bugün
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- rafine zevkleri olan erkek12
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- salon erkeği10
- ekşi sözlük9
- giysi fiyatlarının uçması7
- insan aklıyla açıklanamayan konular4
- lüks araba istemeyen erkek9
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- gece 23 de demlenen çay2
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- üniversiteli kızlar6
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak4
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı2
- emeviler3
- ilker başbuğ6
- erecto tehafütüt tehafüt'ü okudu mu sorunsalı2
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- 2008 ekonomik krizi7
- bir kıza saklama kabı hediye etmek5
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı7
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- yeter be yeter ulan3
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler2
- anın fotoğrafı3
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- anın görüntüsü10
- ilişkide lider olmayı seven kadın5
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- sıcak su torbası getirecek beyler4
- miss universe 20262
- çok iyi dans eden erkek2
- kuki gel oğlum3
- jeffrey epstein2
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- ne yesek2
- giresunlu olmanın zorlukları9
- lüks araba isteyen türk kızları4
- orta sınıfın yok olduğu an3
- amedspor9
- yallah arabistan a diyen tip11
- hayattaki en kötü duygu4
- trabzonspor17
- ölmeden önce son isteğiniz sorulsa4
- şeker hastalığı3
(bkz: şampanya)
''çabuk gel, yıldızların tadına bakıyorum''
pierre perignon'un bu şampanyayı keşfettiği zaman sarf ettiği cümle. bu şampanyanın güzel bir de fıkrası vardır.
- adamın biri.. çok canti.. etrafa caka satan tiplerden.
günlerden birgün. bu adam lüks bir restorana girmiş ve gözüne kestirdiği masaya yerleşmiş. garson hemen yanına gelmiş. bizim eleman hemen menü istemiş. önüne gelen menüye bir süre göz gezdirdikten sonra ne yiyeceğinin siparişini verir ve yanına perignon ister.
bir süre sonra siparişler gelir. adamın önüne servis edilir ve şampanya ultra kibar bir şekilde adama sunulur. şampayasından bir yudum alan adamın hemen suratı asılır. num num num yapar ama bunda bir ibnelik vardır. garsona;
- beni mi sikiyorsunuz lan? bu dom perignon değil.
+ efendim olur mu öyle şey? bu kesinlikle dom perignon.
- kardeşim bu perignon değil! sizi şikayet edeceğim
garson tutuşur. bir koşu şefinin yanına gider ve yardım ister.
şef garson gelir;
- efendim bir yanlış anlaşılma oldu sanırım.
+ siktir ulan! hem beni sikmeye çalış, hem de yanlış anlaşılma oldu de..
- ama efendim??
+ sizi şikayet edeceğim.
şef garsonumuz iki büklüm olay yerinden uzaklaşır. müdürüne durumu beyan eder.
müdür;
- efendim arkadaşlar durumu bana bildirdi. biz de kesinlikle bu tarz durumlar yaşanmaz.
+ la oğlum bi siktir git canımı sıkma.
- efendim öyle konuşma....
+ sus sıçarım ağzına. sizi şikayet edeceğim.
adamın hiddetinin farkına varan müdür çareyi patrona haber vermekten yana kullanır. duyumu alan patron adamın yanına gelir;
patron;
- efendim nasıl yardımcı olabilirim?
+ dom perignon sipariş ediyorum, siz bana it öldüren getiriyorsunuz.
anlaşmazlıktan ötürü uzun süre tartışırlar. en sonunda patron ağzındaki baklayı çıkarır.
- bu şampanyanın üzümlerinin toplandığı bağın hemen yanında benim bağım var. her şey aynı. toprak, iklim, su.. bunun dom perignon olmadığını nasıl anlayabildiniz?
bunun üzerine adam arkasına yaslanır.
- am siktin mi?
+ ee tabii.
+ göt siktin mi?
- ee yanii evet.
+hımm. peki karanlıkta iki deliğe girsen ve bu delikleri ayırt et desem, edebilir misin?
- ederim tabii ki. biri sıkı, biri folloş.
+ o zamannnn.. bu iki delik arasındaki mesafe ne kadar? söyle bakayım.
- yani.. takribi bir santim.
+ bre deyyus! sen gece karanlığında iki deliğin farkını ayırt edebiliyorsun da, ben ayrı bağların üzümünü ayırt edince mi olay oluyor.. şimdi sus! siktirtme kendini.
pierre perignon'un bu şampanyayı keşfettiği zaman sarf ettiği cümle. bu şampanyanın güzel bir de fıkrası vardır.
- adamın biri.. çok canti.. etrafa caka satan tiplerden.
günlerden birgün. bu adam lüks bir restorana girmiş ve gözüne kestirdiği masaya yerleşmiş. garson hemen yanına gelmiş. bizim eleman hemen menü istemiş. önüne gelen menüye bir süre göz gezdirdikten sonra ne yiyeceğinin siparişini verir ve yanına perignon ister.
bir süre sonra siparişler gelir. adamın önüne servis edilir ve şampanya ultra kibar bir şekilde adama sunulur. şampayasından bir yudum alan adamın hemen suratı asılır. num num num yapar ama bunda bir ibnelik vardır. garsona;
- beni mi sikiyorsunuz lan? bu dom perignon değil.
+ efendim olur mu öyle şey? bu kesinlikle dom perignon.
- kardeşim bu perignon değil! sizi şikayet edeceğim
garson tutuşur. bir koşu şefinin yanına gider ve yardım ister.
şef garson gelir;
- efendim bir yanlış anlaşılma oldu sanırım.
+ siktir ulan! hem beni sikmeye çalış, hem de yanlış anlaşılma oldu de..
- ama efendim??
+ sizi şikayet edeceğim.
şef garsonumuz iki büklüm olay yerinden uzaklaşır. müdürüne durumu beyan eder.
müdür;
- efendim arkadaşlar durumu bana bildirdi. biz de kesinlikle bu tarz durumlar yaşanmaz.
+ la oğlum bi siktir git canımı sıkma.
- efendim öyle konuşma....
+ sus sıçarım ağzına. sizi şikayet edeceğim.
adamın hiddetinin farkına varan müdür çareyi patrona haber vermekten yana kullanır. duyumu alan patron adamın yanına gelir;
patron;
- efendim nasıl yardımcı olabilirim?
+ dom perignon sipariş ediyorum, siz bana it öldüren getiriyorsunuz.
anlaşmazlıktan ötürü uzun süre tartışırlar. en sonunda patron ağzındaki baklayı çıkarır.
- bu şampanyanın üzümlerinin toplandığı bağın hemen yanında benim bağım var. her şey aynı. toprak, iklim, su.. bunun dom perignon olmadığını nasıl anlayabildiniz?
bunun üzerine adam arkasına yaslanır.
- am siktin mi?
+ ee tabii.
+ göt siktin mi?
- ee yanii evet.
+hımm. peki karanlıkta iki deliğe girsen ve bu delikleri ayırt et desem, edebilir misin?
- ederim tabii ki. biri sıkı, biri folloş.
+ o zamannnn.. bu iki delik arasındaki mesafe ne kadar? söyle bakayım.
- yani.. takribi bir santim.
+ bre deyyus! sen gece karanlığında iki deliğin farkını ayırt edebiliyorsun da, ben ayrı bağların üzümünü ayırt edince mi olay oluyor.. şimdi sus! siktirtme kendini.
Sadist romanının finalinde, paul "misery'in dönüşü' romanını bitirmeye yaklaştığında, annie wilkes'in paul sheldon'a ikram ettiği şampanya. 75 $ şişesine verdiği için biraz hayıflanır annie.
şarabını bilmem ama (şarapçı değiliz de) merak ve adet yerini bulsun diyerek bir ortamda şampanyasından bir kadeh içmiş biri olarak (benedictine mork dom perignon da varmış, onu tadmadım) damak zevkimize (şaraptan hiç anlamam bu konuda cahilim) bana uymayan içki.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar