bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- çay içen kız9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- mutsuz olmak3
- galatasaray6
- galatasaray 3 rennes 33
- en tehlikeli insan tipleri2
- duyulan en ilginç isim5
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- oralet içen erkek5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- anın fotoğrafı14
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- uludağ sözlük çeteleri9
- çaya şeker atan erkek5
- kalem4
- rennes2
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- yıkık yazarlar4
- erdal beşikçioğlu8
- yerinde dur3
- latte içen erkek4
- en boktan on yıl7
- yelpaze3
- patates kızartması4
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- ona bir şey söyle13
- gocu bak bi5
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- ayrılık8
- selam sözlük2
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- düşün ki o bunu okuyor4
- en gey özelliğiniz3
- red flag erkek listesi9
- menemen9
Federico fellini hayali... sene 1983 imiş, vay'mış ki ne vay'mış...
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar