bugün
- keşke geri dönse dediğiniz yazarlar16
- sözlükteki ilişki skandalı20
- arkadaşlar ben ölsem üzülür müsünüz11
- çok kötü ve kırgın hissettiğinizde ne yapıyorsunuz13
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı31
- keko bir erkek tarafından sevilmek16
- şu an sahip olduğunuz sosyal uygulamalar6
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- gilded'in iyi bir insan olduğu gerçeği8
- camın başında oturup karı kız kesen tip5
- müge anlı ve esra erol gittikten sonra atv10
- dişçi olmak ergen olmaya engel mi9
- antipanik'in sözlüğe vedası4
- her şey yolundaysa ve mutluysanız ne yapıyorsunuz5
- uludağ sözlükte birbirleriyle çıkan yazarlar10
- gece sohbet edilecek meslek grupları4
- en iyi kadir inanır filmi9
- hay senin 31 vardı öldü mü5
- tenha bir bar bulup barmenle sohbet etmek4
- karton toplayan piç3
- para mı saygınlık mı6
- sözlüğün ne güzel kız yazarı12
- sözlükteki fiziği güzel yazarlar2
- bana onu sormayin32
- yogartiksen15
- aşkın güzellikle alakasının olmaması5
- gelinim mutfakta final yaptıktan sonra kanal d4
- gece vakti 5 tane sigaranın kalması3
- filistin54
- kim milyoner olmak ister3
- yazarların ilk arabası10
- iyi geceler8
- gitse de rahat bir nefes alsak dediğiniz yazarlar2
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen29
- şato görmemiş yuzırlar3
- joseph shomolo kuschca8
- ne kadar yaşlısın22
- hımm ok5
- kezban kızın kezban olduğunun farkında olmaması4
- güldür güldür show final yaptıktan sonra show tv3
- bugün gelen kitaplar3
- blackberry4
- en sevdiğiniz seks pozisyonu nedir anketi7
- yeter serdar videosundaki adamın iyi sevişmesi4
- macron adamdır14
- gecenin bir saati özel numarayla arayan sapık4
- koyun eti4
- sophie dee'nin memeleri5
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz7
- pazar akşamı gelen iç daralmasının başlaması5
istanbul'da insanlıkdışı bir sorumsuzluk, kapatılmayan bir kapak nedeniyle kanalizasyon çukuruna düşüp hayatını kaybeden beş yaşındaki melek.
"yetkililer"in konuyla ilgili savunması[!] ise şöyle:
"ne yani; her yayanın başını bir bekçi dikecek değiliz ya!"
ben buradayım dilara, hiç merak etme.
"yetkililer"in konuyla ilgili savunması[!] ise şöyle:
"ne yani; her yayanın başını bir bekçi dikecek değiliz ya!"
ben buradayım dilara, hiç merak etme.
sadece turkiye de gorulen olaylardan birine kurban gitmiş olandır.
ihmalsizlik sonucu rögar kapağı kurbanı olan ve bunun sonucunda açılan davadan şirketle helalleşerek* itirazını geri çekmiş baba Muhterem Dumru 'nun ve tanıklıktan çekilen emine dumru 'nun kızlarıdır. bunun sonucunda da kişiler tahliye olmuş. herşey hallolmuş!! evli evine köylü köyüne gitmiş!! herkes mutlu!! peki ya dilara? o nerde?
--alıntı--
Duruşmada şikayeti sorulan Dilara Dumrul'un babası Muhterem Dumrul, şikayetinden vazgeçtiğini bildirdi.
Hakim Zeynel Coşkun'un, Muhterem Dumrul'a ''Mahkemeye MVM Turizm şirketinden manevi tazminat aldığını ve maddi tazminat hakkını saklı tuttuğuna'' ilişkin bir dilekçe verdiğini hatırlatması üzerine Dumrul, ''Biz helalleştik onlarla, ceza davasından vazgeçtik'' dedi.
Duruşmaya tanık olarak katılan anne Edibe Dumrul da Hakim Coşkun'un, ''tanıklıktan çekilme hakkının'' olduğunu hatırlatması üzerine tanıklık yapmak istemediğini bildirdi.
Hakim Coşkun da Edibe Dumrul'un tanıklıktan çekildiğini tutanağa yazdırdıktan sonra Dumrul'u duruşma salonundan çıkardı.
Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı ibrahim Haluk Terzi, Ozarlı ve Kaya'nın tutuklandıkları tarih ve dosya kapsamına göre tahliyelerine karar verilmesini istedi.
--alıntı--
http://www.milliyet.com.t...07/05/03/son/sontur25.asp
--alıntı--
Duruşmada şikayeti sorulan Dilara Dumrul'un babası Muhterem Dumrul, şikayetinden vazgeçtiğini bildirdi.
Hakim Zeynel Coşkun'un, Muhterem Dumrul'a ''Mahkemeye MVM Turizm şirketinden manevi tazminat aldığını ve maddi tazminat hakkını saklı tuttuğuna'' ilişkin bir dilekçe verdiğini hatırlatması üzerine Dumrul, ''Biz helalleştik onlarla, ceza davasından vazgeçtik'' dedi.
Duruşmaya tanık olarak katılan anne Edibe Dumrul da Hakim Coşkun'un, ''tanıklıktan çekilme hakkının'' olduğunu hatırlatması üzerine tanıklık yapmak istemediğini bildirdi.
Hakim Coşkun da Edibe Dumrul'un tanıklıktan çekildiğini tutanağa yazdırdıktan sonra Dumrul'u duruşma salonundan çıkardı.
Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı ibrahim Haluk Terzi, Ozarlı ve Kaya'nın tutuklandıkları tarih ve dosya kapsamına göre tahliyelerine karar verilmesini istedi.
--alıntı--
http://www.milliyet.com.t...07/05/03/son/sontur25.asp
babası nın pek saygı değer muhterem! dumru nun yaptığı karşısında kemikleri sızlayan yavrucak. resmen dumura uğradığım olay, insanlık ayıbıdır. para için kızını satmaktır, ahlaksızlıktır, yazıklar olsundur. yarın bu adam karısınıda satarsa hiç şaşırmam dediğim olaydır. suçlular parayla işi bitirip yeni canlar peşindedir. bu böyle sürüp gidecektir. babası bu adamlarla helalleş miş miş, sizler bu kızla nasıl helalleşeceksiniz bakalım ahirette?
Dilara'nın ölümü 'fırsat' ha?!
Dilara Dumrul, istanbul Bahçelievler'de kapağı açık bırakılmış bir rögar çukuruna düşüp öldüğünde 5 yaşındaydı.
Dilara'nın ölümü kaza da değildi, kader de! Düpedüz bir cinayetti. Yolda sürdürülen yapım çalışmaları sırasında, şirket gereken önlemleri almamış, belediye, işi verdiği şirketi yeterince denetlememişti. Yani Dilara'nın öldürülmesinin sorumluları da belliydi.
En tepedeki sorumlulara kimse ilişmedi. Fakat halkın tepkisini yatıştırmak için Güntek adlı şirketten iki kişi, "taksir ile ölüme sebebiyet vermek"ten tutuklandı.
Dilara'nın ölümüyle ilgili açılan dava, 3 Mayıs'ta Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Ve bu duruşmadan şaşırtıcı bir sonuç çıktı. Dilara'nın anne ve babasının şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle mahkeme de iki tutuklunun tahliyesine karar verdi.
Bu gelişme üzerine, ailenin şirketten aldıkları para karşılığında şikayetinden vazgeçmesi yorumları yapıldı. Ve bu ihtimal, burjuva basının manşetlerinde bile eleştirildi. Daha sonra aile para almadıklarını söyledi. Ki doğrusu da budur. Adalet, paraya satılamaz. Nitekim, Dilara öldüğü zaman annesi "Tazminat değil ceza istiyoruz" diyordu. Babası ise, "Benim Dilaram gitti, başka evlatlar gitmesin. Bu iş unutturulmasın" diyordu... Ne olduysa oldu ve Dilara'nın ailesi şikayetinden vazgeçti. Kızlarını bir kez de onlar gömdü rögar çukuruna.
Fakat meselenin daha ilginç ve önemli iki yanı daha vardı:
Birincisi; aile şikayetinden vazgeçmiş bile olsa, mahkemenin tutuklu sanıkları bırakmaması gerekirdi. Çünkü bu aynı zamanda bir "kamu davası"ydı ve ailenin şikayetinden vazgeçmesi, onların bir vatandaşın ölümüne yolaçmış olması suçunu ortadan kaldırmıyordu. Ailesinin para alıp almadığı tartışılırken, acaba arada "başka"ları da para almış olmasındı?!
ikincisi: Ailenin para alma ihtimali genelde kınanırken, burjuva basında bunu "doğal" görenler de vardı. Hatta doğal görmenin ötesine geçip, bunu aile için bir "fırsat" olarak gören de.. Şöyle yazdı bunlardan biri:
"Alçakça, haince, hayvanca bir ihmal yüzünden feci bir şekilde boğularak ölen Dilara'nın anne ve babasının davalarından vazgeçtiklerini öğrenince ben de kızmıştım ilk anda..
'Biz helalleştik' demişler, önlerine konan parayı alıp davalarından vaz geçtiklerini açıklarken.. Sonra bir daha düşündüm... Siz hiç fakir oldunuz mu?.. Sizin hiç önünüze, hayatınızda o güne kadar kazanmadığınız... bir para kondu mu?.
Hayatınızda ilk defa, yeni ve biçimli elbiseler giymek, hayatınızda ilk defa tencereye bol et koymak fırsatı geçti mi elinize?.
Ölen ölmüş, giden gitmiş. Dava kızınızı geri mi getirecek?.
Hayır.. Dilara'nın anne ve babasına kimsenin kızma hakkı yok.. Onlar hayat boyu belki de bir daha ellerine geçmeyecek bir fırsatı değerlendirdiler.." (Hıncal Uluç, Sabah, 8 Mayıs 2007)
Kafaya bakın. Eğer fakirseniz, onurdan, adaletten vazgeçebilirsiniz... Çocuğunuz mu ölmüş, boşverin adaleti, boşverin başka çocukların ölmesini engellemeyi, "fırsat" bu fırsat, köşeyi dönün!
Ve bu durumda; adalet simgesinin eline bir terazi değil de, para dolu bir torba konulsa düzenin adaletini daha iyi temsil etmez mi?
http://www.yuruyus.com/ww...ews.php?h_newsid=2982&
Dilara Dumrul, istanbul Bahçelievler'de kapağı açık bırakılmış bir rögar çukuruna düşüp öldüğünde 5 yaşındaydı.
Dilara'nın ölümü kaza da değildi, kader de! Düpedüz bir cinayetti. Yolda sürdürülen yapım çalışmaları sırasında, şirket gereken önlemleri almamış, belediye, işi verdiği şirketi yeterince denetlememişti. Yani Dilara'nın öldürülmesinin sorumluları da belliydi.
En tepedeki sorumlulara kimse ilişmedi. Fakat halkın tepkisini yatıştırmak için Güntek adlı şirketten iki kişi, "taksir ile ölüme sebebiyet vermek"ten tutuklandı.
Dilara'nın ölümüyle ilgili açılan dava, 3 Mayıs'ta Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Ve bu duruşmadan şaşırtıcı bir sonuç çıktı. Dilara'nın anne ve babasının şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle mahkeme de iki tutuklunun tahliyesine karar verdi.
Bu gelişme üzerine, ailenin şirketten aldıkları para karşılığında şikayetinden vazgeçmesi yorumları yapıldı. Ve bu ihtimal, burjuva basının manşetlerinde bile eleştirildi. Daha sonra aile para almadıklarını söyledi. Ki doğrusu da budur. Adalet, paraya satılamaz. Nitekim, Dilara öldüğü zaman annesi "Tazminat değil ceza istiyoruz" diyordu. Babası ise, "Benim Dilaram gitti, başka evlatlar gitmesin. Bu iş unutturulmasın" diyordu... Ne olduysa oldu ve Dilara'nın ailesi şikayetinden vazgeçti. Kızlarını bir kez de onlar gömdü rögar çukuruna.
Fakat meselenin daha ilginç ve önemli iki yanı daha vardı:
Birincisi; aile şikayetinden vazgeçmiş bile olsa, mahkemenin tutuklu sanıkları bırakmaması gerekirdi. Çünkü bu aynı zamanda bir "kamu davası"ydı ve ailenin şikayetinden vazgeçmesi, onların bir vatandaşın ölümüne yolaçmış olması suçunu ortadan kaldırmıyordu. Ailesinin para alıp almadığı tartışılırken, acaba arada "başka"ları da para almış olmasındı?!
ikincisi: Ailenin para alma ihtimali genelde kınanırken, burjuva basında bunu "doğal" görenler de vardı. Hatta doğal görmenin ötesine geçip, bunu aile için bir "fırsat" olarak gören de.. Şöyle yazdı bunlardan biri:
"Alçakça, haince, hayvanca bir ihmal yüzünden feci bir şekilde boğularak ölen Dilara'nın anne ve babasının davalarından vazgeçtiklerini öğrenince ben de kızmıştım ilk anda..
'Biz helalleştik' demişler, önlerine konan parayı alıp davalarından vaz geçtiklerini açıklarken.. Sonra bir daha düşündüm... Siz hiç fakir oldunuz mu?.. Sizin hiç önünüze, hayatınızda o güne kadar kazanmadığınız... bir para kondu mu?.
Hayatınızda ilk defa, yeni ve biçimli elbiseler giymek, hayatınızda ilk defa tencereye bol et koymak fırsatı geçti mi elinize?.
Ölen ölmüş, giden gitmiş. Dava kızınızı geri mi getirecek?.
Hayır.. Dilara'nın anne ve babasına kimsenin kızma hakkı yok.. Onlar hayat boyu belki de bir daha ellerine geçmeyecek bir fırsatı değerlendirdiler.." (Hıncal Uluç, Sabah, 8 Mayıs 2007)
Kafaya bakın. Eğer fakirseniz, onurdan, adaletten vazgeçebilirsiniz... Çocuğunuz mu ölmüş, boşverin adaleti, boşverin başka çocukların ölmesini engellemeyi, "fırsat" bu fırsat, köşeyi dönün!
Ve bu durumda; adalet simgesinin eline bir terazi değil de, para dolu bir torba konulsa düzenin adaletini daha iyi temsil etmez mi?
http://www.yuruyus.com/ww...ews.php?h_newsid=2982&
kucucuk bir bedendi hayata gozlerini yummadan once, gozlerinin sadece uyukuya daldigi sirada kararacagini sanirdi hep. bilmezdiki o derin karanlikla birgun kallesce acik birakilan bir cukurda karsilasacak ve bilmezdiki daha karne hediyesini almadan beyaz bir kumasa sarilacak. oysa annesinin ellerini simiki tutmustu fakat unuttugu bir sey vardi hayata tutunmayi unutmustu... delice akan suya kapildigi sirada anladiki artik donusu yok bu gidisin son birkez dipten feryad eden annecigine bakti tek kaygisi o an annecigine oldu gozlerini yumarken soz verdi annecigine birgun tekrar el ele dolasacagiz diye... sorumsuzluk ornegi gosterenleri lanetliyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar