bugün
- ben geldim naneler24
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- mokv'nin uysaljakoben olması6
- ümmetçilik5
- 20 li yaşlar5
- sevgiliniz karşı cinsle tatile gidebilir mi12
- göbekli erkekler9
- dünyanın en samimiyetsiz cümlesi13
- ne zaman mutlu olacağız8
- atletle gezen erkek7
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek4
- döner mi yesem hamburger mi makarna mı12
- bik bik'in erkek olması6
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- uzak mesafe ilişkisi3
- insan olmaya ceyrek kala14
- yaşının adamı olmamak3
- bir erkeği erkek yapan beş özellik14
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- 13 temmuz 2026 haluk levent'in ahbap açıklaması3
- bazen ölmeyi o kadar çok istiyorum ki5
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- şaka maka türkiye'nin yükseliş dönemine geçmesi5
- kadınları çekici yapan detaylar8
- velvet'in başı açık mı sorunsalı7
- üniversite diploması3
- tff bal ligi katılım ücreti2
- türk kızlarındaki yabancı penis merakı2
- haluk levent'e para emanet etmek23
- kaliteli insanı belli eden detaylar24
- imam hatipli kızların verici olması6
- yağ somunu2
- bir erkeği elde etmenin yolları12
- islamcı kürtçü ittifakı2
- birader avcısı3
- ilkokul diploması2
- mason greenwood12
- yapay zekanın tehlikeli yükselişi12
- evlat ayrımcılığı9
- sütlaç3
- erkek eşek gibi çalışacak hanımına bakacak3
- okyanusta yüzmemiş erkek gizli eşcinseldir5
- abdülhamid kayıhan osmanoğlu2
- kahve kokusu8
- sözlük kızlarının birbirine yürümeye başlaması3
- horozun haremine girmek3
- saçlara akların düşüp belin bükülmesi3
- arkadaşlar acil bakar mısınız2
- gocu15
- fusya semsiyeli yabanci29
(bkz: şampanya)
''çabuk gel, yıldızların tadına bakıyorum''
pierre perignon'un bu şampanyayı keşfettiği zaman sarf ettiği cümle. bu şampanyanın güzel bir de fıkrası vardır.
- adamın biri.. çok canti.. etrafa caka satan tiplerden.
günlerden birgün. bu adam lüks bir restorana girmiş ve gözüne kestirdiği masaya yerleşmiş. garson hemen yanına gelmiş. bizim eleman hemen menü istemiş. önüne gelen menüye bir süre göz gezdirdikten sonra ne yiyeceğinin siparişini verir ve yanına perignon ister.
bir süre sonra siparişler gelir. adamın önüne servis edilir ve şampanya ultra kibar bir şekilde adama sunulur. şampayasından bir yudum alan adamın hemen suratı asılır. num num num yapar ama bunda bir ibnelik vardır. garsona;
- beni mi sikiyorsunuz lan? bu dom perignon değil.
+ efendim olur mu öyle şey? bu kesinlikle dom perignon.
- kardeşim bu perignon değil! sizi şikayet edeceğim
garson tutuşur. bir koşu şefinin yanına gider ve yardım ister.
şef garson gelir;
- efendim bir yanlış anlaşılma oldu sanırım.
+ siktir ulan! hem beni sikmeye çalış, hem de yanlış anlaşılma oldu de..
- ama efendim??
+ sizi şikayet edeceğim.
şef garsonumuz iki büklüm olay yerinden uzaklaşır. müdürüne durumu beyan eder.
müdür;
- efendim arkadaşlar durumu bana bildirdi. biz de kesinlikle bu tarz durumlar yaşanmaz.
+ la oğlum bi siktir git canımı sıkma.
- efendim öyle konuşma....
+ sus sıçarım ağzına. sizi şikayet edeceğim.
adamın hiddetinin farkına varan müdür çareyi patrona haber vermekten yana kullanır. duyumu alan patron adamın yanına gelir;
patron;
- efendim nasıl yardımcı olabilirim?
+ dom perignon sipariş ediyorum, siz bana it öldüren getiriyorsunuz.
anlaşmazlıktan ötürü uzun süre tartışırlar. en sonunda patron ağzındaki baklayı çıkarır.
- bu şampanyanın üzümlerinin toplandığı bağın hemen yanında benim bağım var. her şey aynı. toprak, iklim, su.. bunun dom perignon olmadığını nasıl anlayabildiniz?
bunun üzerine adam arkasına yaslanır.
- am siktin mi?
+ ee tabii.
+ göt siktin mi?
- ee yanii evet.
+hımm. peki karanlıkta iki deliğe girsen ve bu delikleri ayırt et desem, edebilir misin?
- ederim tabii ki. biri sıkı, biri folloş.
+ o zamannnn.. bu iki delik arasındaki mesafe ne kadar? söyle bakayım.
- yani.. takribi bir santim.
+ bre deyyus! sen gece karanlığında iki deliğin farkını ayırt edebiliyorsun da, ben ayrı bağların üzümünü ayırt edince mi olay oluyor.. şimdi sus! siktirtme kendini.
pierre perignon'un bu şampanyayı keşfettiği zaman sarf ettiği cümle. bu şampanyanın güzel bir de fıkrası vardır.
- adamın biri.. çok canti.. etrafa caka satan tiplerden.
günlerden birgün. bu adam lüks bir restorana girmiş ve gözüne kestirdiği masaya yerleşmiş. garson hemen yanına gelmiş. bizim eleman hemen menü istemiş. önüne gelen menüye bir süre göz gezdirdikten sonra ne yiyeceğinin siparişini verir ve yanına perignon ister.
bir süre sonra siparişler gelir. adamın önüne servis edilir ve şampanya ultra kibar bir şekilde adama sunulur. şampayasından bir yudum alan adamın hemen suratı asılır. num num num yapar ama bunda bir ibnelik vardır. garsona;
- beni mi sikiyorsunuz lan? bu dom perignon değil.
+ efendim olur mu öyle şey? bu kesinlikle dom perignon.
- kardeşim bu perignon değil! sizi şikayet edeceğim
garson tutuşur. bir koşu şefinin yanına gider ve yardım ister.
şef garson gelir;
- efendim bir yanlış anlaşılma oldu sanırım.
+ siktir ulan! hem beni sikmeye çalış, hem de yanlış anlaşılma oldu de..
- ama efendim??
+ sizi şikayet edeceğim.
şef garsonumuz iki büklüm olay yerinden uzaklaşır. müdürüne durumu beyan eder.
müdür;
- efendim arkadaşlar durumu bana bildirdi. biz de kesinlikle bu tarz durumlar yaşanmaz.
+ la oğlum bi siktir git canımı sıkma.
- efendim öyle konuşma....
+ sus sıçarım ağzına. sizi şikayet edeceğim.
adamın hiddetinin farkına varan müdür çareyi patrona haber vermekten yana kullanır. duyumu alan patron adamın yanına gelir;
patron;
- efendim nasıl yardımcı olabilirim?
+ dom perignon sipariş ediyorum, siz bana it öldüren getiriyorsunuz.
anlaşmazlıktan ötürü uzun süre tartışırlar. en sonunda patron ağzındaki baklayı çıkarır.
- bu şampanyanın üzümlerinin toplandığı bağın hemen yanında benim bağım var. her şey aynı. toprak, iklim, su.. bunun dom perignon olmadığını nasıl anlayabildiniz?
bunun üzerine adam arkasına yaslanır.
- am siktin mi?
+ ee tabii.
+ göt siktin mi?
- ee yanii evet.
+hımm. peki karanlıkta iki deliğe girsen ve bu delikleri ayırt et desem, edebilir misin?
- ederim tabii ki. biri sıkı, biri folloş.
+ o zamannnn.. bu iki delik arasındaki mesafe ne kadar? söyle bakayım.
- yani.. takribi bir santim.
+ bre deyyus! sen gece karanlığında iki deliğin farkını ayırt edebiliyorsun da, ben ayrı bağların üzümünü ayırt edince mi olay oluyor.. şimdi sus! siktirtme kendini.
Sadist romanının finalinde, paul "misery'in dönüşü' romanını bitirmeye yaklaştığında, annie wilkes'in paul sheldon'a ikram ettiği şampanya. 75 $ şişesine verdiği için biraz hayıflanır annie.
şarabını bilmem ama (şarapçı değiliz de) merak ve adet yerini bulsun diyerek bir ortamda şampanyasından bir kadeh içmiş biri olarak (benedictine mork dom perignon da varmış, onu tadmadım) damak zevkimize (şaraptan hiç anlamam bu konuda cahilim) bana uymayan içki.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar