bugün
- migros'a sorulacak tek soru9
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması6
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması10
- livakovic'in barcelona transferi5
- kliniğe gittim klinikten geldim2
- ikinci entrynin başlık üzerindeki muazzam etkisi2
- fenerbahçe biraz sert biraz katı12
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı6
- kadınlardaki aşırı özgüvenin nedeni5
- adnan menderes'in yıktırdığı tarihi eserler3
- genelev3
- osuruktan şiirler58
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- abdullah öcalan13
- sözlük ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi2
- yazarlara gelen son mesaj3
- babo dünyayı düzdün doymadın4
- bik bik kız kaçırdı9
- yasakçı zihniyet15
- dincinin içinde yaşadığı hasta hayal dünyası3
- ekşi sözlük21
- alparslan kuytul13
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi3
- victor osimhen11
- tarhana çorbası7
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti8
- ona bir şey söyle5
- kredi kartı2
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- yılmaz güney filmleri6
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- ismail kartal16
- yıllık izin3
- avanosun nevşehirde olması5
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- yılmaz güney büyüklüğü4
- bir uykusuz eleman var uyuyamıyor geceleri2
- bugün ne yapsam9
- reels izleme bağımlılığı6
- her şeyi hatırlayan insan9
- müsavat dervişoğlu8
- muslettin amca6
- aleksey batrakov19
- felsefe9
- sözlükte kavga olmayan gün2
- astral seyahate çıkış harcı4
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
Federico fellini hayali... sene 1983 imiş, vay'mış ki ne vay'mış...
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar