bugün
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması11
- bütün dinlere inanmamak3
- kainatın insanların keşfi için yaratılması4
- tai lung26
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı7
- askerden sonra dikkat çekmek4
- cinlerden yardım alan platformlar2
- anderson talisca6
- muskadan medet uman müslümanlar2
- kadının kalbine giden yol4
- nervio varıdı nerede o8
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı7
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası6
- bir zihinden diğer zihne sirayet eden algı3
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- kıyamet2
- sözlük dayısı dövmek6
- osuruktan şiirler89
- anın görüntüsü20
- victor osimhen19
- gece yarısı evde yarasa uçarken uyanmak3
- commodore 642
- ismet gurbuz 202411
- psikolojik hastalığı olmayan sözlük kızı5
- su bardağı ile çay içmek5
- ben hiç ak partiye oy vermedim2
- mansur yavaş3
- kadınların muhabbet etmeyi sevdiği erkek olmak4
- dolar isterse 100 olsun41
- fenerbahçe17
- corpus hermeticus4
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- muslettin amca10
- hiç hakiki sarışın kız görmemek5
- içki şişeleri3
- burç soran kadının flörtleşmeye çalışıyor olması5
- hoşlanılan kızı çorbacıya götürmek4
- yemeksepeti4
- arkadaşlar selam4
- steam arkadaşı aranıyor5
- balkanlar da sarışın olmaması4
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- eski sevgilinin mesaj atıp ben aşık oldum demesi3
- kitap okuyorum sessiz olun4
- mekke anlaşması5
- eski sevgiliyle 50 yıl sonra karşılaşmak5
- sade sodaya tek atan insan4
- tortellini3
- 22 ağustos 2026 sıcak hava dalgası3
- semahta giysi üçetektir2
Federico fellini hayali... sene 1983 imiş, vay'mış ki ne vay'mış...
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar