bugün
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum7
- şapka takar mısınız7
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- friedrich hegel la bi cay icek6
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sezen taş5
- yemek yedikten sonra kusmak9
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- nervionun beni engellemesi10
- tarihçi kimliğini kullanıp tarihçi olmayanlar3
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- nick vermeden bir yazara seslen3
- sözlük yazarlarının kullandıkları tarayıcılar3
- arkadaşlar buldum9
- üstad kadir mısıroğlu3
- kemalizmin çöküşü8
- ölümlü dünya diyerek affedip heba olmak3
- moğolistan'ın çin'in kuzeyinde bulunması3
- ucan tekme atan hipopotam43
- karamelize soğanlı mantarlı makarna4
- popüler bir yazar olmanın zorlukları6
- kafayı parayla bozmuş kadınlar5
- şükürcülük9
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna7
- kemalizm neden çöktü5
- büyük oyunu görmek9
- özgüveni olmayan erkek2
- kpss mülakat sınavında adaylara sorulan sorular2
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- arkadaşla ben vazgeçtim5
- biraz erkekleri kötüleyinsene7
- sigaradan bile zevk alamamak2
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- karton toplarken köpek çetesine yem olmak3
- hayatın sırrını sözlükte aramak7
- incel3
- iremganın anısına3
- acun para kazanmasın diye tv8 izlememek2
- diş sıkmak5
- frank lucas'a bir mesaj bırak4
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe8
- dedemi astılar diye ağlamak4
- saçları permalı sözlük kızı10
- izmir7
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- chp ye oy veren insan zekası3
25.03.2007 pazar günü babam ve oğlumu yayınlayacak olan kanal.
sahibinin nasıl bir şeref.. öhm medya patronu olduğunu öğrenmek için;
Bırakalım alsınlar (mı?)
Papa ziyareti öncesi ülkemize gelen ünlü bir gazeteciyle Türk medyası üzerine sohbet ederken, lâf uluslararası şirketlerin ilgisine gelince, yabancı meslektaş, "Demek ki" dedi, "Sizin medya iyi para kazanıyor, yoksa borsada işlem gören bir şirket neden gelsin; zarar edince hissedarlar yöneticilerin tepesine biner çünkü..."
Dilimin ucuna geleni söylemedim. Gerek de olmadı. Piyasaya ilk giren yabancı patronun adını verdiğimde, "Ha, o mu? O ideolojik davranır" cevabını aldım çünkü... Adam taa Avustralya'dan Türkiye'ye sermaye gönderiyor ve niyeti 'ideolojik'...
Madem anılar denizinde yüzüyoruz, hükümetin önemli koltuklarından birinde oturan bir politikacıyla yaptığım sohbeti de aktarayım. Medya konulu sohbet koyulaştığında, bir ara, "Biz zaten bu yüzden yabancı sermayenin medyaya sınırsız girmesini istiyoruz" deyiverdi bakan. Terbiye etmek için istiyorlarmış bunu. RTÜK Yasası gündeme geldiğinde yüzde 25 sınırlamayı kaldıracaklarmış...
Nasıl nevrim döndü, bilemezsiniz...
Yüzde 25 kısıtlama olduğu için, medyamıza meraklı yabancı sermaye, televizyonları bir bütün olarak ele geçiremiyor. Alman Axel Springer grubu sözgelimi, Doğan-TV'den yüzde 25 hisse aldı; bunun karşılığında tam 375 milyon Euro ödeyerek... Aydın Doğan sevinmesin de ben mi sevineyim. 1,5 yıl önce yüzde 20 hissesine bir Alman bankası yalnızca 150 milyon Dolar vermişti Doğan-TV'nin; biz karşı çıktık, RTÜK onaylamadı, satış suya düştü; sonunda kazanan Aydın Bey oldu yine...
Meğer, onun da Almanya'daki bazı TV kanallarında gözü varmış... Satış vesilesiyle eline geçen parayla Pro-7 ve Sat-1 kanallarının hisselerini almayı düşünüyormuş... Alman sermayesi Türk medyasına giriyor, parayı alan da bu defa Alman medyasına para yatırıyor; iyi mi?
Bir noktaya kafam takıldı: Axel Springer Grubu Pro-7 ve Sat-1 kanallarındaki hissesini artırmak isteyince Alman Televizyon Üst Kurumu 'tekel teşkil edebilir' gerekçesiyle bu girişimi engellememiş miydi? Bilenler, yanlışsam "Yanlış" desin lütfen... Eğer belleğim beni yanıltmıyorsa, Axel Springer Grubu ile Doğan Medya, Almanya ve Türkiye'de önünde engel tanımayan bir dev haline dönüşüyor demektir...
Acaba Springer'in Türk ortağının Springer'in resmen alamadığı iki Alman kanalına tâlip olmasına Almanya'da itiraz eden çıkar mı?
"Biz terbiye edeceği için medyada yüzde 100 yabancı sermayeden yanayız" tezini yüzüme karşı savunan bakana, "Hangi yabancıyla neyi terbiye edeceksiniz?" sorusunu yönelttikten sonra, o haftanın New Yorker dergisinde çıkan Rupert Murdoch'la ilgili yazıdan aklımda kalanları aktardım.
Murdoch'un ABD'ye ilgisi 1970'lerin ikinci yarısında başlamış... ilk aldığı gazete New York Post olmuş; ABD finans başkentinin sıradan insanlarına hitap eden halk gazetesi... Post'u alınca kendi postunu da New York'a sermiş Murdoch... Etrafına topladığı kurmaylarına ilk sorduğu... Hayır, "Gazeteyi daha çok satar, daha fazla kâr eder, daha itibarlı hale nasıl getiririz?" sorusu olmamış... ilk sorduğu soru şu: "Belediye başkanlığı yarışında kimi desteklemeliyiz?"
Sorusuna cevap alabilmek için adayları mâlikânesine çağırmış ve hepsine "Sendikalarla başım belâya girdiğinde ne yaparsın?" sorusunu yöneltmiş... Adaylardan "Grev yaparlarsa tepelerine binerim" cevabını vereni sevmiş... Sevmiş, ama New Yorkluların yüzde 4'ü bile tanımıyormuş o adayı...
Öykünün sonunu tahmin etmişsinizdir: Murdoch'a sendikalarla mücadelesinde açık çek veren aday Erward Koch, Post'un desteğini alarak seçilmeyi başarmış...
Murdoch, ingiltere'de önce Thatcher'i sonra da Blair'i alenen desteklemişti medyasında; ABD'de de iki seçim üstüste Bush'un arkasına verdi desteğini... Önümüzdeki seçimde adaylığını koyması için Hillary Clinton'a en büyük baskı yine ondan geliyor...
Tabii, 1977'de tek gazeteli Rupert Murdoch, bugün ABD'de New York Post gazetesi yanında Fox-Tv, Twentieth Century Fox film stüdyosu, HarperCollins yayınevi, Weekly Standard dergisi, MySpace internet sitesi ve Dijitürk-benzeri DirecTV'nin sahibi... Bu medya varlığı, ABD ve ingiltere gibi bir ülkelerde bile, Murdoch'a demokratik sistemi etkileme gücü bahşediyor; o da, bu gücü, daha çok muhafazakârları (Thatcher, Bush) desteklese bile bazen rakiplerine (Clinton, Blair) de şans tanıyarak kullanıyor...
Sohbet ettiğim yabancı meslektaşın "Onun tavrı ideolojik" dediği Murdoch, TGRT'yi satın alarak Türk medyasına da girdi; bir yandan yüzde 25 sınırının kalkmasını bekliyor, bir yandan da gözü yazılı basında... Hükümet ise, "Bizimkilerden yıldık, bırakalım yabancılar sahip olsun" düşüncesinde...
Ne kadar da saflar...
Taha Kıvanç
Yeni Şafak
21.11.2006
yazının adresi:http://www.yenisafak.com.....11.2006&y=TahaKivanc
son olarak amerikan bayrağının yakıldığı görüntülerin arşivden silindiği gündeme gelmiş ancak yalanlanmıştı, ben yalanlanmasına inanmadım o ayrı, bizde ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler.
edit : entry'i bu kadar hızlı kötülediğine göre murdoch aramızda. *
Bırakalım alsınlar (mı?)
Papa ziyareti öncesi ülkemize gelen ünlü bir gazeteciyle Türk medyası üzerine sohbet ederken, lâf uluslararası şirketlerin ilgisine gelince, yabancı meslektaş, "Demek ki" dedi, "Sizin medya iyi para kazanıyor, yoksa borsada işlem gören bir şirket neden gelsin; zarar edince hissedarlar yöneticilerin tepesine biner çünkü..."
Dilimin ucuna geleni söylemedim. Gerek de olmadı. Piyasaya ilk giren yabancı patronun adını verdiğimde, "Ha, o mu? O ideolojik davranır" cevabını aldım çünkü... Adam taa Avustralya'dan Türkiye'ye sermaye gönderiyor ve niyeti 'ideolojik'...
Madem anılar denizinde yüzüyoruz, hükümetin önemli koltuklarından birinde oturan bir politikacıyla yaptığım sohbeti de aktarayım. Medya konulu sohbet koyulaştığında, bir ara, "Biz zaten bu yüzden yabancı sermayenin medyaya sınırsız girmesini istiyoruz" deyiverdi bakan. Terbiye etmek için istiyorlarmış bunu. RTÜK Yasası gündeme geldiğinde yüzde 25 sınırlamayı kaldıracaklarmış...
Nasıl nevrim döndü, bilemezsiniz...
Yüzde 25 kısıtlama olduğu için, medyamıza meraklı yabancı sermaye, televizyonları bir bütün olarak ele geçiremiyor. Alman Axel Springer grubu sözgelimi, Doğan-TV'den yüzde 25 hisse aldı; bunun karşılığında tam 375 milyon Euro ödeyerek... Aydın Doğan sevinmesin de ben mi sevineyim. 1,5 yıl önce yüzde 20 hissesine bir Alman bankası yalnızca 150 milyon Dolar vermişti Doğan-TV'nin; biz karşı çıktık, RTÜK onaylamadı, satış suya düştü; sonunda kazanan Aydın Bey oldu yine...
Meğer, onun da Almanya'daki bazı TV kanallarında gözü varmış... Satış vesilesiyle eline geçen parayla Pro-7 ve Sat-1 kanallarının hisselerini almayı düşünüyormuş... Alman sermayesi Türk medyasına giriyor, parayı alan da bu defa Alman medyasına para yatırıyor; iyi mi?
Bir noktaya kafam takıldı: Axel Springer Grubu Pro-7 ve Sat-1 kanallarındaki hissesini artırmak isteyince Alman Televizyon Üst Kurumu 'tekel teşkil edebilir' gerekçesiyle bu girişimi engellememiş miydi? Bilenler, yanlışsam "Yanlış" desin lütfen... Eğer belleğim beni yanıltmıyorsa, Axel Springer Grubu ile Doğan Medya, Almanya ve Türkiye'de önünde engel tanımayan bir dev haline dönüşüyor demektir...
Acaba Springer'in Türk ortağının Springer'in resmen alamadığı iki Alman kanalına tâlip olmasına Almanya'da itiraz eden çıkar mı?
"Biz terbiye edeceği için medyada yüzde 100 yabancı sermayeden yanayız" tezini yüzüme karşı savunan bakana, "Hangi yabancıyla neyi terbiye edeceksiniz?" sorusunu yönelttikten sonra, o haftanın New Yorker dergisinde çıkan Rupert Murdoch'la ilgili yazıdan aklımda kalanları aktardım.
Murdoch'un ABD'ye ilgisi 1970'lerin ikinci yarısında başlamış... ilk aldığı gazete New York Post olmuş; ABD finans başkentinin sıradan insanlarına hitap eden halk gazetesi... Post'u alınca kendi postunu da New York'a sermiş Murdoch... Etrafına topladığı kurmaylarına ilk sorduğu... Hayır, "Gazeteyi daha çok satar, daha fazla kâr eder, daha itibarlı hale nasıl getiririz?" sorusu olmamış... ilk sorduğu soru şu: "Belediye başkanlığı yarışında kimi desteklemeliyiz?"
Sorusuna cevap alabilmek için adayları mâlikânesine çağırmış ve hepsine "Sendikalarla başım belâya girdiğinde ne yaparsın?" sorusunu yöneltmiş... Adaylardan "Grev yaparlarsa tepelerine binerim" cevabını vereni sevmiş... Sevmiş, ama New Yorkluların yüzde 4'ü bile tanımıyormuş o adayı...
Öykünün sonunu tahmin etmişsinizdir: Murdoch'a sendikalarla mücadelesinde açık çek veren aday Erward Koch, Post'un desteğini alarak seçilmeyi başarmış...
Murdoch, ingiltere'de önce Thatcher'i sonra da Blair'i alenen desteklemişti medyasında; ABD'de de iki seçim üstüste Bush'un arkasına verdi desteğini... Önümüzdeki seçimde adaylığını koyması için Hillary Clinton'a en büyük baskı yine ondan geliyor...
Tabii, 1977'de tek gazeteli Rupert Murdoch, bugün ABD'de New York Post gazetesi yanında Fox-Tv, Twentieth Century Fox film stüdyosu, HarperCollins yayınevi, Weekly Standard dergisi, MySpace internet sitesi ve Dijitürk-benzeri DirecTV'nin sahibi... Bu medya varlığı, ABD ve ingiltere gibi bir ülkelerde bile, Murdoch'a demokratik sistemi etkileme gücü bahşediyor; o da, bu gücü, daha çok muhafazakârları (Thatcher, Bush) desteklese bile bazen rakiplerine (Clinton, Blair) de şans tanıyarak kullanıyor...
Sohbet ettiğim yabancı meslektaşın "Onun tavrı ideolojik" dediği Murdoch, TGRT'yi satın alarak Türk medyasına da girdi; bir yandan yüzde 25 sınırının kalkmasını bekliyor, bir yandan da gözü yazılı basında... Hükümet ise, "Bizimkilerden yıldık, bırakalım yabancılar sahip olsun" düşüncesinde...
Ne kadar da saflar...
Taha Kıvanç
Yeni Şafak
21.11.2006
yazının adresi:http://www.yenisafak.com.....11.2006&y=TahaKivanc
son olarak amerikan bayrağının yakıldığı görüntülerin arşivden silindiği gündeme gelmiş ancak yalanlanmıştı, ben yalanlanmasına inanmadım o ayrı, bizde ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler.
edit : entry'i bu kadar hızlı kötülediğine göre murdoch aramızda. *
türkiyede bir seyleri değiştirebilecek bir kanaldır. türk olduğumuzdan kelli yine yerli yersiz bok atacağımız kanaldır.
an itibariyle murat birsel kopyası bir adamın program sunduğu kanal.
yeni, post-show tv.
(bkz: bir bu eksikti)
(bkz: bir bu eksikti)
merkezi nişantaşında olan kanal.
eski ticiarti * nin yeni liberal versiyonu.
turuncu devrimin kanalı.
(bkz: george soros)
(bkz: george soros)
tgrt'nin yeni adı olmasının yanında;
sahibi rupert murdoch adında, amerika'daki radyo, gazete ve televizyonların bilemkaçta bilmemkaçının da sahibi olan medya tekelcisidir. * (bkz: medyada tekelleşme)
sahibi rupert murdoch adında, amerika'daki radyo, gazete ve televizyonların bilemkaçta bilmemkaçının da sahibi olan medya tekelcisidir. * (bkz: medyada tekelleşme)
an itibari ile, türksat uydusu 12021 5380 h(yatay) 5/6 parametleri ile yayına başlayan televizyon kanalı. şu an görüntüde yalnızca test card vardır.
objektiflikten cok uzak rupert murdoch'in sahibi oldugu kanal.
prison break, 24 gibi dizileri abd ile paralel yayınlarsa, cnbc-e nin papucunu dama atacağına kesin gözüyle baktığım kanal.
amerikalıdır.
tgrt nin yeni adi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar