bugün
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz4
- aşk acısı çekiyorum sözlük7
- nickten isim tahmini yapmak10
- büyük filmlerden büyük replikler3
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- haramidere de haramilik yapmak5
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- full metal jacket vs the thin red line2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- guinness birası3
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var2
- sözlükte olgun insanların sorunlarını konuşmak2
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- ölümü gösterip sıtmaya razı etmek2
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
- yürüyen bok4
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sinem dedetaş11
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- kilolu olmak5
- kedin mi var derdin var4
- caddebostan da bostan yetiştirmek3
- sözlüğü doğru kullanmak2
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- muşlettin amca2
- her gün tuvalete çıkmak2
- zall adlı yazar4
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak2
- yeğen yerine yiğen diyen insanlar2
- çerçeve yasa7
- mason greenwood11
- oral süspansiyon3
- amerikaya taşınmak2
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak2
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- batıl inançlar6
- sozluk yazarlarinin zengin olmasi2
- allah 1 metin 2 rte 33
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- velvet hanım ile kahve içmek8
- 15 temmuz tiyatro mu7
- renault 9 broadway12
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı8
sahibinin nasıl bir şeref.. öhm medya patronu olduğunu öğrenmek için;
Bırakalım alsınlar (mı?)
Papa ziyareti öncesi ülkemize gelen ünlü bir gazeteciyle Türk medyası üzerine sohbet ederken, lâf uluslararası şirketlerin ilgisine gelince, yabancı meslektaş, "Demek ki" dedi, "Sizin medya iyi para kazanıyor, yoksa borsada işlem gören bir şirket neden gelsin; zarar edince hissedarlar yöneticilerin tepesine biner çünkü..."
Dilimin ucuna geleni söylemedim. Gerek de olmadı. Piyasaya ilk giren yabancı patronun adını verdiğimde, "Ha, o mu? O ideolojik davranır" cevabını aldım çünkü... Adam taa Avustralya'dan Türkiye'ye sermaye gönderiyor ve niyeti 'ideolojik'...
Madem anılar denizinde yüzüyoruz, hükümetin önemli koltuklarından birinde oturan bir politikacıyla yaptığım sohbeti de aktarayım. Medya konulu sohbet koyulaştığında, bir ara, "Biz zaten bu yüzden yabancı sermayenin medyaya sınırsız girmesini istiyoruz" deyiverdi bakan. Terbiye etmek için istiyorlarmış bunu. RTÜK Yasası gündeme geldiğinde yüzde 25 sınırlamayı kaldıracaklarmış...
Nasıl nevrim döndü, bilemezsiniz...
Yüzde 25 kısıtlama olduğu için, medyamıza meraklı yabancı sermaye, televizyonları bir bütün olarak ele geçiremiyor. Alman Axel Springer grubu sözgelimi, Doğan-TV'den yüzde 25 hisse aldı; bunun karşılığında tam 375 milyon Euro ödeyerek... Aydın Doğan sevinmesin de ben mi sevineyim. 1,5 yıl önce yüzde 20 hissesine bir Alman bankası yalnızca 150 milyon Dolar vermişti Doğan-TV'nin; biz karşı çıktık, RTÜK onaylamadı, satış suya düştü; sonunda kazanan Aydın Bey oldu yine...
Meğer, onun da Almanya'daki bazı TV kanallarında gözü varmış... Satış vesilesiyle eline geçen parayla Pro-7 ve Sat-1 kanallarının hisselerini almayı düşünüyormuş... Alman sermayesi Türk medyasına giriyor, parayı alan da bu defa Alman medyasına para yatırıyor; iyi mi?
Bir noktaya kafam takıldı: Axel Springer Grubu Pro-7 ve Sat-1 kanallarındaki hissesini artırmak isteyince Alman Televizyon Üst Kurumu 'tekel teşkil edebilir' gerekçesiyle bu girişimi engellememiş miydi? Bilenler, yanlışsam "Yanlış" desin lütfen... Eğer belleğim beni yanıltmıyorsa, Axel Springer Grubu ile Doğan Medya, Almanya ve Türkiye'de önünde engel tanımayan bir dev haline dönüşüyor demektir...
Acaba Springer'in Türk ortağının Springer'in resmen alamadığı iki Alman kanalına tâlip olmasına Almanya'da itiraz eden çıkar mı?
"Biz terbiye edeceği için medyada yüzde 100 yabancı sermayeden yanayız" tezini yüzüme karşı savunan bakana, "Hangi yabancıyla neyi terbiye edeceksiniz?" sorusunu yönelttikten sonra, o haftanın New Yorker dergisinde çıkan Rupert Murdoch'la ilgili yazıdan aklımda kalanları aktardım.
Murdoch'un ABD'ye ilgisi 1970'lerin ikinci yarısında başlamış... ilk aldığı gazete New York Post olmuş; ABD finans başkentinin sıradan insanlarına hitap eden halk gazetesi... Post'u alınca kendi postunu da New York'a sermiş Murdoch... Etrafına topladığı kurmaylarına ilk sorduğu... Hayır, "Gazeteyi daha çok satar, daha fazla kâr eder, daha itibarlı hale nasıl getiririz?" sorusu olmamış... ilk sorduğu soru şu: "Belediye başkanlığı yarışında kimi desteklemeliyiz?"
Sorusuna cevap alabilmek için adayları mâlikânesine çağırmış ve hepsine "Sendikalarla başım belâya girdiğinde ne yaparsın?" sorusunu yöneltmiş... Adaylardan "Grev yaparlarsa tepelerine binerim" cevabını vereni sevmiş... Sevmiş, ama New Yorkluların yüzde 4'ü bile tanımıyormuş o adayı...
Öykünün sonunu tahmin etmişsinizdir: Murdoch'a sendikalarla mücadelesinde açık çek veren aday Erward Koch, Post'un desteğini alarak seçilmeyi başarmış...
Murdoch, ingiltere'de önce Thatcher'i sonra da Blair'i alenen desteklemişti medyasında; ABD'de de iki seçim üstüste Bush'un arkasına verdi desteğini... Önümüzdeki seçimde adaylığını koyması için Hillary Clinton'a en büyük baskı yine ondan geliyor...
Tabii, 1977'de tek gazeteli Rupert Murdoch, bugün ABD'de New York Post gazetesi yanında Fox-Tv, Twentieth Century Fox film stüdyosu, HarperCollins yayınevi, Weekly Standard dergisi, MySpace internet sitesi ve Dijitürk-benzeri DirecTV'nin sahibi... Bu medya varlığı, ABD ve ingiltere gibi bir ülkelerde bile, Murdoch'a demokratik sistemi etkileme gücü bahşediyor; o da, bu gücü, daha çok muhafazakârları (Thatcher, Bush) desteklese bile bazen rakiplerine (Clinton, Blair) de şans tanıyarak kullanıyor...
Sohbet ettiğim yabancı meslektaşın "Onun tavrı ideolojik" dediği Murdoch, TGRT'yi satın alarak Türk medyasına da girdi; bir yandan yüzde 25 sınırının kalkmasını bekliyor, bir yandan da gözü yazılı basında... Hükümet ise, "Bizimkilerden yıldık, bırakalım yabancılar sahip olsun" düşüncesinde...
Ne kadar da saflar...
Taha Kıvanç
Yeni Şafak
21.11.2006
yazının adresi:http://www.yenisafak.com.....11.2006&y=TahaKivanc
son olarak amerikan bayrağının yakıldığı görüntülerin arşivden silindiği gündeme gelmiş ancak yalanlanmıştı, ben yalanlanmasına inanmadım o ayrı, bizde ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler.
edit : entry'i bu kadar hızlı kötülediğine göre murdoch aramızda. *
Bırakalım alsınlar (mı?)
Papa ziyareti öncesi ülkemize gelen ünlü bir gazeteciyle Türk medyası üzerine sohbet ederken, lâf uluslararası şirketlerin ilgisine gelince, yabancı meslektaş, "Demek ki" dedi, "Sizin medya iyi para kazanıyor, yoksa borsada işlem gören bir şirket neden gelsin; zarar edince hissedarlar yöneticilerin tepesine biner çünkü..."
Dilimin ucuna geleni söylemedim. Gerek de olmadı. Piyasaya ilk giren yabancı patronun adını verdiğimde, "Ha, o mu? O ideolojik davranır" cevabını aldım çünkü... Adam taa Avustralya'dan Türkiye'ye sermaye gönderiyor ve niyeti 'ideolojik'...
Madem anılar denizinde yüzüyoruz, hükümetin önemli koltuklarından birinde oturan bir politikacıyla yaptığım sohbeti de aktarayım. Medya konulu sohbet koyulaştığında, bir ara, "Biz zaten bu yüzden yabancı sermayenin medyaya sınırsız girmesini istiyoruz" deyiverdi bakan. Terbiye etmek için istiyorlarmış bunu. RTÜK Yasası gündeme geldiğinde yüzde 25 sınırlamayı kaldıracaklarmış...
Nasıl nevrim döndü, bilemezsiniz...
Yüzde 25 kısıtlama olduğu için, medyamıza meraklı yabancı sermaye, televizyonları bir bütün olarak ele geçiremiyor. Alman Axel Springer grubu sözgelimi, Doğan-TV'den yüzde 25 hisse aldı; bunun karşılığında tam 375 milyon Euro ödeyerek... Aydın Doğan sevinmesin de ben mi sevineyim. 1,5 yıl önce yüzde 20 hissesine bir Alman bankası yalnızca 150 milyon Dolar vermişti Doğan-TV'nin; biz karşı çıktık, RTÜK onaylamadı, satış suya düştü; sonunda kazanan Aydın Bey oldu yine...
Meğer, onun da Almanya'daki bazı TV kanallarında gözü varmış... Satış vesilesiyle eline geçen parayla Pro-7 ve Sat-1 kanallarının hisselerini almayı düşünüyormuş... Alman sermayesi Türk medyasına giriyor, parayı alan da bu defa Alman medyasına para yatırıyor; iyi mi?
Bir noktaya kafam takıldı: Axel Springer Grubu Pro-7 ve Sat-1 kanallarındaki hissesini artırmak isteyince Alman Televizyon Üst Kurumu 'tekel teşkil edebilir' gerekçesiyle bu girişimi engellememiş miydi? Bilenler, yanlışsam "Yanlış" desin lütfen... Eğer belleğim beni yanıltmıyorsa, Axel Springer Grubu ile Doğan Medya, Almanya ve Türkiye'de önünde engel tanımayan bir dev haline dönüşüyor demektir...
Acaba Springer'in Türk ortağının Springer'in resmen alamadığı iki Alman kanalına tâlip olmasına Almanya'da itiraz eden çıkar mı?
"Biz terbiye edeceği için medyada yüzde 100 yabancı sermayeden yanayız" tezini yüzüme karşı savunan bakana, "Hangi yabancıyla neyi terbiye edeceksiniz?" sorusunu yönelttikten sonra, o haftanın New Yorker dergisinde çıkan Rupert Murdoch'la ilgili yazıdan aklımda kalanları aktardım.
Murdoch'un ABD'ye ilgisi 1970'lerin ikinci yarısında başlamış... ilk aldığı gazete New York Post olmuş; ABD finans başkentinin sıradan insanlarına hitap eden halk gazetesi... Post'u alınca kendi postunu da New York'a sermiş Murdoch... Etrafına topladığı kurmaylarına ilk sorduğu... Hayır, "Gazeteyi daha çok satar, daha fazla kâr eder, daha itibarlı hale nasıl getiririz?" sorusu olmamış... ilk sorduğu soru şu: "Belediye başkanlığı yarışında kimi desteklemeliyiz?"
Sorusuna cevap alabilmek için adayları mâlikânesine çağırmış ve hepsine "Sendikalarla başım belâya girdiğinde ne yaparsın?" sorusunu yöneltmiş... Adaylardan "Grev yaparlarsa tepelerine binerim" cevabını vereni sevmiş... Sevmiş, ama New Yorkluların yüzde 4'ü bile tanımıyormuş o adayı...
Öykünün sonunu tahmin etmişsinizdir: Murdoch'a sendikalarla mücadelesinde açık çek veren aday Erward Koch, Post'un desteğini alarak seçilmeyi başarmış...
Murdoch, ingiltere'de önce Thatcher'i sonra da Blair'i alenen desteklemişti medyasında; ABD'de de iki seçim üstüste Bush'un arkasına verdi desteğini... Önümüzdeki seçimde adaylığını koyması için Hillary Clinton'a en büyük baskı yine ondan geliyor...
Tabii, 1977'de tek gazeteli Rupert Murdoch, bugün ABD'de New York Post gazetesi yanında Fox-Tv, Twentieth Century Fox film stüdyosu, HarperCollins yayınevi, Weekly Standard dergisi, MySpace internet sitesi ve Dijitürk-benzeri DirecTV'nin sahibi... Bu medya varlığı, ABD ve ingiltere gibi bir ülkelerde bile, Murdoch'a demokratik sistemi etkileme gücü bahşediyor; o da, bu gücü, daha çok muhafazakârları (Thatcher, Bush) desteklese bile bazen rakiplerine (Clinton, Blair) de şans tanıyarak kullanıyor...
Sohbet ettiğim yabancı meslektaşın "Onun tavrı ideolojik" dediği Murdoch, TGRT'yi satın alarak Türk medyasına da girdi; bir yandan yüzde 25 sınırının kalkmasını bekliyor, bir yandan da gözü yazılı basında... Hükümet ise, "Bizimkilerden yıldık, bırakalım yabancılar sahip olsun" düşüncesinde...
Ne kadar da saflar...
Taha Kıvanç
Yeni Şafak
21.11.2006
yazının adresi:http://www.yenisafak.com.....11.2006&y=TahaKivanc
son olarak amerikan bayrağının yakıldığı görüntülerin arşivden silindiği gündeme gelmiş ancak yalanlanmıştı, ben yalanlanmasına inanmadım o ayrı, bizde ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler.
edit : entry'i bu kadar hızlı kötülediğine göre murdoch aramızda. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar