bin lira para cezası kesilmesi. Başka gazetecilere kesilenin yanında; örneğin Vedat Kurşun'a 166, Hacı Boğatekin'e 10 yıl; devede kulak, ama sancısı da sancı.
"AKP demokrasisi" 2006' da Terörle Mücadele Kanunu'nda yaptığı düzeltme, ifade özgürlüğünü eskisinden beter bir cendereye soktu. 2006 öncesinde olsaydık, böyle bir yazıya dava dahi açılmayacaktı. Zira, AKP öncesindeki düzenlemede, dava açılması için söz konusu propaganda'nın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik içermesi gerekiyordu. Şimdi ise şiddet veya teröre teşvik içermesi gerekmiyor, örgüt üyelerinin haber niteliğindeki beyanlarını nakletmek bile ceza için yeterli. Evet, 2010 Türkiye'sindeyiz ve terör örgütünün propagandasını yapmak'tan hüküm giymiş durumdayız. Bütün Türkiye' nin,Kürt açılımı'nı konuştuğu günlerde, Eylül 2009'da işlemişiz o suçu. O günlerde Hasan Cemal'in, PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'la Kandil' e giderek yaptığı söyleşi Milliyet'te tefrika ediliyor, hemen her köşeyazarı o söyleşiyi referans alarak yorum yapıyor, ekranlarda hemen her tartışma programında PKK masaya yatırılıyor, örgüt sözcülerinin açıklamalarına atıfta bulunuluyordu. Anaakım medyanın hemen her mecrasında PKK silah bırakıyor havasının estiği o günlerde, arkadaşımız irfan Aktan durumun öyle olmadığını söylemişti,Kandil' de ve bölgede hava durumu üstbaşlıklı haber-analizde. Bunu da masa başında değil, bölgeye giderek, orada iki PKK militanı da dahil olmak üzere birçok kişiyle görüşerek, PKK sözcülerinin çeşitli demeçlerini inceleyerek ve ABD, iran, Irak ve Suriye' nin Kürt politikalarını irdeleyerek yapmıştı. irfan'ın yazısına koyduğumuz Mücadele olmazsa çözüm olmaz başlığı, PKK'nın aldığı pozisyonu özetliyordu. Zira, PKK'da ağır basan eğilim, silahlı mücadele bırakılırsa devletin çözümden yan çizeceği yolundaydı. Ancak, bir de şerh vardı irfan'ın yazısında. Birlikte okuyalım: Örgüt içinde "AKP' nin açılım" projesini farklı yorumlayanlar var. Kandil' le yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim, açılım müjdesinin Türkiye' de yarattığı tartışma ortamının örgütte pek de pozitif bir yansıması olmadığı, PKK'nin hâlâ uzun vadeli çatışma planları üzerinde durduğu yönünde. Ayrıca PKK liderlerinden Cemil Bayık, TBMM' nin açıldığı gün çarpıcı açıklamasıyla ortaya çıktı. "Süreç savaş yönünde gelişmekte ve savaş kaçınılmaz görünmektedir."diyen Bayık, PKK birliklerini ve Kürtleri son ve büyük savaşa hazır olmaya çağırdı. Bayık' ın bu açıklamasının inisiyatifi ele geçirmek için yapılmış bir politik şantaj olup olmadığını önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Avukatımız Tora Pekin' in mahkeme heyetine sorduğu soruyu mealen tekrarlayalım: Örgüt propagandasını yapan bir yazıda, o örgütün liderlerinden birinin politik şantaj yapma ihtimalinin vurgulandığı nerede görülmüş?
Aradan geçen zaman haberimizi doğruladı. Kürt açılımı, moda deyişle "yalan oldu&" : DTP kapatıldı, 1500 parti yöneticisi ve yüzlerce çocuk tutuklandı. PKK ise silah bırakmadı, aksine, tek taraflı ilan ettiği ateşkesi bozdu. Ve sadece son iki ayda 38 asker öldürdü. Perşembenin gelişini çarşambadan söylemenin terör örgütü propagandası yapmak'la ne alâkası var? Her şey bir yana, Express niçin PKK propagandası yapsın?
O yazıya 15 ay hapis, 16 bin lira ceza kesilmesinin akla, mantığa, adalet kavramına, hatta ve hatta TMK'ya sığar bir tarafı var mı? Bu dergi israil' de çıksaydı, böyle bir hukuk'a maruz kalır mıydı?
4 Haziran sabahı DGM (ismi değişti, cismi baki) önünde toplandığımızda da, beraat edeceğimize kaniydik. Ve tatil'i konuşuyorduk. Daha önce ayrıntılarıyla anlattığımız dağıtım sorununu henüz çözemediğimiz için Express'i sonbahara kadar tatile çıkarmaya karar vermiştik. "Henüz çözemedik" ; diyoruz, zira bayilerde olabilmenin bir yolunu bulduk gibi. Ama, realize etmek vakit istiyor. Vakit, bu durumda da nakit ve o nakdi kaldırabilecek durumda değiliz. Mecburen tatile çıkıyoruz.
Laf aramızda, bu mecburiyetten şikâyetçi sayılmayız. Tatil, öyle ya da böyle, tatil. Bir teneffüsü çok özlemiştik. Yeni abonelerimiz merak etmesin, abonelik süreleri üç ay uzayacak elbette. Bu arada, tatilde boş durmayacağız: inanması zor ama, temmuz ayında sitemiz (birdirbir.org.) yayına başlıyor. Başladığında erişebildiğimiz mecralarda duyurusunu yapacağız. Aşağı yukarı okulların açılmasıyla birlikte, Express de bayilerde olacak.
Şimdi, eylülde buluşmak üzere, bayrağımızı göndere çekip türkümüzü söyleyelim; Ekşisözlük' te, "judge fudge" müstearının Express' in hüküm giymesi üzerine, "mensubu olmaktan kıvanç duyduğum yüce Türk yargısına göndermek istiyorum" dediği türküyü... Şiir Fazıl Hüsnü, beste Tahsin incirci: "Deli Kuşun Öttüğü". Ahmet Kaya yorumlamıştı, "Resitaller'de ve son albümü "Kalsın Benim Davam'da."
"Sen söylersin, o susar mı bel'olmaz." diyor Fazıl Hüsnü' nün deli kuşu. Ekşisözlük yazarı türkünün sonuna bir not düşmüş:" Siz söyleyeceksiniz, biz susmayacağız." Aynen klaynen. 4 Haziran'da ve sonrasında Express'e destek veren herkese bin selâm.
--spoiler--
BURASI TÜRKiYE, iSRAiL DEĞiL!
Bu dergi israil'de çıksaydı:
Mavi Marmara katliamından beri Türkiye medyası israil'in muhalif seslerine kulak kesiliyor, başta Ha'aretz olmak üzere muhalif basından iktibas yapıyor. Zehir zemberek yorumlar; israil hükümeti ve ordusu topa tutuluyor, ahmaklıktan giriliyor, canilikten çıkılıyor. Ve akla ister istemez şu soru geliyor: Aynı şeyler Türkiye hükümeti ve ordusu için yazılabilir mi?
Express israil'de yayınlansaydı, aşağı yukarı Ha'aretz'in söylediklerini söylerdi. Ve ne hapse mahkûm edilirdi, ne de para cezasına. Maçlarda polis taraftarlara copla giriştiğinde tribünlerden yükselen standart tezahürat bir ironi olarak duruyor önümüzde: Burası Türkiye, israil değil!
Müdavimlerinin gayet iyi bildiği gibi, Express her bakımdan bağımsız bir yayın. Hiçbir sermaye grubu veya türüyle, sivil toplum kuruluşuyla, fon mekanizmasıyla bağlantısı olmadığı gibi, hiçbir partiyle, örgütle, siyasal oluşumla da ilişkisi yok. Yüzde yüz bağımsız ve aynı zamanda yüzde yüz angaje. Neye angaje olduğumuzu Ocak 1994'te, ilk sayımızda ilan etmiştik, 16 yıldır o söze bağlıyız: Savaşsız ve sömürüsüz, efendisiz ve tahakkümsüz bir dünya idealine. Bu angajman, Express'in varoluş sebebi. Öyle olmasa, niye böyle bir yayın olsun ki? Varoluşumuzu ifade etmeyeceksek varolmamız abes olmaz mı?
"Burası Türkiye" olduğu için düzenle barışık olmayan herkese dendiği gibi, bize de "varoluşunu ifade etmeyeceksin " deniyor. Buna boyun eğecek değiliz. Bedeli var tabii. En tazesi, "Kandil'de ve bölgede hava durumu" üstbaşlıklı yazı nedeniyle, irfan Aktan'a 15 ay hapis, yazıişleri müdürü sorumluluğunu taşıyan Merve Erol'a 16 bin lira para cezası kesilmesi. Başka gazetecilere kesilenin yanında; örneğin Vedat Kurşun'a 166, Hacı Boğatekin'e 10 yıl; devede kulak, ama sancısı da sancı.
"AKP demokrasisi" 2006' da Terörle Mücadele Kanunu'nda yaptığı düzeltme, ifade özgürlüğünü eskisinden beter bir cendereye soktu. 2006 öncesinde olsaydık, böyle bir yazıya dava dahi açılmayacaktı. Zira, AKP öncesindeki düzenlemede, dava açılması için söz konusu propaganda'nın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik içermesi gerekiyordu. Şimdi ise şiddet veya teröre teşvik içermesi gerekmiyor, örgüt üyelerinin haber niteliğindeki beyanlarını nakletmek bile ceza için yeterli. Evet, 2010 Türkiye'sindeyiz ve terör örgütünün propagandasını yapmak'tan hüküm giymiş durumdayız. Bütün Türkiye' nin,Kürt açılımı'nı konuştuğu günlerde, Eylül 2009'da işlemişiz o suçu. O günlerde Hasan Cemal'in, PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'la Kandil' e giderek yaptığı söyleşi Milliyet'te tefrika ediliyor, hemen her köşeyazarı o söyleşiyi referans alarak yorum yapıyor, ekranlarda hemen her tartışma programında PKK masaya yatırılıyor, örgüt sözcülerinin açıklamalarına atıfta bulunuluyordu. Anaakım medyanın hemen her mecrasında PKK silah bırakıyor havasının estiği o günlerde, arkadaşımız irfan Aktan durumun öyle olmadığını söylemişti,Kandil' de ve bölgede hava durumu üstbaşlıklı haber-analizde. Bunu da masa başında değil, bölgeye giderek, orada iki PKK militanı da dahil olmak üzere birçok kişiyle görüşerek, PKK sözcülerinin çeşitli demeçlerini inceleyerek ve ABD, iran, Irak ve Suriye' nin Kürt politikalarını irdeleyerek yapmıştı. irfan'ın yazısına koyduğumuz Mücadele olmazsa çözüm olmaz başlığı, PKK'nın aldığı pozisyonu özetliyordu. Zira, PKK'da ağır basan eğilim, silahlı mücadele bırakılırsa devletin çözümden yan çizeceği yolundaydı. Ancak, bir de şerh vardı irfan'ın yazısında. Birlikte okuyalım: Örgüt içinde "AKP' nin açılım" projesini farklı yorumlayanlar var. Kandil' le yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim, açılım müjdesinin Türkiye' de yarattığı tartışma ortamının örgütte pek de pozitif bir yansıması olmadığı, PKK'nin hâlâ uzun vadeli çatışma planları üzerinde durduğu yönünde. Ayrıca PKK liderlerinden Cemil Bayık, TBMM' nin açıldığı gün çarpıcı açıklamasıyla ortaya çıktı. "Süreç savaş yönünde gelişmekte ve savaş kaçınılmaz görünmektedir."diyen Bayık, PKK birliklerini ve Kürtleri son ve büyük savaşa hazır olmaya çağırdı. Bayık' ın bu açıklamasının inisiyatifi ele geçirmek için yapılmış bir politik şantaj olup olmadığını önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Avukatımız Tora Pekin' in mahkeme heyetine sorduğu soruyu mealen tekrarlayalım: Örgüt propagandasını yapan bir yazıda, o örgütün liderlerinden birinin politik şantaj yapma ihtimalinin vurgulandığı nerede görülmüş?
Aradan geçen zaman haberimizi doğruladı. Kürt açılımı, moda deyişle "yalan oldu&" : DTP kapatıldı, 1500 parti yöneticisi ve yüzlerce çocuk tutuklandı. PKK ise silah bırakmadı, aksine, tek taraflı ilan ettiği ateşkesi bozdu. Ve sadece son iki ayda 38 asker öldürdü. Perşembenin gelişini çarşambadan söylemenin terör örgütü propagandası yapmak'la ne alâkası var? Her şey bir yana, Express niçin PKK propagandası yapsın?
O yazıya 15 ay hapis, 16 bin lira ceza kesilmesinin akla, mantığa, adalet kavramına, hatta ve hatta TMK'ya sığar bir tarafı var mı? Bu dergi israil' de çıksaydı, böyle bir hukuk'a maruz kalır mıydı?
4 Haziran sabahı DGM (ismi değişti, cismi baki) önünde toplandığımızda da, beraat edeceğimize kaniydik. Ve tatil'i konuşuyorduk. Daha önce ayrıntılarıyla anlattığımız dağıtım sorununu henüz çözemediğimiz için Express'i sonbahara kadar tatile çıkarmaya karar vermiştik. "Henüz çözemedik" ; diyoruz, zira bayilerde olabilmenin bir yolunu bulduk gibi. Ama, realize etmek vakit istiyor. Vakit, bu durumda da nakit ve o nakdi kaldırabilecek durumda değiliz. Mecburen tatile çıkıyoruz.
Laf aramızda, bu mecburiyetten şikâyetçi sayılmayız. Tatil, öyle ya da böyle, tatil. Bir teneffüsü çok özlemiştik. Yeni abonelerimiz merak etmesin, abonelik süreleri üç ay uzayacak elbette. Bu arada, tatilde boş durmayacağız: inanması zor ama, temmuz ayında sitemiz (birdirbir.org.) yayına başlıyor. Başladığında erişebildiğimiz mecralarda duyurusunu yapacağız. Aşağı yukarı okulların açılmasıyla birlikte, Express de bayilerde olacak.
Şimdi, eylülde buluşmak üzere, bayrağımızı göndere çekip türkümüzü söyleyelim; Ekşisözlük' te, "judge fudge" müstearının Express' in hüküm giymesi üzerine, "mensubu olmaktan kıvanç duyduğum yüce Türk yargısına göndermek istiyorum" dediği türküyü... Şiir Fazıl Hüsnü, beste Tahsin incirci: "Deli Kuşun Öttüğü". Ahmet Kaya yorumlamıştı, "Resitaller'de ve son albümü "Kalsın Benim Davam'da."
"Sen söylersin, o susar mı bel'olmaz." diyor Fazıl Hüsnü' nün deli kuşu. Ekşisözlük yazarı türkünün sonuna bir not düşmüş:" Siz söyleyeceksiniz, biz susmayacağız." Aynen klaynen. 4 Haziran'da ve sonrasında Express'e destek veren herkese bin selâm.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar