bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- geceye bir şarkı bırak11
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- travesti sesi çekiciliği6
- biraderilyö de biraderito2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası16
- kıl erkeğin süsüdür14
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- gece denize girmek5
- nick vermeden bir yazara seslen14
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- ioçk14
- grup seksin mantığı10
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- dünyaya çocuk getirmek10
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- bikininin iç çamaşırından ne farkı var3
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- müslüman cinler3
- akrep burcu4
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- yatın artık orçolar3
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- dünyanın en samimi cümlesi6
- arkadaşlar bir şey dicem5
- gecenin köründe5
- şarap içemeyen erkek6
- yeni parti46
- vantilatör2
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- nervio burak demirbilek evliliği13
- nohut yaptım nası olmuş10
- sözlükte kıllı erkek istemiyoruz5
- yorgun mermi vs nervio12
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- her yaptığı olay olan insanlar3
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
- lazerle göğüs kullarını alan erkek5
- baş karakteri olmak istenilen roman4
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- kıllı göbeğe başını yaslayıp uyumak6
- ford taunus6
- çaylak olunca intihar eden yazar5
- berlin de lgbt yürüyüşüne araçla saldırı2
- doğu batı sentezi2
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- seni karım yapacağım3
--spoiler--
BURASI TÜRKiYE, iSRAiL DEĞiL!
Bu dergi israil'de çıksaydı:
Mavi Marmara katliamından beri Türkiye medyası israil'in muhalif seslerine kulak kesiliyor, başta Ha'aretz olmak üzere muhalif basından iktibas yapıyor. Zehir zemberek yorumlar; israil hükümeti ve ordusu topa tutuluyor, ahmaklıktan giriliyor, canilikten çıkılıyor. Ve akla ister istemez şu soru geliyor: Aynı şeyler Türkiye hükümeti ve ordusu için yazılabilir mi?
Express israil'de yayınlansaydı, aşağı yukarı Ha'aretz'in söylediklerini söylerdi. Ve ne hapse mahkûm edilirdi, ne de para cezasına. Maçlarda polis taraftarlara copla giriştiğinde tribünlerden yükselen standart tezahürat bir ironi olarak duruyor önümüzde: Burası Türkiye, israil değil!
Müdavimlerinin gayet iyi bildiği gibi, Express her bakımdan bağımsız bir yayın. Hiçbir sermaye grubu veya türüyle, sivil toplum kuruluşuyla, fon mekanizmasıyla bağlantısı olmadığı gibi, hiçbir partiyle, örgütle, siyasal oluşumla da ilişkisi yok. Yüzde yüz bağımsız ve aynı zamanda yüzde yüz angaje. Neye angaje olduğumuzu Ocak 1994'te, ilk sayımızda ilan etmiştik, 16 yıldır o söze bağlıyız: Savaşsız ve sömürüsüz, efendisiz ve tahakkümsüz bir dünya idealine. Bu angajman, Express'in varoluş sebebi. Öyle olmasa, niye böyle bir yayın olsun ki? Varoluşumuzu ifade etmeyeceksek varolmamız abes olmaz mı?
"Burası Türkiye" olduğu için düzenle barışık olmayan herkese dendiği gibi, bize de "varoluşunu ifade etmeyeceksin " deniyor. Buna boyun eğecek değiliz. Bedeli var tabii. En tazesi, "Kandil'de ve bölgede hava durumu" üstbaşlıklı yazı nedeniyle, irfan Aktan'a 15 ay hapis, yazıişleri müdürü sorumluluğunu taşıyan Merve Erol'a 16 bin lira para cezası kesilmesi. Başka gazetecilere kesilenin yanında; örneğin Vedat Kurşun'a 166, Hacı Boğatekin'e 10 yıl; devede kulak, ama sancısı da sancı.
"AKP demokrasisi" 2006' da Terörle Mücadele Kanunu'nda yaptığı düzeltme, ifade özgürlüğünü eskisinden beter bir cendereye soktu. 2006 öncesinde olsaydık, böyle bir yazıya dava dahi açılmayacaktı. Zira, AKP öncesindeki düzenlemede, dava açılması için söz konusu propaganda'nın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik içermesi gerekiyordu. Şimdi ise şiddet veya teröre teşvik içermesi gerekmiyor, örgüt üyelerinin haber niteliğindeki beyanlarını nakletmek bile ceza için yeterli. Evet, 2010 Türkiye'sindeyiz ve terör örgütünün propagandasını yapmak'tan hüküm giymiş durumdayız. Bütün Türkiye' nin,Kürt açılımı'nı konuştuğu günlerde, Eylül 2009'da işlemişiz o suçu. O günlerde Hasan Cemal'in, PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'la Kandil' e giderek yaptığı söyleşi Milliyet'te tefrika ediliyor, hemen her köşeyazarı o söyleşiyi referans alarak yorum yapıyor, ekranlarda hemen her tartışma programında PKK masaya yatırılıyor, örgüt sözcülerinin açıklamalarına atıfta bulunuluyordu. Anaakım medyanın hemen her mecrasında PKK silah bırakıyor havasının estiği o günlerde, arkadaşımız irfan Aktan durumun öyle olmadığını söylemişti,Kandil' de ve bölgede hava durumu üstbaşlıklı haber-analizde. Bunu da masa başında değil, bölgeye giderek, orada iki PKK militanı da dahil olmak üzere birçok kişiyle görüşerek, PKK sözcülerinin çeşitli demeçlerini inceleyerek ve ABD, iran, Irak ve Suriye' nin Kürt politikalarını irdeleyerek yapmıştı. irfan'ın yazısına koyduğumuz Mücadele olmazsa çözüm olmaz başlığı, PKK'nın aldığı pozisyonu özetliyordu. Zira, PKK'da ağır basan eğilim, silahlı mücadele bırakılırsa devletin çözümden yan çizeceği yolundaydı. Ancak, bir de şerh vardı irfan'ın yazısında. Birlikte okuyalım: Örgüt içinde "AKP' nin açılım" projesini farklı yorumlayanlar var. Kandil' le yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim, açılım müjdesinin Türkiye' de yarattığı tartışma ortamının örgütte pek de pozitif bir yansıması olmadığı, PKK'nin hâlâ uzun vadeli çatışma planları üzerinde durduğu yönünde. Ayrıca PKK liderlerinden Cemil Bayık, TBMM' nin açıldığı gün çarpıcı açıklamasıyla ortaya çıktı. "Süreç savaş yönünde gelişmekte ve savaş kaçınılmaz görünmektedir."diyen Bayık, PKK birliklerini ve Kürtleri son ve büyük savaşa hazır olmaya çağırdı. Bayık' ın bu açıklamasının inisiyatifi ele geçirmek için yapılmış bir politik şantaj olup olmadığını önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Avukatımız Tora Pekin' in mahkeme heyetine sorduğu soruyu mealen tekrarlayalım: Örgüt propagandasını yapan bir yazıda, o örgütün liderlerinden birinin politik şantaj yapma ihtimalinin vurgulandığı nerede görülmüş?
Aradan geçen zaman haberimizi doğruladı. Kürt açılımı, moda deyişle "yalan oldu&" : DTP kapatıldı, 1500 parti yöneticisi ve yüzlerce çocuk tutuklandı. PKK ise silah bırakmadı, aksine, tek taraflı ilan ettiği ateşkesi bozdu. Ve sadece son iki ayda 38 asker öldürdü. Perşembenin gelişini çarşambadan söylemenin terör örgütü propagandası yapmak'la ne alâkası var? Her şey bir yana, Express niçin PKK propagandası yapsın?
O yazıya 15 ay hapis, 16 bin lira ceza kesilmesinin akla, mantığa, adalet kavramına, hatta ve hatta TMK'ya sığar bir tarafı var mı? Bu dergi israil' de çıksaydı, böyle bir hukuk'a maruz kalır mıydı?
4 Haziran sabahı DGM (ismi değişti, cismi baki) önünde toplandığımızda da, beraat edeceğimize kaniydik. Ve tatil'i konuşuyorduk. Daha önce ayrıntılarıyla anlattığımız dağıtım sorununu henüz çözemediğimiz için Express'i sonbahara kadar tatile çıkarmaya karar vermiştik. "Henüz çözemedik" ; diyoruz, zira bayilerde olabilmenin bir yolunu bulduk gibi. Ama, realize etmek vakit istiyor. Vakit, bu durumda da nakit ve o nakdi kaldırabilecek durumda değiliz. Mecburen tatile çıkıyoruz.
Laf aramızda, bu mecburiyetten şikâyetçi sayılmayız. Tatil, öyle ya da böyle, tatil. Bir teneffüsü çok özlemiştik. Yeni abonelerimiz merak etmesin, abonelik süreleri üç ay uzayacak elbette. Bu arada, tatilde boş durmayacağız: inanması zor ama, temmuz ayında sitemiz (birdirbir.org.) yayına başlıyor. Başladığında erişebildiğimiz mecralarda duyurusunu yapacağız. Aşağı yukarı okulların açılmasıyla birlikte, Express de bayilerde olacak.
Şimdi, eylülde buluşmak üzere, bayrağımızı göndere çekip türkümüzü söyleyelim; Ekşisözlük' te, "judge fudge" müstearının Express' in hüküm giymesi üzerine, "mensubu olmaktan kıvanç duyduğum yüce Türk yargısına göndermek istiyorum" dediği türküyü... Şiir Fazıl Hüsnü, beste Tahsin incirci: "Deli Kuşun Öttüğü". Ahmet Kaya yorumlamıştı, "Resitaller'de ve son albümü "Kalsın Benim Davam'da."
"Sen söylersin, o susar mı bel'olmaz." diyor Fazıl Hüsnü' nün deli kuşu. Ekşisözlük yazarı türkünün sonuna bir not düşmüş:" Siz söyleyeceksiniz, biz susmayacağız." Aynen klaynen. 4 Haziran'da ve sonrasında Express'e destek veren herkese bin selâm.
--spoiler--
BURASI TÜRKiYE, iSRAiL DEĞiL!
Bu dergi israil'de çıksaydı:
Mavi Marmara katliamından beri Türkiye medyası israil'in muhalif seslerine kulak kesiliyor, başta Ha'aretz olmak üzere muhalif basından iktibas yapıyor. Zehir zemberek yorumlar; israil hükümeti ve ordusu topa tutuluyor, ahmaklıktan giriliyor, canilikten çıkılıyor. Ve akla ister istemez şu soru geliyor: Aynı şeyler Türkiye hükümeti ve ordusu için yazılabilir mi?
Express israil'de yayınlansaydı, aşağı yukarı Ha'aretz'in söylediklerini söylerdi. Ve ne hapse mahkûm edilirdi, ne de para cezasına. Maçlarda polis taraftarlara copla giriştiğinde tribünlerden yükselen standart tezahürat bir ironi olarak duruyor önümüzde: Burası Türkiye, israil değil!
Müdavimlerinin gayet iyi bildiği gibi, Express her bakımdan bağımsız bir yayın. Hiçbir sermaye grubu veya türüyle, sivil toplum kuruluşuyla, fon mekanizmasıyla bağlantısı olmadığı gibi, hiçbir partiyle, örgütle, siyasal oluşumla da ilişkisi yok. Yüzde yüz bağımsız ve aynı zamanda yüzde yüz angaje. Neye angaje olduğumuzu Ocak 1994'te, ilk sayımızda ilan etmiştik, 16 yıldır o söze bağlıyız: Savaşsız ve sömürüsüz, efendisiz ve tahakkümsüz bir dünya idealine. Bu angajman, Express'in varoluş sebebi. Öyle olmasa, niye böyle bir yayın olsun ki? Varoluşumuzu ifade etmeyeceksek varolmamız abes olmaz mı?
"Burası Türkiye" olduğu için düzenle barışık olmayan herkese dendiği gibi, bize de "varoluşunu ifade etmeyeceksin " deniyor. Buna boyun eğecek değiliz. Bedeli var tabii. En tazesi, "Kandil'de ve bölgede hava durumu" üstbaşlıklı yazı nedeniyle, irfan Aktan'a 15 ay hapis, yazıişleri müdürü sorumluluğunu taşıyan Merve Erol'a 16 bin lira para cezası kesilmesi. Başka gazetecilere kesilenin yanında; örneğin Vedat Kurşun'a 166, Hacı Boğatekin'e 10 yıl; devede kulak, ama sancısı da sancı.
"AKP demokrasisi" 2006' da Terörle Mücadele Kanunu'nda yaptığı düzeltme, ifade özgürlüğünü eskisinden beter bir cendereye soktu. 2006 öncesinde olsaydık, böyle bir yazıya dava dahi açılmayacaktı. Zira, AKP öncesindeki düzenlemede, dava açılması için söz konusu propaganda'nın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik içermesi gerekiyordu. Şimdi ise şiddet veya teröre teşvik içermesi gerekmiyor, örgüt üyelerinin haber niteliğindeki beyanlarını nakletmek bile ceza için yeterli. Evet, 2010 Türkiye'sindeyiz ve terör örgütünün propagandasını yapmak'tan hüküm giymiş durumdayız. Bütün Türkiye' nin,Kürt açılımı'nı konuştuğu günlerde, Eylül 2009'da işlemişiz o suçu. O günlerde Hasan Cemal'in, PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'la Kandil' e giderek yaptığı söyleşi Milliyet'te tefrika ediliyor, hemen her köşeyazarı o söyleşiyi referans alarak yorum yapıyor, ekranlarda hemen her tartışma programında PKK masaya yatırılıyor, örgüt sözcülerinin açıklamalarına atıfta bulunuluyordu. Anaakım medyanın hemen her mecrasında PKK silah bırakıyor havasının estiği o günlerde, arkadaşımız irfan Aktan durumun öyle olmadığını söylemişti,Kandil' de ve bölgede hava durumu üstbaşlıklı haber-analizde. Bunu da masa başında değil, bölgeye giderek, orada iki PKK militanı da dahil olmak üzere birçok kişiyle görüşerek, PKK sözcülerinin çeşitli demeçlerini inceleyerek ve ABD, iran, Irak ve Suriye' nin Kürt politikalarını irdeleyerek yapmıştı. irfan'ın yazısına koyduğumuz Mücadele olmazsa çözüm olmaz başlığı, PKK'nın aldığı pozisyonu özetliyordu. Zira, PKK'da ağır basan eğilim, silahlı mücadele bırakılırsa devletin çözümden yan çizeceği yolundaydı. Ancak, bir de şerh vardı irfan'ın yazısında. Birlikte okuyalım: Örgüt içinde "AKP' nin açılım" projesini farklı yorumlayanlar var. Kandil' le yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim, açılım müjdesinin Türkiye' de yarattığı tartışma ortamının örgütte pek de pozitif bir yansıması olmadığı, PKK'nin hâlâ uzun vadeli çatışma planları üzerinde durduğu yönünde. Ayrıca PKK liderlerinden Cemil Bayık, TBMM' nin açıldığı gün çarpıcı açıklamasıyla ortaya çıktı. "Süreç savaş yönünde gelişmekte ve savaş kaçınılmaz görünmektedir."diyen Bayık, PKK birliklerini ve Kürtleri son ve büyük savaşa hazır olmaya çağırdı. Bayık' ın bu açıklamasının inisiyatifi ele geçirmek için yapılmış bir politik şantaj olup olmadığını önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Avukatımız Tora Pekin' in mahkeme heyetine sorduğu soruyu mealen tekrarlayalım: Örgüt propagandasını yapan bir yazıda, o örgütün liderlerinden birinin politik şantaj yapma ihtimalinin vurgulandığı nerede görülmüş?
Aradan geçen zaman haberimizi doğruladı. Kürt açılımı, moda deyişle "yalan oldu&" : DTP kapatıldı, 1500 parti yöneticisi ve yüzlerce çocuk tutuklandı. PKK ise silah bırakmadı, aksine, tek taraflı ilan ettiği ateşkesi bozdu. Ve sadece son iki ayda 38 asker öldürdü. Perşembenin gelişini çarşambadan söylemenin terör örgütü propagandası yapmak'la ne alâkası var? Her şey bir yana, Express niçin PKK propagandası yapsın?
O yazıya 15 ay hapis, 16 bin lira ceza kesilmesinin akla, mantığa, adalet kavramına, hatta ve hatta TMK'ya sığar bir tarafı var mı? Bu dergi israil' de çıksaydı, böyle bir hukuk'a maruz kalır mıydı?
4 Haziran sabahı DGM (ismi değişti, cismi baki) önünde toplandığımızda da, beraat edeceğimize kaniydik. Ve tatil'i konuşuyorduk. Daha önce ayrıntılarıyla anlattığımız dağıtım sorununu henüz çözemediğimiz için Express'i sonbahara kadar tatile çıkarmaya karar vermiştik. "Henüz çözemedik" ; diyoruz, zira bayilerde olabilmenin bir yolunu bulduk gibi. Ama, realize etmek vakit istiyor. Vakit, bu durumda da nakit ve o nakdi kaldırabilecek durumda değiliz. Mecburen tatile çıkıyoruz.
Laf aramızda, bu mecburiyetten şikâyetçi sayılmayız. Tatil, öyle ya da böyle, tatil. Bir teneffüsü çok özlemiştik. Yeni abonelerimiz merak etmesin, abonelik süreleri üç ay uzayacak elbette. Bu arada, tatilde boş durmayacağız: inanması zor ama, temmuz ayında sitemiz (birdirbir.org.) yayına başlıyor. Başladığında erişebildiğimiz mecralarda duyurusunu yapacağız. Aşağı yukarı okulların açılmasıyla birlikte, Express de bayilerde olacak.
Şimdi, eylülde buluşmak üzere, bayrağımızı göndere çekip türkümüzü söyleyelim; Ekşisözlük' te, "judge fudge" müstearının Express' in hüküm giymesi üzerine, "mensubu olmaktan kıvanç duyduğum yüce Türk yargısına göndermek istiyorum" dediği türküyü... Şiir Fazıl Hüsnü, beste Tahsin incirci: "Deli Kuşun Öttüğü". Ahmet Kaya yorumlamıştı, "Resitaller'de ve son albümü "Kalsın Benim Davam'da."
"Sen söylersin, o susar mı bel'olmaz." diyor Fazıl Hüsnü' nün deli kuşu. Ekşisözlük yazarı türkünün sonuna bir not düşmüş:" Siz söyleyeceksiniz, biz susmayacağız." Aynen klaynen. 4 Haziran'da ve sonrasında Express'e destek veren herkese bin selâm.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar