Mektup

Al,
yüreklerinden bir parça koy yüreğine
Kokuları serin bir bahar rüzgarı gibi
çek içine.
Şafak vakti dağın ardından selamla onları
Söz ver,
başarılacak de,
De ki gülümsesinler
De ki arkada kalmasın gözleri.

(bkz: Dilan Munzur)
BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESiN


Analardır adam eden adamı

aydınlıklardır önümüzde gider.

Sizi de bir ana doğurmadı mı?

Analara kıymayın efendiler.

Bulutlar adam öldürmesin.

Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

uçurtması geçiyor ağaçlardan,

siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.

Çocuklara kıymayın efendiler.

Bulutlar adam öldürmesin.

Gelinler aynada saçını tarar,

aynanın içinde birini arar.

Elbet böyle sizi de aradılar.

Gelinlere kıymayın efendiler.

Bulutlar adam öldürmesin.

ihtiyarlıkta aklına insanın,

tatlı anıları gelmeli yalnız.

Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,

efendiler, siz de ihtiyarsınız.

Bulutlar adam öldürmesin.


Şubat 1955

(bkz: Nazım Hikmet)
KIYIMLAR


Ama o zaman kan saklandı

(Köklerin arasında yıkandı ve inkar gelindi

Bu öyle geçmişte olmuştu ki) Güneyin yağmuru

onu her yerden sildi

Öyle vakit geçmişti ki güherçile onu yedi Pampa

içinde

Halkın ölümü her zamanki gibi oldu

Sanki hiç kimse ölmüyordu

Sanki bunlar toprak üstüne düşen taşlardı

Su üstüne düşen su.

Kuzeyden güneye ölüleri toz ettiler

Yaktılar onları karanlıklar içinde gömdüler

Gecede sessizlik içinde yok ettiler

Bir maden ocağında istif ettiler hepsini

Kemiklerini denize attılar.

Bugün nerede olduğunu kimse bilmiyor

Mezarları yok hepsi de dağılmışlardır

Vatanın kökleri arasında

Parmakları şehit parmağı gibiler

Yürekleri kurşuna dizildiler

Pampa yiğitleri

Sessizliğin başbuğları

Şililerin gülüşleri hepsi de

Katiller vücutlarını nereye gömdüler

Bilen yok

Ama topraktan çıkacaklar halkın kıyam gününde

Düşen kanı geri alacaklar

Suç Plazanın tam ortasında oldu

Çalı saklayamadı halkın temiz kanını

Ve Pampa bu kanı içemedi

Hiç kimse bu suçu saklayamadı
Suç vatanın tam göbeğinde oldu.


(bkz: Pablo Neruda)
Ömrün sırrı

Söyle, dünyanın en güzel şarkısını
en güzel sesinle
Anlat, toprağımın en güzel öyküsünü
en tatlı dilinle
Yaz, ülkemin acılı tarihini
en güçlü kaleminle
Yaşa, yaşanması gereken ne varsa
güzel olan
Aç yüreğini dağlara
belki sırrı oradadır ömrün.

(bkz: Rewşen)
Bir Militanın Günlüğünden

Hürriyet; ekmek gibi
Su gibi
Yaşamak nedenimiz

Biz ki;
Kızıl barut kokusunda açardık
-Dört yanımız ölüm katranı-
Biz ki;
Bu yaşamak uzayan yolda
Ölüme giderdik
- Dudaklarımızda; "Newroz Türküsü"-

Yeşildik, kırmızıydık
Sarıydık
Gökkuşağının altında
Ve uzanırdık dünyanın bütün devrimlerine
Dünyanın bütün masallarına
Çocukların diline...

Ozan Deniz Sarıtop
MARE MOSTRUM

En uzun koşuysa elbet Türkiyede de devrim
O onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak
En hızlısıydın hepimizin
En önce o göğüsledi i pi
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocık aşk olsun.

CAN YÜCEL
generalim tankınız ne güçlü

tankınız ne güçlü generalim,
siler süpürür bir ormanı,
yüz insanı ezer geçer.
ama bir kusurcuğu var;
ister bir sürücü.

bombardıman uçağınız ne güçlü generalim,
fırtınadan tez gider, filden zorlu.
ama bir kusurcuğu var;
usta ister yapacak.

insan dediğin nice işler görür, generalim,
bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.
ama bir kusurcuğu var;
bilir düşünmesini de.

(bkz: bertolt brecht)
DEVRiM



Temiz kalan tek yerdir devrim

bütün bir yıl

kirlenen duvarda

ama görebilmek icin

asıldığı çividen indirilmelidir

yapraklari biten takvim



Zorbalara direnmektir devrim

bir çocuğun

annesinin çantasından aldığı paraları

altına gizlediğini

söylememiştir dövülen

hiçbir hali



içinde yaşamaktır devrim

dikiş kutusunun

ve toplu iğneler gibi

bir arada olmayı gerektirir

karşı koyabilmek icin zulmüne

makas denilen patronun



Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim

ateş böceklerini

yakalamak isteyen çocukların

peşine takılır gün gelir

yanıp sönen mavi ışıkları

polis arabalarının



Kağıt bir gemidir devrim

bütün gemiler

hurdaya çıksa da sonunda

taşıdığı özgürlük şiiriyle

batmadan yüzer nicedir

dünya sularında



Kim bilir kaç yunus görmüş

kaç Deniz Gezmiş...

Sunay Akın
itirazın iki şartı

çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
türkiye'de kürt olacağız
kürtlerde ermeni
ermenilerde süryani
gidip almanya'da türk olacağız
hollanda'da surinamlı
fransa'da cezayirli
iran'da azeri
amerika'da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka kızılderili
israil'de filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı
çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuzun tarafında
solda olacağız
bu itirazın ilk şartı
solda da az olacağız
devrimi çoğaltırken çünkü
bir başka devrime hızla azalacağız
bu da itirazın ikinci şartı.

nevzat çelik
rodrigo çalsın bu gece, konçerto dinleyesim var. şiirlerinde allah belasını versin, bir kurşuna, bir can biçenlerinde.
"ölenler, dövüşerek öldüler
güneşe gömüldüler
akın var güneşe, akın
güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın"
(bkz: yav he he)
Hep bir ümit aşılamaya çalışılan züğürt tesellisi tadında egzantrik egzotik söz dizileri.
Akdenizde bir hayalet dolaşıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026