bugün
- boşandığı eşine araba alan adam6
- millette manyak para var18
- sözlük kürdü54
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- papatya çayı içen erkek10
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- ben tevratı da okudum incili de12
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- 007 tarzı entry girmek4
- pankek yiyen erkek6
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- traş olmaya üşenmek7
- 20075
- türkiyeli kahvesi8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- ismail kartal19
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- anın görüntüsü28
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- osman pamukoğlu14
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- escort ile para kavgası5
- simko323
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- kefiye2
- etnik köken20
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- cam açık uyumak8
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- damat tıraşı4
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- arkadaşlar naber ya4
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
Federico fellini hayali... sene 1983 imiş, vay'mış ki ne vay'mış...
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
ulu tanrım seni inandırsın, Altına şıçaroviçleyen bir velet olarak görev aldığım 1983 dünyasının o eprimiş günlerini dün gibi hatırlıyorum. Şehre bir film geldi. iklim değişmedi, zaten Akdeniz'di. sapına kadar Akdenizliydik. Akı severdik ve amansız bir hastalık olan denizin müritleriydik. Sanata karşı sevici hissiyatlarla değil gönülden bağlıydık. Adana'mıza bir hayalci, bir büyücü, bir şiirci, bir perest gelmiş didiler. Babama "gidelim de gidelim baba" der gibi baktım. o ise "Hele oğlum önündeki şu kebabını bi bitir, sonra bakarız!" bakar gibi dedi. Annem "şalgam içer misin daha?" diye ekledi. Bense "şırdan bitti mi ya, ben bi şırdan daha istiyom" demeye çalıştım, galiba başaramadım. Zira O gün Yeni bir şırdan gelmemişti sofraya hiç unutmam.
"Ben bir yaşımdan beri şırdan&kebap biraderleri şalgamsal bir akarsu yardımıyla mideme indirip fellini izliyorum lan!" dedim, "yuhh meme mi yaptı lan senin beynin!" diye bana ters ters bakan sol gözüme.
iklim güzeldi. Akdeniz'di. Biz hiç fellini izlememiştik o zamanlar. 26 sene sonra, en iyilerinden birini izledim. Hadi gülümse.
e la nave va adındaki bu film, cansız bir bedenin başka bir deyişle bir kavanoz külün "Güneş yükselince beni yakın ve küllerimi yayın adanın etrafında... doğduğum yerde... ruhumun geri dönmesini dilediğim yerde..." cümlesinde işaret edilen yere taşınmasının yolculuğudur. Gemide geçer çokça.
Filmin çağrıştırdıkları uzun uzun yazılabilir de... Ancak yavaş yavaş anlıyorum ki, bu felline filmlerine yapılamaz. Yani yapılsa da marjinal fayda sikkoluk çizgisinde durur. Fellini'nin görselliği, imgeleri apayrı bir dokuda. 'Doku kelimesini cümle içinde kullanarak sanatsal bir doku yakalamanın tadını parantez içine alsaydım keşke!' pişmanlığım bi yana, bu film anlatılmaktan çok izlenmeli galiba. Ne desem hoş, ama boş.
son olarak muhteşem cemaat,
Her notanın kendine has bir rengi olduğuna inanan kör bir kadın vardı filmde. Durup durup düşün'dürtüyor beni söyledikleriyle hala.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar