bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu30
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri9
- sudekiray silik yesin kampanyası3
- hamas denince akla gelenler11
- miss universe 20267
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- miss turkey 2026 başvuruları2
- müslüman4
- afganistan2
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- hızlı ve çok okumak3
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- miss international 20262
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- mel mel bakan gibson tarzı entry girmek2
- ben geldim naneler4
- note aura silk ruj 07 classy nude2
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- travestiden dayak yemek3
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- bim vs a1013
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- kim cha eon7
- sobaları hazırlayın7
- hüseyin aktepe2
- sözlükte fingirdemek yerine yapılacak şeyler4
- devlet bahçeli8
- terapi niteliğindeki şeyler13
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- eoka'nın amacı4
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- reha muhtar vs erol köse2
- emre belözoğlu9
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- türklerin özellikleri5
- sizin derdiniz islam2
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
dünyamızı, güneş sistemini, yıldızları ve burçları, samanyolu galaksisini, ve diğer galaksileri, henüz belirlenemeyen 100 milyon ışık yılı uzaklıktaki cisimleri, ve bilinen en uzak cisim olan quasarları içinde bulunduran; 13,7 milyar ışık yılı çapında olduğu varsayılan evrenin şeklidir.
bu konuyla ilgili çok fazla görüş ortaya atıldı, çok fazla şekil çizildi.
fakat elimizdeki bulgulara bakılırsa önümüze 3 yol çıkıyor.
1. evren sonsuzdur.
ki eğer böyle olduğunu düşünüyorsak, belirli bir şekli yoktur.
2. evren, bir ucu sonsuza doğru açılmış bir şekildedir.
son birkaç yüzyıldır evrenin genişlemesinden bahsedenler, evrenin bir ucunun sonsuza açık olduğunu savunurlar. bu yüzden de megafona benzer bir yapıyı ve ucu sürekli genişleyerek, evrenin yapısı olarak tanımlarlar. yani evrenimiz bir megafona benzer, big bang tan itibaren genişlemiş ve halen de genişleyerek büyümeye devam eder.
3. evren sonsuz değildir ve kapalı bir şekille çevrelenmiştir.
insanlara açıklaması kolay ama mantıksız gelen bir durum. ve ilk olarak akla büyücülerin cam fanusunu getirir. ki nasa da evreni video ve görsellerinde bu şekilde betimler. evet evrenin sonsuz değil de sonlu olması insanların düşüncelerini ters düz eder. açıklaması, çizimi, betimlemesi kolaydır ama düşünce boyutu biraz da zordur.
evrenin kapalı bir şekil olduğunu çoğu insan savunur. ama şeklin neye benzediği hakkında değişik anlayışlar olduğunu görüyoruz. nasa karşımıza üç şekil çıkarır.
i. düzlem şeklinde bir evren.
ii. oval, küre şeklindeki eliptik evren.
iii. eyer şeklindeki, hiperbolik evren.
matematik yönü ağır basarak olaya yaklaşanlar ise altın orandan yola çıkarak evrenin dodecahedron şeklinde olduğunu savunurlar. mükemmel şekil ve mükkemmel evren. herşeyin sonu olduğu gibi evreninde sonunun olabileceği mantığıyla hareket eder. ki mantıklı gözüküyor. sonuçta allahın bizi farklı bir gezegende yada galakside beklediğini düşünen var mı?
görsel
bu konuyla ilgili çok fazla görüş ortaya atıldı, çok fazla şekil çizildi.
fakat elimizdeki bulgulara bakılırsa önümüze 3 yol çıkıyor.
1. evren sonsuzdur.
ki eğer böyle olduğunu düşünüyorsak, belirli bir şekli yoktur.
2. evren, bir ucu sonsuza doğru açılmış bir şekildedir.
son birkaç yüzyıldır evrenin genişlemesinden bahsedenler, evrenin bir ucunun sonsuza açık olduğunu savunurlar. bu yüzden de megafona benzer bir yapıyı ve ucu sürekli genişleyerek, evrenin yapısı olarak tanımlarlar. yani evrenimiz bir megafona benzer, big bang tan itibaren genişlemiş ve halen de genişleyerek büyümeye devam eder.
3. evren sonsuz değildir ve kapalı bir şekille çevrelenmiştir.
insanlara açıklaması kolay ama mantıksız gelen bir durum. ve ilk olarak akla büyücülerin cam fanusunu getirir. ki nasa da evreni video ve görsellerinde bu şekilde betimler. evet evrenin sonsuz değil de sonlu olması insanların düşüncelerini ters düz eder. açıklaması, çizimi, betimlemesi kolaydır ama düşünce boyutu biraz da zordur.
evrenin kapalı bir şekil olduğunu çoğu insan savunur. ama şeklin neye benzediği hakkında değişik anlayışlar olduğunu görüyoruz. nasa karşımıza üç şekil çıkarır.
i. düzlem şeklinde bir evren.
ii. oval, küre şeklindeki eliptik evren.
iii. eyer şeklindeki, hiperbolik evren.
matematik yönü ağır basarak olaya yaklaşanlar ise altın orandan yola çıkarak evrenin dodecahedron şeklinde olduğunu savunurlar. mükemmel şekil ve mükkemmel evren. herşeyin sonu olduğu gibi evreninde sonunun olabileceği mantığıyla hareket eder. ki mantıklı gözüküyor. sonuçta allahın bizi farklı bir gezegende yada galakside beklediğini düşünen var mı?
görsel
evrene sonsuz denilmesinin tek sebebi ışık hızından daha hızlı genişlemesi.
matematiğin ince nakışları, dodecahedron (dodekahedron) şeklini bu muazzam kainata yakıştırıyor.
sonsuzdur, bu boyutta sonsuzdur. sonsuz olmasa kara delik denilen olaylardan bahsedilemezdi. başka boyutlardan bahsedilemezdi.
kozmik mikrodalga arka plan ışınımı ölçümleriyle yapılan çalışmalar ve kritik yoğunluk gibi birtakım parametrelerin durumu göz önüne alındığında, düz olduğu düşünülen şekil.
henüz net bir şekilde negatif ya da pozitif eğriliğe sahip olduğunu kanıtlayan bir veri olmamakla beraber, yakın zamanda yapılan bir çalışmada farklı bazı sonuçlara varılmıştı. yine de ölçüm hataları gibi bazı ihtimaller göz önüne alındığında, çalışmanın tekrarlanması, aynı sonuçlara ulaşılması ve farklı gözlemlerle de desteklenmesi gerekiyor. o nedenle şu an için bildiğimiz kadarıyla düz olduğunu söyleyebiliriz.
henüz net bir şekilde negatif ya da pozitif eğriliğe sahip olduğunu kanıtlayan bir veri olmamakla beraber, yakın zamanda yapılan bir çalışmada farklı bazı sonuçlara varılmıştı. yine de ölçüm hataları gibi bazı ihtimaller göz önüne alındığında, çalışmanın tekrarlanması, aynı sonuçlara ulaşılması ve farklı gözlemlerle de desteklenmesi gerekiyor. o nedenle şu an için bildiğimiz kadarıyla düz olduğunu söyleyebiliriz.
fizikçi değilim, ama hayal ederken, her bi galaksinin sürekli dalgalanması ve bulunduğu noktayı genleştirmesiyle toplam yüzey alanı sınırsız biçimde artan, kusursuz bi kürenin iki boyutlu yüzeyinin üç yahut dört boyutlu projeksiyonu olarak hayal ediyorum ben.
bana bu analoji mantıklı geliyor, çünkü hangi noktayı referans alırsanız alın, en uzaktaki ışığın dalga boyu, bulunduğunuz noktadan bağımsız olarak hemen hemen aynı değeri verecektir, hangi noktada bulunursanız bulunun kendinizi evrenin merkezindeymiş gibi yorumlayacaksınız.
bana bu analoji mantıklı geliyor, çünkü hangi noktayı referans alırsanız alın, en uzaktaki ışığın dalga boyu, bulunduğunuz noktadan bağımsız olarak hemen hemen aynı değeri verecektir, hangi noktada bulunursanız bulunun kendinizi evrenin merkezindeymiş gibi yorumlayacaksınız.
Düzdür...
söylediğim şeyin mantığını kavrayamayanlar (soyut zekası düşük bireyler ) için biraz daha detaylandırabilirim, sürekli genişleyen, jölemsi şeffaf bi yüzey hayal edin, böylesi kusursuz bi kürede hangi noktayı seçerseniz seçin, o noktayla kesişen yarıçap, her zaman için küreyi kesen en büyük uzunluk değerini vermez miydi?
bu da mantıken, baktığınız her nokta için ışığın dalga boyunun aynı zaman dilimini vermesini sağlamaz mı?
bu da mantıken, baktığınız her nokta için ışığın dalga boyunun aynı zaman dilimini vermesini sağlamaz mı?
lisede, sınıfta geometride (analitik, hiperbolik geometri dahil ) sürekli yüz alan tek kişiydim, lol.
eğriliğin pozitifliği ve düzlüğü göreceli yalnız,
benim verdiğim örneği referans alın,
yüzeyi kesen düzlemin (kusursuz görünmeyen bi kağıt gibi düşünün ) boyutu kusursuz kürenin toplam yüzey alanına kıyasla ne kadar küçük (basketbol topu ve minik not defteri parçası gibi düşün, bunu yüzeye koyduğunuzda hiçbir eğriliği yok çok küçük ) olursa,
uzayın o ölçüde düz olduğunu yorumlarsınız,
üçgenin iç açıları toplamı yüz seksen dereceyi verecektir,
ancak evren sürekli genişliyor,
bir şekilde o küreyi kesen düzlem basketbol topunun her yerini kapatan devasa büyüklükteki bi kağıt parçası misali eş ölçüde büyük olursa,
bu koşullar altında uzayın geometrisinin pozitif eğrilik sergilediğini zannedersiniz,
ve bu da size iç açıları toplamı yüz seksen dereceden büyük bi toplam verecektir.
(basketbol yüzeyine yapıştırdığınız kağıdın yüzeyine tüm sayfayı kaplayan bi üçgen çizdiğinizi düşleyin, üçgenin noktaları arasındaki doğrular alabildiğine geniş olmaz mıydı, bu da açıların da yüz seksen dereceden maksimum ölçüde büyük olacağı anlamına gelmez mi? )
eğriliğin pozitifliği ve düzlüğü göreceli yalnız,
benim verdiğim örneği referans alın,
yüzeyi kesen düzlemin (kusursuz görünmeyen bi kağıt gibi düşünün ) boyutu kusursuz kürenin toplam yüzey alanına kıyasla ne kadar küçük (basketbol topu ve minik not defteri parçası gibi düşün, bunu yüzeye koyduğunuzda hiçbir eğriliği yok çok küçük ) olursa,
uzayın o ölçüde düz olduğunu yorumlarsınız,
üçgenin iç açıları toplamı yüz seksen dereceyi verecektir,
ancak evren sürekli genişliyor,
bir şekilde o küreyi kesen düzlem basketbol topunun her yerini kapatan devasa büyüklükteki bi kağıt parçası misali eş ölçüde büyük olursa,
bu koşullar altında uzayın geometrisinin pozitif eğrilik sergilediğini zannedersiniz,
ve bu da size iç açıları toplamı yüz seksen dereceden büyük bi toplam verecektir.
(basketbol yüzeyine yapıştırdığınız kağıdın yüzeyine tüm sayfayı kaplayan bi üçgen çizdiğinizi düşleyin, üçgenin noktaları arasındaki doğrular alabildiğine geniş olmaz mıydı, bu da açıların da yüz seksen dereceden maksimum ölçüde büyük olacağı anlamına gelmez mi? )
bu evreni aşan soyut bi oku da görsel olarak tasarlayabiliriz,
her saniye ilk gittiği mesafenin iki katına çıkan üstel bi ok düşünün,
büyüklüğünü küresel evrenin merkezindeki orijin noktasıyla ölçmek istersek eğer,
bu bize evrenin kendisinden bağımsız, çok daha soyut bi küreyi ve akıl almaz soyutlukta farklı bi çapı tanımlayacaktır,
şimdi o şeffaf çapın evrenin genişleme hızıyla, ışık hızını dahi aşarak her şeyin ötesinde sonsuz mutlak bi küreyi tanımladığını görebilirsiniz.
https://www.uludagsozluk.com/e/47751480/
her saniye ilk gittiği mesafenin iki katına çıkan üstel bi ok düşünün,
büyüklüğünü küresel evrenin merkezindeki orijin noktasıyla ölçmek istersek eğer,
bu bize evrenin kendisinden bağımsız, çok daha soyut bi küreyi ve akıl almaz soyutlukta farklı bi çapı tanımlayacaktır,
şimdi o şeffaf çapın evrenin genişleme hızıyla, ışık hızını dahi aşarak her şeyin ötesinde sonsuz mutlak bi küreyi tanımladığını görebilirsiniz.
https://www.uludagsozluk.com/e/47751480/
evrenin şeklini çizen şey, aynı orijine sahip sonsuz sayıda evrensel vektör, kürenin yüzeyindeki sabit noktalar galaksiler,
galaksileri tanımlayan vektörlerin boyu diğerlerine bağlı, çok daha az esnek gibi düşünün,
sürekli genişleyen noktalar ise,
kürenin yüzey alanını sınırsız biçimde genleştiren evrensel vektörlerimiz, inanılmaz esneklikteler,
galaksiler arasındaki boşluk.
(bkz: ellerim bos gonlum hos un paralel evrenler hayali)
galaksileri tanımlayan vektörlerin boyu diğerlerine bağlı, çok daha az esnek gibi düşünün,
sürekli genişleyen noktalar ise,
kürenin yüzey alanını sınırsız biçimde genleştiren evrensel vektörlerimiz, inanılmaz esneklikteler,
galaksiler arasındaki boşluk.
(bkz: ellerim bos gonlum hos un paralel evrenler hayali)
tüm evrenin yüzeyde var olduğunu ve yüzeyin her bi noktasının kürenin merkezinden çıkan evrensel vektörler aracılığıyla genişlediğini hayal edin.
görsel
bu vektörlerin toplamının limiti,
kürenin hacim alanını verir bize.
yani evrenin şeklini taşıyan objenin görüntüsünü.
buradaki birçok troll'den daha zekiyim biliyorum.
görsel
bu vektörlerin toplamının limiti,
kürenin hacim alanını verir bize.
yani evrenin şeklini taşıyan objenin görüntüsünü.
buradaki birçok troll'den daha zekiyim biliyorum.
3 boyutlu
evrensel vektörlerimin her bir ucu, uzayzamanda genişlemeye ait geçiş sürelerinin tüm kesitleri arasında hareket edebiliyor.
parçacık setleri de, yalnızca bu evrensel vektörün kürenin yüzey alanıyla temas ettiği noktacıklarda var olabilecek, ve başka kürelerle eş zamanlı olarak etkileşebilecek salınım dalgaları çizen ayrı bi vektör setidir. yine de hepsi sonsuz sayıda olası kürenin orijinine bağlı.
parçacık setleri de, yalnızca bu evrensel vektörün kürenin yüzey alanıyla temas ettiği noktacıklarda var olabilecek, ve başka kürelerle eş zamanlı olarak etkileşebilecek salınım dalgaları çizen ayrı bi vektör setidir. yine de hepsi sonsuz sayıda olası kürenin orijinine bağlı.
genişlemenin belirli bi anı için yüzeydeki herhangi bi uzayzaman kesitini tanımlayan evrensel vektörün ucunu, uzayzaman dokusunun o kesitiyle özdeş kabul edin.
şimdi aynı vektör kümesi içinde var olan,
ama aynı orijinden çıkan farklı vektörler düşleyin,
bunlar genişlemenin iki anı arasında, yani evrensel vektörün belirli bi hareket aralığında,
hem de evrensel vektörlerin tanımladığı noktacıklar içinde (en mikroskobik uzayzaman hacminde bile spinle, titreşerek hareket ederler, konum değiştirmeseler bile )
üç boyutlu uzayzaman dokusuyla hareket eden parçacıkları temsil ediyor işte.
görsel
şimdi aynı vektör kümesi içinde var olan,
ama aynı orijinden çıkan farklı vektörler düşleyin,
bunlar genişlemenin iki anı arasında, yani evrensel vektörün belirli bi hareket aralığında,
hem de evrensel vektörlerin tanımladığı noktacıklar içinde (en mikroskobik uzayzaman hacminde bile spinle, titreşerek hareket ederler, konum değiştirmeseler bile )
üç boyutlu uzayzaman dokusuyla hareket eden parçacıkları temsil ediyor işte.
görsel
şayet varsayımım mantıklıysa, fiziksel manada hiçbir parçacık yok demektir,
parçacık değişken doğaya sahip,
evrensel vektörlerin tanımladığı noktacıklara bağımlı,
ayrı bir vektör seti anlamına gelmez mi? lol.
belki de bu yüzden parçacıkları en başından beri belirli rakamlardan ibaret set olarak tanımlıyoruz.
(spin değeri, potansiyel hareket-enerji yükü, renk-dalga yükü )
parçacık değişken doğaya sahip,
evrensel vektörlerin tanımladığı noktacıklara bağımlı,
ayrı bir vektör seti anlamına gelmez mi? lol.
belki de bu yüzden parçacıkları en başından beri belirli rakamlardan ibaret set olarak tanımlıyoruz.
(spin değeri, potansiyel hareket-enerji yükü, renk-dalga yükü )
evrenin yüzeyine temas eden vektörlerle, aynı orijinden çıkan başka bir vektör,
evrensel vektörün tanımladığı minimum uzayzaman dokusu kesitinde,
o hacimde titreşiyor, salınıyor,
felçli bi el gibi hareket eden bi ok düşünün,
sende bunun yarattığı maddesel gerçekliğe bakıp,
elektronları ve nötronları küçük bilyeler olarak hayal ediyorsun, lol.
aslında titreşen şey, başka bir vektör seti.
ölçtüğün değerleri veren de o vektörler.
ve bunlar eşzamanlı olarak farklı küresel yüzeyler arasında geçiş yapabiliyor, çünkü hepsine eşzamanlı olarak dağılmış vaziyetteler, kaynakları aynı olduğu için.
evrensel vektörün tanımladığı minimum uzayzaman dokusu kesitinde,
o hacimde titreşiyor, salınıyor,
felçli bi el gibi hareket eden bi ok düşünün,
sende bunun yarattığı maddesel gerçekliğe bakıp,
elektronları ve nötronları küçük bilyeler olarak hayal ediyorsun, lol.
aslında titreşen şey, başka bir vektör seti.
ölçtüğün değerleri veren de o vektörler.
ve bunlar eşzamanlı olarak farklı küresel yüzeyler arasında geçiş yapabiliyor, çünkü hepsine eşzamanlı olarak dağılmış vaziyetteler, kaynakları aynı olduğu için.
kütleçekimi de bu analojiyle rahatlıkla kavrayabilirsiniz. kürenin yüzeyinde kütleli parçacıkları tanımlayan her vektör, yüzeyin dokusuyla etkileşir, daha büyük ölçekte geçerli olan genişlemeyi kırar, ve her birini orijine doğru çeker. ancak kütleçekimle ilgili vektör, çok güçlü olmasına rağmen orijinden o kadar uzaktır ki, diğer temel kuvvetlere nispetle zayıf kalmıştır.
görsel
kuarkların bi arada durması için gereken bağlanma enerjisi sonsuz olurdu, mantıken. ışık hızı bile dalgalanır, tüm evren tutarsız, kaotik, anlamsız hale gelirdi.
tüm kütleli parçacıklara dağılan kütleçekim vektörü olmasaydı eğer, genişleme hızı sonsuz seviyede artar, belki de hiçbir fizik sabiti ortaya çıkmaz, hiçbir fiziksel obje tezahür etmez , ışık hızı vb değerler bile oluşma imkanı bulamazdı.
görsel
kuarkların bi arada durması için gereken bağlanma enerjisi sonsuz olurdu, mantıken. ışık hızı bile dalgalanır, tüm evren tutarsız, kaotik, anlamsız hale gelirdi.
tüm kütleli parçacıklara dağılan kütleçekim vektörü olmasaydı eğer, genişleme hızı sonsuz seviyede artar, belki de hiçbir fizik sabiti ortaya çıkmaz, hiçbir fiziksel obje tezahür etmez , ışık hızı vb değerler bile oluşma imkanı bulamazdı.
çok mu önemli?
Yuvaklaktır. Eğer şu an yuvarlak değilse bir gün muhakkak yuvarlanacaktır.
evet, önemli.
görsel
görsel
görsel
https://streamable.com/y0ngm7
(simülasyon tamamen şahsıma ait, isteyene nasıl çalıştığını da teoremler üzerinden gösterebilirim. bu evrenin çalışma mantığına dair kusursuz ontolojik bi temsil )
mesela ben tüm parçacıkları vektör seti olarak hayal ediyorum şu an,
bilye benzeri minik toplar olarak değil,
vektörlerin salınımlarını spin,
taşıdıkları harekete geçirici potansiyeli enerji yükü ve uzayzamanı büken etkiyi kütle olarak algılıyoruz biz.
ama tüm bunlar uzayzaman dokusunu yaratan vektörlere bağımlı,
bir alt vektör kategorisinden başka hiçbir şey değil:
görsel
görsel
görsel
https://streamable.com/y0ngm7
(simülasyon tamamen şahsıma ait, isteyene nasıl çalıştığını da teoremler üzerinden gösterebilirim. bu evrenin çalışma mantığına dair kusursuz ontolojik bi temsil )
mesela ben tüm parçacıkları vektör seti olarak hayal ediyorum şu an,
bilye benzeri minik toplar olarak değil,
vektörlerin salınımlarını spin,
taşıdıkları harekete geçirici potansiyeli enerji yükü ve uzayzamanı büken etkiyi kütle olarak algılıyoruz biz.
ama tüm bunlar uzayzaman dokusunu yaratan vektörlere bağımlı,
bir alt vektör kategorisinden başka hiçbir şey değil:
hareketin, elektrik yükünün ve kütlenin kaynağı salınan, harekete geçirici potansiyel ve uzayzaman dokusunu büken vektör setiyse eğer,
bu geometrik etkileşimleri fiziksel bi gerçeklik olarak tevil ettiğimizi ispatlar.
kürenin yüzey alanıyla uzayzaman dokusunu tanımlayan orijin merkezli vektörler,
ve bu vektörlerle etkileşen parçacık (spin, elektrik yükü, kütle ... ) vektörleri.
bu geometrik etkileşimleri fiziksel bi gerçeklik olarak tevil ettiğimizi ispatlar.
kürenin yüzey alanıyla uzayzaman dokusunu tanımlayan orijin merkezli vektörler,
ve bu vektörlerle etkileşen parçacık (spin, elektrik yükü, kütle ... ) vektörleri.
üç boyutlu koordinat sisteminde boyutsuz ama sınırsız bir noktayı merkezi vektör setine,
bu vektörleri kürenin yüzeyine dönüştürdüğünüzde,
evrenin nasıl ortaya çıktığını da kusursuz biçimde resmetmiş oluyorsunuz.
nokta, uzayzamanın var olmadığı potansiyel.
bu vektörlerle uzayzamanı ve parçacık setlerini doğurur,
tüm bunlar bugün bildiğimiz evreni yaratır. tıpkı kürenin genişleyen ve kütleçekim etkisiyle dalgalanıp parçacıkları içine hapseden yüzey alanı gibi.
bu vektörleri kürenin yüzeyine dönüştürdüğünüzde,
evrenin nasıl ortaya çıktığını da kusursuz biçimde resmetmiş oluyorsunuz.
nokta, uzayzamanın var olmadığı potansiyel.
bu vektörlerle uzayzamanı ve parçacık setlerini doğurur,
tüm bunlar bugün bildiğimiz evreni yaratır. tıpkı kürenin genişleyen ve kütleçekim etkisiyle dalgalanıp parçacıkları içine hapseden yüzey alanı gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar