bugün
- arkadaşlar nasılsınız11
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- bana gel film izleriz diyen erkek15
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil6
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- gratisin içini merak etmek5
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- kendine bir soru sor5
- cansever18
- komik biri olmak2
- mekke anlaşması11
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- kavalali mehmet ali pasa3
- simko317
- insan sevmemek6
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- pazar günü evde oturan insan4
- bir sözlük kızını yatağa atmak2
- sözlüğün kırbacı5
- ip atlayan erkek2
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- kadınlar denizi3
- acı yiyen insan2
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
- kafamın içindeki sesler5
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- uçan tekne2
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- vahşi batı2
- komik olmayan komedyen3
- yarım kokoreç'in 300 tl olması2
- işerken hapşırmak3
- futbol24
- tavuk pilav4
- hewal ebo9
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- galatasaray daikin den libero takviyesi2
- pkklı anaları3
- sarapci koala7
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- sokakta kavga teknikleri2
- recep tayyip erdoğan3
- günlük tutan erkek13
- merfulu2
Kesinlikle serbest olmaması gereken iğrenç, rezil olay.
Her insan eşittir. Doğru bir adım.
çağdaş ülkelerde yasalken teist ülkelerde lanetlenmektir. Batı-doğu farkı bu işte.
nasil heteroseksuel insanlarin evlenmesine izin veriliyorsa escinsel insanlarin da evlenmesine izin verilmelidir. bu hak degildir (nasil heteroseksuellere hak olarak verilmediyse) ama bunu vermemek haksizliktir.
evlilik demek doğru olmaz.
evlilik ancak bir erkek ile kadın arasındaki bağı teşkil eder.
evlilik ancak bir erkek ile kadın arasındaki bağı teşkil eder.
bazı avrupa ülkelerinde serbest kılınmış evlilik.
Amsterdam da holyandada kısaca yasal olan eylem. Amerika gibi bir çok ülkede de serbest kılınmıştır son günlerde.
insanların tercihlerine saygı duyulması gereken bir durum.
dipnot: evlilik dediğiniz şey sadece bir imzadan ibaretse zaten gereksiz bir eylem.
dipnot: evlilik dediğiniz şey sadece bir imzadan ibaretse zaten gereksiz bir eylem.
insanların tercihlerine saygı duyulması gereken bir durum.
dipnot: evlilik dediğiniz şey sadece bir imzadan ibaretse zaten gereksiz bir eylem.
dipnot: evlilik dediğiniz şey sadece bir imzadan ibaretse zaten gereksiz bir eylem.
Hollanda, ispanya, belçika, danimarka, norveç, isveç, portekiz, izlanda, fransa, ingiltere, lüksemburg, irlanda, arjantin, brezilya, amerika birleşik devleri, güney afrika, yeni zellanda'da yasal olan durum. Hepsi gelişmiş ülkeler ve yok oldukları yok gördüğümüz gibi. Hala dut kavmine inanan kaldı mı acaba.
kişilerin cinsel yönelimleri kendini bağlar ve toplum belli bir kesimin hayatında bu denli önemli karara karşı ahkam kesemez.
öncelikle şunu bir anlamak lazım. bir kişi eşcinselse asla senin gibi düşünmüyor ve senin gibi hissetmiyordur.
o sığ beyninden kurtul çünkü empati çok faydalı bir şeydir.
dolayısıyla kendi algıların ve hislerinle birinin hayatına müdahale etme hakkını kendinde görmen ve birilerinin hayatlarına bu denli müdahale edecek cesareti kendinde bulmanın gereksizliğini sen de fark edeceksindir.
toplumun normal kabul ettiğinin dışında bir hayat tarzı gibi bunu kabul etmek de saçmadır. kişilerin doğal sebepleri gayet de toplum içinde diğerleri kadar yer edebilmelidir.
sonuçta bir insan bedenini, hislerini inkar edemez, seni zorla kendi cinsine verdikleri bir toplumda yaşadığını düşünürsen belki yine anlamana lazım olur.
adamlar kadından tiksiniyor diyelim( şimdi biz nasıl kendi cinsimizle böyle bir düşünceden dahi tiksiniyorsak onlar da tiksinebilir) sen bu adamı alıyorsun normal diye kendi cinsi olmayanla evlendiriyorsun ve buna toplumsal kabul yada normal olan diyorsun.
iyide onları hiç düşünmüyor musun?
o kişilerin hisleri de bu yönde oluyor ve toplumun aptal takıntıları yüzünden belki hiç kavuşamayacaklar. sonuçta neyi inkar edeceksin?
onların dünyasını anlamak için kendi dışında düşünmek şart, ha eşcinsel evlilik olur mu?
evlenen var demek ki oluyormuş, ha bu bizim normal algımıza ters olabilir ama bizim için normal olan onlar için anormal olabilir.
yani özetle: birilerini hayatı hakkında böyle ahkam kesmeyin hele hele hayatı için bu kadar ciddi bir konuda hiç kesmeyin. bu sağlıklı bir davranış olmaz çünkü.
öncelikle şunu bir anlamak lazım. bir kişi eşcinselse asla senin gibi düşünmüyor ve senin gibi hissetmiyordur.
o sığ beyninden kurtul çünkü empati çok faydalı bir şeydir.
dolayısıyla kendi algıların ve hislerinle birinin hayatına müdahale etme hakkını kendinde görmen ve birilerinin hayatlarına bu denli müdahale edecek cesareti kendinde bulmanın gereksizliğini sen de fark edeceksindir.
toplumun normal kabul ettiğinin dışında bir hayat tarzı gibi bunu kabul etmek de saçmadır. kişilerin doğal sebepleri gayet de toplum içinde diğerleri kadar yer edebilmelidir.
sonuçta bir insan bedenini, hislerini inkar edemez, seni zorla kendi cinsine verdikleri bir toplumda yaşadığını düşünürsen belki yine anlamana lazım olur.
adamlar kadından tiksiniyor diyelim( şimdi biz nasıl kendi cinsimizle böyle bir düşünceden dahi tiksiniyorsak onlar da tiksinebilir) sen bu adamı alıyorsun normal diye kendi cinsi olmayanla evlendiriyorsun ve buna toplumsal kabul yada normal olan diyorsun.
iyide onları hiç düşünmüyor musun?
o kişilerin hisleri de bu yönde oluyor ve toplumun aptal takıntıları yüzünden belki hiç kavuşamayacaklar. sonuçta neyi inkar edeceksin?
onların dünyasını anlamak için kendi dışında düşünmek şart, ha eşcinsel evlilik olur mu?
evlenen var demek ki oluyormuş, ha bu bizim normal algımıza ters olabilir ama bizim için normal olan onlar için anormal olabilir.
yani özetle: birilerini hayatı hakkında böyle ahkam kesmeyin hele hele hayatı için bu kadar ciddi bir konuda hiç kesmeyin. bu sağlıklı bir davranış olmaz çünkü.
isteyenlerin yapabileceği, bize ters düşüyor diye burnumuzu sokmamızı gerektirmeyen konudur. Kimseye zararları yok.
insanlar kiminle nasıl ve hangi şartlarda mutluysa öyle yaşamalı derim hep.
dolayısıyla bence verilmesi gereken bir haktır, sen o hakkı vermedin diye kimse cinsel eğiliminden vazgeçmez.
dolayısıyla bence verilmesi gereken bir haktır, sen o hakkı vermedin diye kimse cinsel eğiliminden vazgeçmez.
(bkz: mavi en sıcak renktir)
Karşı değiliz.
Diyelim kapınız çalındı, postacı bir zarf getirdi. Aldınız, açtınız, içinden bir davetiye çıktı, bir nikah ve de düğün davetiyesi. (Bazı dangalakların her ne hikmetse yapmayı pek sevdikleri yanlışla, "düğün kokteylisi"!)
Oğlumuz Ahmet ile oğlumuz Mehmet'in falanca gün falanca saatta Zırt Düğün Salonu'nda yapılacak nikah törenleri ve düğünlerini teşrifleriniz. imza, babası Abüzittin, babası Abdül bilmem kim.
Ne o, pek mi şaştınız?
Peki, bakın bakalım şimdi elin gavuru ne işler peşinde, nerelere varmış?
örneğin Kopenhag... Danimarka eşcinsellerin evlenmelerine izin veren ilk ülke. Yani kabul edilen yasa uyarınca, birlikte yaşayan eşcinseller, bu ilişkilerini "kayıt ettirebiliyorlar". bunun yanında 18 ülke daha var; Kanada, ABD, Brezilya, Uruguay, izlanda, Norveç, isveç, Finlandiya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, ispanya, Portekiz, Fransa, irlanda, Birleşik Krallık, Güney Afrika ve Yeni Zelanda. Meksika'da belli hukuki bölgelerde yasal.
hatta Danimarka'da konunun yasallaşmasının ardından ilk evlenen çiftin de 74 ve 67 yaşlarında Axel ile Eigil olmuştu. Kırk yıldır birlikte yaşayan eşcinsel çift, sanırım 1990 yılında evlenmişlerdi. şimdi muhtemeldir ki öldüler hatta kemikleri bile kalmamıştır...
görsel
geçmiş gün, neyse, Allah mesut etsin diyelim geç de olsa...
Gelelim Türkiye'ye.
Ne dersiniz? Evlenebilirler mi Ahmet ile Mehmet? Ya da, Ayşe ile Fatma?
Gelenek ve göreneklerimiz, örf ve adetlerimiz diyeceksiniz.
Örf ve adetlerimize göre bir erkek dört kadınla evlenebilirdi, biz onu küt diye tepeden inme değiştiriverdik ama, naber? (Şimdi yeniden değiştirmek, gene dört kadına dönmek isteyenler var, var da, savcı da onların tepelerine biniveriyor.)
O başka, diyeceksiniz. O, erkekle kadının evliliği.
Ama bakın, Danimarka'da vakti zamanında o iki yaşlı eşcinsel, neydi adları, Axel ile Eigil, kırk yıldır birlikte yaşıyorlardı. Birbirlerini pek seviyorlarmış anlaşılan. Biri gelmiş yetmiş dördüne, biri varmış altmış yedisine, (daha bu saatten sonra aralarında ne cinsellik olacaktı sanki, yaş yetmiş, iş bitmiştir!) yahu kırk yıl boyunca dırıltısız gürültüsüz hangi erkekle kadın bir yastıkta kocamayı başarabilmiş ki, parmakla gösterilir!
iki insan birbirini sevsin de, tek sevsin yeter ki, erkek olmuş kadın olmuş ne değişir, diyenler de yok değil.
Ne yani, parası için tutup evlendiğin herifle, ya da beybabanın seni başlık parasına, iki dönüm tarla, bir sarı inek, üç de bakır bakraca sattığı yamyamla kırk yıl hır gür içinde çile doldurmak daha mı özlenir bir kısmettir, "hayır" bu kısmetin neresinde Allah aşkına?
Ya da, üstüne gelen genç, güzel kumalara katlanmak?
Ya da ya da, üç apartman katı, iki "hususi", "şoförde bir de taksisi" var diye nikahladığın dırdırcı kakneme boyun eğmek yıllar boyu, "gözü kör olasıca herif, bana geldiğinde sırtına giyecek ceketin yoktu, sayemde adam oldun" hakaretlerine göğüs germek?
iki insan birbirini sevmiş, kırk yıl aynı yastığa baş koymuşlar, varsın aynı cinsten olsunlar, gönül de onların keyif de, Allah mesut etsin, diye düşünenler de var dünyada. Biz, Türk milleti olaraktan, hala meseleye öyle bakmasak da...
Günün birinde, Türkiye'de de, neden olmasın? Daha şimdi değil, görünür bir gelecekte de değil ama, sözgelimi 2089'da, ha?
Sağa sola "bulaşmadıkça" bu insanlar, elalemin çoluğuna çocuğuna sataşmadıkça, kendi köşelerinde kendi hayatlarını yaşamak istedikleri sürece, neden onlara da bizim gibi mutlu (ya da mutsuz) olma imkanını sağlamayalım?
Evlilik yapınca ille de çocuk mu üretmek şart?
Hangisi daha "makbul"? bir erkekle bir kadının ite kaka, zorla, para pul uğruna, "ekonomik güvenlik'" belasına, zavallı, mutsuz bir çocuğun "istikbalini" düşünme ayağından yürütmeye çabaladıkları bir cehennem mi? Yoksa, birbirini gerçekten seven, kafasını çevirip de bir başkasına bakmayan iki aynı cinsten insanın, yıllarca gürültüsüz patırtısız yan yana, el ele, omuz omuza yürütüp götürdükleri bir beraberlik mi?
Bundan on binlerce yıl önce "poliandri" geçerliydi dünyada, yani bir kadının birden çok erkekle evliliği. Tuhaf geliyor şimdi size, değil mi, olmaz öyle şey, bu ne rezillik diyorsunuz... Neden diyorsunuz bakalım? Bir erkek dört kadın alınca oluyor da, bir kadın dört erkek alamasın mı? O ne kadar "makul ise", bu da bir o kadar makul!
Demek ki, insanlığın ilerlemesi boyunca, binlerce, on binlerce yılda, her şey, her kavram, her alışkanlık değişiyor. insan dediğin, değişen hayvan! Çocuğun babasını belirlemenin mümkün olamadığı çok çok eski çağlarda kadının "başat" duruma yükselmesi doğal, teknoloji ilerleyip kol kuvveti öne çıktıkça, belirleyici oldukça erkek de öne çıkıyor, insanlık anaerkil düzenden ataerkil düzene geçiyor. Bilim böyle söylüyor bunu, nitekim bakma, kışın ısınmak için gidip dağdan odun kesmek şart olduğu yüzyıllarda erkek çatır çatır ali kıran baş kesendi de, artık bilgisayarı çalıştırmak için bir düğmeye azıcık basmanın yeterli olduğu çağda kadın da özgürlüğüne kavuşmaya koyuldu! Yalan mı? Evliliğin de önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde, kim bilir belki de hemen yirmi birinci yüzyılda ortadan kalkacağını ileri sürenler var. Hem zaten çoktandır tavsamadı mı şu evlilik dedikleri iş?
O zaman bırakınız evlensinler, bırakınız mutlu olsunlar eşcinseller de, ortadan kalkma yoluna girmiş, modası geçmiş, bayatlamış, işi bitmiş bir kurumun tadını, hayli geç de olsa onlar da çıkarsınlar, diyenler var.
Hemen çomar siluetine bürünüp bağırıp çağırmayınız, küfürnameler yazmayınız başlığa...
ayağa fırlamayınız öyle "vay amına koyayım din elden gidiyor, çivisi çıkacak toplumun" diye, itiraz etmeyiniz, tepki göstermeyiniz. dıngıllığın lüzumu yok!
iki dakika düşününüz.
hemen yanlış yorumlar yapmayın, durun hele, ben burada eşcinselliği savunmuyorum, kimseyi de buna "teşvik" etmek aklımın köşesinden geçmez.
Üstelik onlardan pek de hoşlandığım söylenemez, lezbiyenlerin erkek düşmanlığı tersime gidiyor, erkek eşcinsellerin hırçınlığı, dedikoduculuğu, o ille de çevrelerine saldırma tutkuları hiç beğendiğim, onayladığım tavırlar.
Onlardan uzak durmaya dikkat ederim. Ama onların da insan olduğunu, onların da bizim gibi kendi cinselliklerini yaşamaya hakları bulunduğunu, hiç kimsenin de onları ezmeye, horlamaya kalkışmaması gerektiğini gözden ırak tutmadan, tutmamaya gayret ederek.
Çünkü, zıtcinseller nasıl insansa, eşcinseller de insandır.
yoksa siz Danimarka'nın yalnızca sanayi üretiminde, gayri safi hasılada, kişi başına düşen milli gelirde falan mı bizden ileride olduğunu sanıyordunuz?
Oğlumuz Ahmet ile oğlumuz Mehmet'in falanca gün falanca saatta Zırt Düğün Salonu'nda yapılacak nikah törenleri ve düğünlerini teşrifleriniz. imza, babası Abüzittin, babası Abdül bilmem kim.
Ne o, pek mi şaştınız?
Peki, bakın bakalım şimdi elin gavuru ne işler peşinde, nerelere varmış?
örneğin Kopenhag... Danimarka eşcinsellerin evlenmelerine izin veren ilk ülke. Yani kabul edilen yasa uyarınca, birlikte yaşayan eşcinseller, bu ilişkilerini "kayıt ettirebiliyorlar". bunun yanında 18 ülke daha var; Kanada, ABD, Brezilya, Uruguay, izlanda, Norveç, isveç, Finlandiya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, ispanya, Portekiz, Fransa, irlanda, Birleşik Krallık, Güney Afrika ve Yeni Zelanda. Meksika'da belli hukuki bölgelerde yasal.
hatta Danimarka'da konunun yasallaşmasının ardından ilk evlenen çiftin de 74 ve 67 yaşlarında Axel ile Eigil olmuştu. Kırk yıldır birlikte yaşayan eşcinsel çift, sanırım 1990 yılında evlenmişlerdi. şimdi muhtemeldir ki öldüler hatta kemikleri bile kalmamıştır...
görsel
geçmiş gün, neyse, Allah mesut etsin diyelim geç de olsa...
Gelelim Türkiye'ye.
Ne dersiniz? Evlenebilirler mi Ahmet ile Mehmet? Ya da, Ayşe ile Fatma?
Gelenek ve göreneklerimiz, örf ve adetlerimiz diyeceksiniz.
Örf ve adetlerimize göre bir erkek dört kadınla evlenebilirdi, biz onu küt diye tepeden inme değiştiriverdik ama, naber? (Şimdi yeniden değiştirmek, gene dört kadına dönmek isteyenler var, var da, savcı da onların tepelerine biniveriyor.)
O başka, diyeceksiniz. O, erkekle kadının evliliği.
Ama bakın, Danimarka'da vakti zamanında o iki yaşlı eşcinsel, neydi adları, Axel ile Eigil, kırk yıldır birlikte yaşıyorlardı. Birbirlerini pek seviyorlarmış anlaşılan. Biri gelmiş yetmiş dördüne, biri varmış altmış yedisine, (daha bu saatten sonra aralarında ne cinsellik olacaktı sanki, yaş yetmiş, iş bitmiştir!) yahu kırk yıl boyunca dırıltısız gürültüsüz hangi erkekle kadın bir yastıkta kocamayı başarabilmiş ki, parmakla gösterilir!
iki insan birbirini sevsin de, tek sevsin yeter ki, erkek olmuş kadın olmuş ne değişir, diyenler de yok değil.
Ne yani, parası için tutup evlendiğin herifle, ya da beybabanın seni başlık parasına, iki dönüm tarla, bir sarı inek, üç de bakır bakraca sattığı yamyamla kırk yıl hır gür içinde çile doldurmak daha mı özlenir bir kısmettir, "hayır" bu kısmetin neresinde Allah aşkına?
Ya da, üstüne gelen genç, güzel kumalara katlanmak?
Ya da ya da, üç apartman katı, iki "hususi", "şoförde bir de taksisi" var diye nikahladığın dırdırcı kakneme boyun eğmek yıllar boyu, "gözü kör olasıca herif, bana geldiğinde sırtına giyecek ceketin yoktu, sayemde adam oldun" hakaretlerine göğüs germek?
iki insan birbirini sevmiş, kırk yıl aynı yastığa baş koymuşlar, varsın aynı cinsten olsunlar, gönül de onların keyif de, Allah mesut etsin, diye düşünenler de var dünyada. Biz, Türk milleti olaraktan, hala meseleye öyle bakmasak da...
Günün birinde, Türkiye'de de, neden olmasın? Daha şimdi değil, görünür bir gelecekte de değil ama, sözgelimi 2089'da, ha?
Sağa sola "bulaşmadıkça" bu insanlar, elalemin çoluğuna çocuğuna sataşmadıkça, kendi köşelerinde kendi hayatlarını yaşamak istedikleri sürece, neden onlara da bizim gibi mutlu (ya da mutsuz) olma imkanını sağlamayalım?
Evlilik yapınca ille de çocuk mu üretmek şart?
Hangisi daha "makbul"? bir erkekle bir kadının ite kaka, zorla, para pul uğruna, "ekonomik güvenlik'" belasına, zavallı, mutsuz bir çocuğun "istikbalini" düşünme ayağından yürütmeye çabaladıkları bir cehennem mi? Yoksa, birbirini gerçekten seven, kafasını çevirip de bir başkasına bakmayan iki aynı cinsten insanın, yıllarca gürültüsüz patırtısız yan yana, el ele, omuz omuza yürütüp götürdükleri bir beraberlik mi?
Bundan on binlerce yıl önce "poliandri" geçerliydi dünyada, yani bir kadının birden çok erkekle evliliği. Tuhaf geliyor şimdi size, değil mi, olmaz öyle şey, bu ne rezillik diyorsunuz... Neden diyorsunuz bakalım? Bir erkek dört kadın alınca oluyor da, bir kadın dört erkek alamasın mı? O ne kadar "makul ise", bu da bir o kadar makul!
Demek ki, insanlığın ilerlemesi boyunca, binlerce, on binlerce yılda, her şey, her kavram, her alışkanlık değişiyor. insan dediğin, değişen hayvan! Çocuğun babasını belirlemenin mümkün olamadığı çok çok eski çağlarda kadının "başat" duruma yükselmesi doğal, teknoloji ilerleyip kol kuvveti öne çıktıkça, belirleyici oldukça erkek de öne çıkıyor, insanlık anaerkil düzenden ataerkil düzene geçiyor. Bilim böyle söylüyor bunu, nitekim bakma, kışın ısınmak için gidip dağdan odun kesmek şart olduğu yüzyıllarda erkek çatır çatır ali kıran baş kesendi de, artık bilgisayarı çalıştırmak için bir düğmeye azıcık basmanın yeterli olduğu çağda kadın da özgürlüğüne kavuşmaya koyuldu! Yalan mı? Evliliğin de önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde, kim bilir belki de hemen yirmi birinci yüzyılda ortadan kalkacağını ileri sürenler var. Hem zaten çoktandır tavsamadı mı şu evlilik dedikleri iş?
O zaman bırakınız evlensinler, bırakınız mutlu olsunlar eşcinseller de, ortadan kalkma yoluna girmiş, modası geçmiş, bayatlamış, işi bitmiş bir kurumun tadını, hayli geç de olsa onlar da çıkarsınlar, diyenler var.
Hemen çomar siluetine bürünüp bağırıp çağırmayınız, küfürnameler yazmayınız başlığa...
ayağa fırlamayınız öyle "vay amına koyayım din elden gidiyor, çivisi çıkacak toplumun" diye, itiraz etmeyiniz, tepki göstermeyiniz. dıngıllığın lüzumu yok!
iki dakika düşününüz.
hemen yanlış yorumlar yapmayın, durun hele, ben burada eşcinselliği savunmuyorum, kimseyi de buna "teşvik" etmek aklımın köşesinden geçmez.
Üstelik onlardan pek de hoşlandığım söylenemez, lezbiyenlerin erkek düşmanlığı tersime gidiyor, erkek eşcinsellerin hırçınlığı, dedikoduculuğu, o ille de çevrelerine saldırma tutkuları hiç beğendiğim, onayladığım tavırlar.
Onlardan uzak durmaya dikkat ederim. Ama onların da insan olduğunu, onların da bizim gibi kendi cinselliklerini yaşamaya hakları bulunduğunu, hiç kimsenin de onları ezmeye, horlamaya kalkışmaması gerektiğini gözden ırak tutmadan, tutmamaya gayret ederek.
Çünkü, zıtcinseller nasıl insansa, eşcinseller de insandır.
yoksa siz Danimarka'nın yalnızca sanayi üretiminde, gayri safi hasılada, kişi başına düşen milli gelirde falan mı bizden ileride olduğunu sanıyordunuz?
mide bulandırıcı bir durumdur. acilen önlem alınması gerekir. arkadaşlar meseleye sadece aşk gözüyle bakamazsınız. insan fırtratı gereği cinsel ihtiyaç duyuyor. pekala bunu bir şekilde hallediyorlar. fakat ya üreme isteği? bunun nasıl önene geçecekler? söyleyeyim mi? işte tam olarak böyle;
https://www.sabah.com.tr/...cocuk-ailelerinden-alindi
Bu ve bunun gibi olaylar silsile halinde çoğalacak. bir sorun başka bir sorunu doğuracak. ne demek küçücük bir çocuğu öz anne ve babasından ayırmak? sırf 2 tane aptalın verdiği karar yüzünden 25 bin çocuk (sadece hollandada) annesiz babasız yetişmeye mecburmu? bu mu medeniyet? bu mu insanlık? o yavrucak ne anne ne de baba sevgisi tadacak hayatı boyunca ve hatta belkide ailesinden kopartılan yavrucak büyüyünce öz anne ve babasına düşman olacak.
ilk olarak resimlere baktığınızda birbirine aşkla bakan 2 çift görüyorsunuz. ama olayın bir de perde arkası var lütfen bunları da görün. ve ne kadar vicdansız olduklarını fark edin. her şey doğasına uygunken güzel.
https://www.sabah.com.tr/...cocuk-ailelerinden-alindi
Bu ve bunun gibi olaylar silsile halinde çoğalacak. bir sorun başka bir sorunu doğuracak. ne demek küçücük bir çocuğu öz anne ve babasından ayırmak? sırf 2 tane aptalın verdiği karar yüzünden 25 bin çocuk (sadece hollandada) annesiz babasız yetişmeye mecburmu? bu mu medeniyet? bu mu insanlık? o yavrucak ne anne ne de baba sevgisi tadacak hayatı boyunca ve hatta belkide ailesinden kopartılan yavrucak büyüyünce öz anne ve babasına düşman olacak.
ilk olarak resimlere baktığınızda birbirine aşkla bakan 2 çift görüyorsunuz. ama olayın bir de perde arkası var lütfen bunları da görün. ve ne kadar vicdansız olduklarını fark edin. her şey doğasına uygunken güzel.
https://youtu.be/I41kHQdp1UY
Videoda baştaki dayılardan "tabii ki, neden olmasın, onlar da bizim gibi sıradan insanlar..." demelerini beklerdim.
Sadece o dayılardan değil ülkemin gerikafalı tüm insanlarından.
Videoda baştaki dayılardan "tabii ki, neden olmasın, onlar da bizim gibi sıradan insanlar..." demelerini beklerdim.
Sadece o dayılardan değil ülkemin gerikafalı tüm insanlarından.
dinimize, kültürümüze, insan fıtratına uygun olmayan evliliktir.
Kimseye karışmam ama doğacak çocuğun hali ne olacak. Erkeğe anne mi diyecek yada kadına baba mı?
karşı değilim. saygı duyarım.
ama aynı evde bir erkekle kalmak. onu geçtim aynı yatağa girmek. allah yazdı ise bozsun. düşüncesi bile kötü.
ama aynı evde bir erkekle kalmak. onu geçtim aynı yatağa girmek. allah yazdı ise bozsun. düşüncesi bile kötü.
Aslında yasal olması gerekendir. Çünkü bu insanlar aile kurmayı hak ediyorlar. Ailesi olmayan bir sürü çocuk var, onlara ev olmak isteyen de onlarca eşcinsel çift. Bir taşla iki kuş. Yani amerika'daki eşcinsellerin canı can da bizimkilerinki ne?
Yalnız önce sokakta el ele yürüyen iki erkeği rahatsız etmemeyi öğrenmeli insanlar.
Yalnız önce sokakta el ele yürüyen iki erkeği rahatsız etmemeyi öğrenmeli insanlar.
pastırmalı sütlaç tadında bi durum olur.
sen hangi toplumsal normu, hangi ahlak kuralını taktın da, evlilik kaldı?
sen hangi toplumsal normu, hangi ahlak kuralını taktın da, evlilik kaldı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar