bugün
- berat albayrak'a iftira atılması10
- fon vurgunu53
- mekke kutsal mıdır sorunsalı8
- ekmek için ekmeleddin5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği45
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi10
- deli5
- en iyi çakmak markası8
- kürt dizilerinin tutmaması10
- günün sözü10
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi7
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- köylülük5
- from gold from dust32
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler4
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması6
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır4
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- hulk gerçek mi5
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- yönlendirilmiş panspermia teorisi ve uzaylılar2
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- meksika açmazı macerası4
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- vurdurmaya meyilli araba5
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- narh2
- afrikalı kızlar2
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- akapekaka3
- bir şeyler söyle2
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- somalili hatunla evlenmek2
- akepe dönemi16
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- championship manager 01 022
- queen ravenna ifşası15
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- eski kıyafet2
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak2
- arkadaşlar çok sıkıcısınız10
- kolye143
- sorgulanmamış kabuller2
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
hayatımda gördüğüm en güzel yer.
şehrin sokaklarında yürümek bile bu kadar mı keyifli olur? inanılmaz mimarisi, yardımsever insanı, harika doğası, yaz aylarında hem üşütmeyen hem terletmeyen güzel havası... daha ne olsun?
hele bir de özel bir güne denk gelirseniz kaleye giden cadde her zamankinden daha kalabalık ve eğlenceli oluyor. her adımda bir enstrüman çalan kız/erkek, okul koroları, tek kişilik şovlar görebilirsiniz.
sizin gibi buraya gezmeye gelen yoğun turist popülasyonunu da düşünürsek kesinlikle eğlenceli ve canlı bir şehir.
britanya'da görülmesi gereken ilk yer... (birleşik krallık bazında bilemiyorum çünkü kuzey irlanda'ya gitmedim. ama buradan daha güzel bir yer olabileceğini düşünmüyorum k.irlanda'da açıkçası...)
şehrin sokaklarında yürümek bile bu kadar mı keyifli olur? inanılmaz mimarisi, yardımsever insanı, harika doğası, yaz aylarında hem üşütmeyen hem terletmeyen güzel havası... daha ne olsun?
hele bir de özel bir güne denk gelirseniz kaleye giden cadde her zamankinden daha kalabalık ve eğlenceli oluyor. her adımda bir enstrüman çalan kız/erkek, okul koroları, tek kişilik şovlar görebilirsiniz.
sizin gibi buraya gezmeye gelen yoğun turist popülasyonunu da düşünürsek kesinlikle eğlenceli ve canlı bir şehir.
britanya'da görülmesi gereken ilk yer... (birleşik krallık bazında bilemiyorum çünkü kuzey irlanda'ya gitmedim. ama buradan daha güzel bir yer olabileceğini düşünmüyorum k.irlanda'da açıkçası...)
sanırım kalbimin ucra bir köşesini artık geri vermesi gereken über ötesi ortaçağ şehri.
eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılan bu şehrin mimarisi, insanı tamamiyle ingilterenin skindirik kraliyet yaşayış tarzından sıyırarak, oğlum asalet burda doğmuş lan dedirttirir. soğuk nevale ingilizlerin aksine, yol sorduğunuzda patronundan izin alarak size eşlik edecek kadar düşünceli insanları mevcuttur. * *
okyanus seviyesinin altında olan bu şehrin eşsiz manzarasını seyretmek için gidilcek yer calton hill den başka bir yer değildir. zira kaleye 11 pound verdiğinize değmeyecektir. pound demişken, iskoçya para birimi gbp olmasına rağmen banknotları tamamiyle farklıdır ve genelde kendi banknotlarını kabul ederler.
yazın gitmiş olsanız bile yalancı bir güneşin tepede asılı olmasına rağmen içinize soğuğun geçme ihtimali yüksektir. festival dönemleri temmuz sonuna denk geldiğinden de olsa gerek, giydiğim kostümun içine pamuklu don giyesimin geldiği dönemlerim oldu. şu festivalden bahsedelim; edinburgh jazz & blues festivali, tigerfest indie müzik festivali, edinburgh uluslararası film festivali, edinburgh kitap festivali gibi çeşitli ilginç dalları olsa da festivalin dünya literatürüne en büyük katkısı tek bir aktiviteyle ortaya çıkmasıdır: the fringe. itinayla kafa sallanır efenim.
gothic mimarinin sizi tam bir harry potter manyağı yapması işten bile değildir. rowling'in hayal gücünü parçaladığı masaya iki saat bakarken, sherlock holmes ların, graham bell lerin "burada yaşadı" tabelalarıyla nirvanaya ulaşmanız çok yakındır. ayrıca türkiye deki 1 tl cilerin türevi mahiyetinde, 1 poundcular mevcuttur. her biri evanescence kılığında dehşetül vahşet hatunların yüzünden hissettiğiniz aşağılık psikolojisinden kurtulmanız için çok hain planlar geçebilir içinizden, ama sakin olun.
yaklaşık 40 pounda, edinburg'dan (hadi yazayım, edinburou telaffuzu bana göre en iyisi) başlayarak iskoçya nın o güzelim yemyeşil vadilerine, yüzüklerin efendisindeki hobbit diyarına ve harry potter daki bir çok sahnenin çekildiği yerlere götüren turlar mevcuttur. eski şehirdeki abbey in arka taraflarından başlar. burası aynı zamanda diğer küçük şehir turlarının da yapılabileceği yerdir.
hostellerin kalite/fiyat uyumu mevcuttur. londra dan gelecekler için kings cross tan trenle gelebilirler fakat uçaktan pahalı olması hasebiyle national expressveyahut megabus u tercih etmelerini öneririm. takriben 9 saat sürer. * * *
eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılan bu şehrin mimarisi, insanı tamamiyle ingilterenin skindirik kraliyet yaşayış tarzından sıyırarak, oğlum asalet burda doğmuş lan dedirttirir. soğuk nevale ingilizlerin aksine, yol sorduğunuzda patronundan izin alarak size eşlik edecek kadar düşünceli insanları mevcuttur. * *
okyanus seviyesinin altında olan bu şehrin eşsiz manzarasını seyretmek için gidilcek yer calton hill den başka bir yer değildir. zira kaleye 11 pound verdiğinize değmeyecektir. pound demişken, iskoçya para birimi gbp olmasına rağmen banknotları tamamiyle farklıdır ve genelde kendi banknotlarını kabul ederler.
yazın gitmiş olsanız bile yalancı bir güneşin tepede asılı olmasına rağmen içinize soğuğun geçme ihtimali yüksektir. festival dönemleri temmuz sonuna denk geldiğinden de olsa gerek, giydiğim kostümun içine pamuklu don giyesimin geldiği dönemlerim oldu. şu festivalden bahsedelim; edinburgh jazz & blues festivali, tigerfest indie müzik festivali, edinburgh uluslararası film festivali, edinburgh kitap festivali gibi çeşitli ilginç dalları olsa da festivalin dünya literatürüne en büyük katkısı tek bir aktiviteyle ortaya çıkmasıdır: the fringe. itinayla kafa sallanır efenim.
gothic mimarinin sizi tam bir harry potter manyağı yapması işten bile değildir. rowling'in hayal gücünü parçaladığı masaya iki saat bakarken, sherlock holmes ların, graham bell lerin "burada yaşadı" tabelalarıyla nirvanaya ulaşmanız çok yakındır. ayrıca türkiye deki 1 tl cilerin türevi mahiyetinde, 1 poundcular mevcuttur. her biri evanescence kılığında dehşetül vahşet hatunların yüzünden hissettiğiniz aşağılık psikolojisinden kurtulmanız için çok hain planlar geçebilir içinizden, ama sakin olun.
yaklaşık 40 pounda, edinburg'dan (hadi yazayım, edinburou telaffuzu bana göre en iyisi) başlayarak iskoçya nın o güzelim yemyeşil vadilerine, yüzüklerin efendisindeki hobbit diyarına ve harry potter daki bir çok sahnenin çekildiği yerlere götüren turlar mevcuttur. eski şehirdeki abbey in arka taraflarından başlar. burası aynı zamanda diğer küçük şehir turlarının da yapılabileceği yerdir.
hostellerin kalite/fiyat uyumu mevcuttur. londra dan gelecekler için kings cross tan trenle gelebilirler fakat uçaktan pahalı olması hasebiyle national expressveyahut megabus u tercih etmelerini öneririm. takriben 9 saat sürer. * * *
masallarda "uzak ulkelerin birinde bir kral yasarmis" sozunu gercek yapabilecek kadar masal bir sehirdir. trenden indiginiz anda zaman sizi iki yuzyil geriye atar ve hep o zamanda kalmak istersiniz. buyuk muzeleri, asirlik tren gari, sehrin tam tepesinde bulunan kalesiyle tam bir ortacag sehridir.
dr jekyll and mr hyde romanin yazari Robert Louis Stevenson icin yapilmis simsiyah bir anit bulunmaktadir, yazarin sanina yakisir sekilde gunduz bile urkutucudur.
gidildiginde, birkac kisiye sorarak yerel publarini ogrenebilir,yerel iskoc muziginin, iskoc viskisinin ve pub yemeklerinin tadini cok ucuza cikarabilirsiniz. sehrin her kosesinde ayri bir tarih vardir ve tum sehri yuruyerek gezebilirsiniz. sanildiginin aksine ingilizlerden hic hoslanmazlar, soguk cografyasina inat bir o kadar sicak sevimli insanlari vardir.
en buyuk sorunsa oldukca agir aksanlari yuzunden bildiginizi sandiginiz ingilizca pek ise yaramaz.
hosteller en cok ragbet edilen konaklama mekanlaridir ve cok renkli tiplerle tanismak icin bicilmis kaftandir. sezon disinda ozellikle ocak subat doneminde gidilirse her yer fazlasiyla ucuzdur, isinmak icinse cok zaman viskiyle isinmak gerekir.
gunluk turlar disinda, geceleri yapilan korku turlarinda sehrin altinda bulunan ve paranormal etkisi oldugu varsayilan tas tunelleri gezebilir, ortacaga ait iskence aletlerini gorebilirsiniz.
geri dondugunuzde zamana ve sehire alismak birkac gune malolabilir.
not.olmeden once gidilip gorulesidir.
dr jekyll and mr hyde romanin yazari Robert Louis Stevenson icin yapilmis simsiyah bir anit bulunmaktadir, yazarin sanina yakisir sekilde gunduz bile urkutucudur.
gidildiginde, birkac kisiye sorarak yerel publarini ogrenebilir,yerel iskoc muziginin, iskoc viskisinin ve pub yemeklerinin tadini cok ucuza cikarabilirsiniz. sehrin her kosesinde ayri bir tarih vardir ve tum sehri yuruyerek gezebilirsiniz. sanildiginin aksine ingilizlerden hic hoslanmazlar, soguk cografyasina inat bir o kadar sicak sevimli insanlari vardir.
en buyuk sorunsa oldukca agir aksanlari yuzunden bildiginizi sandiginiz ingilizca pek ise yaramaz.
hosteller en cok ragbet edilen konaklama mekanlaridir ve cok renkli tiplerle tanismak icin bicilmis kaftandir. sezon disinda ozellikle ocak subat doneminde gidilirse her yer fazlasiyla ucuzdur, isinmak icinse cok zaman viskiyle isinmak gerekir.
gunluk turlar disinda, geceleri yapilan korku turlarinda sehrin altinda bulunan ve paranormal etkisi oldugu varsayilan tas tunelleri gezebilir, ortacaga ait iskence aletlerini gorebilirsiniz.
geri dondugunuzde zamana ve sehire alismak birkac gune malolabilir.
not.olmeden once gidilip gorulesidir.
türkiye deki , ne alırsan 1 ytlciler gibi, ' ne alırsan 1 pound' tarzı alışveriş mekanları ile sıkça karşılaşabileceğiniz tarih kokan yer.
gitmisken kesinlikle geleneksel yemeklerinin tadilmasi gereken insani kendisine gercekten asik eden buram buram tarih kokan bir sehir..
tadilasi seyler
Venison ( kirmizi geyik eti - yumusacik eti olan turk kazan yemegimsi super bisey)
Angus Beef (tamamen iskoc bifteginden yapilan kocaman eti olan leziz hamburger -wannaburger-)
Salmon (iskoc sularinda avlanan dogal iskoc somonu ki gayet lezzetli)
Haggis (patetes puresi ustune domuz etiyle servis edir)
Ayrica gitmisken Hard Rock Cafe Edinburgh da ziyaret edilmeli, muhtesem salmon`u ve california steak denenmelidir.
ayrica bir paragrafda Tennents` a acmak isterim ki UK de tattigim en lezzetli biradir kendileri.Kanimca
Iskocya disinda bulmak cok zor.
tadilasi seyler
Venison ( kirmizi geyik eti - yumusacik eti olan turk kazan yemegimsi super bisey)
Angus Beef (tamamen iskoc bifteginden yapilan kocaman eti olan leziz hamburger -wannaburger-)
Salmon (iskoc sularinda avlanan dogal iskoc somonu ki gayet lezzetli)
Haggis (patetes puresi ustune domuz etiyle servis edir)
Ayrica gitmisken Hard Rock Cafe Edinburgh da ziyaret edilmeli, muhtesem salmon`u ve california steak denenmelidir.
ayrica bir paragrafda Tennents` a acmak isterim ki UK de tattigim en lezzetli biradir kendileri.Kanimca
Iskocya disinda bulmak cok zor.
tepeden bakıldığında insana legodan yapılmış hissi veren,festivallerinden ötürü ağustos ayında gidilmesi uygun olan şehir.okunuşu her zaman sorun teşkil etmiştir ki doğrusu "edinbrah" dır.bir de meşhur kalesine giriş ücreti 11 pound'dur.
kristalleri ile ünlü şehir...
bu sehirlilere Edinbourgeois ya da Edinbronian denir.
"edınboro" olarak söylenen ve iskoçya'nın eline geçmeden önce romalıların, anglo-sakson krallıklarından northumbria'nın ve danların yönettiği kent.
ismi asla "edinburg" olarak telaffuz edilmemesi gereken iskoçya başkenti. hele fransızlar gibi "edimburg" derseniz hepten batarsınız. adamla ayaküstü dalga geçer, köyden indim şehire psikolojisine sokarlar.
"edinb(ö)ra" ya da "edınbra" gibi okunuyor diyebiliriz, hiç olmadı aşağıdaki adreste bulunan makalenin ilk satırındaki linkten telaffuzunu dinleyebilirsiniz.
http://en.wikipedia.org/wiki/Edinburgh
"edinb(ö)ra" ya da "edınbra" gibi okunuyor diyebiliriz, hiç olmadı aşağıdaki adreste bulunan makalenin ilk satırındaki linkten telaffuzunu dinleyebilirsiniz.
http://en.wikipedia.org/wiki/Edinburgh
iskoçya'nın ikinci büyük kenti olan ve kuzey'in atina'sı olarak ün salmış olan tarihi şehirdir. hearts ve hibernian bu şehrin takımlarıdır.
gezerken sizi "lan noldu, nereye geldim, dönem filmi mi çekiliyor" diye düşündüren şahane- efsane iskoç başkenti.
insanları ingilizlere gıcık olmanın da verdiği bir güdüyle yabancılara karşı güleryüzlü ve yardımseverdir. merkezindeki müze o kadar büyüktür ki ancak bir haritayla gezerbilirsiniz. william wallace ile ilgili her bir bok da görülebilir bu müzede.
gelelim kaleye, efendim kalenin girişinde biraz tuzluca bir miktar ödedikten sonra kalenin içinde kayda değer pek bir şey olmadığını görüp az bir hayalkırıklığına uğrasanız da şehrin şahane manzarasını görmek sizi biraz rahatlatır.
eski ve yeni edinburgh olarak ikiye ayrılan şehrimizin eski kısmı doğal olarak daha bir tarih kokar. mimarisine ağzınızın açık bakacağınız yapıları, şahane pub ve restoranları ile çok güzel bir başkenttir.
sanırım high street te sandy belly's adlı küçük bir pub vardır ve orada canlı müzikle çok hoş irlanda- iskoç celtic müziği dinlenebilir.
şehrin biraz yukarılarında da türkçe bilen david adında amerikalı bir halıcı vardır. buraya da mutlaka uğrayın keza adam zamanında türkiyede yaşamıştır ve sizde ülke özleminin tavan yaptığı bir anda yanıbaşınızda bir türk kahvesi hazırlayacaktır.
ağustostaki festivali ise dünyaca meşhurdur.
son söz, ingiltere ye gidilmişse kesinlikle atlayın trene, basın gidin bu şehre ve gayda manyağı yapın kendinizi.
insanları ingilizlere gıcık olmanın da verdiği bir güdüyle yabancılara karşı güleryüzlü ve yardımseverdir. merkezindeki müze o kadar büyüktür ki ancak bir haritayla gezerbilirsiniz. william wallace ile ilgili her bir bok da görülebilir bu müzede.
gelelim kaleye, efendim kalenin girişinde biraz tuzluca bir miktar ödedikten sonra kalenin içinde kayda değer pek bir şey olmadığını görüp az bir hayalkırıklığına uğrasanız da şehrin şahane manzarasını görmek sizi biraz rahatlatır.
eski ve yeni edinburgh olarak ikiye ayrılan şehrimizin eski kısmı doğal olarak daha bir tarih kokar. mimarisine ağzınızın açık bakacağınız yapıları, şahane pub ve restoranları ile çok güzel bir başkenttir.
sanırım high street te sandy belly's adlı küçük bir pub vardır ve orada canlı müzikle çok hoş irlanda- iskoç celtic müziği dinlenebilir.
şehrin biraz yukarılarında da türkçe bilen david adında amerikalı bir halıcı vardır. buraya da mutlaka uğrayın keza adam zamanında türkiyede yaşamıştır ve sizde ülke özleminin tavan yaptığı bir anda yanıbaşınızda bir türk kahvesi hazırlayacaktır.
ağustostaki festivali ise dünyaca meşhurdur.
son söz, ingiltere ye gidilmişse kesinlikle atlayın trene, basın gidin bu şehre ve gayda manyağı yapın kendinizi.
(bkz: fringe)
iskoçya'nın başkenti olarak bilinen şehir. aynı zamanda ülkenin, basım ve yayımcılığı ile bilinen şehirlerinden birisi olup, başlıca sanayi kolları mühendislik işleri, kauçuk, kağıt, un üretimi ve kimyasal ürünlerdir...
fringe ve official festivaliyle rüya kent..tek sorun agustosta eldivenle dolaşmak zorunda kalmak.değmez mi değer
celt ırkının ana yurdu.
iskoçya'nın başkenti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar