Araçların duruncaya kadar yavaşlaması.
ani durma süresi.(araçlar için)
(bkz: akselerasyon)
o ihtişamlı hızın aniden “ulan dur bakayım” dediği, kalbin “abi bi nefes alayım amk” diye yalvardığı, evrenin kibarca omzuna dokunup “oğlum gazı bırak, viraj geliyor” diye fısıldadığı andır. fizikte hızın azalması derler, tıpta da bebek kalp atışının yavaşlamasıydı sanırım. her neyse.

hayattaki hali efsanedir. 25’inde 180 basarsın, her şey akselerasyonda, mesajlar akar, planlar akar, umutlar akar… 35’ine geldiğinde aynı yolda aynı arabadasındır ama pedal boşta, motor tekliyor, arkadan kamyonlar korna çalıyor. sevgiliden iyi misin diye 14 saat sonra iyi cevabı alırsın. işten bu ay da zam yok diye geç deselerasyon yersin. sabah kalktığında bugün niye kalkayım ki sorusu sorarsın kendine, yatakla aranızdaki ilişki resmen evliliğe dönmüştür... uzar gider bu liste.

benim ilacımın en samimi durağı da burasıdır zaten. sertralin devreye girince renkler solar, sesler boğuklaşır, motivasyon frene asılır ama fren tutmaz, kayarsın. en güzeli de şudur: yavaşlarken etrafındaki her şeyin aslında hep aynı hızla gittiğini görürsün. sadece sen duruyorsundur. ya da duruyormuş gibi yapıyorsundur. bazen de en sağlıklısı duvara toslamak yerine usulca kenara çekip “nereye gidiyorduk biz ya” diye sormak.

o yüzden deselerasyon yaşayanlara tek tavsiyem: emniyet kemerini takın, el frenini çekmeyin ama gazı da zorlamayın. bir süre yolun kenarında pinekleyin. sonra bakarsın, belki yine gazı kökleyecek cesareti bulursun. ya da bulmazsın. ikisi de olur. şimdi bi 6-8 ay deselerasyonda kalayım da aklım başıma gelsin.
© copyright 2005 - 2026